Sosyal medyada kullanıcı hakları ve reformun adımları

Cüneyd Altıparmak / Hukukçu
04.07.2020

Gerek suç duyurularında ve gerekse içeriğin yayından çıkarılması yönündeki taleplerimizde esas sorun sosyal medya platformlarının konuya yaklaşımıdır. Yayından çıkarma kararlarının neredeyse hiçbiri uygulanmamaktadır. Sosyal medya platformlarının bir başka sorunlu alanı ise, pornografik içeriğin kullanıcı hesaplarınca paylaşımını adeta serbest bırakmış olması, yani erişim engellenmesi yönündeki adli ve idari kararları hesaba almamasıdır.



Twitter bağlamında sosyal medya konusunda yazdığımız serinin bu son yazısı. İlk yazıda sosyal medya kuralları ve devletin hukuku, ikinci yazıda sosyal medyanın kendi içindeki başvuru, şikayet yolları ve bu konuda sosyal medya firmalarının ülkelerinde dava açılabileceği üzerinde durmuştuk. Serinin bu son yazısında sosyal medyada maruz kaldığımız tehdit, ayrımcılık, hakaret gibi konusu suç veya haksız fiil oluşturan durumlarda Türk Hukuk sisteminde neler yapabileceğimize değineceğiz.

Kişilik hakları

Bu haklar, insanın yaşadığı toplum içindeki saygınlığın, kıymetini, kendisini özgürce geliştirmesini içeren tüm öğeleri içerir. Bunlar kişiye bağlıdır, dokunulamaz, devredilemez, bunlardan feragat edilemez. Bir kimseye hakaret etmek, iftira atmak, küfür etmek, tehdit imasında dahi bulunmak, ismi, dış görünüşü, konuşma bozukluğu gibi kusurlarını alay konusu yapıp, onu rencide etmek türünden tüm olgular kişilik haklarına saldırı olarak değerlendirilir. Kişilik hakların Anayasal koruma altındadır.

Sosyal medyada türlü türlü niteleme ile karşılaştığımız saldırılar var. Bu saldırıların çok büyük oranı kişilik haklarına dönük. Yoğun biçimde hesabın şikayet edilmesi; bir kimsenin sahte hesaptan sizinle ilgili yalan-yanlış şeyler yazması; fotoğrafınız üzerine çeşitli uygulamalar ile sizi küçük düşürecek eklemeler yapılarak paylaşılması; görüntünüzün bir başka müstehcen içerikle birlikle yayılması; hesabınızın bilgilerinin çalınması profil ve tüm paylaşımlarınızın kopyalanarak, birebir aynı hesabın açılması vb. şekilde bu saydıklarımızı aşan düzeyde saldırı veya ihlal ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Suçlar ve şikayet

Saldırıların hepsi suç kapsamında kalmaz. Suç; kanunlarca yasaklanmış ve yapılması halinde ceza verileceği belirtilmiş eylemlerdir. Buna göre, sosyal medyadaki paylaşımlara bakarsak: 

•  “Yetkisiz erişim”, 

•  “Sisteme müdahale”, 

•  “Veriye müdahale (Değiştirme, bozma, yok etme, erişilmez hale getirme)”, 

•  “Bilişim Sistemleri Aracılığıyla Yarar Sağlama” 

•  “Banka ve Kredi Kartlarının Kötüye Kullanımı” gibi daha çok “bilişim suçları” olarak adlandırabileceğimiz suçlar karşılaşacağımız gibi,

•  ”hakaret” 

•  ”tehdit” 

• “kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi ve yayılması” 

• özel hayatın gizliliğini ihlal sosyal medya aracılığı ile de işlenebilecek suçlar karşımıza çıkacaktır. Tüm bu suçları tek tek izah edemeyiz. Ancak maruz kalma ihtimalimizin çok olduğu hakaret, tehdit ve özel hayatın gizliliğini ihlal konularına kısaca değinelim.

Hakaret; bir kimseye, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat emek ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmaktır. Bunun en bariz örneği, sosyal medyada küfür edilmesi, dolaylı yoldan yakıştırma marifetiyle sövülmesi gibi durumlardır. Tehdit ise; bir kimsenin, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle gözdağı verilmesidir. Sosyal medyada “ölümle” veya yakınlarının başına bir hal getirmekle tehdit edilmesi gibi eylemler buna örnektir. Özel hayata ilişkin olarak bilgilerin de sosyal medyada paylaşılmasına da sıklıkla maruz kalınmaktadır. Kişinin özel hayatına ilişkin bir sırrının, fotoğrafının, bir durumunun veya yaşantı biçiminin paylaşılması suçtur.

