Uzaktan eğitim ne değildir?

Ozan Demiralp / Eğitimci
25.09.2020

Okulların açılmasını istemek salgını yok saymak manasına gelmemektedir. Eğitimin yoksunluğunun getireceği eğitim yoksulluğu eğitimcileri kaygılandıran durumdur. Okul, kazandıracağı bilinç ile toplumun sağlık güvenliğinin merkezi olacaktır. Uzaktan eğitimden öte eğitimde teknoloji kullanımı eğitimin her zamanki asıl konusudur.



Yaratacağı yıkımdan habersiz bir şekilde virüse Mart ayında hazırlıksız yakalanan insanoğlu aldığı sağlık önlemleri sonrasında kapandığı evine yiyecek yığarken üçüncü ihtiyaç olarak da çocuklarının eğitimini aklına getiriyordu. Ülkemizde de salgın ile başlayan uzaktan eğitimin yerini aşina olunan yüz yüze eğitime bırakacağı ümidi zamanla ümitsizliğe dönüştükçe okullar da uzaktan eğitime odaklandılar. Okullar kademeli olarak açılsa da uzaktan eğitim uzun süre zorunluluk sonucunda kullanılacak görünüyor. Öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerinde araba kullanma yeterliği kazanmanın ispatı olan ehliyet misali öğretmenlik diplomasına hak kazanılır. Öğretmen adayı eğitim fakültesinde arabayı idare etme yöntemlerini teorik ve uygulamalı öğrenirken en çok da öğrencinin ihtiyacı yönünde direksiyonu kırma becerisi kazanır. Durum o ki salgın ile birlikte uygulanmaya başlayan uzaktan eğitim ile öğretmenlerin aldıkları ehliyet hükmünü yitirmiştir. Salgın, sel misali her yeri kaplarken artık kullanılması gereken araba değil teknedir. Arabanın direksiyonunu kullanma becerisi, teknenin direksiyonunu idare etmekte yetersiz kalmaktadır. Salgın öncesinde denize tutkusu olup da eğitimde teknoloji kullanma becerilerini geliştiren öğretmenler öğrencilerini ileriye doğru taşımaktadırlar. Bu dönemde arabayı çok iyi kullanmak bir şey ifade etmemektedir, tekne kullanma becerisi öne çıkmaktadır. Uzaktan eğitimi yüz yüze eğitim gibi uygulayan yani tekneyi araba gibi kullanmaya çabalayan okulların da olduğunu gördüğümüz bu günlerde pedagojik kazalar da sıkça yaşanmakta. Bu sebepten “Uzaktan eğitim ne değildir?” sorusuna ve doğru yöntemlere odaklanmak gerekmekte;

Alternatif değil

Uzaktan eğitim zorunlu eğitimin alternatifi değildir.

Eğitimin zorunlu olması toplumun bireylerini bilinçli yetiştirme amacı taşırken adına okullar öğrenmenin merkezi haline getirmiştir. Hızlı teknolojik gelişmeler, bilgiye ulaşımın kolaylaşması gibi bir çok sebep ile okulun bu hıza yetişememesi sonucu zamanla okul önemini yitirmeye başlamıştır. Bunun yerini kolay ve kısa yoldan edinilen belgelendirme sistemleri almaya başlamıştır. Gelişen alternatif uzaktan ve kısa süreli eğitimler okulun varlığını sorgulatmazken en büyük eleştiri okulun toplumsal hıza ayak uyduramamasıdır. Toplumsal bilincin ve temel vatandaşlık görevlerinin verildiği temel zorunlu eğitimin uzaktan eğitimin sırtına yüklemek ve “Artık okula ihtiyaç kalmadı.” demek teknoloji savunuculuğu değil toplumsal kurumların ortadan kaldırma amaçlı bir düşüncedir. Tüm dünya beslenme, sağlık, güvenlik ve eğitim konularında dezavantajlı grupların normal seviyelere getirilmesi için çaba harcarken uzaktan eğitimin aracı olan internet ve bilgisayar yetersizliği gibi sebepler ile ulaşılamayan öğrencilerin zorunlu eğitimden uzaklaşması toplumsal eşitlik adına doğru bir yaklaşım değildir.

Uzaktan eğitim, dünyanın hazırlıklı olduğu bir konu değildir.

