Türkiye-Kazakistan ilişkilerinde yeni dönem

Dr. Tuğrul Camaş / Yazar
30.04.2022

Türkiye, Kazakistan'da yabancı iştirakli ortak şirket ve teşebbüsler kurma konusunda Rusya'dan sonra ikinci sırada. Ülkede 3 bin 700'ün üzerinde Türk sermayeli şirket faaliyet gösteriyor. Kazakistan'daki her 10 yabancı girişimden biri Türk.



İçinde bulunduğumuz yıl Türk dünyası ülkeleri için sembolik öneme sahip özel bir tarihi eşiktir. Türkiye Türk dünyası ülkeleri arasında ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin üzerinden tam olarak 30 yıl geçti. Özellikle Türkiye ile Kazakistan arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 30. yıl dönümünde gerek Türkiye'de gerekse Kazakistan'da birçok etkinlik ve konferanslar düzenleniyor, kutlamalar yapılıyor. Bu anlamda şu ana kadar gelinen aşamadan yani 30 yıllık dönemden herkes memnun ve ilişkilerin geleceği noktasında da umut vaat ediyor.

Bağımsızlık sonrası sancılı süreç

İki ülke arasındaki diplomatik münasebetlerin yeniden başladığı günlerden bu yana gerek Kazakistan gerekse Türkiye Türk dünyasının itici gücü ülkeleri rolünde çok önemli bir görevi de yerine getiriyorlar. Bu durum diğer Türk dünyası ülkelerinde ve tüm Türk dünyasında yeni bir sinerji yaratması bakımından da son derece önemlidir. Kaldı ki Kazakistan'ın bağımsızlık sonrası süreçteki diriliş ve yeniden ayağa kalkma hamlesi rol model bir yol haritası olarak Türk dünyası ülkeleri için de önemlidir. Çünkü bağımsızlığını yeni kazanan bu devletler açısından bağımsızlık sonrası süreç son derece sancılı ve meşakkatli olmuştur. Ancak tüm bunlara rağmen Kazakistan bu süreçte her şeyden önce kendi tarihi kimliğini ve kültürünü tekrar kazanmaya çalışmış; milli ideolojisi temelinde yeni bir devlet inşa etmiştir. Tarihi kimliğin ve kültürel değerlerin toplumda yeninden kabul görmesi bağımsızlık sonrası süreçte bir medeniyet restorasyonu olarak görülürken aynı zamanda ülke için adeta bir kalkınma modeli olmuştur.

Bunun içinse Kazakistan önce Sovyet kimliğinden ayrışmış ve akabinde Sovyet ve Çarlık Rusya'sı öncesi dönemi kimliğine ve algılarına, yani kendi köklerine dönme ve bu köklerden ilhamla Kazak kimliğini inşa etme sürecine girmiştir. Ülkenin yeninden inşası kendi koşullarına göre demokratik bir sistem içerisinde yapılmaya da çalışılmıştır. Bağımsızlık sonrası yapılan tüm reformlar bize bunu açıkça göstermektedir. Kazakistan'ın Sovyet sonrası süreçte geçtiği bu yolda bu ülkeler arasında çok önemli ve tarihi bir dayanışma olduğu da gözlerden kaçmamalıdır. Çünkü Türkiye ile Kazakistan arasındaki ilişkiler ilk günden itibaren dostluk, kardeşlik ve güven üzerine kurulmuştur. Bu dayanışmaya temel olan şeyler ise kadim tarihten gelen ortak değerler ve meşru kaynaklardır. Ortak tarihi kökler, dillerinin yakınlığı ve kültürel değerler burada kaynaştırıcı ve yakınlaştırıcı rol oynayarak tarihin kırılma noktalarında çok önemli görevleri tamamlamıştır. Bu durum ileride atılacak tarihi adımların da başarısını etkileyecek en önemli faktördür. Tarihten gelen meşru kaynaklar yani bu kökler sayesinde Türkiye ve Kazakistan, sadece devletlerarası ilişkilerin temellerini oluşturmakla sınırlı kalmamış aynı zamanda kardeşlik hukukuna dayalı bu ilişkiyi gerçek bir stratejik ortaklığa dönüştürerek büyük bir başarıya imza atmışlardır.

