Paşinyan'ın yeni seçim zaferi ile üçüncü dönemine giren mevcut Ermenistan iktidarı, Avrupa kurumları ile bütünleşmiş ve dünyaya açık bir Ermenistan'ı inşa etmek yolunda ilerliyor. Yeni Ermenistan, Güney Kafkasya'da Ermenistan'ı çevreleyen dengelerin değişmesi anlamına geliyor.
Dr. Mehmet Yahya Çiçekli/ Yazar
Nikol Paşinyan'ın 2018'den beri sürdürdüğü başbakanlık altında yeni bir yola giren Ermenistan, mevcut iktidarın kazandığı üçüncü seçim zaferi ile yarının Ermenistan'ını inşa etme yolunda yeni bir döneme girdi. Karabağ üzerindeki işgalini yenilgi ile sonlandıran ve bu yenilgiyi kabullenmek zorunda kalan bir başbakan olarak yeniden seçilebilmesi, onun vaat ettiği farklı değişimlerin seçmenler tarafından önemsendiğini gösteriyor. Paşinyan, her taraftan Rusya'ya göbekten bağlı bir Ermenistan yerine çok yönlü dış politika yürüten ve Avrupa merkezli kuruluşlarla bütünleşmiş bir Ermenistan'ı inşa etme yolunda ilerliyor.
Paşinyan'ın partisi (Toplum Sözleşmesi Partisi) geçerli oyların yüzde 49.9'unu alarak mecliste yüzde 60'lık bir çoğunluk elde etti. Böylece meclis çoğunluğunu alsa da 2021 seçimlerinde aldığı oranın (yüzde 54) altında kaldı ve milletvekili sayısı da yedi sandalye azaldı. İki dönemdir süren iktidarın seçimde elde ettiği zafere rağmen muhalefet de tamamen güçsüz değil. Seçimde dört partinin barajı geçmesi beklenirken, dördüncü parti (Müreffeh Ermenistan) çok az bir farkla yüzde 4'lük seçim barajının altında kaldı. Eğer bu parti de barajı geçebilseydi, iktidar partisi meclis çoğunluğunu korusa da 3/5'lik nitelikli çoğunluğu kaybedecekti. Ülkenin üç muhalefet partisi de Rusya'ya yakın (ve Azerbaycan'a karşı rövanşist) çevrelerden oluşuyor. Ana muhalefet partisi yeni bir hareket, muhalefetten ve iktidardan aldığı sandalyelerle birinci parti olmayı başardı. Rusya'ya yakın duruyor ve Rusya'ya yakın duran diğer güç merkezlerini savunuyor. Muhalefet partileri seçim sonuçlarına itiraz etti. İtiraz sonucu Paşinyan'ın iktidarı kaybetmesi muhtemel olmasa da bahsedilen nitelikli çoğunluğu kaybetmesi mümkün.
SSCB sonrası Rusya'ya bağımlı kalan Ermenistan
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) dağılırken bağımsızlığını ilan eden Ermenistan, on yıllar boyunca tam anlamıyla bağımsız olamadı. Güney Kafkasya'nın üç devleti arasında SSCB sonrası Rusya ile en yakın bağları sürdüren Ermenistan olageldi. Azerbaycan ve Gürcistan'ın aksine, SSCB'nin ardından 30 yılı aşan süre boyunca Rusya ile mutlak bir yakınlık içinde durdu ve SSCB dışı devletlerle ilişkileri de hep sınırlı bir çerçevede gerçekleşti. Birinci Karabağ Savaşında Rusya'nın Ermenistan lehine oynadığı kritik rol ve yüzyıllardır "Ermenilerin hamisi" propagandası ile dayatılan Rusya figürü, Ermenistan'ın belleğinde Rusya'ya özel bir yer veriyordu. Ermenistan'ın Rusya'dan uzaklaşmamasının bir diğer temeli, Azerbaycan'a ve Türkiye'ye karşı uzun yıllar işlenmiş düşmanlıktı.