Bunlar başınıza gelince olayı savcılığa intikal ettirmeniz gerekir. Bunun için paylaşımın adres çubuğunda tüm uzantısı görünecek biçimde bir ekran fotoğrafını almayı unutmayın. Bu iki açıdan önemlidir: Bir; silinse dahi sizde kalması için, iki; polisin yapacağı araştırmada uzantıyı tam görebilmesi için. Bir de şikayetinizi delillerin kaybolmaması ve takibin kolaylaşması için “siber polis” birimine yapmanız, süreci hızlandıracaktır.

Failin bulunması sorunu

Suç duyurusunda bulunduğunuz takdirde her şey çorap söküğü gibi ilerlemeyebilir. Zira, suç olgusu kadar, hukuk sistemimiz; failin bulunması üzerinde de durur. Faili bulunamayan eylem “faili meçhul” yani “kim tarafından işlediği belirsiz” durumda olacağı için bulunacağınız suç duyurusunun sonucunda elinize bir şey geçmeyebilir. Bunun sebebi yine kendilerine has kuralları ile karşımıza çıkan sosyal medya platformlardır. Örneğin Twitter bir çok “fake”, “bot” hesabı kapattığını ilan ederken övünerek bahseder ama bir kimseye hakaret eden hesabın IP ve diğer bilgilerini istediğinizde “bilgi veremiyoruz” deyip konuyu geçer. Takma isimler (nick name) ile açılan hesaplar için bu çokça başa gelen bir durumdur.

Tazminat davası

Diyelim ki suç duyurusunda bulunduk ve faili de bulduk. Failin ceza mahkemesinde yargılaması devam ederken veya mahkum olmasına müteakip, işlediği suçun aynı zamanda bir “haksız fiil” yani “hukukun koruduğu hakkınıza yönelmiş müdahale” olduğu için, ayrıca şahıs hakkında dava açarak, maddi ve manevi zararlarınızı gidermesini talep edebilirsiniz. Suç duyurusunda bulunmadan doğrudan bu yolu seçebileceğiniz gibi, eylemin suç olmaması ve fakat haksız fiil olabilmesi ihtimalini de aklınızdan çıkarmayın. Örneğin, bir kimsenin mesleği ile alay edilmesi ceza mahkemesince hakaret suçu olarak nitelenmese de hukuk mahkemesince eylem haksız fiil olarak kabul edilebilir. Twitter’da “Allah belanı versin” denmesi ceza mahkemesince suç olarak nitelenmeyebilir, ancak hukuk mahkemesinde tazminata konu edilmesi mümkündür. Bunun örneklerini çoğaltabiliriz.

Paylaşım engeli

Anlattıklarımız, sosyal medyadaki saldırının kişiler açısından durumu idi. Bir de içerik/paylaşım açısından işletilebilecek hukuki süreç bulunmaktadır. Bu konuda temel düzenleme 5651 sayılı yasadır. Burada Erişim Sağlayıcıları Birliği (ESB) ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) devreye girmektedir. İki ihtimal vardır:

1) Erişimin engellenmesi; belirli suçlar için doğrudan mahkeme, savcı kararı veya BTK’nın duruma müdahale etmesi ile gerçekleşir. Örneğin, bir sitenin içeriğinde

•  İntihara yönlendirme, 

•  Çocukların cinsel istismarı 

• Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, 

• Sağlık için tehlikeli madde temini, 

• Müstehcenlik, 

•  Fuhuş, 

• Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçları veya 

• Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda ve 

•  Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanunda yer alan suçlar varsa mahkeme veya savcı kararı yada BTK başkanlığınca resen engelleme yapılması mümkündür. (Bkz. 5651 s. Kanun m.8).

2) İçeriğin yayından çıkarılması ise başvuracağımız en önemli yol. İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edilenler, içeriği sağlayan siteye (örnek: twitter, facebook gibi) veya sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini isteyebilir. Burada yapacağınız başvurunun detaylı ve gerekçelerinin yerli yerinde olmasına dikkat etmek gerekir. URL adresinin tam olarak yazmanız gerekir

Kendi kuralını dayatma

Gerek suç duyurularında ve gerekse içeriğin yayından çıkarılması yönündeki taleplerimizde esas sorun yine sosyal medya platformlarının konuya yaklaşımıdır. Alınan içeriğin yayından çıkarılması kararlarının neredeyse hiçbiri uygulanmamaktadır. Sosyal medya platformlarının bir başka sorunlu alanı ise, pornografik içeriğin kullanıcı hesaplarınca paylaşımını adeta serbest bırakmış olması, yani erişim engellenmesi yönündeki adli ve idari kararları hesaba almamasıdır.

