Trump şimdi kaderin oyununa ne tepki verecek?

Umut Berhan Şen / SASAM Uzmanı
30.01.2021

Trump'ın kariyerinin zirvesindeyken yazdığı ‘'Zirvede Kalmak'' hem iş hayatında hem de sosyal hayatta yaşadığı çalkantılara ve deneyimlerine odaklanan bir kitaptır. Bu kitabın ana fikri de kitapta yer alan şu cümledir: “Kazananları kaybedenlerden ayıran tek şey kaderin her yeni oyununa gösterdiğiniz tepkidir.”



Kuruluşundan bugüne dek tarihinde birçok kırılma noktası yaşayan ABD siyasetinde yeni bir dönem başlıyor. Bu yeni dönemin şifrelerini analiz etmeden, önümüzdeki süreçte Türkiye-ABD ilişkilerinin nasıl bir yol izleyeceğini kestirmek zor olsa gerek. Görevinin resmi olarak bitmesine 24 saatten az bir süre kala Beyaz Saray’dan yayınlanan Donald Trump’ın veda mesajında “Şimdi görevi çarşamba öğlen yeni yönetime devir etmeye hazırlanıyorum, bilmenizi isterim ki başlattığımız hareket sadece bir başlangıç” ifadeleri yer aldı.

Kazananların farkı

Trump, hayatı boyunca zirveye çıktıktan sonra düşüşe geçen ve sonra tekrar sabırla zirveye çıkmayı başaran bir isim oldu. Trump’ın kariyerinin zirvesindeyken yazdığı ‘’Zirvede Kalmak’’ hem iş hayatında hem de sosyal hayatta yaşadığı çalkantılara ve deneyimlerine odaklanan bir kitaptır. Bu kitabın ana fikri de kitapta yer alan şu cümledir: “Kazananları kaybedenlerden ayıran tek şey kaderin her yeni oyununa gösterdiğiniz tepkidir.”

Bundan sonraki süreçte Trump’ın azil sürecinin devam edip etmeyeceği bile belli değilken ve artık siyasi kariyerinin de devam edip etmeyeceği henüz netleşmemişken, gayet soğukkanlı bir şekilde, yaşanan bu yeni süreci ‘sadece bir başlangıç’ olarak görmesi, ABD’nin 45. Başkanı olan Trump’ın henüz pes etmediğinin ve hala bazı alternatif hamleleri yapabilecek potansiyele sahip olduğunun göstergesidir.

Delta force operasyonu mu?

“ABD nereye gidiyor?” başlıklı, Kongre baskını sonrasında kaleme aldığım yazımda, ‘’Peki bundan sonra ne olacak? ABD nereye gidiyor? Bölünmüş bir ülke olma süreci mi başlayacak? Yoksa bu baskın Pentagon tarafından planlanmış bir delta force operasyonu mu? Ya da tamamen Trump’ın kendi kitlesini yönlendirmesiyle gelişen bir reaksiyon mu?” sorularını yöneltmiş ve bu sorulara cevap aramıştım. Bugün net olarak karşımızda duran somut gerçek şudur:

6 Ocak Kongre baskınından bu yana geçen iki haftalık süreçte net biçimde ortaya çıktı ki; ABD’de bir süreliğine daha sakin bir ortam göremeyeceğiz. İç ve dış siyaset açısından da durum budur. Ayrıca ABD’nin küresel liderlik iddiasının da içi boşaltılmıştır. Daha da kötüsü, ABD’nin kuruluşundan bu yana kurguladığı demokrasi projeksiyonunu ve bu konudaki vurgularının altını doldurması artık eskisi kadar kolay olmayacaktır.

Ajandanın üst sıraları

Demokratlar, Soğuk Savaş sürecinin sona ermesiyle beraber, son 30 yıldır çok kutuplu dünya düzenine ve yeni uzlaşmalara açık bir dış politika anlayışına daha yakın oldular. Ancak Pentagon’un geleneksel ulusal güvenlik politikasından asla taviz vermeyen Cumhuriyetçiler daima ABD’nin dünya hakimiyetinin devamını ve her şeyden önce ABD’nin ve Amerikan ulusunun bütünlüğünün devamını hedeflediler. Peki yeni dönemde ABD’nin 46. Başkanı seçilen Joe Biden nasıl bir yol haritası izleyecek?

Beyaz Saray’da yeni bir politik dönem başlarken Başkan Joe Biden, Donald Trump dönemindeki birçok politikayı tersine çevirecek adımlar planlıyor. Ayrıca ABD’de salgın döneminde daha da görünür hale gelen sorunlar yeni başkanın ajandasındaki önemli başlıklar olacak. Göçmen politikaları, küresel ittifakların yeniden oluşumu, ırkçılıkla mücadele, yeni vergi politikası ve Çin ile sorunların nasıl çözüleceği gibi gündem maddeleri, Biden’in odaklanacağı çalışma alanlarının başında geliyor. Nihayetinde 20 Ocak 2021 günü, Joe Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris yemin ederek göreve başladı. Biden, yemin etmesinin ardından yaptığı konuşmada “Bugün Amerika için demokrasi günü, tarih ve umut günü, yenilenme ve kararlılık günü. Tarihe geçecek yeni bir kararlılıkla dolu bir gün” ifadelerini kullandı.

