'Yeni Rusya' ne anlama geliyor?

Faruk Önalan / Yazar
17.12.2021

Rusya, ABD ya da AB'nin Ukrayna toprak bütünlüğü kapsamında yaptığı her hamlede Ukrayna sınırına on binlerce asker yığıyor. Bahar aylarında geri çektiği askerler yeniden sınıra yakın yerlerde konuşlanmaya başladı. Luhansk ve Donetsk vilayetleri Rusya sınırına yakın olduğu için ayrılıkçılara her türlü destek kolaylıkla sağlanabiliyor. Suriye'de, Libya'da, Karabağ'da etkinliği tüm dünya tarafından takdir edilen Türk Milli Teknoloji Hamlesi'nin Ukrayna'da da ortaya çıkması 'açık konuşmak gerekirse' Rusya'nın pek hoşuna gitmiyor.



Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 17 Nisan 2014 tarihinde, geleneksel yıllık soru-cevap programında "Novorossiya" yani "Yeni Rusya" çıkışıyla ileriye dönük stratejisini de bir nevi açıklamış oldu. Ukrayna'nın doğusundan güneyini (Karadeniz'in kuzey sınırları) "Yeni Rusya" olarak gördüğünü açıkça belirtmişti. Genel görüşü de, Rusya ve Ukrayna'nın tek bir halk olduğu, Ukrayna'nın mevcut topraklarını haksızlıkla elde ettiği şeklinde. "Ukrayna'nın doğu bölgeleri çarlık dönemi terminolojisinde 'Yeni Rusya' olarak adlandırılıyordu. Harkiv, Lugansk, Donetsk, Herson, Nikolayev ve Odessa çarlık zamanlarında Ukrayna'nın değildi. Bu bölgeler 1920'li yıllarda Sovyet hükümeti tarafından Ukrayna'ya verildi. Neden böyle yaptılar, Tanrı biliyor."

"Novorossiya" ideali çerçevesinde, Ukrayna'nın güney ve doğu bölgelerinde yer alan sekiz şehrin Rusya'ya bağlanması hedefleniyor. Bu şehirler: Odesa, Mikolayiv, Kirovograd, Dnipro, Herson, Zaporijya, Donetsk ve Luhansk.

Putin her ne kadar Kırım'da yaşananların farklı olduğunu iddia etse de "Novorossiya" amacı doğrultusunda ilhak edildiği bir gerçek. Dayanağı ise, "1783 yılında Rus askerleri, Kırım'ı Rus devletine dahil etmek için öldü" söylemi. Kırım'ın ilhakı ile Rusya Karadeniz gazı açısından önemli bir münhasır bölgeye de sahip oldu. Resmi raporlara göre Ukrayna, Kırım'ın ilhakı nedeniyle Karadeniz'deki petrol ve gaz yataklarının yüzde 80'ini ve liman altyapısının önemli bir bölümünü kaybetti. Liman kayıplarının yarattığı olumsuz etki, Rusya'nın Azak Denizi ve Karadeniz'deki gemileri engellemesiyle daha da ağır hale geldi. 2020 yılı itibariyle 150 kömür madeninden 115'i işgal edilen bölgelerde bulunuyor. İlhak edilen Kırım'da devlete ait 13 fabrika, işgal edilen Donetsk ve Luhansk bölgelerindeki 10 fabrika Rusların kontrolüne geçti. Bunun yanında Ukrayna Savunma Sanayisi çok büyük kayıplar yaşadı.

Tırmanan gerilim

Kırım'ın ilhakı aynı zamanda Rusya ile bir NATO ülkesi olan Romanya'yı Karadeniz'de yetki alanları bakımından bir nevi "sınır komşusu" haline getirdi. Romanya Dışişleri Bakanlığı'nın hazırladığı 2020-2024 Savunma Stratejisi raporunda Rusya tehdidine vurgu yapılmıştır. "Rusya Federasyonu'nun saldırgan tavrı, Karadeniz bölgesini militarize etme eylemlerine karşın 2015 yılında sağlam caydırıcılık ve savunma yetenekleri oluşturma süreci başlatıldı. Rusya Federasyonu'nun son dönemdeki taarruz pozisyonunun güçlenmesi ve saldırganlığı nedeniyle bölgede mevcut gerilimlerin tırmanma potansiyeli ulusal düzeyde önemli bir güvenlik sorunudur. AB ve ABD'nin Karadeniz bölgesinin güvenliğine dair taahhüdü kilit unsurlardır."

Bükreş yönetimini başka ülkelerin çatışma niyetlerine hizmet etmeye hazır olmakla suçlayan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova, Romanya'nın sunduğu yeni stratejinin "ABD'nin ve NATO'nun Karadeniz'deki askeri varlığını yoğunlaştırmak için kullanılacağını" iddia etmişti.

