Uçak fabrikaları nasıl kapandı?

Tarkan Zengin / AYBÜ Öğr. Gör.
2.10.2021

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 1925'te CHP'nin kurduğunu söylediği uçak fabrikasının faaliyeti, maalesef 1928 yılında sona erdi. Şayet ilk uçak fabrikamız olan TOMTAŞ'ta başarı gösterilseydi Türkiye uçak teknolojisinde bugün çok daha önemli bir noktada olabilirdi.



Türkiye'nin savunma sanayii alanında son yıllarda gösterdiği büyük atılım ülkemizde bir kesim tarafından adeta görmezden geliniyor. Oysa savunma sanayii gibi önemli sektörler siyaset üstü konumda olmalı ve her kesim destek vermelidir. Savunma sanayii alanında yaptıklarımız yurt dışında gördüğü ilgi kadar ülkemizde belli kesimlerin ilgisini çekmiyor. Bazı kesimler ise terör örgütleriyle mücadelede kullandığımız S/İHA'ları ve savunmada milli imalatlarımızı eleştiriyorlar. Bazıları da yapılanları küçümsüyor. Keşke tüm kesimler siyaset üstü olan bu çalışmaları görse ve yapılanları takdir etseler. Ülkemizin bağımsızlığında önemli bir yeri olan savunma sanayindeki gelişmelere ilgi duymak milletimize aidiyet duyan herkesin borcu olmalıdır.

Ülkemizin savunma sanayindeki milli imalatları (SİHA, TİHA, MİLGEM vb) ve büyük hamleleriyle ilgili cümle kurmayan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz günlerde "1925'te bu ülkenin ilk uçak fabrikasını Kayseri'de CHP kurdu" dedi. Fabrikanın 1925'te kurulduğu doğru ancak çeşitli sorunlar nedeniyle 1928'de fabrikanın faaliyetlerine son verilmiştir. Fabrikanın kısa sürede kapanmasının en önemli nedenlerinden biri yurt dışına bağımlı olunmasıdır. Bugün ülkemizin savunma sanayiindeki millileşme mücadelesi, geçmişte yaşadığımız bu acı tecrübeleri ve ambargoları tekrar yaşamamızı engellemek gayesi de taşıyor.

TOMTAŞ'ın hazin hikâyesi

Kılıçdaroğlu'nun bahsettiği uçak fabrikası 15 Ağustos 1925 tarihinde Almanlarla ortak kurulan TOMTAŞ (Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi). 16 Şubat 1925'te Türk Tayyare Cemiyeti kuruldu. Ülkemizin ihtiyacı için Kayseri'de bir uçak fabrikasının kurulması için hazırlıklar başladı. Versay Antlaşması nedeniyle Almanya'nın savunma sanayisine sınırlama getirilmişti. Alman firmalar başka ülkelerde fabrika açma arayışına girdiler. Alman Junkers Tayyare Fabrikası ile Türk Anonim Şirketi kurulmasına karar verildi. 15 Ağustos 1925 tarihinde kurulan TOMTAŞ, 6 Ekim 1926'da ilk uçak fabrikası olarak açıldı. Fabrikada 120 Alman, 50 Türk işçi çalışıyordu. Fabrikanın genel müdürü ise bir Alman'dı. Fabrikanın yılda 250 uçak üretmesi hedefleniyordu. 1926 yılında ilk olarak Junkers A-20'lerin montajı yapıldı. 1927 yılının sonuna kadar ise 30 adet Junkers A-20 ve 3 adet Junkers F-13 üretimi gerçekleştirildi. Alman ortak Junkers taahhütlerini yerine getiremedi. İlaveten patent, uçak testleri ve mali sorunlar yaşanmaya başlandı. Bu arada Türk Hava Kuvvetlerine uçak satan Fransa, Alman firmaya baskı yapıyordu. 28 Haziran 1928'de ortaklık sona erdirildi ve üretim durduruldu. Junkers firması hisselerini Türk Tayyare Cemiyetine devretti. 27 Ekim 1928'de TOMTAŞ'ın resmen iflası açıklandı. 1930 yılında ise Türk Tayyare Cemiyeti hisselerini Milli Savunma Bakanlığına devretti. Milli Savunma Bakanlığına devredilen fabrika bakım-onarım yapmak üzere 1932 yılında Kayseri Uçak Fabrikası ismini aldı. 1940'lı yıllarda Marshall Yardımı nedeniyle üretimi durduran fabrika, 1950'de Kayseri Hava İkmal ve Bakım Merkezi adını aldı. Kılıçdaroğlu'nun 1925'te CHP'nin kurduğunu söylediği uçak fabrikasının maalesef 1928'de faaliyeti sona erdi. Şayet TOMTAŞ'ta başarı gösterilseydi Türkiye uçak teknolojisinde bugün çok daha önemli bir noktada olabilirdi. Nitekim Vecihi Hürkuş, TOMTAŞ ile ilgili olarak 1942 yılında şunları söyleyecekti: "TOMTAŞ sabote edilmeyip normal mesaisine devam imkânı verilmiş olsaydı, Hava Kuvvetlerimiz hiçbir yabancı endüstriye ihtiyaç duymadan birliklerini hava araçlarıyla teçhiz edeceklerdi."