Joe Biden ve ekibinin bu açıklaması ve mevcut seçim vaatleri dikkate alındığında yeni başkanın önündeki en kritik konular şu şekilde:

n ABD ekonomisi ve beklenen teşvik paketi

n Çin ile ilişkiler ve ticaret savaşı

n Covid-19 ile mücadele

n İklim değişikliğiyle mücadelede ABD’nin liderliği

n Göçmen meselesi

n Vergi yaklaşımı

n Yeni küresel ittifaklar

n Radikal sağ gruplar ve kutuplaşma

n Irkçılıkla mücadele

Bu listeye ABD’nin Türkiye ile ilişkilerinin nasıl seyredeceği maddesini de eklemek mümkün. Kuşkusuz bizim açımızdan en önemli olan madde de budur. Hatırlayalım; Başkan seçildikten sonra Joe Biden’ı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinde iki ülke arasındaki müttefiklik ilişkilerine değinirken kendisiyle olan kişisel ilişkilerini de vurgulayarak, “Başkan Yardımcılığınız sırasında da birçok vesileyle görüştüğümüz gibi, Türkiye-ABD ilişkileri köklü temellere dayanan stratejik bir nitelik taşımaktadır.” ifadelerini kullanmıştı.

‘Müttefik gibi davranmak’

Joe Biden yönetiminden henüz Türkiye ile ilgili somut bir açıklama gelmemesine rağmen Biden’ın seçtiği Dışişleri Bakanı Antony Blinken Senato’da yapılan onay oturumundaki konuşmasında, “Türkiye birçok konuda bir müttefikin davranması gerektiği gibi davranmıyor. Bu bizim için önemli bir zorluk. Bu konuda çok dikkatliyiz. Stratejik bir ortağımızın en büyük stratejik rakiplerimizden biri Rusya ile yakın olması kabul edilemez.” demişti. Dolayısıyla, Türkiye-ABD ilişkilerinin ise Joe Biden’ın ABD’nin önderliğinde kurmayı planladığı bir ‘Demokratlar İttifakı’ yönünde şekilleneceği umulurken bu yeni ittifak sistemindeki temel koşulun ise “ya demokrasiler grubundasınızdır ya da demokrasilerin karşısında” ilkesi olacaktır.

Biden’in göreve başlar başlamaz ilk hamleleri, Paris İklim Anlaşması ve DSÖ’ye yeniden katılma kararı oldu. Hatırlamakta fayda var; Donald Trump, Haziran 2017’de ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekileceğini duyurmuş ve 4 Kasım 2019’da resmi olarak anlaşmadan ayrılmıştı. Ayrıca Trump, Covid-19 salgınında Çin yanlısı tutum almakla ve başarısızlıkla suçladığı DSÖ’den de çekilmişti. Alınan bu yeni kararların, Pentagon’un geleneksel ulusal güvenlik politikasıyla çeliştiğine dair soru işaretleri mevcut. Dolayısıyla, bir sonraki ABD Başkanlık Seçimleri için, Kongre baskını sırasındaki itidalli, soğukkanlı ve sağduyulu tutumuyla öne çıkan Mike Pence, Pentagon tarafından Cumhuriyetçiler’in yeni adayı olarak el altından ABD kamuoyuna lanse edilebilir.

Yeni lider arayışları

Kuşkusuz, Trump’ın hatalarından, tutarsızlıklarından ve kararsız tutumundan ders çıkaran Pentagon ve ABD güvenlik bürokrasisi bir sonraki ABD Başkanlık seçimlerinde Demokratlar’ı mağlup edebilecek, nitelikli ve hatasız çalışabilecek bir lider profiline ihtiyaç duymaktadır. Peki son süreçte Trump’ın görevi sonlandığı halde Trumpizm sona erdi mi? Sanmıyorum. Trump’ın Kongre baskını sonrası politik yaşamının sona erdiği yönünde genel bir kanaat oluşsa da, yakın gelecekte bir daha bu tür durumların tekrarlanmaması ve Trumpizmi tamamen bitirmek için görünürde artık tek seçenek mevcut. Kongre’de azil süreci yürütülmesi. Ancak bu durum için de hala bir netlik yok. Cumhuriyetçi Parti üzerinde hala Trump’ın gölgesi var ve yapılan ilk oylamada Trump, suçlamanın reddi için Cumhuriyetçi senatörlerden gerekli desteği almış durumda. Nihayetinde Cumhuriyetçiler, ABD kamuoyundaki prestijleri kadar siyasi geleceklerini de düşünüyor. Görülen şu ki; bugün iktidar kaybedilse de Pentagon’un öz evladı muamelesi gören Cumhuriyetçiler’in yeni süreçte daima Biden’in hata ve zaaflarını gözlemleyerek bir sonraki seçimde Mike Pence’i sahaya sürmesi yüksek bir ihtimal. Bir diğer kuvvetli ihtimal; ABD’nin ilk kadın başkanını seçtirme hedefini sürekli gündemde tutan Demokratlar, eğer Mike Pence’in adaylığı söz konusu olursa, Biden’in yardımcısı ve Demokratlar’ın yeni gözdesi Kamala Harris’i sahaya sürebilir.

umutsen91@outlook.com