Karadeniz'in en stratejik bölgelerinden olan Kırım'ın, Rusya kontrolüne geçmesi Karadeniz'de suların ısınmasına sebep oldu. Her an parlayabilecek bir kıvılcım, önü alınamaz gelişmelere neden olabilir. 9 Şubat 2021'de ABD'nin 6. Filo, Türkiye'nin de Oruç Reis, Turgut Reis firkateynleri, 2 adet F-16 savaş uçağı ve bir keşif uçağı ile katılım sağladığı tatbikat Karadeniz'de gerçekleştirilmiş Rusya Dışişleri çok sert tepki göstermişti. "Bu tatbikatın Rusya karşıtı olduğu herkes için açık. Ülkemiz sınırlarının hemen yanı başında, Karadeniz kıyımıza yakın yerde yapılıyor, bununla barış ve istikrarı tehdit ediyor. Sanki ABD'nin 6. Filosu Karadeniz'de düşman bulmak için can atıyor. Bunu boşuna yapıyorlar."

Benzeri olmayan bir hamle

19-29 Mart tarihleri arasında Batı Karadeniz'de Romanya'nın ev sahipliğinde bu kez NATO tatbikatı Sea Shield 2021 icra edilmiş tatbikata Türkiye, ABD, Fransa, İtalya, İngiltere, Japonya, Hollanda, Polonya, İspanya, Yunanistan, Hırvatistan, Ukrayna ve Arnavutluk katılmıştı. NATO tatbikatı başladığı sırada Rusya karşı hamle olarak bölgede bulunan tüm denizaltılarının Karadeniz'e sevk edildiğini duyurdu. Öyle ki, Rus Denizaltı filosunun komutanı söz konusu sevkiyatın şimdiye kadar eşi benzeri olmayan bir hamle olduğunu belirtmişti.

Luhansk ve Donetsk oblastlarında Rusya destekli ayrılıkçıların –ki kabul etmeseler de Rus komutanlar tarafından komuta ediliyorlar- eylemleri sekiz yılı aşkın bir süredir devam etmekte. 2014 Şubat ayında, Rusya'dan aldıkları talimatla Donbas bölgesinde hükümet binalarına saldıran Rus kökenli ayrılıkçılar 11 Mayıs 2014 tarihinde göstermelik bir halk oylaması ile Luhansk Halk Cumhuriyeti ve Donetsk Halk Cumhuriyeti adı altında iki sözde yönetim oluşturdular. Bir gün sonra da Ukrayna'dan bağımsızlıklarını ilan ettiler. Rusya yanlısı Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç AB ile ortaklık anlaşmasını reddedip Moskova ile yakınlaşma yoluna gidince Ukrayna'da halk sokağa indi ve ülke iç savaşın eşiğine getirildi. 22 Şubat 2014 tarihinde Yanukoviç ülkeden kaçınca Ruslar eş zamanlı olarak hem Kırım hem de Donbass bölgesinde düğmeye bastı. İlk işaret Kırım Parlamentosu Başkanı Vladimir Konstantinov'un Moskova'ya yaptığı ziyaret ile gerçekleşti. Yanukoviç'i bahane gösterip Kırım'ın Ukrayna'dan ayrılması fikrini ilk o ortaya attı. Ardından Rusya'nın destek verdiği Rus Birliği Partisi Başkanı Sergey Aksenov, "Halk Milis Kuvvetleri" adı altında 3,500 kişilik silahlı bir paramiliter grup oluşturdu. Kırım parlamentosu basılarak silahların gölgesinde referandum kararı alındı. 15 gün gibi bir süre içinde oldu-bitti ile Kırım'ın Rusya'ya bağlanması yönünde karar alındı. 2012 seçimlerinde girdiği 4 seçim bölgesinde de başarı gösterememiş Sergey Aksenov Kırım'ın sözde Başkanı oldu.

Kader tayini

Rusya, ABD ya da AB'nin Ukrayna toprak bütünlüğü kapsamında yaptığı her hamlede Ukrayna sınırına on binlerce asker yığıyor. Bahar aylarında geri çektiği askerler yeniden sınıra yakın yerlerde konuşlanmaya başladı. Luhansk ve Donetsk vilayetleri Rusya sınırına yakın olduğu için ayrılıkçılara her türlü destek kolaylıkla sağlanabiliyor. 2015 yılında Minsk anlaşması çerçevesinde ateşkes sağlanması konusunda mutabakata varılmasına rağmen silahlar hiç susmadı. 14 binden fazla insan hayatını kaybetti.

