TMT Kıbrıslı Türklerin ‘Kuva-yı Milliye'sidir

Bilal Kendirci / Yazar
20.02.2022

Barış Harekâtı'ndan sonra da TMT'nin etkileri görülür. TMT, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'na dönüşerek, Kurtuluş Savaşı'nda düzenli orduya dönen Kuva-yı Milliye ordusu fonksiyonu görürken, TMT lider kadrosu siyasi hayatta belirleyici olur. Rauf Denktaş, TMT'nin bir çok önde gelen ismiyle birlikte Ulusal Birlik Partisini kurmuştur. 1976 yılında yapılan ilk genel seçimde CTP'den milletvekili seçilen Özker Özgür ile Naci Talat, Erenköy direnişine katılan mücahitlerdendir.



Geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalında bir gazetecinin/yorumcunun, Kıbrıs'ta yapılan bir suikast nedeniyle, Türk Mukavemet Teşkilatı'na (TMT) ilişkin suçlayıcı sözleri kamuoyunda oldukça tartışıldı. Diğer yandan, aynı günlerde Rum tarafında Ortodoks Papazların, papaz kıyafetiyle ağır silahlarla talim yapması, Kıbrıs Türk toplumunun haklı ve destansı mücadelesinin en önemli örgütlenmelerinden biri olan TMT'ye ve bu mücadelenin tarihine bakmayı elzem kılmıştır.

Lozan sonrası

Kıbrıs Türk toplumunun, ilk örgütlenme çalışmaları Kıbrıs'ın İngilizlere kiralandığı tarih olan 1878 yılından hemen sonrasına rastlar. 1880 yılında kurulan Kıraathane-i Osmani bilinen ilk örgüttür. Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girmesinden sonra Ada'nın İngilizler tarafından ilhak edilmesi ile birlikte Türkiye'deki milli mücadeleyi yakından takip eden ve bu mücadelen ilham alan Kıbrıs Türk toplumu, Meclis-i Milli (1918), Milli Cephe (1920), hatta Türkiye ile Birleşme Örgütü (1919) ismiyle örgütlendi.

Lozan Anlaşması ile İngilizlerin Kıbrıs Ada'sını ilhak etmesi hukuken tanındı ve Kıbrıs bir süre sonra "Taç Kolonisi" haline gelerek İngiliz Valiler tarafından yönetilmeye başladı. Ada'nın hukuki statüsünde bu değişiklikler olurken Rumların Enosis talebi yani Yunanistan ile birleşme talepleri giderek arttı. Bununla birlikte, Türkler Türkiye Cumhuriyeti'ni yakından takip eden ve gönüllü olarak Cumhuriyet'in ilk döneminde hayata geçirilen devrimleri tatbik edenler ile İngilizlere daha yakın ve Evkaf yönetiminde yer alan iki ekip olmak üzere ikiye bölündü. İlk grup "Halkçı" olarak adlandırılırken ikinci grup "İngilizci" veya "Evkafçı" olarak adlandırılmaktadır. 1930 yılında İngilizler tarafından oluşturan yerel yasama Meclisi niteliğindeki Kavanin Meclisi için yapılan seçim ilk grubun zaferiyle sonuçlanmıştır. Ancak, 1931 yılında Rumların Enosis taleplerinin şiddetli bir isyana dönüşmesi üzerine tüm siyasi örgütlenmeler yasaklanmış ve İngilizler kendilerine yakın olan "Evkafçıları" tekrar öne çıkarmıştır.

İkinci Dünya Savaşı sonrası

İkinci Dünya Savaşı ile birlikte, siyasi ve kültürel örgütlenme tekrar serbest bırakıldı. 1943 yılında geniş bir katılımla Kıbrıs Türk Azınlığı Kurumu (KATAK) kuruldu. KATAK'ın kuruluşuyla "Evkafçı-"Halkçı" çekişmesi bir yana bırakıldı ve her iki kesim de bu örgütte temsil edildi. 1944 yılında ise Kıbrıs Türk Halk Partisi (Milli Parti) kuruldu. 1949 yılında ise KATAK ve Milli Parti, Kıbrıs Milli Türk Birliği Partisi adı altında birleşti ve bu partinin ismi 1955'te Kıbrıs Türktür Partisi olarak değiştirildi.

Öte yandan Rumlar, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra gelişen sömürge karşıtı ortamın da etkisiyle Enosis taleplerini artırdı. Ancak, Enosis talebinin diğer sömürge karşıtı hareketlerden bir farkı vardır. Diğerleri bağımsızlık isterken, Rumlar Yunanistan ile birleşmek istemektedir.

Enosis talebinin İngilizler tarafından kabul görmemesi ve Türkiye ile Kıbrıs Türklerinin muhalefeti üzerine, Rumlar Kilisenin desteğiyle Yunan Ordusunda Albay olan ve Anadolu'da Türkiye'ye karşı savaşmış Grivas liderliğinde silahlı mücadeleye başvurmak amacıyla EOKA'yı kurmuştur. 1 Nisan 1955'de bu kanlı örgüt saldırılarına başladı.

