Tek parti döneminde amele, DP döneminde işçi

Tarkan Zengin / Yazar
30.05.2020

Demokrat Parti, emekçilerin ekonomik ve sosyal hayatlarında önemli gelişmeler sağladı. Tek parti döneminde özellikle köylülükle özdeşleşmiş emekçi kitlesine tepeden bakılması ve yasaklar geniş kitlelerin DP'yi umut olarak görmelerine sebep oldu. İşçiler her seçimde artan oranda DP'ye oy verdiler, 27 Mayıs darbesine destek vermediler. Bir grup CHP'li sendikacı destek verdi.



Demokrat Parti, işçiler ve köylüler başka olmak üzere geniş halk kitleleriyle iyi ilişkiler kurdu. CHP sınıf esasına dayalı sendikalar kurulmasına şiddetle karşıydı. CHP o dönemde işçileri ve sendikaları denetim altında tutmak için İşçi Bürosu Şefliği kurmuştu. Şeflik kamuda çalışan işçileri örgütleyerek sendika kuruyordu. CHP İşçi Bürosu Şefliği sendikaların tüzüklerini hazırlıyor ve sendikaların masa, sandalye ve dolaplarını da temin ediyordu. CHP’nin İşçi Bürosu ‘komiserlerinden’ emekli subay Sabahattin Selek 1948 tarihli Hürbilek gazetesinde “İşçinin Düşmanları” başlıklı bir yazıda CHP’nin bakışını şöyle ifade ediyordu: “Komünizm tehlikesini küçümsemek doğru değildir. Komünizm tetanos mikrobuna benzer. Yaranın küçüklüğüne bakıp ihmale gelmez.” Ancak CHP, işçilere ve sendikalara olumsuz bakışını 1946’da şaibeli biçimde kazandığı son seçimden sonra değiştirmeye başlamıştır. DP’nin muhalefet partisi olarak işçiler ve sendikalar ile ilgili vaatleri ve parti programı CHP’nin olumsuz tutumunun değişmesine neden olmuştu.

Demokrat Parti, CHP tarafından ihmal edilen geniş halk kesimleriyle yoğun bir ilişki kurdu. Emekçilerin ekonomik ve sosyal hayatlarında önemli gelişmeler sağladı. Tek parti döneminde özellikle köylülükle özdeşleşmiş emekçi kitlesine tepeden bakılması ve yasaklar geniş kitlelerin DP’yi umut olarak görmelerini sağlamıştır. İşçiler her seçimde artan oranda DP’ye oy verdiler. İşçiler 27 Mayıs darbesine destek vermediler. 27 Mayıs’a bir grup CHP’li sendikacı destek verdi. DP’nin işçilere önemli zamlar vermesi, işçiler lehine çok sayıda yasa değişikliği yapması, işçilerin talebi üzerine veya çıkarılan iş uyuşmazlıklarında işçiler lehine kararlar vermesi, işçiyi amele olmaktan çıkarıp işçi haline getirmesi ve işçiye değer vermesi işçilerin destek vermesine neden olmuştu.

DP döneminde ücretler arttı

DP döneminde işçilerin reel ücretleri arttı, çalışma şartları iyileştirildi, memurlara 4 maaş ikramiye verildi, vergiler düşürüldü, işçilere ilave tediye uygulaması getirildi. 1951’de onaylanan Asgari Ücretlerin Tespitine Müteallik Yönetmelik çıkarılarak yerel asgari ücretlerin belirlenmesiyle ücretler yükseldi. Kamuda artan ücretler nedeniyle özel sektör işverenleri de ekonomik canlılık nedeniyle ücret artışı taleplerine fazla direnemedi.

1953 tarihinde İktisadi Devlet Teşekküllerinde çalışan işçilere 26 yevmiye tutarında “ilave tediye” ikramiyesi ödenmeye başlandı. 1956 tarihinde 6772 sayılı kanun ile kamudaki tüm işyerlerinde çalışan işçilere ödenen ilave tediye iki katına çıkarılarak 52 yevmiye tutarında ödenmeye başlandı. Bugün halen kamuda çalışan işçilere ödenen 52 günlük ücret tutarındaki ilave tediyeler, 1956 tarihinde çıkarılan 6772 sayılı kanun çerçevesinde ödenmektedir.

