Ve tarih tekerrür eder…  Dün Şili bugün Venezuela

Faruk Önalan/ Araştırmacı, stratejist
16.02.2019

Şu an ordu, Maduro’ya ve anayasaya sadakatini beyan ettiyse de tıpkı 1973 Şili darbesinde olduğu gibi rüzgar tersine dönebilir. Tarih tekerrürden ibaret derler ya 46 yıl önce Şili’de yaşananlar bugün Venezuela’da yaşanıyor.



Venezuela’da darbeye yönelik son 2-3 yıldan beri süregelen ABD destekli aleni girişimler son bir ayda hız kazandı ve ABD’nin atadığı(!) Guaido ken-dini başkan ilan etti. Lima Grubu Maduro’nun tanımıyla Lima Karteli ülkeleri (Meksika hariç) Peru, Kanada, Kolombiya, Kosta Rika, Honduras, Panama, Paraguay, Şili, Santa Lucia, (İtalya hariç) AB ülkeleri Guaido’yu Venezuela Başkanı olarak tanıdı. Şu an ordu Maduro ve anayasaya sadakatini beyan ettiyse de tıpkı 1973 Şili darbesinde olduğu gibi rüzgar tersine dönebilir. Tarih tekerrürden ibaret derler ya 46 yıl önce Şili’de yaşa-nanlar bugün Venezuela’da yaşanıyor.

11 Eylül 1973 Şili darbesi 

Salvador Allande tam adıyla Salvador Guillermo Allende Gossens. 1930’lu yılların öğrenci liderlerinden bir tıp fakültesi öğrencisiydi.  1932’de mezun olduktan bir yıl sonra Sosyalist Parti’nin kurucuları arasında yer aldı. 1937’de vekil, hemen bir yıl sonra Sağlık Bakanı oldu. 1952, 1958, 1964 yıllarında Başkan adayı olsa da kazanamadı. Son adaylığını 1970 seçimlerinde koydu. ABD’li üst düzey yetkililer Allande’nin bu seçimleri de kazanamayacağından oldukça emindi. Ama Salvador Allande yüzde 36.3 oy alarak seçimleri kazandı ve Şili Devlet Başkanı oldu. CIA resmi say-fasında da geçtiği gibi bu sonuçlar Başkan Nixon’u oldukça öfkelendirmişti. (https://www.cia.gov/library/center-for-the-study-of-intelligence/csi-publications/csi-studies/studies/vol47no3/article03.html) Başkanın Ulusal Güvenlik Danışmanı  Kissenger’in 5 Kasım 1970 tarihli raporu şöyle başlı-yordu:

“Allende’nin Şili Cumhurbaşkanı seçilmesi bizim için bu yarımkürede şimdiye kadar karşılaşılan en ciddi zorluklardan birini oluşturuyor. Bu ko-nuda ne yapmanız gerektiğine dair kararınız, bu yıl vermeniz gereken en tarihi ve en zor dış ilişkiler kararı olabilir, çünkü önümüzdeki altı ila on iki ay boyunca Şili’de olacakların ABD’nin çok ötesine geçecek sonuçları olacaktır.” (https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1969-76v21/d172)

Şili’de CIA destekli bir darbenin fitili ateşlenmişti. Başkan Nixon, Ulusal Güvenlik Danışmanı Henry Kissenger ve CIA Başkanı Richard Helms’i görevlendirdi. Track I ve Track II planları yapıldı. Track I planı, kongrede çoğunluğu elde edememiş olan Allende’nin yerine en yakın rakibi olan Jorge Alessandri Rodríguez’i (ABD elçisi de Beyaz Saray’ın planından habersiz önceki Frei’yi getirmek istemiş, bu yüzden Kissenger’dan fırça yemişti.) seçilmesi ve tekrar başkanlık seçimlerine gidilmesi yönündeydi. Fakat başkanlık yarışında yüzde 21 ile üçüncü sırada gelen Hıristiyan Demokratların Allende’nin seçim zaferine saygı göstermesi bu planı başarısızlığa uğrattı. Amerika, Hristiyan Demokratların bu hamlesini unutmadı. Partinin önemli isimlerinden olan ve bir önceki Cumhurbaşkanı Eduardo Frei Montalva’nın yardımcılığını yapmış ve de İçişleri Bakanlığı görevinde bulunmuş Edmundo Perez Zujovic aracında kızı da olduğu halde suikaste uğrayıp hayatını kaybetti, kızı yara almadan kurtuldu. Suikastı aşırı sol Halkın Öncü-leri Örgütü (Vanguardia Organizada del Pueblo-VOP) üstlendi. Tabi olayın arkasında CIA vardı. Allande’de ilk açıklamasında CIA’yı işaret etmişti.

