Teknoloji devlerinin 'terör' ikiyüzlülüğü

Nazmelis Zengin / Yazar
18.06.2021

Facebook, Filistin'i destekleyen paylaşımlarda yapılan engellemelerin "teknik bir arızadan kaynaklandığını" açıklayarak özür diledi. Ancak bu özrü sadece Kanadalı kullanıcıları için yaptı. Ortadoğu'da faaliyet gösteren birçok kuruluşun paylaşımları silindi ya da "tehlikeli" olarak işaretlendi. Geliştirdiği algoritması ve yapay zekasıyla övünen Facebook terör paylaşımlarıyla ilgili birçok meselede sınıfta kaldı. Yeni Zelanda'daki cami saldırısı buna en iyi örnek. Ancak algoritmalar kurumun kendi hassasiyetleri söz konusu olduğunda bambaşka bir reaksiyon göstererek suçlu/suçsuz her içeriğin bir filtreden geçip engellemesini de sağlayabiliyor.



İnsan hayatını kolaylaştırmak, iletişim ortamını geliştirmek ve genişletmek için ortaya çıkan yeni iletişim araçlarından biri olan sosyal medya, devletler ile terör örgütleri arasında yeni bir mücadele alanı halini aldı. Maalesef, sosyal medyanın büyük bir kitle tarafından kullanılması ve denetim güçlüğü, terör örgütlerince bir fırsat olarak görülüyor ve bu platformlar aktif bir şekilde propaganda amaçlı kullanılıyor. Bu durum yerel bazlı kitlesel hareketleri küresel bir boyuta taşıyarak tehlikeli bir noktaya ulaştırabiliyor.

İlk diplomatik adımlar

Fransa'da 2015 yılında gerçekleştirilen terör saldırıları sonrasında, Olağan Üstü Hali her alanda uygulayan Fransız Hükümeti, binlerce Twitter hesabının DEAŞ tarafından yönetildiğini belirterek kapatılmasını istemişti. Twitter da bu isteklere tepkisiz kalmamış, şikâyet edilen hesapların çoğunu kapatarak, devletler ve büyük teknoloji şirketleri arasında terörle mücadeleye yönelik ilk diplomatik adımların atılmasını sağlamıştı. DEAŞ'ın en çok varlığını gösterdiği mecralardan biri olan Twitter'da Brookings Enstitüsü'ne göre 50 bine yakın DEAŞ destekçisi hesap yer alıyordu.

Agresif politikalar

Fransa'nın yapmış olduğu istek sonrasında ABD, İsrail ve Türkiye de terör destekçisi hesapların kapatılmasına yönelik taleplerini ileterek mücadelenin bu aşaması için adımlarını sağlamlaştırdılar.

Tüm dünyada çalışan ve kullanıcı sayısı milyonları aşan büyük teknoloji şirketleri, devletlerle sürdürdüğü diplomatik ilişkilerde başta daha yumuşak ve kabul edilebilir politikaları izleme yolunda olsalar da zamanla verinin vermiş olduğu güçle daha agresif politikaları yürütmeye başladılar.

Cambridge Analytica Skandalı ve 2016 ABD Seçimleri sonrası, veri ihlalleri sebebiyle sıklıkla eleştirilmeye başlanan büyük teknoloji şirketleri başta büyük tazminatlar ödeyerek bu sıkıntılardan uzak duracaklarını düşündüler ancak haklarında açılan davaların ardı arkası kesilmedi.

Veri ihlalleri

2018 yılında Avrupa Birliği Komisyonu, dava açarak Google'ın alışveriş hizmetleri için kullanıcıların verilerini kullandığını öne sürerek şirketin rekor denilebilecek bir cezayı(2,42 milyar Avro) ödemesine sebep olmuştu. Veri ihlallerine yönelik AİHM davaları ise devam ediyor. Devletler ileride daha ağır sürprizlerle karşılaşmamak ve büyük güvenlik açıklarıyla uğraşmamak için yasa yapıcıların yolunu tuttu ve Fransa, Almanya, Kanada, Danimarka, Avustralya ve Türkiye gibi birçok ülke ağ sağlayıcılara yönelik yasalar çıkarttı. Ancak yasalar sosyal medyada işlenen suçların önünü kesmiyor. Ağ sağlayıcılar her ne kadar bulundukları ülkede temsilcilik açmaya karar verseler de bildirilen suç niteliğine sahip hesap ve kişilere yönelik işlemler istenilen hızda gerçekleştirilmiyor ya da reddediliyor.

Bu konuya Türkiye'den bir örnek vermek gerekirse, Twitter Barış Pınarı Operasyonları esnasında terör örgütü iltisaklı bulunan hesapların bir kısmına yalnızca birkaç ay önce müdahale etmeye başladı. Arada geçen iki koca yılda terör sempatizanları keyiflerince paylaşımlarını sürdürmeye devam ettiler.