Merhum Menderes darbeden 26 gün önce 1 Mayıs 1960 günü işçilerin 1 Mayıs bayramını radyodan kutlayan ilk Başbakan olarak tarihe geçti. Basın İş Kanunu ilk defa 1952 tarihinde kabul edildi. Deniz İş Kanunu1954 tarihinde kabul edildi. 1960 tarihinde Yıllık Ücretli İzin Yasası ile İş Yasası’na tabi olan işyerlerinde çalışan işçi ve müstahdemler için yıllık ücretli izin hakkı getirildi. DP döneminde mevzuat değişiklikleriyle işçilerin ve sendikaların çeşitli kurumlarda temsil edilmeleri sağlandı. İş Mahkemelerinde işçi temsilcisinin yargıçlık yapması sağlandı. İş ve İşçi Bulma Kurumu, Yüksek Hakem Kurulu, Asgari Ücret Komisyonunda işçi temsilcilerinin olması sağlandı.

1946 yılında yeniden kurulan sendikaların üye sayıları 1950 yılında 76 bin iken, 1960 yılında dört kat artarak 282 bine yükselmişti. 1951 yılı Ocak ayında sigortalı sayısı 276 bin 951 kişi iken 1960 yılı Eylül ayında iki kattan fazla artarak 663 bin 101’e yükselmişti. İşçi Sigortaları Kurumu’nun ilk hastanesi, 100 yataklı İstanbul Hastanesiydi ve 1949 tarihinde çalışmaya başladı. Kurum’un DP’nin iktidarda kaldığı 1960 yılı sonunda ise 22 hastanesi, 1 sanatoryum-prevantoryumu, 1 doğumevi, 1 dinlenme evi, yataklı 3 dispanseri, yataksız 19 dispanseri, 22 sağlık istasyonu, 1 diş tedavi merkezi olmuştu. Tesislerdeki yatak sayısı ise 10 yıllık DP iktidarında yaklaşık 30 kat artarak 2 bin 945’e çıkmıştı.

CHP döneminde ‘amele’

Başbakan Adnan Menderes ziyaret ettiği işyerlerinde işçilerle birlikte yemek yiyordu. Dönemin sendikacılarından Halit Mısırlıoğlu işçilerin DP’ye neden destek verdiğini şöyle anlatıyor: “İşçiler 1950 yılında kişiliklerine kavuştular. İşçiler DP’ye güvenerek işyerlerindeki baskılara karşı kafa tutmaya başladılar. CHP döneminde Bakanın kapıcısı bile bakan gibiydi. DP döneminde ise işçinin ve sendikacının Bakanla görüşmesi mümkün oldu. İletilen sorunlar takip edilir ve bu konuda başvurana bilgi verilirdi. DP’liler gönül almasını bilirlerdi, insanca muamele yaparlardı.” Eskişehirli demiryolu işçisi ve sendikacı Hamit Kızılkaya ise DP’li olmalarının nedenini şöyle anlatıyor: “Demiryolu işçisinin yüzde 80’i DP’liydi. CHP döneminde ismimiz ‘amele’ idi. DP döneminde adam yerine konduk. Bu yıllarda milletvekilleri sendikaya gelir, ‘ne istersiniz?’ diye sorarlardı.”

DİSK’in kuruluşu

Malatya Sümerbank Dokuma Fabrikası’nda işçi ve sendikacı Hasan Coşkun DP’nin işçilerin hayatlarında meydana getirdiği değişiklikleri şöyle anlatıyordu: “1951-1960 döneminde işçi hak ettiğini alırdı. İşçi çocukları bu dönemde üniversiteye gidebilmeye başladı. Çalışkan işçi bu yıllarda bağ bahçe aldı, ev sahibi oldu. İşyerinde huzur vardı. Havadan geçinenlere son verildi. Primler arttı. Çalışana hakkı verildi. Yemekler üç kaba çıktı; iki kap yemeğe ilave olarak tatlı da vermeye başladılar. İkramiye verilmeye başlandı. Herkese eşit zam veriliyordu.”