Schneider Doktrini

Track I planı akamete uğrayınca Amerika askeri darbeyi öngören “Fubelt” diğer adıyla “Track II” projesini devreye soktu. Süreç hızla ilerlerken Salvador Allande ülkenin belkemiğini oluşturan ve iki büyük Amerikan şirketi tarafından işletilen bakır madenleri kongre kararı ile millileştirildi. Bu hamle ABD’yi daha da kızdırdı. İlk iş olarak Şili Genelkurmay Başkanı General Rene Schneider’i yanlarına çekmeye çalıştılarsa da burada başarısız oldular. General Schneider, 23 Temmuz’da tarihe Schneider Doktrini olarak geçen bir açıklama yaptı.

“Silahlı kuvvetler, siyasi güce giden bir yol veya bu iktidarın alternatifi değildir. Ordu siyasetin düzenli çalışmasını sağlamak için vardır. Gücünü, sistemi savunmaktan başka bir amaç için kullanması, ihaneti teşkil eder. “

Tabii General Schneider’in bu açıklamaları, Başkan Nixon Şili’de darbe yapmaları için görevlendirdiği  Ulusal Güvenlik Danışmanı Kissenger ve CIA Başkanı Helms’i  çıldırtmaya yetti. Tam üç ay sonra yani 24 Ekim 1970’de Şili Genelkurmay Başkanı Rene Schneider, CIA destekli bir grup tarafından kaçırılmaya çalışıldı. Saldırıya direnen General Schneider çatışmada öldürüldü. (Yıllar sonra General Schneider’in ailesi, bu suikasttan dolayı dönemin Ulusal Güvenlik Danışmanı Kissenger’a dava açtı)

Allande’ye yönelik darbe sürecinin önemli belki de en etkili ayaklarından biri de hiç şüphesiz David Rockefeller diğeri de Şili’nin medya baronu ve Rockefeller’in yakın adamı Agustín Edwards Eastman’dı (Allande hükümeti aleyhinde sayısız yalan haber yaptı, CIA darbesini açıkça destekledi) David Rockefeller, Latin Amerika İş Grubu’nun himayesinde olan Anaconda Copper (Bakır şirketi) ve diğer çokuluslu şirketlere yüz milyonlarca dolar para dökerek yatırım yapılmasını engelledi. Dünya bakır piyasasının büyük çoğunluğu Rothschild ve Rockefeller ailesinin elindedir. Sadece Rothschild tek başına bakırın yüzde 40’ının kontrolünü elinde tutuyor. Fiyatlama da onların elinde. Bakır fiyatları aniden düşünce ekonomisinin en büyük girdisini bakırdan sağlayan Şili’de ekonomi birden çöküşe geçti. Oysa Allande’nin ilk yılında yüzde 8.6’lık bir büyüme oranı yakalanmıştı. Ambargolar, yatırımların kesilmesi ve bakır fiyatlarının düşmesi derken Şili’de ekonomi çöküşe geçti. 1973 parlamento seçimlerinde çoğunluğu alan Hıristiyan Demokratlar üç yıl önceki tutumlarının tam tersine desteğini çekerek, kongrede Allande yönetiminin -Amerikan baskısıyla- illegal olduğunu ilan etti. (Tıpkı bugün Venezuela’da olduğu gibi)

Salvador Allande’nin yakın adamlarından olan Genelkurmay Başkanı Carlos Prats 23 Ağustos’ta görevinden istifa etti (darbeden bir yıl sonra Arjantin’de bir bombalı saldırıda karısıyla beraber öldürüldü). Aynı gün Allande, sadık olduğunu sandığı fakat 19 gün sonra kendisine darbe yapacak olan General Pinochet’i Genelkurmay Başkanı olarak atadı. Tıpkı Muhammed Mursi’nin kendisine darbe yapacak olan Sisi’yi ordunun başına getir-mesi gibi. 11 Eylül günü asker darbeye kalkınca Allande, Pinochet’i aradı, zira ona çok güveniyor ve kendine sadık olduğunu düşünüyordu. Ulaşa-mayınca darbeciler tarafından alıkonulduğunu sandı. Pinochet ülkedeki tüm radyo ve televizyonlardan yönetime el konulduğunu aksi takdirde bom-balanacağını bildirdi. Allande’ye bağlı bir tek radyo Magallenes kalmıştı o da son kez burada konuştu.

