Tüm Yazarlar
Doç. Dr. Nuri Sağlam Yazıları
Garbın jeopolitik ‘Şark meselesi’ ve İzmir’in işgali-XI
Doç. Dr. Nuri Sağlam
Erzurum ve Sivas Kongrelerinin kararları, eğer 7 Ağustos ve 11 Eylül 1919 tarihlerinde bütün dünyaya Nutuk’taki gibi ilan edilmiş yahut İşgal güçlerince “hasmane bir vaziyet ve mukavemet” şeklinde algılanmış olsaydı, Avrupa kamuoyu kerhen de olsa hiçbir zaman lehimize dönmezdi.
Garbın jeopolitik ‘Şark meselesi’ ve İzmir’in işgali-X
Doç. Dr. Nuri Sağlam
Garbın jeopolitik ‘Şark meselesi’ ve İzmir’in işgali-IX
Doç. Dr. Nuri Sağlam
Garbın jeopolitik ‘şark meselesi’ ve İzmir’in işgali-VIII
Doç. Dr. Nuri Sağlam
Yunanlıların İzmir’e çıktığı 15 Mayıs tarihinde, Bahriye Nazırı Avni Paşa ve Erkân-ı Harbiye Reisi Cevad Paşa’yla birlikte Padişahın huzuruna çıkan Mustafa Kemal Paşa, ertesi gün öğleden sonra Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişi olarak meşhur Bandırma vapuruyla Samsun’a hareket etmişti…
Garbın jeopolitik 'Şark Meselesi' ve İzmir’in işgali-VII
Doç. Dr. Nuri Sağlam
Mustafa Kemal Paşa’nın Türk milletinin istiklal ve istikbalini kurtarmak için İngilizlerle en azından şimdilik iş birliği yapmaktan başka çaresi yoktu. Nitekim söz konusu heyete başkanlık etmek üzere 30 Nisan 1919 tarihinde Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine atanması fakat göreve başlama talimatının İzmir’in Yunanlılara işgal ettirileceği tarihe kadar bekletilmiş olması bu yüzdendi…
Garbın jeopolitik ‘şark meselesi’ ve İzmir’in işgali - VI
Doç. Dr. Nuri Sağlam
İşgal güçlerinin üst düzey komutan ve yüksek komiserleriyle Türk milletinin istikbaline dair çeşitli müzakerelerde bulunan Mustafa Kemal Paşa, 25 Mart 1919 tarihine kadar dört ayı aşkın bir süre boyunca Türk basınında bir daha görünmeyecek fakat söz konusu tarihte bu sefer Harbiye Nezaretine verdiği ilginç bir dilekçenin bütün basında yayımlanması üzerine yeniden gündeme gelecekti…
Garbın jeopolitik “Şark Meselesi” ve İzmir’in işgali-V
Doç. Dr. Nuri Sağlam
Mondros Mütarekesini müteakip İstanbul’a gelen Mustafa Kemal Paşa’nın 17 Kasım 1918 tarihinde Türk basınına verdiği mezkûr beyanatlar, mevcut siyasî şartlarla tevil edilemediği gibi devrim tarihinin mitik anlatısıyla da uyuşmamaktadır.
Garbın jeopolitik ‘şark meselesi’ ve İzmir’in işgali-IV
Doç. Dr. Nuri Sağlam
Soru: “İngilizlere karşı beslediğiniz hisler hakkında bazı malumat verir misiniz?” Mustafa Kemal’in cevabı: “Kalbimde buğuz ve düşmanlık hissiyatı yer bulmamıştır. İngilizlerin, Osmanlı milletinin hürriyetine ve devletimizin istiklaline riayette gösterdikleri hürmet ve insaniyet karşısında yalnız benim değil, bütün Osmanlı milletinin İngilizlerden daha iyiliksever bir dost olamayacağı kanaatiyle mütehassis olmaları pek tabiîdir.” Acaba niçin Türk kamuoyuna yukarıda naklettiğimiz beyanatta bulunmuştu?
Garbın jeopolitik ‘şark meselesi’ ve İzmir’in işgali-III
Doç. Dr. Nuri Sağlam
Amerika’nın kurucusu sayılan Samuel Adams’ın “Düşmanlarını ve rakiplerini haksız çıkar ve onları o konumda tut!” stratejisi, sadece Amerika’ya özgü yahut sadece devletler arası işleyen bir siyaset anlayışı değildi. Bu anlayış, insanoğlunun en büyük zaaflarından biri olarak toplumsal hayatın her noktasında ve maalesef çok farklı biçimlerde karşılaştığımız bir realiteydi.
Garbın jeopolitik 'şark meselesi' ve İzmir’in işgali-II
Doç. Dr. Nuri Sağlam
Batılı devletler, kendi projeleri için Türk modernleşme tarihinde en azından yarım asırdır gelişmekte olan ve II. Meşrutiyet’in ilanından itibaren ardı ardına sürüklendiğimiz büyük felaketlerin yol açtığı toplumsal travmaların da etkisiyle Birinci Dünya Harbi sonlarına doğru Türk aydınları arasında iyice güçlenmiş olan “asrîleşme” arzularının reformist birikimini arkalarına almıştı.
Garbın jeopolitik ‘şark meselesi’ ve İzmir’in işgali
Doç. Dr. Nuri Sağlam
Times gazetesinin 11 Eylül 1918 tarihli nüshasında “Şark-ı cenûbî geçidi, Karadeniz ve Hazar Denizi’nin güneyinden İran, Afganistan, Hindistan ve Orta Asya’ya açılmaktadır. Almanya harpten sonra Asya’da rakibimiz kesildiği takdirde garp cephesinde Belçika ve Fransa’yı kurtarmış olsak bile bu büyük harbi kati surette kaybetmiş olacağız! Bunu engellemenin tek yolu Türkiye’yi mahvetmektir! Başka çare yoktur!” deniliyordu.