27 Mayıs’ın hemen ardından içinde Türk-İş üyelerinin de olduğu solcu ve CHP’li sendikalarca oluşturulan “onlar grubu” (idealistler grubu) kurulur. 27 Mayıs’ı biz yaptık havasındalar. Kürsülerden DP’li sendikacıları ve işçileri jurnalliyorlar. Onlar Grubu; Teksif Federasyonu Başkanı Celal Beyaz, İstanbul Teksif Başkanı Bahir Ersoy, Oleyis Başkanı Mustafa Çiçek, Türkiye Maden-İş Başkanı Kemal Türkler, Türkiye Su-İş Başkanı Cemil Sermiyasoğlu, İstanbul Gıda Sanayi Sendikası Başkanı Zühtü Tetey, İstanbul Basın Teknisyenleri Sendikası Genel Sekreteri İbrahim Güzelce, Türkiye Lastik-İş Başkanı Rıza Kuas, Türkiye Çikolata ve Şekerli Sanayi İşçileri Sendikası Başkanı Ahmet Muşlu, İstanbul Yaprak Tütün İşçileri Sendikası Başkanı Hüseyin Uslubaş’tan oluşuyordu. Bu grupta yer alan 27 Mayısçı sendika başkanlarından beşi 13 Şubat 1961 tarihinde Türkiye İşçi Partisinin kurucuları arasında yer aldılar. 27 Mayıs darbesini destekleyen onlar grubundan üç sendika başkanı da Türk-İş’ten ayrılarak 13 Şubat 1967’de DİSK’i kurmuşlardır. Onlar grubunda yer alan Maden-İş Genel Başkanı Kemal Türkler, Lastik-İş Genel Başkanı ve TİP Ankara Milletvekili Rıza Kuas, Basın-İş Genel Başkanı İbrahim Güzelce yanlarına Gıda-İş Genel Başkanı ve TİP Tekirdağ Milletvekili Kemal Nebioğlu ile T. Maden-İş (Zonguldak) Genel Başkanı Mehmet Alpdündar’ı alarak DİSK’i, TİP’in kuruluş günü olan 13 Şubat’a denk getirerek kurmuşlardır. Buradan bakıldığında Türk-İş’ten ayrılarak DİSK’i kuran sendikacıların 27 Mayıs darbecilerine destek veren sendikacılar olması ilgi çekicidir.

DP’li işçilere zulümler

CHP’li sendikacılarla 27 Mayıs darbecileri el ele vererek sendikalarda ve işçiler arasında cadı avı başlatırlar. Darbecilerin ilk hedefi Demokrat Partili ve merhum Menderes’in arkadaşı olan Türk-İş Genel Başkanı Nuri Beşer’dir. 1957 yılında yapılan Türk-İş’in 3. Genel Kurulunda Genel Başkanlığa seçilen Nuri Beşer, Menderes’in arkadaşı olmasına rağmen işçi hakları ve sendikal haklar konusunda Demokrat Parti’yi ve Menderes’i eleştirmekten geri durmamıştır. 2013 yılında vefat ettiğinde Türk-İş yayınladığı taziye metninde Beşer’in bu hakkını teslim ederek şunları söylemişti: “İşçi hak ve özgürlükleri için mücadeleyi yaşamının temel taşlarından biri olarak gören Beşer, işçi mücadelesine yaptığı katkılarla tarihe adını altın harflerle yazdırmıştır. Sendikacılığın zorluklar içinde güçlükle yapılabildiği dönemlerde bu görevi gönüllülükle üstlenen Beşer, mücadelesi, azmi ve kararlılığıyla işçi hareketinin yolunu aydınlatmaya devam edecektir”.

Darbeden sonra Türk-İş içindeki CHP’li sendikacılar harekete geçerler. Türk-İş yönetimi darbeden bir gün sonra 28 Mayıs 1960 günü olağanüstü toplanır. Toplantıda Nuri Beşer’in istifa etmesi için imza toplanır. Genel Sekreter Mehmet Ali Sarı’ya ise 11 Mayıs günü Adnan Menderes’e çektiği destek mesajı sebebiyle zorunlu izin verilir. Nuri Beşer, baskılara dayanamayarak 3 Haziran 1960 günü görevinden istifa eder. Türk-İş istifayla yetinmeyerek Nuri Beşer’i Haysiyet Divanına vererek, Türk-İş’ten ihraç etme kararı alır. Nuri Beşer Türk-İş’in Kasım 1960 tarihinde yapılan 4. Genel Kurulunda ihraç talebine karşı yaptığı savunmada “ Türk-İş İdare Heyeti elinden gelse beni insanlıktan da ihraç edeceklerdi” tepkisini gösterir.