Uzaktan eğitim, eğitim sistemlerinin yabancı olduğu bir konudur. Eğitimde teknoloji kullanımı ve uzaktan öğrenme yöntemleri öğretmen eğitiminin bir parçası olsa da teknik doğruların tüm öğretmenler arasında yaygınlaştırılması sağlanamamıştır. Eğitim şimdiye kadar daha çok sınıf içi teknolojik çözümler ile uğraşırken sınıfı dışarıya taşıyacak çözümlere odaklanmamıştır. İnsanlık bu krizden “eğitimin teknolojik alt yapıya ulaşması gerektiğini anlamak” gibi bir fırsat çıkaracaktır. Asıl kriz yüz yüze eğitim alışkanlıkları ile uzaktan eğitim yapılmasıdır. Salgından sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diyen insanoğlu bu saatten sonra ancak alışkanlıklarını değiştirirse hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Eğitim sistemi de tahta başı alışkanlıklarını değiştirebildiği kadar değişebilecektir.

Siz onu bir de okulda görün

Uzaktan eğitim “eğitim”in bütün öğelerinin gerçekleştiği bir süreç değildir.

Uzaktan eğitimdeki tek taraflı aktarım ile okulun formal programında amaçlanan öğrenmeler gerçekleşir. Eğitim sürecinde ise okulun örtük programı vasıtası ile sosyal öğrenme, değer öğrenme, davranış değişimi ve beceri gelişimi sağlanır. Akranla öğrenmenin değeri, işbirliği, takımla çalışmanın önemi, göz teması, gülümsemenin önemi, okul bahçesinin güzelliği, yapmadan/yaşamadan olanın gerçek öğrenme olmadığı yüz yüze eğitimi özleyen öğrenci, veli ve öğretmenlerin en sık dile getirdiği hususlardır. Elbette çocuğun büyük dünyasının yüz yüze eğitimde sınıf adını verdiğimiz dört duvar arasına sıkıştırırsak çocuğa en iyi bu duvarların rengini, uzaktan eğitimde sunumlar ile dört köşe ekrana sıkıştırırsak çocuğa en iyi o bilgisayarın masaüstü duvar kağıdının rengini öğretebiliriz. İnsanı konuşmadan yaşamı, hastayı konuşmadan hastalığı, çocuğu konuşmadan eğitimi konuştuğumuz günler içindeyiz. Öznenin ihtiyaçları es geçilerek kurulan cümleler yüklemlerine ulaşamazlar. Çocukların ihtiyaçları göz önünde bulundurulmadan yapılan eğitim ister yüz yüze isterse de uzaktan olsun amaca ulaşamayacaktır. Çocuğun doğal ortamı anne/babası ile vakit geçirdiği evinden öte akranları ile beraber olduğu okuldur. “Siz onu bir de evde görün.” cümlesinden önce “Siz onu bir de okulda görün.” cümlesi kurulmalıdır. Okulların kapalı kalıp uzaktan eğitimin devam ettiği her an çocuklar da doğallıklarından uzak kalacaklardır.

Uzaktan eğitim yüz yüze haftalık ders çizelgelerinin uygulanması değildir.

Yüz yüze eğitimde bir haftada okul öncesi ve ilkokulda 30 saat, ortaokulda 36 saat ve lisede de 40 saat ders yapılmaktadır. Bu programın aynı ders saatleri ile uzaktan eğitime taşınması çocukların her gün ortalama 6-8 saat bilgisayar başında olması anlamı taşır. Bir çok araştırma 3-6 yaşın 20/30 dakika, 6-9 yaşın 40/50 dakika, 9-12 yaşın 60/70 dakika ve 12+ yaşın ise 120 dakika ile günlük ekran sürelerinin sınırlandırılmasını öngörürken bu kadar saat ders yapmak tekne kazasından da büyük bir tehlikeyi işaret etmektedir.

Uzaktan eğitim yüz yüze dersin bilgisayarda canlı yapılması değildir.

