Tin bilimleri hakkında her şey

Murat Güzel / Açık Görüş Kitaplığı
4.12.2021

Wilhelm Dilthey, 1905'teki methodenstreit'a atıfla "son zamanlarda doğa ve tin bilimleri üzerine özellikle tarih hakkında oldukça ilginç tartışmalar meydana gelmiştir" diyerek tin bilimlerinin özünü ortaya çıkarıp onlarla doğa bilimleri arasındaki sınırı oluşturmaya çalışıyor.



Bugün genelde sosyal bilimler olarak adlandırılan disiplinler demetinin adlandırılmasından yöntemlerine, nesne alanlarından ürettikleri bilgilerin anlam ve değerine kadar birçok tartışma Aydınlanma sonrası felsefe ve bilim düşüncelerini doğrudan etkilemiştir. Fiziksel doğaya dayalı bilimler demetinin (başta fizik, mekanik, kimya ve biyoloji olmak üzere doğayı konu edinen bilgi çeşitleri) sanayi devrimiyle birlikte sergiledikleri büyük "başarı" diğer gerçeklik alanlarının da benzeri yöntemlerle soruşturulup soruşturulamayacağı sorusunu, dahası pozitivizme yol açan gelişmeleri getirmişti. Almanya'da ondokuzuncu yüzyılda vuku bulan tarih(selcilik) tartışmasının akabinde başta tarih olmak üzere toplumu, insanı, psikolojiyi doğa bilimlerine özgü yöntemlerle araştırıp araştıramayacağımızdan toplumu konu edinen sosyolojinin, insanı konu edinen antropolojinin, psikolojinin, siyasal özneleri ve kurumları konu edinen disiplinlerin doğa bilimleri tarzında bir bilgiyi üretip üretemeyecekleri ya da doğa bilimlerine "bilim" dediğimiz gibi sosyolojiye, psikolojiye, antropolojiye bilim denip denemeyeceği bu tartışmaların özünü oluşturdu. Tarihselcilik tartışmalarından 1905'te Almanya'da vuku bulan methodenstreit'a (yöntem tartışması) kadarki süreçte genellikle tin bilimleri, beşerî bilimler, insan bilimleri, anlam bilimleri, kültür bilimleri, nomotetik-ideografik bilimler şeklinde farklı isimler altında toparlanan ve sosyoloji, psikoloji, antropoloji, din bilimleri, tarih bilimleri vb. disiplinleri barındıran bir bilgi çeşidinin ayırt edilebileceği sık sık öne sürüldü.

Opus magnum

Dikkat edilirse "sosyal bilimler" deyişi Almanya dışındaki ülkelerde daha yaygınken Almanya'da tin, anlam, insan, nomotetik-ideografik vb. bilimleri deyişi üzerlerinde genel geçer bir anlaşma olmasa da daha yaygındır.

Windelband (ki nomotetik-ideografik bilimler deyişi ona özgüdür) ve Rickert'e nazaran sözkonusu disiplinlere "tin bilimleri" demeyi tercih eden Wilhelm Dilthey'in opus magnumu (şaheseri) sayılır Tarihsel Dünyanın Tin Bilimlerinde Kurulumu. Türkçeye Arslan Topakkaya tarafından çevrilen eserinde Dilthey, 1905'teki methodenstreit'a atıfla "son zamanlarda doğa ve tin bilimleri üzerine özellikle tarih hakkında oldukça ilginç tartışmalar meydana gelmiştir" diyerek tin bilimlerinin özünü ortaya çıkarıp onlarla doğa bilimleri arasındaki sınırı oluşturmaya uğraşıyor.

Tin bilimlerinin özsel konusunu "yaşam, ifade ve anlam bağlamları"nın oluşturduğunu belirten Dilthey, doğa bilimleri ile tin bilimleri arasındaki farklılığı ise doğrudan burada arayarak şunları vurguluyor: "...yaşamın kendisi ve derinliklerinin aydınlatılması hakkında başvuracağımız şey anlama olgusudur... Yaşantı, ifade ve anlam arasındaki ilişki her yerdedir ve kendine ait bir yönteme sahiptir... Tin Bilimleri temelini yaşantı ifade ve anlam arasındaki bu ilişkiden alır... Bu grup bilimlerin kendileriyle icraatta bulunduğu baskın kavramlar doğa bilimlerinde cari kavramlardan farklıdır."