Azerbaycan'a ait toprakları işgal etmesinden bağımsız olarak da Türk halklarına karşı tarihi düşmanlık öğretisi Ermenistan'ın adeta milli kimliğine yerleşmişti. SSCB sonrası Rusya'nın kurguladığı askeri ittifak olan Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) ve gümrük birliğini de kapsayan Avrasya İktisadi Birliği; Ermenistan ile Rusya arasındaki yakın ilişkilerin en çarpıcı örnekleriydi. Hem askeri ve hem de iktisadi olarak Ermenistan'ın Rusya'ya bağımlılığı somut durumlardı. Bu iki yön Ermenistan'ın konumunu öylesine kesif şekilde pekiştirmişti ki, SSCB sonrası Rusya'nın bir dönem NATO'ya sıfır noktasında kalan tek askeri üssü bile Kars sınırında Ermenistan topraklarındaydı.
Rusya'dan bağımsızlaşmak için ne gerekli?
Bölgedeki üç eski SSCB üyesi devletten Gürcistan'ın kara, Azerbaycan'ın da deniz bağlantısı varken Ermenistan ile Rusya arasında fiziksel bağlantı bulunmamakta. Üstelik Avrupa ile ABD nezdinde diasporanın sağladığı kaldıraç büyük bir potansiyel sunuyor. Buna rağmen, yukarıda sayılan etmenler Ermenistan'ın bu potansiyelini kullanmasına fırsat vermedi.
Rusya'nın Ermenistan içindeki askeri varlığı, müşterek harekat unsurlarına sahip kapsamlı bir askeri üs ve diğer unsurlardan oluşuyor. Ayrıca çok yakın bir tarihe kadar Ermenistan'ın sınırları büyük ölçüde Rusya güçlerine emanetti; sınır güvenlik hizmetlerinin önemli bir kısmı hatta havaalanlarındaki silahlı güvenlik unsurlarının bir kısmı Rusya güçlerinden oluşuyordu. Türkiye ve İran sınırında da Rusya güçleri de görev yapıyordu. Yakın zamanda Paşinyan'ın hamleleri ile bu derin bağlar çözülmeye başladı. KGAÖ'ye üyeliğini de askıya alan Ermenistan, Rusya ile askeri işbirliğini tarihin en düşük seviyesine getirmiş oldu.KGAÖ üyeliği tamamen sona erse bile, Rusya'nın Ermenistan'daki askeri varlığı ayrı bir mesele. Rusya'nın Güney Kafkasya'daki tek askeri üssü olan 102. Üs, tarihi bir Türk şehri olan Gümrü'de yer alıyor; başkent Erivan'a ve Türkiye sınırına çok yakın bir konumda. Üs dışında, üsse bağlı askeri hava unsurları da mevcut ve ülkenin iki veya üç şehrindeki havaalanlarında konuşlu durumda. Kara, hava ve hava savunma güçlerine sahip olan 102. Üs, Ermenistan'ın hava savunmasını elinde tutuyor. Bu üssün varlığı henüz tartışmaya açılmış değil, yakın zamanda açılıp açılamayacağı da belirsiz zira Ermenistan'ın kendi hava sahasını koruması için gerekli hava gücü yok.
Ermenistan'ın dış ticaretinde en büyük ortağının geleneksel olarak Rusya olması, Avrasya İktisadi Birliği (AİB) ile pekişen ticaret bağlarının yanında ülkenin dünya piyasalarına erişiminin önündeki siyasal ve fiziksel engellerle de besleniyor. Çin ve Rusya sermayesinin Rusya'da kurduğu merkezler, Avrasya İktisadi Birliği sayesinde kolay lojistik ve gümrük imkânları ile Ermenistan'ın yalnızca AİB piyasalarına değil, Çin malı ürünlere de daha kolay ulaşmasını sağlıyor. Yine enerji ihtiyacının karşılanması bakımından da Rusya kritik bir yer tutuyor. İran ile kara bağlantısının da önem arz ettiği Ermenistan için Rusya tek yol değil fakat en önemli yol.Ermenistan'ın adı geçen iktisadi birlikten çıkması ve dış ticarette Rusya'yı ikame etmesi çok kolay bir dönüşüm değil. Bunun için öncelikle Türkiye ve Azerbaycan ile tamamen normalleşme şart. Aynı zamanda Avrupa Birliği gibi büyük imkanlara sahip bir kaynaktan da geniş destek sağlanması gerekiyor.
