Tuna direndi, dünya hayran oldu

Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak / Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
09.04.2021



93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı'nda Plevne kahramanı olarak tarihe geçen Gazi Osman Paşa, 1900 yılı Nisan ayının 4. gecesi vefat etti. Fatih Sultan Mehmed Türbesi yanına defnedildi. Onun vefatından önceki 23 yıl ve vefatının ardından geçen 23 yıl Türk milleti tarihinde apayrı bir öneme sahiptir.

Gazi Osman Paşa, Türk askeri tarihinde karşılaşılan ciddi yenilgilerden biri olan 93 Harbi'nde kahramanlıkları ile öne çıkan ve savunma muharebesi alanında tarihe geçen bir askerdir. Gazi Osman Paşa ile başlayan müdafaa ruhu Çanakkale ve Sakarya'da sürdürülmüştür. 1683 yılında Viyana'dan başlayarak Avrupa sınırlarından geri çekilme süreci 1877'de Plevne'deki direnişle vatan topraklarını doğudan ve kuzeyden işgale kalkışmanın sonuçsuz kalacağı mesajı verilmiştir. Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkkale Boğazı'nı denizden ve karadan geçemeyen batılı güçlere verilen mesaj da aynıdır: Burası Türklerin geri çekildiği son sınırlardır. Türkleri Asya içlerine doğru sürmek ve Anadolu'yu ele geçirmek isteyenler de Sakarya'da durdurulmuş ardından Büyük Taarruzla İzmir'den denize dökülmüştür.

TUNA'NIN DİRENİŞ İRADESİ

1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı iki cephede yapıldı: Tuna ve Doğu Anadolu. Doğu Anadolu cephesinde Ruslara karşı başarılı savunma yapan Ahmed Muhtar Paşa'ydı. Osmanlı Devleti, Tuna cephesini düşürmemek için Paşa'yı İstanbul'a çağırmıştı. Buna rağmen Paşa Erzurum'da son ana kadar direndi. Ruslar ateşkes yapılınca şehre girebildi. Muhtar Paşa'nın direnişteki komutanlığı kadar Aziziye tabyalarında Nene Hatun'un gayreti ve halkı müdafaaya teşviki de tarihe geçti. Tuna cephesinde ise kaybedilen muharebelere rağmen Gazi Osman Paşa Plevne'de destansı bir mücadele vererek Ruslar'ı durdurdu. Ruslar Osmanlı Devleti'ne savaş ilan ettikten sonra hızla ilerlediler. Osman Paşa Vidin'den hareket ederek Plevne'yi geri aldı. Ruslar art arda üç saldırı muharebesi yaparak büyük kayıplar verdi. Osman Paşa'nın direniş iradesi ve askeri dehası karşısında Tuna cephesindeki Rus ordusunun yenilmezlik imajı sarsıldı. Plevne'yi ele geçirmek için iki muharebeyi kaybeden Ruslar Romanya'yı yardımlarına çağırdı. Buna rağmen üçüncü saldırıları da sonuçsuz kaldı.

145 günlük destan

Bunun üzerine Osmanlı sarayında ve İstanbul halkındaki panik havası dağıldı. Padişah II. Abdülhamit Osman Paşa'ya "Gazi" ünvanı verdi. Rus ordusu Romenlerin desteğiyle asker sayısı bakımında 150 bini aşmış 160 bine ulaşmıştı. Gazi Osman Paşa'nın kuvvetleri ise 40 bin kadar idi. Buna rağmen, müttefik Rus kuvvetlerinin birçok saldırısı geri püskürtüldü. Muhasara altındaki Plevne'de yiyecek ikmali baş gösterince 10 Aralık 1877'de kuşatmayı yarma harekatıyla aşmak isteyen Paşa yaralandı.

Her doğan güneşle yeni bir destan yazılan 145 günlük mücadelenin sonuna gelindiğinde, dünyanın hayran kaldığı Plevne Ordusu, vatan topraklarını korumak ve milletin bağımsızlığını sürdürme azmini yitirmeden adını tarihe altın harflerle yazmıştı.