Kendini havacılığa adadı

Geçmişte Atatürk uçak imalatına çok önem vermesine rağmen o dönemde uçak yapılmasına kimi çevreler sürekli engel çıkardı. Bu durumu en güzel anlatan örnek Vecihi Hürkuş'un başına gelenler... Atatürk'ün vefatından sonra ise durum daha da zorlaştı. Nuri Demirağ gibi milli uçak yapan müteşebbisler bilerek batırıldı. Vecihi Bey'in, 1924 tarihinde tasarladığı ve imal ettiği "Vecihi K-VI" ilk Türk tayyaresi olarak tarihe geçmiştir. İmal ettiği uçak için uçuş müsaadesi istemiş ancak oluşturulan teknik heyette tecrübeli ve teknik personel bulunmadığından izin gecikmiştir. Heyet başkanının "Vecihi, biz sana bu lisansı veremeyiz, uçağına güveniyorsan atla, uç bizi de kurtar" demesi bu önemli meseleye menfi yaklaşımlarını gösteriyor. Vecihi Bey, 28 Ocak 1925 tarihinde Seydiköy Hava Meydanı'nda (Gaziemir'de) saat 15:00'de ilk test uçuşunu başarıyla gerçekleştirir. Yaptığı uçak için uçabilirlik sertifikası almak için dönemin İktisat Bakanlığı'na müracaat eder. Bakanlık "Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek vasıta bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir" cevabını verir. Vecihi Hürkuş, Atatürk'ün talimatıyla 1925 yılında Türk Tayyare Cemiyeti'nin kurulmasında görev alır. 1926 yılında TOMTAŞ'ta başladığı test pilotluğu vazifesini fabrikanın kapandığı 1928 yılına kadar devam ettirir. 1928 yılında Türk Tayyare Cemiyeti'ndeki eski vazifesi olan teknik şubede çalışmaya başlar. Burada hazırladığı uçak projelerini yapma imkânı bulamaz. Hatta bu uçakları yapmaması için uyarılır...

Vecihi Hürkuş, 1932 yılında ülkemizin ilk sivil tayyare mektebini kurar. Öğrencilerden para alamaması ve imal ettiği uçakları satamaması nedeniyle mali zorluklar yaşar. Cumhuriyet Halk Fırkası Umum Katibi'ne mektup yazarak "eğitim amaçlı uçaklarda kullanılan benzinden yabancı ülkelerde olduğu gibi vergi alınmamasını" talep eder. Zor şartlar altında açtığı tayyare mektebini yaşatmak için borç alır. Büyük bir inanç ve azimle havacılıkta önemli işler yapar ancak dönemin yöneticilerinden beklediği desteği bulamaz.