Sonuna kadar savaş

Pinochet, yönetime el konulduğunu Allande’nin görevi bırakmasını istedi. Allande bunu kabul etmedi ve direneceğini söyledi. Daha sonra hava kuvvetlerinden üç pilot başkanlık sarayına gidip, teslim olması halinde Allande ve ailesinin bir uçakla istediği ülkeye gidebileceğini teklif etti. Allande tekrar reddetti ve sonuna kadar savaşacağını belirtti. Yanında 20 tane koruma, elinde bir AK-47 (Kalesnikof), 30 da mermisi vardı. Çok geçmeden uçaklar sarayı bombalamaya başladı. Allande korumaların can güvenliğini sağlanmasını istedi ve teslim olacağını söyledi. En son kendisi kalınca odasına gidip intihar etti. Aynı akşam Pinochet yemin ederek Şili Devlet Başkanı olarak göreve başladığını duyurdu. 17 yıl Şili’yi diktatörlükle yönet-ti. Kissenger başarıyla gerçekleştirdikleri bu darbeyle ilgili şunları söylemişti:

“Ülkesinin insanlarının sorumsuzluğu yüzünden bir ülkenin komünist olmasına seyirci kalamayız. Meseleler, Şilili seçmenlerin kararına bırakıla-mayacak kadar önemlidir.”

Geride ise darbeyle devrilen ve hayatını kaybeden Salvador Guillermo Allende Gossens’in Radyo Magallanes’te Şili halkına yönelik son sözleri kaldı:

“Dostlarım,

Hiç şüphe yok ki, bu sizlere seslenmek için son fırsatım. Hava Kuvvetleri Magallanes Radyosu’nun vericilerini bombaladı.

Sözlerim sitem değil, hayal kırıklığı taşıyor. Umarım, kendi sözlerine ihanet edenlerin utancı olur. Bu koşullarda, sözlerim sadece işçilere: Teslim olmayacağım!

Tarih yargılayacak

Ülkemin emekçileri, adalete olan büyük özleminizin ancak bir sözcüsü olan, Anayasa’ya ve kanunlara bağlı kalacağına söz vermiş bu adama gösterdiğiniz sadakat için teşekkür ederim. Sizlere seslenebildiğim bu son anda, yaşadıklarımızdan ders çıkartmanızı diliyorum: Yabancı sermaye, emperyalizm, gericilikle birlikte Silahlı Kuvvetlerimizin kendi geleneğini bozmasına varan koşulları hazırladılar. Esas olarak size sesleniyorum, ülke-min mütevazi kadınları, bize inanan köylü kadınlarımız, çocuğunu esirgediğimizi bilen anneler… Size sesleniyorum Şili’nin fikir işçileri kapitalist toplumun avantajlarından bahsedip duran meslek örgütleri ve sendikalar tarafından yaratılan kargaşaya karşı çalışmaya devam eden yurtseverler, size sesleniyorum... Ülkemin gençleri, öğrencileri, şarkılarını söyleyenler, bize neşelerini ve mücadele ruhunu verenler, size sesleniyorum... Şili’nin insanları, işçiler, köylüler, aydınlar, zulüm görecekler ülkemizde faşizm saatlerdir iş başında. Harekete geçmesi gerekenlerin sessizliği karşısında terörist baskınlar yapıyor, köprüleri havaya uçuruyor, demiryollarını kesiyor, gaz ve petrol borularını imha ediyorlar. Suçludurlar. Tarih onları yargılayacak-tır!

Hiç şüphe yok ki Magallanes Radyosu susturulacak. Sakin ve metalik sesim sizlere ulaşamayacak. Sorun değil. Sesimi duymaya devam edeceksiniz. Her zaman yanınızda olacağım. En azından, onurlu ve ülkesine sadık bir adam olarak hatırlanacağım.

Halkım kendini savunmalı ancak kurban etmemelidir. Halkım, kendisinin yok edilmesine veya kurşunlarla delik deşik edilmesine izin vermemeli, ancak aşağılanmaya da müsaade etmemelidir.

Yaşasın Şili! Çok yaşa halkım! Yaşasın işçiler!

Bunlar benim son sözlerim, fedakarlığımın boşuna olmadığından eminim. Sonunda, en azından, suçu, alçaklığı ve ihaneti cezalandıracak bir ah-lak dersi olacak.”

frkonalan@gmail.com