TMT'nin kuruluşu

EOKA'nın kurulmasından sonra güvenlik ihtiyacı artan Türkler, 9 Eylül (İzmir'in Yunan işgalinden kurtulduğu gün), Karaçete ve Volkan gibi örgütler kurar. Ancak bu örgütler uzun süreli olmaz. 1957 yılından itibaren Türkiye'nin desteğiyle TMT kurulur. TMT ilk başta Rauf Denktaş, Burhan Nalbantoğlu ve Türkiye Konsolosluğunda görevli Kemal Tanrısevdi tarafından kurulur. Daha önce kurulan örgütlerden farklı olarak bu örgüt için Türkiye'den destek talep edilir. Bu talep Menderes Hükümeti tarafından kabul edilir. Bunun üzerine Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı tarafından gerekli planlar, emekli Tümgeneral Daniş Karabelen liderliğinde ve Binbaşı İsmail Tansu tarafından hazırlanır. Bu ekip aynı zamanda Ada'da TMT'nin örgütlenmesine yardımcı olmak üzere bir ekip oluşturur. Ekibin başında Albay Rıza Vuruşkan (Ali Conan olarak Adaya gider), muvazzaf subaylar ve askerliğini yedek subay olarak yapanlar bulunur. Vuruşkan Kıbrıs'a İş Bankası Müfettişi olarak giderken, diğerleri öğretmen veya imam olarak gider. TMT'nin ikinci önemli ismi "Toros" ismini kullanan Denktaş'tır.

Her hücre sadece kendisini bilir

Vuruşkan, Kıbrıs'a 30 Temmuz 1958 tarihinde varır ve 1 Ağustos'ta faaliyete başlar. Bu nedenle TMT'nin ve devamı niteliğinde Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının kuruluş günü 1 Ağustos olarak temel alınır ve bugün Toplumsal Direniş Bayramı olarak kutlanır.

TMT'nin başındaki kişiye Bayraktar denirken, Bayraktara ilçeler ve diğer bölgelerde görev yapan 10 Sancaktar bağlıdır. Kovan, petek, oğul ve arı olarak bölümlenen hücre yapısına sahip bir örgütlenmeye sahip TMT'de gizlilik oldukça önemlidir. Her hücre sadece kendi hücresindekileri tanır.

TMT kurulduktan kısa bir süre sonra, 1959 yılı başında Zürih ve Londra Anlaşmaları imzalanır. Ancak, TMT örgütlenme, eğitim ve silah depolama faaliyetlerine devam eder. Sadece Kıbrıs'ta olanlardan değil Türkiye'de özellikle eğitim için bulunan Kıbrıslı Türklerden TMT'ye katılımlar sağlanırken, silahlı eğitimler de aynı şekilde hem Ada'da hem de Türkiye'de verilir. Silah sevkiyatı ise İngilizlerin sıkı kontrolleri nedeniyle en zorlanılan konu olmuştur. Ancak, Erenköy bölgesinden inisiyatif alarak ve TMT'den habersiz bir şekilde sandallarıyla Anamur'a gelerek silah isteyen ve "Bereketçiler" olarak adlandırılan Kıbrıslı Türkler, deniz yoluyla silah taşımıştır. Ayrıca, silah taşımak amacıyla bir gemi bile alınmıştır.

27 Mayıs darbesi TMT'nin faaliyetlerini de olumsuz etkiler. Ankara'daki karargahın başında bulunan Karabelen Paşa, abisinin DP milletvekili de olması bahane edilerek görevinden el çektirilir. Tüm sürecin planlanmasında önemli rol oynayan İsmail Tansu'da istifa eder. Bu değişiklikler sadece Türkiye ile sınırlı kalmaz. TMT'nin Kıbrıs'ta teşkilatlanmasında büyük emekleri olan Vuruşkan, görevden alınır. Bu görevden alınmada MBK üyesi bir dönem arkadaşı olan Mağusa Sancaktarı etkili olur ve kendisi yeni Bayraktar olur.

1963 yılı sonunda, 1960 Anayasasını Türkiye'nin ve Kıbrıslı Türklerin itirazına rağmen tek taraflı olarak değiştiren Rumlar, Makarios'un emriyle Rum İçişleri Bakanı Yorgacis tarafından hazırlanan Ada'daki Türkleri imha amacı taşıyan "Akritas" Planını devreye sokar ve Ada genelinde Türklere yoğun saldırı başlatır."Kanlı Noel" olarak tarihe geç bu saldırı, o tarihe kadar yer altında faaliyet gösteren TMT'nin yerüstüne çıkıp yaptığı başarılı savunma sayesinde birkaç bölge hariç pek başarı olmaz. Türkiye'nin ve BM'nin mücadelesiyle olaylar yatışır ama Türklerin can ve mal güvenliği tehlikesi bu olaydan sonra giderek artar.

Kanlı Noel olayları sırasında başarılı direnişe rağmen 27 Mayıs sonrasında yapılan değişikliklerin ve kurumsal hafızanın aşınmasının olumsuz etkileri de görülür. Bazı yerlerde saklanan/gömülen silahların yeri bulunamaz ya da eldeki silahların bakımı yeterince yapılmadığı için çalışmaz. Bunun üzerine TMT'nin ikinci efsane komutanı Kenan Coygun göreve atanır ve Coygun TMT'yi tekrar toparlar.