Stratejik ortaklık ve iş birliği

Bu kapsamda iki ülke 2009'da Stratejik Ortaklık Anlaşması'nı imzalamış ve 2012 yılında ortak bildirinin imzalanmasıyla devlet başkanları düzeyinde Stratejik İşbirliği Konseyini kurmuşlardır. Kadim köklerden güçlü yarınlara giden yolda iki ülke arasındaki ilişkiler karşılıklı çıkarların uyumu ile dinamik bir gelişmeye sahiptir. Bu anlamda iki ülke arasındaki ilişkileri nitelikli ilişkiler olarak tanımlamak asla yanlış olmayacaktır. İki ülke arasındaki ilişkilerde bugün gelinen seviye bu durumu teyit etmektedir. Türkiye, ilk beşte yer alarak Kazakistan'ın en büyük ekonomik ortaklarından biridir. 2021 sonuçlarına göre iki ülkesi arasındaki ticaret hacmi 5 milyar dolara ulaşmıştır. Diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana iki ülke arasındaki ticari hacim hızla artmıştır. İki ülke arasındaki ticari hacmin 1992 yılında 30 milyon dolar olduğu düşünüldüğünde gelinen aşamanın önemi daha net anlaşılmaktadır. Bu işbirliği karşılıklı çıkarların da en üst düzeyde olmasına bağlı olarak nitelikli bir seviyede seyretmektedir. Her iki ülkenin küresel pazarda birbirini iyi tamamlıyor olması bu anlamda önemlidir. Doğal kaynaklar açısından zengin olan Kazakistan, Türk endüstrisinin ve sanayisinin üretimine enerji başta olmak üzere gerekli hammadde ve yarı mamulleri sağlayarak Türkiye'nin üretim gücüne güç katmaktadır. Buna karşılık Türkiye, Kazakistan'a bağımsızlık sonrası süreçte modern bir altyapıya kavuşması başta olmak üzere eğitim, sağlık, tarım, savunma sanayi gibi alanların tamamında Kazakistan'ın kalkınmasına büyük katkı sağlamıştır. Bugün halen iki ülke arasındaki ilişkiler tüm alanlarda etkin bir şekilde devam etmektedir.

10 girişimden biri Türk

Türk yapı sektörü için Kazakistan en cazip pazarlardan biri. Türk firmalarının 1972 yılında dünya pazarına girişinden bu yana Kazakistan, Türk inşaat firmalarının taahhüt aldığı ilk 5 ülke arasında yer almaktadır. Bugüne kadar Kazakistan'daki müteahhitlik hizmetlerinden Türk şirketler 27 milyar doların üzerinde kazanç elde ettiler. Bunun yanı sıra Türkiye, Kazakistan'da yabancı iştirakli ortak şirket ve teşebbüsler kurma konusunda Rusya'dan sonra ikinci sırada. Ülkede 3 bin 700'ün üzerinde Türk sermayeli şirket faaliyet göstermektedir. Genel olarak, Kazakistan'daki her 10 yabancı girişimden biri Türk'tür. Bunun yanı sıra son 30 yılda Türkiye'nin Kazakistan'a yaptığı doğrudan yatırım 5 milyar doları aştı. Buna karşılık Kazakistan, Türkiye ekonomisine yaklaşık 1,1 milyar dolar yatırım yaptı. Bugün Türk yatırımcılar, sağlık, ilaç, yiyecek ve içecek üretimi, alüminyum ürünleri, havaalanı işletmeciliği, madencilik ve metalurji endüstrisi gibi sektörlerde ve diğer alanlarda Kazakistan'da lider konumdalar.

Diğer yandan iki ülke ikili ilişkilerin dışında bölgesel ve küresel meselelerin çözümünde de işbirliğini en üst düzeyde tutmaktadır. Bu anlamda bölgesel aktör olarak çok önemli görevler üstelenmektedirler. Kazakistan ve Türkiye arasındaki uluslararası işbirliğinin önemli bir örneği Suriye ile ilgili Astana Süreci'dir. Kazak-Türk ilişkilerinin gelişme dinamikleri ve stratejik ortaklık düzeyinde inşası, yalnızca Nur-Sultan ve Ankara'nın çıkarlarının benzerliğini ve yakınlığını pek çok bölgesel ve uluslararası meselede yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda ilişkilerinde de önemli bir rol oynuyor. İki ülke liderinin Rusya ile Ukrayna arasındaki anlaşmazlığın barışçıl yoldan çözümüne yönelik barışı koruma girişimleri Ukrayna halkına umut veriyor.

İlişkiler ticari ve ekonomik alanlar dışında kültürel anlamda da günden güne gelişiyor. Kazakistan topraklarında, Türkistan'da, Türk Dünyasının başkentinde Hoca Ahmed Yesevi adına ortak bir üniversite bulunuyor. Kazakistan'dan binlerce öğrenci Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarında Türkiye'nin sağladığı eğitim burslarından yararlanıyor. Yunus Emre Enstitüsü Türk Kültür Merkezi olarak Kazakistan'ın başkentinde faaliyet gösteriyor. Kazakistan'ın en büyük şehri Almatı'da diplomatik ilişkilerin 30. yıl dönümü vesilesiyle, merkezi caddelerden birine Türkiye Başbakanı Adnan Menderes'in adı verildi. Bu anlamda ilişkilerin seyri tatmin edici olsa da bundan çok daha fazlasına ihtiyaç olduğu açıktır.