Yapay zeka yardımı

Büyük teknoloji kuruluşlarının bir kısmı hızlı reaksiyon gösterebilmek adına teröre açık destek verdiği düşünülen hesaplara yönelik yapay zekadan destek almaya başladı. Facebook 2018 yılından bu yana bu teknolojiyi kullanarak şikayet edilen hesaplara anında müdahalede bulunuyor. 2019'da yayımladıkları raporda bir yılda teröre yönelik 5.2 milyondan fazla içeriğin engellediğini dahi açıkladılar. Ancak terör anlayışları konusunda bazı soru işaretleri de kafaları karıştırmaya devam ediyor.

Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde iki farklı camiye saldıran ve onlarca kişiyi katleden terörist Brenton Tarrant'ın da katliam öncesinde Facebook ve Twitter'dan manifesto yayınladığı açıklandı. Tarrant saldırıyı anbean Facebook sayfasında yayınladıktan sonra, hesabı ancak askıya alınabildi...

İsteyince yapıyorlar

2020 yılında İtalya'da bir camiyi havaya uçurmayı planlayan iki aşırı sağcının tutuklandığı açıklandı. Polis tarafından ele geçirilen ses kayıtlarında, gaz borusunun havaya uçurularak, tüm caminin ortadan kalkmasının amaçlandığı ortaya çıktı. Saldırıyı planlayanlardan birinin Facebook ve Twitter'da aşırı sağı ve şiddeti destekleyen, Müslüman karşıtı paylaşımlar yaptığı görüldü.

Geliştirdiği algoritması ve yapay zekasıyla övünen Facebook tüm bu meselelerde sınıfta kaldı. Ancak algoritmalar kurumun kendi hassasiyetleri söz konusu olduğunda bambaşka bir reaksiyon göstererek suçlu/suçsuz her içeriğin bir filtreden geçip engellemesini de sağlayabiliyor.

Öyle ki geçtiğimiz günlerde PKK/YPG desteği veren birçok hesap aktif olarak varlığını sürdürürken Instagram ve Facebook, Baykar Savunma Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar'ın Mescid-i Aksa'da çıkan yangını şarkı söyleyerek ve dans ederek izleyen Yahudilerin bulunduğu videoyla ilgili tepki paylaşımını 'nefret söylemi' gerekçesiyle kaldırdı.

Facebook, Filistin'i destekleyen paylaşımlarda yaptığı engellerin "teknik bir arızadan kaynaklandığını" açıklayarak özür diledi. Ancak bu özrü sadece Kanadalı kullanıcıları için yaptı. Ortadoğu'da faaliyet gösteren birçok kuruluşun paylaşımları silindi ya da "tehlikeli" olarak işaretlendi.

Büyük teknoloji kuruluşlarının ikircikli tavırları devletleri farklı politikalar izlemeye yönlendirdi. Fransa birkaç gün önce ağ sağlayıcıların yavaşlığı konusunda daha sıkı adımların atılması için yeni terör yasası içerisinde bu hesapların bildirimine yönelik bir birimin kurulacağını açıkladı. Fransa'nın bu kararının üzerinden çok geçmeden yeni bir atak daha Avrupa Birliği'nden geldi. Yeni çıkartılan yasayla sosyal medya platformları veya internet siteleri gibi internet üzerindeki oluşumlarda yapılan terör içerikli paylaşımların, AB ülkelerinin ilgili makamlarının talebi olması halinde bir saat içinde kaldırılması gerekecek. İçerik kaldırma taleplerine uymayan platformlar veya internet sağlayıcılarına ceza verilebilecek.

Büyük teknoloji şirketleri AB'ye karşı boyunlarının kıldan ince olduğunu bir kez daha gösterirken, söz konusu Türkiye olduğunda ise aynı hassasiyeti göstermediklerini terör destekçisi hesapların, keyiflerince sürdürdüğü yalan ve provakatif paylaşımların çokluğundan gayet net şekilde anlaşılabiliyor.

Toplumu nefrete ve polarizasyona sevk eden, itibar suikastlarıyla kişileri hedef gösteren bu hesaplara yönelik bir adım atmayı, Twitter "ifade özgürlüğüne müdahale" olarak kabul ediyor. Twitter CEO'su Jack Dorsey, şirket politikalarının "belli konularda" daha hassas olduğunu ifade etmekten hiç çekinmiyor. Bu haliyle bakıldığında yakın duran ikiyüzlülük halindense uzak bir dürüstlüğün, devletlerin ve toplumların geleceği için daha somut kararların alınmasına olanak sağlayacağı aşikar.

Küresel süper güç

Çok uluslu büyük teknoloji şirketlerinin hızlı yükselişi "küresel süper güç" kavramını değiştirmeye başladı. Şu an Apple'ın elinde olan nakit para ile dünya ülkelerinin üçte ikisinin GSYİH'si karşılanabiliyor. Kimi ülkeler ve ticari ortaklıklar büyük şirketlerin önüne vergiler ve yaptırımlarla engeller çıkarmaya çalışsa da yükselişlerinin önüne geçemiyorlar. Bir devlet refleksiyle hareket edebilecek güce sahip bu kuruluşların terör örgütlerinin kötü maksatları konusunda alacakları önlemler umarız bir yoğurt üfleme neticesiyle sonuçlanmaz.

nazmeliszengin@gmail.com