Nuri Bey 1961 seçimlerinde Adalet Partisinden Milletvekili seçilir. Orduya hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında dava açılır ve milletvekilliği düşürülerek bir yıl hapis yatar.

27 Mayıs darbesinin en ateşli savunucusu ve Teksif Sendikası Başkanı CHP’li Bahir Ersoy, daha sonra üç dönem CHP milletvekilliği ve 1977 tarihinde kurulan Ecevit Hükümetinde Çalışma Bakanı olarak görev yapacaktır. En çok yaptığı işlerden biri DP’li sendikacıları ve işçileri cuntacılara ihbar etmektir. Bu suçlamalardan biri de DP’li sendika liderlerinin Yenikapı’dan Yassıada’dan tünel kazıp Menderes ve arkadaşlarını kurtarma yalanıdır. Yalanlarla bir darbenin zeminini hazırlayanlar şimdi de ortaya attıkları yeni yalanlara DP’li sendikacılara ve işçilere zulmedilmesinin sağlıyorlardı. Türk-İş kurucularından, İİSB Genel Başkanlarından Mehmet İnhanlı, Menderes’i kaçıracağı iddiasıyla yargılandı ve 11 ay tutuklu kaldı.

20 bin işçi atıldı

Nuri Beşer, Eylül 1960 tarihinde Kemal Sülker’e gönderdiği bir mektupta Bahir Ersoy’un jurnallerinden birini şöyle anlatıyordu: “İstanbul’da Bahir Ersoy dostumuz bir hayli sendikacının canını yaktıktan sonra şimdi de bizim Çitilci ile uğraşıyor ve muvaffak oldu. Akşamdan çıkardılar, demokratlarla temas ediyor diye şikayet etmiş ve aşıda tutmuş. Çocuk işinden atıldı.”

O dönemin DP’li olan sendikacılardan biri ise darbeci subay akrabası sayesinde işten atılmaktan kurtulmuştu. İstanbul Gemi Sanayi İşçileri Sendikası Başkanı Tevfik Nejat Karacagil, “darbeden sonra bizi DP’li olduğumuz için İstinye’den Haliç’e sürdüler. İşten çıkaracaklardı ama Denizcilik Bankasını işgal eden subaylardan biri eniştemdi. O kurtardı” diyerek nasıl kurtulduğunu anlatıyor.

Nuri Beşer, 27 Mayıs darbesinden sonra gözaltına alınan 33 bin kişinin 20 bininin işçi olduğunu ve önemli bir kısmının ise işten atıldığını söylemektedir. 27 Mayıs ihtilalinin ardından birçok kamu kurum ve kuruluşunda Demokrat Partili bilinen işçiler işten çıkarıldı. Bu işçiler ancak iki yıl sonra koalisyon hükümetleri döneminde işlerine geri dönebildikleri söylenmektedir.

27 Mayısçı sendikacılardan Lastik-İş Genel Başkanı Rıza Kuas’ın (1961’de üye olduğu Türk-İş’ten 1967’de ayrılarak DİSK’i kuran sendikacılardan biridir) Cemal Gürsel’e 30 Mayıs 1960 tarihinde gönderdiği telgraf utanç vericidir. Rıza Kuas, cuntanın başı Cemal Gürsel’e bağlılıklarını bildirdiği telgrafında şunları söylüyordu: “Memleketimizdeki anarşiye ve muhtemel kardeş kavgasına son veren, hürriyetimizi iade eden ve Türk milletini demokrasi ve insan haklarına kavuşturacak olan şanlı silahlı kuvvetlerimizin kansız inkılabından dolayı ordumuza ve size minnettarız. Bütün Türkiye’deki onbinlerce lastik, kauçuk, ve plastik işçisi namına size inandığımızı ve güvendiğimizi arz eder, saygı ile ellerinizden öperiz”. Bu utanç yetmiyormuş gibi aynı sendika Milli Birlik Komitesine bir yazı göndererek Yassıada duruşmalarına katılmak için davetiye gönderilmesini ister.

@TarkanZengin