Erenköy direnişi

Bir süre yatışan olaylar 1964 yazında Rumların ağır silahlar ve Yunan Ordusunun desteğiyle Erenköy bölgesinde bulunan Türklere saldırmasıyla tekrar hareketlenir. Türkiye'de okumak için bulunan Kıbrıslı Türklerin kaçak yollarla gelerek direnişe katılması ve Türk jetlerinin müdahalesiyle Rumlar geri çekilmek zorunda kalır. Bu direnişte TMT ve direnişi yönetmek için Kıbrıs'a geri dönen Rıza Vuruşkan'ın etkisi yadsınamaz.

Kanlı Noel olaylarından sonra gün yüzüne çıkan TMT, sadece savunmayı örgütlemekle değil, Kıbrıs Türk toplumunun, göç ve iskan, ekonomik hayatı, yayınlarına hala devam eden Bayrak Radyosunun kurulması dâhil bir çok alanda önemli görevler üstlenir. Barış Harekâtına kadar Ada'nın yüzde beşinde yaşamaya zorlanan Kıbrıslı Türkler TMT'nin varlığı sayesinde bu zor dönemde ayakta kalmayı başarırlar. TMT Barış Harekâtı esnasından da önemli görevler üstlenir ve Mehmetçik ve Mücahitlerin omuz omuza çarpışması sonucunda bu Harekat başarıya ulaşır. Barış Harekâtında 498 TSK mensubu ve TMT mensubu 70 mücahit şehit olur.

Barış Harekâtı'ndan sonra da TMT'nin etkileri görülür. Yukarıda bahsedildiği gibi TMT Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına dönüşerek, Kurtuluş Savaşı'nda düzenli orduya dönen Kuva-yı Milliye ordusu fonksiyonu görürken, TMT lider kadrosu siyasi hayatta belirleyici olur. Rauf Denktaş, TMT'nin bir çok önde gelen ismiyle birlikte Ulusal Birlik Partisini kurmuştur. UBP hala KKTC'deki en büyük siyasi partiyken, merhum Denktaş neredeyse 30 yıl Cumhurbaşkanlığı yapmıştır. Sadece UBP, sosyal demokrat görüşü sahip TMT üyeleri ile Denktaş ile anlaşmazlığa düşen ve TMT'nin kurucularından biri olan Nalbantoğlu Toplumcu Kurtuluş Partisini kurmuştur. 1976 yılında yapılan ilk milletvekilleri seçiminde CTP'den milletvekili seçilen Özker Özgür ile Naci Talat ise Erenköy direnişine katılan mücahitlerdir.

Başarıdaki iki faktör

TMT'nin başarılı olmasında iki faktörün öne çıktığı söylenebilir. Birincisi, Türkiye ile Kıbrıs Türkü arasındaki uyum. Bu uyum Türkiye ile Kıbrıs Türk toplumunun kader birliğinin en önemli göstergesidir. İkinci ise TMT'ye üye olanların örgüt disiplini ve ketumiyetidir. Hayatta olan TMT üyeleri üzerinden yarım asır geçmesine rağmen hala o döneme ilişkin yaşadıklarından veya anılarından bahsetmezler.

Özellikle 1963-1974 yılları arasında toplumlararası çatışmanın yaşandığı zor günlerin de etkisiyle oldukça etkin olan TMT'nin bazı icraatlarına itirazların da olduğu bir vakıadır. Aslında, yanlış bir algı olarak Kıbrıs Türk toplumunda muhalif-marjinal olarak adlandırılan kişiler son dönemlerde ya da Barış Harekatı'ndan sonra ortaya çıkmış değildir. Halen Avrupa'nın en büyük komünist partisi hüviyetindeki Rum AKEL partisi, 1943 yılında kurulduktan sonra, Ada'daki Türkler üzerinde de etkili olmuştur. Kendisine yakın sendikalar ve STK'lar aracılığıyla, iki kutuplu dünyanın yarattığı konjonktürden de faydalanarak güçlenen bu parti dini ve etnik kimliği ikinci plana alan dünya görüşünü öne çıkarmıştır. Ancak, 1940'lı yıllarında sonunda Enosisi savunan Kilise kadar Enosisi savunmaya başlaması üzerine Kıbrıslı Türklerin AKEL'e olan ilgisi azaldı.

TMT bir direniş örgütü olarak Rumlara karşı faaliyet gösterirken toplum içerisinde dayanışmayı bozanlara da karşı harekete geçmiştir. İşte bu nedenlerle azınlık da olsa bazı kesimler, TMT'yi zaman zaman suçlayıcı tavır içerisine girmiştir. Ancak, Kıbrıs Türkünün Kuva-yı Milliyesi olan TMT'ye benzer suçlamaların ülkemizde de dile getirilmesi, en hafif tabirle şaşırtıcı bir bilgi eksikliğidir.