Fabrika bilerek batırıldı

1886 yılında Sivas'ın Divriği kasabasında doğan Nuri Demirağ, henüz üç yaşında iken babasını kaybetmiştir. Memleketinde Rüşdiye tahsilini yaparak oraya muallim tayin edilir. Daha sonra Ziraat Bankası'nda çalışır. Bankada çalışırken 1910 yılında kazandığı sınavla Maliye Bakanlığı'nda işe başlar. İstanbul'a atanarak Beyoğlu varidat memuru olur. Burada Taksim Kışlası ve Talimhane'nin Fransızlara verilmesini engeller. Bu görevlerini yaparken gece derslerine katılarak yükseköğrenimini de tamamlar. 32 yaşında iken Maliye'nin Tatavla Şubesi'ni denetlediği sırada işgalcilerin hakaretine uğradığı için memurluktan istifa eder. Müteşebbis bir ruha sahip olan Nuri Bey, o dönemde yabancıların tekelinde olan sigara kağıdı yapımına başlar. Ürettiği ilk Türk sigara kağıdına "Türk Zaferi" adını verir. Bu teşebbüsüyle hem milli üretim yapmış hem de önemli kazanç elde etmiştir. Sonrasında ise yine yabancıların elinde olan demiryolu işine girer. 1012 kilometre demiryolu yaptığı için "Demirağ" soyadını alır. Nuri Demirağ "Zafer süngünün ucunda değildir. Zafer kartalı süngünün ucundan kalktı, havalandı, tayyare kanadının üstüne kondu" diyerek o dönemde göklere hâkim olmanın ne kadar önemli olduğunu her fırsatta anlatır. Anlatmakla kalmaz ülkenin göklere hâkim olması için uçak fabrikası kurar. 1936'da ilk tek motorlu uçağı "Nu.D-36", 1938'de ise Türkiye'nin ilk yolcu uçağı "Nu.D-38"i üretir.

1937'de Türk Hava Kurumu'nun açtığı 12 adet eğitim uçağı ile 65 adet planör alım ihalesini alan Demirağ ve ekibi gece gündüz çalışır. Atatürk'ün 1938'de vefatıyla ülkede siyasi çekişmeler başlar. 1939'da uçaklar tüm teknik şartları yerine getirmesine ve THK Pilotunun olumlu rapor vermesine rağmen ürettiği uçaklar teslim alınmaz. Demirağ, dönemin milli şefi İnönü'ye defalarca mektup yazmasına ve dava açmasına rağmen sonuç alamaz. Havacılık sektörümüzün geleceğini etkileyecek önemli bir proje siyasi çekişmelere ve ihtiraslara kurban edilir.

Unutturmak istediler

Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ, Türkiye'de unutturulmaya çalışılan önemli uçak imalatı yapan müteşebbislerdir. 2010 yılında Nuri Demirağ'ın ismi Sivas havaalanına verilerek büyük vefa gösterilmiştir. Bundan sonra Nuri Demirağ daha fazla araştırılmaya başlanmıştır. TUSAŞ tarafından tasarlanan ve geliştirilen, "Hürkuş" eğitim uçağımızın adı ise Vecihi Hürkuş'tan esinlenerek verilmiştir. Geçmişte unutturulmak istenen bu kahramanların tanınması ve bilinmesi için daha çok şey yapmak gerekir.

Vecihi Hürkuş'un ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdiği yer olan Gaziemir'de bunu hatırlatan bir işaret var mı? Gaziemir Hava Teknik Okullar Komutanlığı'nda Vecihi Hürkuş'un adı yaşatılıyor mu? Hava harp okulu ve yüksekokulların müfredatlarında Vecihi Hürkuş okutuluyor mu? Uçak mühendisliği bölümlerinde Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ'a müfredatta yer veriliyor mu? Bu soruların cevaplarını tam olarak bulamadım. Soruların cevabı "evet" ise sorun yok. Ancak "hayır" cevabı veriliyorsa bu konuda hemen adım atılmalıdır. Türkiye'de müfredatta Wright kardeşler, Douglas, Boeing, Bleroit, Lookeed kardeşler gibi kişiler ve uçak imalat tarihi anlatılırken Nuri Demirağ ve Vecihi Hürkuş anlatılmıyorsa bu büyük sorundur. Genç nesiller geçmişte uçak imalatı alanında yaptıklarımızı, bunların neden ve kimler tarafından sabote edildiğini mutlaka öğrenmelidir.

Türk uçak imalatı tarihinde iki anlayışı görüyoruz... Büyük emek verenler, destek olanlar ve ülkenin bağımsızlığı için her şeyini feda edenler ile milli uçak yapılmasını sabote edenler ve engel çıkaranlar. Bunun izlerine bugün bile rastlamak mümkün. Uçak imalatına ilişkin geçmişte yapılan girişimlerimiz yıllarca sanki özellikle unutturulmaya çalışılmış ve üzeri örtülmüştür. Tıpkı petrol olduğu halde petrol olmadığı gerekçesiyle üzeri betonla kapatılan petrol kuyuları gibi... Uçak imalat tarihimizi bilir ve buradan dersler çıkarırsak havacılık alanındaki hedeflerimize emin adımlarla yürüyebiliriz.

@TarkanZengin