Tarihi savaşlarda teslim almaya alışık olan Türk ordusunun kahraman komutanı olarak hayatı pahasına şanlı bir mücadele veren Paşa, yaralanınca savaşamaz durumda kaldı. Böylece, Plevne teslim edildi ve Rusların ilerlemesi 5 ay durduruldu. Ardından 20 Ocak 1878'de Ruslar Edirne'yi işgal etti. II. Abdülhamid, Rus Çarı'ndan ateşkes talep edince Ruslar Yeşilköy'e kadar ilerledi.

Askeri deha

Plevne'de Gazi Osman Paşa'nın kahramanlıkları yanında onun askeri dehasının savunma harbine yansımasıdır. Plevne'nin coğrafi şartlarından istifade ile kurduğu "tahkimat sistemi" savunma savaşı bakımından bir yenilik getirmiştir. Tabya sistemi o güne kadar bilinmektedir ve toprağın üstünde mevcut malzeme yardımıyla tahkim edilerek yapılmaktadır. Osman Paşa ise topağın içinde gizlenmiş tabyalar kazdırarak dışardan kolayca görülmesini engellemiştir. Dışarıdan bakıldığında nal şeklinde bağımsız bir mekan olarak görülen tabyalar toprağın altından birbirine bağlanmak suretiyle lojistik sağlama ve savunma imkanlarını sonuna kadar kullanma avantajları sağlamıştır. Bu mevzilerin inşa edilmesi olağanüstü gayret ve mühendislik hesaplamalarını gerektirmekle birlikte, askerlere pratik hareket etme imkanı sağlıyordu. Osman Paşa'nın bu projesini hayata geçiren Mühendis Tevfik Paşa'dır.

Hatta, Amedee Le Faure, Histoire de La Guerre D'Orient: 1877-1878 ( Doğu Savaşı Tarihi: 1877-1878) isimli Fransızca eserinde Osman Paşa'nın Amerikan İç Savaşı (1861-1865) etkisiyle Plevne savunmasını yaptığını iddia etmiştir.

Tokat'ta doğmuş, babası İstanbul'da kereste gümrüğünde katip olan Osman Paşa, 1853 yılında Mekteb-i Harbiye'den mezun olur olmaz Kırım Harbi'ne katıldı ve Rumeli cephesinde büyük başarılar gösterdi. 1861'de Suriye, 1866'da Girit, 1868'de Yemen'de başarılı görevler yaptı. 1875 yılında Vidin kumandanı oldu. Sırp Prensi Milan'ın 2 Temmuz 1876'da Osmanlı Devleti'ne savaş açmasıyla başlayan süreçte Rus generaller komutasındaki Sırp ordusunu ağır yenilgilere uğrattı. Bu muvaffakiyeti sonrasında, 1876 yılında, günümüzdeki en yüksek askerî rütbe olan mareşal karşılığındaki müşir rütbesi aldı.

24 Nisan 1877'de Ruslar Osmanlı Devleti'ne savaş açtıkları zaman Osman Paşa Vidin'deki Garp Ordusu kuvvetleri kumandanı olarak görev yapıyordu. Kısacası, Avrupa ve dünyadaki gelişmeleri takip ettiğinden şüphe olmamakla birlikte, Amerikan İç Savaşı'nda kullanılan usulleri taklit ettiğini ifade etmek, Paşa'nın başarısını yine bir Batı savaş stratejisine bağlamak gayesinden başka bir şey değildir.

Yeni politika arayışları

Dünyadaki ve Avrupa'daki Akisler Plevne'ye Rusların her saldırısından sonra Osman Paşa'nın telgrafla İstanbul'a bildirdiği zafer haberleri İstanbul ve diğer kentlerde sevinçle karşılanıyordu. Özellikle 3. Plevne muharebesinde elde edilen başarı sebebiyle, Osman Paşa'ya gelen tebrik telgrafları Osmanlı Devleti sınırlarını aşmıştı. Türklerin Plevne'deki müdafaa azmi ve başarılarını yazan dünya basını, savaşın başındaki dünya kamuoyundaki algıları da etkiledi. Savaşın başında Ruslara sempati, Türklere antipati gösteren basın, Gazi Osman Paşa'yı övmeye başladı. Dünya kamuoyunun Plevne'ye ilgisi ve Gazi Osman Paşa'ya duydukları hayranlık sebebiyle, Avrupalı kral ve devlet adamları yeni politikalar arayışına girişti.