Her toplumun evrensel ahlak kuralları ile bezendiği ve fakat her toplumu kendine has kılan özellikli bir ahlak anlayışı vardır. Özellikle kişilik haklarına saldırı, cinsel suçlar konusunda, herkesin ABD’nin yaklaşımına Twitter’in kuralları hizasına gelmesini dayatmak, hukuku araçsallaştırarak, dünyadaki farklılıkları hiçe saymaktır. Bu dayatmanın adı özgürlük olamaz. Zira en temel sorular şunlardır: Bu kuralları kim hangi saikle koymuştur? Bu kuralları ülkelerin yasasında üstün müdür? Meşru mudur? Sanırım meselenin bu “dayatmacı” yönü çok önemlidir. Bu ülkelerin sosyolojisine ve hukukuna bariz müdahaledir. Toplumları toplum yapan “özellikleri” yıkmak veya bunu derinden sarsmaya azmetmek, egemenlik haklarını hiçe saymak üstü kapalı, adı konmamış bir faşizm olarak karşımızda durmaktadır. Mücadelenin buna karşı yürütülmesi gerekir.

Reformun adımları

Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan’ın “sosyal medya” konusundaki çıkışı Sn. Devlet Bahçeli’nin meseleye dair önceki beyanlarının devamı niteliğinde. Haklılık payları da büyük. Çivisi çıkmış bir mecra ile karşı karşıyayız. Ancak sosyal medya kaldırılmak veya yasaklanmak ile doğru bir yol olmayabilir. Daha büyük sorunları doğurması olası. Öncelikle değindiğimiz üzere hukuki ve teknik boyutu ülke dışında ve fakat kıtalar dolaşan bir network ağına bağlı. Geçmişte de gördüğümüz gibi “genel” yasak ve site kapatmalar hem çözüm olmuyor hem de ülkem imajına zarar veriyor.

Bu konuda yapılması gerekenlerin hukuki boyutu kanaatimizce şöyle: 

•  Türkiye bu konunun uluslararası hukukun gündemine getirilmesine öncülük etmelidir. Bu konuda bir çok ülkenin türleri ve gerekçeleri farklı da olsa serzenişinin olduğu açıktır. 

• İnternet hatlarının devlet tekellerinden veya küresel firmaların elinde olması konusu tartışmaya açılmalıdır. Zira bu bir gelir kapısıdır ve bu alanda ülkelerin üzerinde antant kaldığı bir vergilendirme disiplini yoktur. 

• Fake ve bot hesapların bildirilmesi için (özellikle Twitter için) yapılan taleplerin veya edilen şikayetlerin yerine getirilmemesinin ABD mahkemelerinde “Twitter’a” ve benzeri kurumlara dava açılmak suretiyle hak aranmalı ve kamuoyu oluşturulmalıdır. 

•  Bu konuda ABD ile yapılan suç ile ilgili bilgi paylaşımına ilişkin sözleşmeye göre hafif nitelikli suçlar için paylaşım yapılmasının zorunlu olmadığı kayıt altına alınmıştır. Bu konun adil olmadığı açıktır. Sosyal medyada işlenen ve etkisi itibarıyla büyük ve fakat niteliği itibarıyla “küçük suç” olarak değerlendirilen bu yaklaşım çağın gereklerine uygun değildir. Bunun revizyonu için BM düzeyinde bir tartışma açmak doğru olacaktır.

Son olarak  • sosyal medya hesapları aracılığı ile işlenen suçlar için (özellikle, tehdit ve hakaret için) daha ağır cezalar öngörülmeli ve siber polisin bu konudaki yetkileri arttırılmalı ve “sıfır tolerans” politikası güdülmelidir. Ancak tüm bunlar yapılırken, kişilerin akıl dolu esprilerine veya eleştirilerine de suç yaftası vurmadan, özgürlükler temelinde gerçek suçu ve suçluyu bulma eğiliminin oturtulması şarttır…

Şikayetler için bilinmesi gereken siteler:

Zararlı internet sitelerini bildirme - https://www.ihbarweb.org.tr

Özel hayatın gizliliğinin korunması - https://www.ihbarweb.org.tr/ohg/

Erişim Sağlayıcılar Birliği - https://www.esb.org.tr/

Güvenli internet hizmet - https://www.guvenlinet.org.tr/

Kişisel verilerin korunması - https://www.kvkk.gov.tr/

E-Devlet Kapısı - https://www.turkiye.gov.tr/

Cumhurbaşkanlığı İletişim merkezi - https://www.cimer.gov.tr/

Diğer - https://internet.btk.gov.tr/

cuneydaltiparmak@yahoo.com