Rusya'da yetkili kurulların kendisine "Ukrayna'ya asker gönderme yetkisi" verdiğini belirten Vladimir Putin "Umarım, bu hakkı kullanmak zorunda kalmayacağım" sözleriyle de açıkça gözdağı vermişti. "Bu insanlara haklarını korumaya ve kaderlerini özgürce belirlemeye yardım etmemiz gerekiyor ve biz bu yolda mücadele edeceğiz."

Gürcistan'a bağlı Güney Osetya ve Abhazya, Moldova'ya bağlı Transdinyester de benzer şekilde bağımsızlıklarını ilan edip Rusya'ya bağlı "de fakto" bir yapı haline geldiler. Bu yeni sözde devletleri Rusya ve birkaç ülkeden başka tanıyan da olmadı. Ukrayna, Moldova ve Gürcistan her üç ülkede NATO sınırında olup NATO'ya üye olmayan ülkeler. Bu yüzden de Rusya için kolay lokma olarak görünüyor. Ve Rusya belirlediği hedefleri bir bir gerçekleştirirken, "derin endişe", "kınama", "çok güçlü kınama" mesajları dışında elinden başka bir şey gelmeyen Batı'nın oluşan yeni durumda da harekete geçip, etkin kararlar alması beklenmiyor. Şimdiye kadar ne mali yaptırımlar ne de Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarına gelen uluslararası kınama, Putin'in stratejisine karşı en ufak bir caydırıcı etki yaratmadı. Enerji konusunda Rusya'ya adeta bağımlı olan Avrupa Birliği'nin etkin tedbirler alabilecek takati yok. Almanya'nın yeni Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, "Bizim için Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ve egemenliği müzakere edilemez. Rusya, Ukrayna devletinin egemenliğini bir kez daha ihlal ederse bunun siyasi ve ekonomik bedelini ağır bir biçimde öder" mesajı verirken diğer yandan Almanya, Ukrayna'nın anti-dron tüfekleri ve anti-keskin nişancı sistemleri gibi savunma amaçlı silahları NATO'dan almasına engel koydu. Kış mevsiminin etkisini hissettirdiği şu günlerde Avrupa'nın içinde bulunduğu enerji krizini de ayrıca hatırlatmakta yarar var.

Birbirinden çelişkili açıklamalar

ABD'den ise her hafta birbiriyle çelişen demeçler geliyor. Bu konuda Biden'ın "Kiev NATO üyesi değil ve dolayısıyla Washington'un bir yükümlülüğü yok" şeklindeki sözleri durumu özetliyor. Ancak Ukrayna'ya silah yardımı konusunda Türkiye ve ABD ön plana çıktı. ABD Ekim ayında 30 adet Javelin tanksavar sistemi ve bunlara ait 180 füze verirken Türkiye'de savaşların gidişatını tersine çevirmekle adından söz ettiren Bayraktar TB2 SİHA'lardan teslim etti. Telegram hesaplarından sık sık paylaşımlar yapan Ukrayna'nın Donetsk bölgesinde Rusya destekli ayrılıkçılar, Türkiye'nin müdahalesiyle Karabağ'da yaşananların aynısının olmasından çekindiklerini belirtiyorlar.

"Kiev yönetiminin, Donbass'a yönelik saldırı girişimlerini durdurmaya hazırız" mesajı veren Rusya Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov, "Ukrayna'ya verilen Türk Bayraktarlar ve Amerikan Javelin tanksavar sistemleri Donbass'taki durumun ağırlaşmasına katkı sunuyor" sözleriyle tepkisini dile getirmişti. Daha önce, İHA ve SİHA'ların Türkiye'nin bölgesel güç olmasına önemli katkı yaptığını açıklayan Japon asıllı ünlü ABD'li siyaset bilimci Francis Fukuyama, Ukrayna'nın Türk insansız hava araçlarını kullanması oyun değiştirici olabileceğini bu yüzden de Moskova'nın bu konuyla fazlasıyla meşgul göründüğünü vurgulamıştı. Bu noktada, Kremlin sözcüsü Peskov'un, Bayraktar SİHA'ların Donbass bölgesinde kullanılmasına açıkça tepki gösterdiğini belirtelim. Suriye'de, Libya'da, Karabağ'da etkinliği tüm dünya tarafından takdir edilen Türk Milli Teknoloji Hamlesi'nin Ukrayna'da da ortaya çıkması açık konuşmak gerekirse Rusya'nın pek hoşuna gitmiyor. İtalya'nın başkenti Roma'da düzenlenen G-20 zirvesinde gerçekleşen Erdoğan-Biden görüşmesi ile ilgili James Jeffrey'in sözleri gelinen şartlar açısından oldukça dikkat çekicidir:

"Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye, Libya, Dağlık Karabağ ve Ukrayna konularında güçlü ve başarılı pozisyon aldı. Bu nedenle görüşmeye de güçlü geldi."

[email protected]