Suriye'de PKK/PYD için statükonun sonu: Askerî baskı, siyasi daralma ve olası senaryolar

Dr. Necdet Özçelik/ Akademisyen, Yazar
10.02.2026

Mevcut göstergeler, Suriye'de PKK/PYD açısından “statükonun sona erdiği” bir döneme girildiğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte örgüt için seçenekler daralıyor: ya Şam'ın çizdiği çerçeveye uyum sağlamak ya da askeri, siyasi ve uluslararası düzeyde daha da marjinalleşmek.


Suriye'de PKK/PYD için statükonun sonu: Askerî baskı, siyasi daralma ve olası senaryolar

Dr. Necdet Özçelik/ Akademisyen, Yazar

Son iki haftada, Suriye sahasında PKK/PYD açısından dengeyi değiştiren bir süreç yaşandı. Özellikle Şam yönetiminin askeri ve siyasi hamleleri, örgütün son yıllarda elde ettiği alan ve manevra kabiliyetini belirgin biçimde daralttı.

Bu dönemin en dikkat çekici gelişmesi, Suriye ordusunun Halep'te PKK/PYD kontrolündeki bölgelere yönelik operasyonları oldu. Uzun süredir devam eden müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından Şam yönetimi askeri seçeneği devreye soktu. Geri çekilme takvimlerine uyulmaması gerekçesiyle başlatılan bu hamle, Suriye ordusunun sahada fiili kontrolü büyük ölçüde ele geçirmesiyle sonuçlandı. Böylece PKK/PYD'nin şehir içi ve çevresindeki bazı kritik pozisyonları dağıtıldı. Örgütün özellikle Fırat'ın batısındaki varlığı ciddi şekilde zayıfladı ve örgüt Fırat'ın doğusundaki Rakka ve Deyrizor'dan tümüyle çekildi.

Askerî baskıyla eş zamanlı olarak, ateşkes ve entegrasyon başlığı altında yeni bir siyasi çerçeve gündeme geldi. Şam yönetimi ile PKK/PYD arasında, çatışmaların genişlemesini önlemeyi amaçlayan bir mutabakat zemini oluştu. Bu çerçeve, PKK/PYD unsurlarının kolektif bir güç olarak değil, parçalı ve bireysel şekilde Suriye devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyor. Bu durum, örgütün fiilî özerk askeri-siyasi yapısını koruma kapasitesini ciddi biçimde sınırlayan bir yaklaşım olarak göze çarpıyor.

Sahadaki bu gelişmeler, PKK/PYD cephesinde belirgin bir gerileme algısını beraberinde getirdi. Özellikle Fırat'ın batısındaki kayıplar ve doğuda artan askeri baskı, örgütün stratejik derinliğini azalttı. Buna paralel olarak örgüt söyleminde savunmacı ve sert bir propaganda diline başvurdu; yaşananlar "komplo" ve "geri adım" vurgularıyla açıklanmaya çalışıldı. Bu dil, sahadaki güç kaybının örgüt içi moral ve meşruiyet tartışmalarına yansıdığını da gösteriyor.

Uluslararası boyutta ise ABD'nin tutumundaki değişim dikkat çekici oldu. Washington'dan gelen açıklamalar, PKK/PYD ile yürütülen anti-DEAŞ iş birliğinin büyük ölçüde sona erdiğine işaret etti. ABD'nin, güvenlik sorumluluklarının kademeli olarak Suriye merkezi yönetimine devredilebileceği yönündeki yaklaşımı, PKK/PYD açısından dış destek zeminini daraltan önemli bir faktör olarak öne çıktı.

Tüm bu gelişmelerin Türkiye boyutu da göz ardı edilemez. Ankara, PKK/PYD'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görmeye devam ederken, sahadaki dönüşümün Türkiye içindeki diyalog zeminini olumsuz etkileyebileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. PKK ise Suriye'de artan askeri baskıyı, Türkiye'de yürütülen süreç açısından "geri adım" olarak tanımlayarak bu iki alan arasında doğrudan bir bağ kurmaya çalışıyor.

Genel tabloya bakıldığında, Ocak 2026 itibarıyla Suriye'de PKK/PYD açısından askeri baskının arttığı, siyasi manevra alanının daraldığı ve uluslararası desteğin zayıfladığı bir sürece girildiği görülüyor. Bu sürecin, örgütün Suriye'deki statüsünü yeniden tanımlamaya zorlayan daha uzun vadeli bir dönüşümün başlangıcı olabileceği değerlendiriliyor.