Tam olarak bu noktada iki ülke arasındaki ilişkileri yeni bir seviyeye taşıyacak olan tarihi bir dönemin arifesinde olduğumuzu ifade etmek gerekir. Dünya genelinde yaşanan iklim krizi, savaş, çatışma ve küresel ekonomik rekabete dayalı korumacı yaklaşımlar nedeniyle artık konjonktür fazlasıyla değişmiştir. Küresel konjonktürün yanı sıra Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle oluşan bölgesel konjonktür de büyük değişimlere yol açmıştır. Tüm bu bilgiler ışığında Türkiye ve Kazakistan'ın bir birine olan ihtiyacı daha da artacaktır. Buna bağlı olarak işbirliğinin yeni bir seviyeye çıkarılması da konjonktürel etki altında otaya çıkan yeni ve kaçınılmaz bir gerçekliktir. Bu gerçeklik aslında 2022 yılının ilk günlerinde Kazakistan'da yaşanan Trajik Ocak olaylarından sonra kendisini bir kez daha göstermiştir. Kaynakların etkin ve verimli kullanılması küresel krizlere karşı toplum ekonomisinin korunması ve imkanların geliştirilmesi daha da önemli hale gelmiştir. Bu nokta da Kazakistan'da demokratikleşme adına tarihi adımları atacaklarını tüm dünya kamuoyu ile paylaşan Tokayev bugün çok daha güçlü bir lider olarak ülkesinin tüm sektörlerde elini rahatlatacak adımlar atmak istiyor. Bu anlamda Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev 10 Mayıs'ta Türkiye'yi ziyaret edecek. Bu ziyarette Türkiye Kazakistan ilişkilerinde yeni ve tarihi bir dönemin başlayacağını okumak mümkündür. Mart ayında Tokayev ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde de bu yönde adımlarına atılacağını anlıyoruz. Ziyaret kapsamında; çevre ve şehircilikten tarım ve gıdaya, savunma sanayiinden sinema sektörüne, kültürel işbirliğinden iki ülke arasındaki stratejik iletişime ve kamu diplomasisine kadar birçok alanda büyük ve tarihi anlaşmalar yapılması öngörülüyor.

Alternatif ticari güzergahlar

Bu anlaşmalardan sonra bugün iki ülke arasında 5 milyar dolar olan ticaret hacmi artık yeni bir seviyeye yani 10 milyar dolar seviyelerine çıkacaktır. Bu ziyaretle birlikte yeni bir ivme yakalayacak olan ilişkilerin iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı da artıracağına şüphe yok. Diğer yandan ziyaretin, sonuçları itibariyle Rusya-Ukrayna savaşının oluşturduğu konjonktürde bölgesel anlamda yeni bir sinerji yaratacağı ortada. Doğu Avrupa'da uluslararası ilişkiler, sermaye hareketlerini ve ekonomik süreçleri doğrudan etkileyen savaş nedeniyle alternatif ticari güzergâhlar ve uluslararası işbirlikleri de kaçınılmazdır. Savaşın oluşturduğu boşluğu Türkiye ve Kazakistan yapacakları yeni işbirlikleri ile doldurabileceklerdir. Tabii hemen şunu da ifade etmek gerekir. Her ne kadar 10 milyar dolar rakamı bir hedef olarak olumlu ise de bu rakamın ivedi bir şekilde 50 milyar dolara çıkarılması gereklidir. Orta Asya'nın kilit ülkesi Kazakistan ve Türkiye arasında doğrudan ulaşım ve iletişim kanallarının artırılması sağlandığı takdirde bu rakamlara çok kısa bir zamanda ulaşılabilir. Oluşan yeni küresel ve bölgesel konjonktür iki ülke arasındaki ilişkilerin daha yüksek düzeyde bir işbirliği ile yürütülmesini de mecburi kılmaktadır. Tokayev'in ziyareti zamanlama olarak küresel ve bölgesel konjonktürel gerçeklerle tamamen örtüşmektedir. Yakın gelecek iki ülkenin birbirleriyle olan ilişkilerinin yine birbirilerinin eksiklerini ve ihtiyaçlarını tamamlayacak nitelikte olacağına da şüphe yoktur.

[email protected]