Üniversite kapısı

Ayşe Göktürk Tunceroğlu / Yazar
25.06.2022

Yüksek öğrenime en âdil, en eşit şartlarda öğrenci yerleştirme yolu üniversite giriş imtihanlarıdır. Fakat gençleri rahatlatacak, sıra dışı haberler malzeme olacak nâhoş durumlara sebebiyet vermeyecek düzenlemeler yapılabilir.



Her yaz başında memleketimizde üniversiteye giriş imtihanı yapılırken aynı manzaralar ekranlara gelir ve ben aynı şeyi düşünürüm.

Üniversite imtihanı bizim memlekette millî bir olaydır. Haftalar öncesinden konu edilmeye başlanır. Öğrenciler ve aileleri zaten yıllar öncesinden başlıyor koşuya. Her sene imtihan günü yaklaştıkça medyada artan haberler, vahim bir sona adım adım yaklaşıyormuşuz gibi bir intiba bırakır insanda.

Bunca yıldır neler duyduk?

Belediyeler imtihan saatinde korna çalmayı yasaklar. İmtihan günü ilçenin pazarına denk gelirse, pazar bir gün önceye alınır. İmtihanda görev yapacak kadın öğretmenlere yüksek topuklu ayakkabı giymeyin denir. Takırtı yapmasın diye! İmtihana giden öğrencileri belediye otobüsleri, şehir hatları vapurları parasız taşır. Gençler türbelere, yatırlara koşar. Depresyona girer. Topluca kalemler kırılır. (Bir çeşit protesto. Hangi seneydi o?) Psikologlar konuşur, tavsiyeler sıralanır. İmtihan devam ederken tuvalet izni verilip verilmeyeceği tartışılır.

Atla imtihana yetiştirilen öğrenci

Öğrenciler bütün sene çalışmıştır, günde bilmem kaç yüz test çözmüştür. O sabah heyecanla imtihan mekânlarına giderler. Aileleriyle birlikte. Ekranlarda bütün gün haberler verilir. Canlı yayınlar yapılır. Yıllardır, kimine gülsek de, daha çok üzerinde düşünülmesi gereken, hatta acı haberler duyduk. Bir sene bir genç kızımız gerginliğe dayanamayıp hayatını kaybetmişti. İçerdeki çocuklarını beklerken bayılan anneler duyuyoruz. Atla imtihana yetiştirilen öğrenci... Bindiği araç arızalanınca otostop yapıp başka bir vasıta ile imtihan mahalline yetiştirilen öğrenci... Geç kalma ihtimali olan kimi gençleri polisler taşır. İki dakika geç kaldığı için görevliye yalvaranlar... Kapıdan gözyaşlarıyla dönenler... Kimileri kimlik kartını unutmuştur. Gerekirse adaylara geçici kimlik belgesi vermek üzere nüfus daireleri hafta sonu açık tutulur. Adeta seferberlik hali.

Gelecek tehlikesi!

Hatırlıyorum: Tuvalet ihtiyacı için dışarı çıkmasına izin verilmeyen öğrenci ihtiyacını şişeye gidermişti! Ve demişti ki: "Geleceğimi tehlikeye atamam!"

Gençlerin bu imtihana girerken içinde bulundukları hâlet-i rûhiye bu: Geleceğimi tehlikeye atamam!

Anne babalar imtihan mekânlarının çevresinde, bahçesinde karargâh kurar. Vakit saat tamam olduğunda, evlâtlarla sarılıp "vedalaşılır," kapılar kapanır. Dualar, dilekler...

İmtihansız hayat yok!

Ne oluyor? Üniversiteye giriş imtihanı! Şimdiki adıyla YKS.

Dünyanın hiç bir yerinde imtihansız hayat yok! Bugünkü dünya nüfusu mutlaka seçme yapmak zorunda bırakıyor bizi. İsteyenin istediği okula girebilmesi, hatta herkesin üniversiteye girebilmesi hiçbir yerde mümkün değil. İster üniversite giriş kapısında, ister lise çıkış kapısında, mutlaka imtihan –hatta imtihanlar- gerekecektir.

Yüksek öğrenime en âdil, en eşit şartlarda öğrenci yerleştirme yolu üniversite giriş imtihanlarıdır. Fakat gençleri rahatlatacak, yukarıdaki haberlerde olduğu gibi nâhoş durumlara sebebiyet vermeyecek düzenlemeler yapılabilir. Gençlerin "geleceğimi tehlikeye atamam!" psikolojisine düşmelerini önleyebiliriz. Amerika'daki uygulamayı düşünüyorum. Üniversite giriş imtihanı olan SAT ABD'nde öyle millî bir dava haline gelmeden olup biter. Öğrenciler ve ailelerinden başka imtihanın hangi gün yapılacağını bile kimse bilmez.

Neden yılda bir sınav?

Defalarca yazmışımdır. ABD'nde SAT iki ayda bir yapılır. Bu ayki testte başarılı olamadınız mı?... İstediğiniz puan gelmedi, hasta idiniz, moraliniz bozuktu, ayağınız kırıldı, saat çalmadı, benzin bitti, araba bozuldu... İki ay sonraki imtihana girersiniz. O da mı olmadı? İki ay sonrakine girersiniz. Bir sene içinde yedi kere imtihan yapılır. Öğrenci birinde başaramazsa ötekinde şansını dener. Lise üçüncü sınıftayken SAT'a girmeye başlar, lise dördüncü sınıfın ilk yarısına kadar zamanı vardır. Böylece gençlerin -ve ailelerinin- üzerindeki test gerginliği, "geleceğini tehlikeye atma" psikolojisi büyük ölçüde azalmaktadır. Kayıp sadece iki ay olmaktadır. İki ayda bir yapılan üniversiteye giriş imtihanı ne televizyonlara konu olur, ne aileler binaların bahçelerinde bekleşir. Test mekânlarında sıralanmış canlı yayın muhabirleri de yoktur. Gençler iki ay sonra yeniden bir SAT olacağı için rahattır. İstikballerini şekillendirecek testin yılda "bir çok kere" yapılıyor olmasının verdiği rahatlık... Bu sistemi ülkemizde yerleştirebiliriz. Yerleştirmeliyiz.

Fakat ABD'nde üniversiteye girişte imtihan tek seçici değildir. Beraberinde öğrencinin "lise dosyası" da vardır. Bu dosya, lise boyunca aldığı ders notları, lise öğretmenlerinden aldığı tavsiye mektupları, katıldığı sosyal faaliyetler, ilgilendiği sporlar, sanat çalışmaları, katıldığı gönüllü toplum hizmetlerinden oluşur. Hepsi beraber öğrencinin üniversiteye kabulünde rol oynar. Öğrenci üniversiteye başvururken bütün bunları ve elbette SAT'den aldığı puanları ihtiva eden dosyayı girmek istediği üniversiteye gönderir. Tabiî ki SAT puanları dosyanın en önemli oyuncusudur!

Kısacası.... YKS yılda bir defa olmak zorunda mı?

[email protected]