İdeal okulu, ideal sınıfı ideal öğrenciyi öğretmeni boş kağıda okuma-yazması olan herkes yazar. Salgın gibi bir durumun olduğu bu dönemde eğitim “ideal olanların” değil “ideali olanların” işidir. Bu dönem eğitimcilerin sorumluluğu her zamankinden çok daha yüksek. Uzaktan eğitimde bir ders sadece 40 dakika sürüyorsa o ders, ders değil uzaktan erişimdir. Uzaktan eğitimde öğretmen ve öğrenen için dersin öncesi ve sonrası buz dağının görünmeyen kısmıdır. Öğrencilerin asenkron olarak hazırlanmış videolar vb. çalışmalar ile derse hazırlıklı gelmesi, canlı ders anının bilgi paylaşımı şeklinde geçmesi ve etkinlikleri destekleyici bireysel ve grup ödevlerinin verilmesi gerekmektedir. Bu yöntem öğrenci ve öğretmen açısından ciddi hazırlık gerektirse de öğrenci ihtiyacı ve bireysel gelişimini arttırmaktadır. Bizler öğrencilere merkezi sınavlar ile senenin bir günü sınav yapsak da eğitim sisteminin sınavı her gündür. Böyle dönemlerde ise sınav soruları zorlaşır. Zor sınavın çaresi de elbette ki iyi hazırlık dönemi geçirmek ve konulara hakim olmaktır. Uzaktan eğitim ile yöntemler ile sınıf yönetimi de değişmiştir. Bilgisayarda çocukların tek tıkla sesini kısmanın, sınıfta tek komutla çocukları çiçek yapmanın sonu başkalarının yaptığı roketi online izlemek olacaktır.

Uzaktan eğitim sadece akademik derslerin verildiği sistem değildir.

Yüz yüze eğitimde de olsa uzaktan eğitimde de olsa dikkati çekemeyen ders içeriği alt sekmeye alınır. Çocuklar bunu öğretmene boş boş bakıp sınıfta hayallere dalarken bilgisayarda ise ekranlarını alt sekmeye alarak yaparlar. Sadece matematik, fizik kimya değil beden eğitimi, müzik ve görsel sanatlar gibi dersler malzeme ve etkinlikler ile öğrencilerin yeteneklerine ve hobilerine yönelik olarak uzaktan eğitimin bir parçası olarak kullanılmalıdır.

Uzaktan eğitim, yüz yüze eğitim müfredatının yetişeceği bir araç değildir.

Yüz yüze eğitimde hazırlanan müfredat daha çok ünite odaklı ve sarmal yapıda ilerlemektedir. Uzaktan eğitim modelinin dayanması gereken müfredat yapısı ise modüler sistemi işaret etmektedir. Kısa ve bağımsız program sertifikaları ile ilerlemedikçe çocuklar uzaktan eğitim ile uzun ekran sürelerine maruz kalacaklardır.

Uzaktan eğitim her yaşın kullanacağı bir sistem değildir.

İdeal uzaktan eğitimde öğrenen öğrenme ihtiyacını ve zamanını kendisi belirler. Bu durum elbette ki belli bir yaş ve disiplin olgunluğu gerektirmektedir. Uzaktan eğitim zorunlu eğitim değildir. Salgından dolayı zorunlu uygulanan bir araçtır. Eğitimde teknoloji kullanımı ise Z kuşağının özelliklerinden dolayı zorunlu eğitimin bir parçasıdır. Küçük yaş grubundaki öğrencilerin derslerinde de teknoloji kullanımı zorunlu olsa da öğrenmenin bireyselleşmesi adına uzaktan eğitim hele ki uzun saatleri kapsayan bir ekran süresi küçük yaş grupları için yarardan öte zarar getirecektir.

Okullar zorlu salgın döneminde kendi çabaları ile tekne kullanmayı öğrenmeye çalışırlarken öğretmenlerin teknik bilgilerini de arttırmak ve bu dönemi en az kaza ile atlamak zorundalar. Şu an yaşananın adı uzaktan eğitim olsa da bu durum aileler ile okulu her zamankinden çok daha fazla yaklaştırmalıdır. Okulların açılmasını istemek salgını yok saymak manasına gelmemektedir. Eğitimin yoksunluğunun getireceği eğitim yoksulluğu eğitimcileri kaygılandıran durumdur. Okul, kazandıracağı bilinç ile toplumun sağlık güvenliğinin merkezi olacaktır. Uzaktan eğitimden öte eğitimde teknoloji kullanımı eğitimin her zamanki asıl konusudur.

ozandemiralp@hotmail.com