Ermenistan'da dönüşüm süreci
Ermenistan'ı Rusya'nın sadık bir müttefiki ve arka bahçesi olmaktan çıkarıp dünyaya açılmış bir devlete dönüştürme sürecinin en önemli ve belki de aktörü eski bir gazeteci olan Paşinyan'ın karizmatik figürü. Ermenistan'ın SSCB sonrası dönemine damga vuran diğer siyasetçiler ile Paşinyan arasında önemli bir fark var. 2018'de daha 43 yaşında iken başbakan olan Paşinyan, SSCB dağıldığında henüz liseyi bitirme çağında olan bir gençti. Rusya ile hiçbir zaman yakınlığı olmadı. Kendi ülkesinde yolsuzlukla mücadeleye çok genç yaşlardan itibaren kendini adadı. Yolsuzlukla mücadele çabaları bağımsızlık sonrası dönemde ülkede cezaya çarptırılan ilk gazeteci olmasına neden oldu.
Paşinyan, tamamen Rusya'sız bir Ermenistan iddiası öne sürmüş değil; ancak Rusya'ya bağımlılığı azaltarak dünyaya açılmayı hedefliyor. Bu dönüşüm gerçekleşirse Güney Kafkasya'daki dengelerin değişmesi anlamına geliyor. Bölgedeki etkisini ve kaldıracını kısmen veya tamamen kaybetmek Rusya için hayati bir konu. Gümrü'deki askeri üssün varlığının geleceği garanti altına alınırsa, Avrupa ile ilişki kuran bir Ermenistan'ı kabullenmesi daha mümkün.Buna karşın Rusya'yı topyekün reddeden bir Ermenistan'ın kurulması sürecinde Rusya'nın elindeki tüm imkanları kullanacağı kuvvetle muhtemel. Zira Rusya'nın Ermenistan'dan çıkması, Gürcistan ve Azerbaycan'dan bir ikame göremeyeceğine göre, Gürcistan'da işgal altında tuttuğu alanlar dışında kendi sınırları içine hapsolması anlamına geliyor.
Paşinyan'ın Ermenistan için gelecek tahayyülü Rusya ile ilişkileri azaltıp Avrupa ile ilişkileri geliştirmekten ibaret değil. Birtakım elitlerin ülkenin zenginliklerini sömürdüğü, yolsuzluğa batmış bir sistem yerine yepyeni modern şeffaf bir sistem kurmak istiyor. Bunun için gerekli dayanakları yalnızca ülke içinden sağlaması mümkün değil. Ancak ülkede otoritesini sağladığı görünüyor. Çeşitli suikast girişimlerini, ayaklanmaları ve darbe girişimlerini genel olarak gayrımeşru yöntemlere başvurmadan, yasal bir çerçeve içinde atlatması ve bu sırada ona karşı duranların gayrımeşru yönlerini açığa çıkarabilmesi ona mücadelesine devam etme gücü sağladı. Ancak toplumda, ifadesini mevcut muhalefette bulan ve bulmayan önemli bir kesim Paşinyan'a destek vermiyor. Yeni Ermenistan gelecek beş yıllık dönemde büyük sınavlardan geçecek ve yarının Ermenistan'ının nasıl olacağı, nerede duracağı bu süreçteki gelişmelerle şekillenecek.