18. yüzyılı tin bilimlerinin yeni çağının başlangıç eşiği sayan Dilthey'e göre Voltaire'den Montesquieu'ya, Hume ve Gibbon'dan Kant'a, Herder'e ve Fichte'ye giden yolda doğa bilimlerinin hemen yanı başında tin bilimleri de yerini alır. Tin bilimlerinin temaşa yeri addettiği Almanya'da 18. yüzyıldan kendi zamanına dek süregelen tartışmaları hermenötik, tarihselcilik vb. hususlara da değinerek özetleyen ve tin bilimlerinin hareket noktasını hayat ve anlama, hayata içkin olan gerçeklik, amaç ve ilişkinin tespiti olarak seçen Dilthey "Tin Bilimlerine Giriş" kitabında dile getirdiği tin bilimlerinin doğa bilimlerinden bağımsız olduğu iddiasını öne sürüyor. Doğa bilimleri ile tin bilimleri arasında var olduğunu varsaydığı karşıtlığı görünür kılmaya çalışan Dilthey, tin bilimlerinin kurulumunun yaşantı ve anlamadan hareketle anlaşılmak zorunda olduğunun da altını çiziyor.

Tarihsel Dünyanın Tin Bilimlerinde Kurulumu Wilhelm Dilthey çev. Arslan Topakkaya Fol, 2021

Ortadoğu'daki sorunun asli sebebi

Modern Ortadoğu'nun Osmanlı devleti sonrası şekillenişini Birinci ve İkinci Dünya Savaşı arasında eğitim faaliyetlerini Osmanlı hakimiyeti altında tamamlamış bir kuşak çerçevesinde ele alan Michael Provence Birinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında sömürgeci ve mandater İngiliz ve Fransız devletlerinin Ortadoğu'ya dayattığı yönetime kıyasla kendilerine daha adil bir yaşam sunan Osmanlı sistemini kaybetmenin sıkıntısını çeken, bu sistemi tekrar tesis edebilmek için çaba gösteren askerlerin, siyasetçilerin ve entelektüellerin çabalarını anlamlandırmaya uğraşıyor. Provence'in çalışması günümüzde Ortadoğu denince akla gelen ilk şeylerden biri olan anlaşmazlık tohumlarının nasıl atıldığını da gösteriyor.

Son Osmanlı Kuşağı ve Modern Ortadoğu'nun Oluşumu, Michael Provence, Okan Doğan, Kronik, 2021

Etik ve politik üçlü: Burhan, sultan ve vicdan

Faslı düşünür Taha Abdurrahman, özellikle çağdaş İslam düşüncesine ilkin ahlak felsefesi temelinde yaptığı katkılarla ve çok yönlü olduğu söylenebilecek bir İslami yöntemin oluşturulmasında ismi en ön sıralarda zikredilmesi gerekli kişilerden biri. Abdurrahman, kitabında insanın ontolojik bütünlüğünden ahlaka, siyasetten sekülarizme, din ve siyaset ilişkisinden İslâmcılığa pek çok konuyu kendi üslubunca irdeliyor. Filozof bu dünyanın, dokuma tezgâhındaki bir kilim misali yatay ilmekler halindeki araçlarıyla metafizik âleme tutunmasını ve metafizik âlemin dikey ilmekler şeklindeki çözgüleriyle fizikî âleme asılması gerektiğini savunuyor. Onun burhan, sultan ve vicdan şeklindeki üçlü tasnifi ise salt politik bakımdan değil, etik bakımdan da önemli bir paradigma.

Dinin Ruhu, Taha Abdurrahman, Pınar, 2021

@uzakkoku