Artık mesele yalnızca mevcut kayıplar değil; örgütün Suriye'de hangi formda varlığını sürdürebileceği sorusu giderek belirleyici hale geliyor. Bu bağlamda önümüzdeki döneme ilişkin birkaç temel senaryo öne çıkıyor.

Şam merkezli "kontrollü tasfiye / entegrasyon" sürecinin derinleşmesi

Mevcut eğilim devam ederse, Suriye yönetiminin PKK/PYD'ye yaklaşımı askeri baskı + sınırlı siyasi entegrasyon şeklinde ilerleyebilir. Bu modelde:

· PKK/PYD'nin kurumsal ve kolektif yapısı çözülür,

· Yerel unsurlar bireysel olarak Suriye ordusu veya güvenlik birimlerine entegre edilir,

· Özerk idare söylemi fiilen işlevsiz hale gelir.

Bu senaryo, örgütün bölgedeki arızi yapılanmasının sona ermesi anlamına gelir. Şam açısından bu, toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmenin düşük maliyetli bir yolu; PKK/PYD açısından ise kontrollü ama kaçınılmaz bir güç kaybı anlamına geliyor.

Direnç ve asimetrik güvenlik riskleri

Örgütün tamamının bu entegrasyon sürecini kabullenmesi düşük bir ihtimal. Özellikle ideolojik ve PKK merkezli çekirdek kadroların:

· Yerel düzeyde sabotaj,

· Düşük yoğunluklu saldırılar,

· Güvenlik boşluklarından faydalanma

gibi yöntemlerle asimetrik bir direnç hattı oluşturmaya çalışması muhtemel. Ancak ABD desteğinin azalması ve Şam'ın otoritesini tahkim ederek sahada daha rahat hareket etmesi, bu tür bir direncin uzun vadede sürdürülebilirliğini zayıflatıyor.

ABD'nin geri çekilmesinin hızlanması

ABD'nin anti-DEAŞ misyonunun büyük ölçüde sona erdiğine dair mesajları, yalnızca taktik değil stratejik bir yeniden konumlanmaya işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde:

· ABD askeri varlığının daha sembolik hale gelmesi,

· Yerel müttefiklere verilen siyasi korumanın azalması,

· PKK/PYD'nin Washington nezdindeki önceliğinin düşmesi

olasılık dahilinde. Bu durum, PKK/PYD'yi Şam ile daha fazla taviz içeren pazarlıklara zorlayabilir.

Türkiye'nin alanının genişlemesi

Sahadaki dönüşüm, Türkiye açısından da yeni imkânlar barındırıyor.

PKK/PYD'nin zayıflaması:

· Türkiye'nin sınır güvenliği söylemini güçlendirir,

· Şam ile dolaylı bir çıkar örtüşmesi oluşturur,

· PKK'nın Suriye hattı üzerinden Türkiye'ye yönelik kapasitesini sınırlar.

PKK'nın stratejik ağırlık merkezini kaydırma ihtimali

Suriye'de alan kaybı derinleştikçe, PKK'nın:

· Irak'ın kuzeyine daha fazla yüklenmesi,

· Avrupa ve uluslararası alanda siyasi/propaganda faaliyetlerini artırması,

· Türkiye içindeki sosyo-politik tartışmaları daha yoğun kullanması

olasılığı artabilir. Bu, sahadaki askeri kayıpların siyasi ve psikolojik telafi alanlarına yönelme çabası olarak okunabilir.

Kürt toplumu içinde ayrışma

· Bir diğer önemli sonuç, Suriye'deki Kürt toplumu içinde yaşanabilecek iç ayrışmadır. Yerel aktörlerin bir kısmı:

· Şam ile uzlaşmayı pragmatik bir çıkış olarak görürken,

· PKK çizgisine yakın kesimler bunu "teslimiyet" olarak değerlendirebilir.

· Bu ayrışma, örgütün taban kontrolünü zayıflatabilir ve uzun vadede PKK/PYD çizgisinin temsil iddiasını sorgulatabilir.

Mevcut göstergeler, Suriye'de PKK/PYD açısından "statükonun sona erdiği" bir döneme girildiğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte örgüt için seçenekler daralıyor: ya Şam'ın çizdiği çerçeveye uyum sağlamak ya da askeri, siyasi ve uluslararası düzeyde daha da marjinalleşmek.

Bu nedenle orta vadede Suriye sahasında büyük çaplı bir PKK/PYD yeniden yapılanmasından ziyade, parçalanma ve erime sürecinin öne çıkması daha olası görünüyor. Bu sürecin hızı ve maliyeti ise Şam yönetiminin kararlılığı, ABD'nin geri çekilme takvimi ve bölgesel aktörlerin sahadaki eşgüdümüne bağlı olarak şekillenecek.