Rusların beklenmedik yenilgisi

Plevne'de üçüncü kez Rus ordusunun yenildiğini gören Çar II. Aleksandır üzüntüsünden iki kez baygınlık geçirdi. Avrupa basınında Türklerin mücadele azmi anlatılırken Rus Genelkurmayı'nın beceriksizlik ve zorbalıkları yazılmaya başlandı. Rusların Avrupa'daki prestijleri sarsıldı. Rus rublesi değer kaybına uğradı. Çar Avrupa piyasalarından borç bulmakta zorlandı. Rusya'nın yenilmezlik imajı parçalandı.

Plevne'deki Osman Paşa'nın askerlerinin teslim görüşmesi, Rus General Strokov ile Tevfik Paşa arasında vuku buldu.

10 Aralık 1877'den sonra Plevne'ye gelen Çar II. Aleksandır teslim olan Gazi Osman Paşa'yı ikamet ettiği konakta kabul ederek sohbet etti.

150 kadar üst düzey Rus subayının bulunduğu bir alandan geçen Paşa bir koltuğunda doktoru Hasip Bey, diğer koltuğunda hizmetçisi vardı. Konağın üst katında Çar ve generaller Osman Paşa'yı ayakta hürmetle karşıladı.

Çar: "Niçin Silahı bırakmadınız?" diye sordu.

Gazi Osman Paşa : Devletim bana düşmanı çok görünce silahı teslim et demedi, mücadele için görevlendirdi.

Çar: "Senin gibi bir kumandanın kılıcı alınmaz. Kılıcını taşımakta serbestsin. Rusya'da bir Rus generali gibi karşılanacaksınız." Karşılığını verdi.

Gazi Osman Paşa, anlaşma yapılıp İstanbul'a dönüşü kesinleştiğinde II. Abdülhamid, Serasker Müşir Rauf Paşa'yı fevkalâde büyük elçilik göreviyle Petersburg'a gönderdi. Osman Paşa ile gelen heyet İstanbul'a (12-13 Mart 1878) ulaştığında muhteşem bir törenle kutlandı.

Mücadele devri

Gazi Osman Paşa, Plevne'deki savunma savaşlarında gösterdiği kahramanlıklarla ve elde ettiği başarılarla Rusları ve müttefiklerini nihai olarak durdurmakta muvaffak olamasa da Türklerin geri çekilme sürecinin sona erdiğine dair ilk işaret fişeğini çakan büyük bir askeri dehadır. Kendisinden sonra yetişen subaylar onu rol model almışladır. Çanakkale Zaferi'nin ve İstiklal Zaferi'nin kahraman subayları onun savunma stratejisi, dayanma gücü ve varlık mücadelesi azminden ilham alarak Türk Milleti'nin tarih sahnesindeki yürüyüşünü devam ettirmek noktasında büyük zaferlere imza atmışlardır. Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Çakmak Paşa, Kazım Karabekir Paşa, İsmet Paşa, Esat Paşa, Cevat Paşa, Fahrettin Paşa, Nurettin Paşa ve Halil Paşa gibi kahraman komutanlar onun izinden giden kıymetli subaylardır. Bu bakımdan Gazi Osman Paşa, 19. Yüzyılın son çeyreğinde yeni bir mücadele devri ve yöntemini başlatan zirve şahsiyettir. Gazi Osman Paşa'nın Ruslara karşı verdiği tarihi dersi, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan işgalcilere karşı Mustafa Kemal Paşa ve diğer komutanlar daha ağır bir şekilde yeniden tekrarlamış ve son noktayı koymuştur.

@suleymankzltprk