Yerel para ve swap anlaşmalarının önemi

Prof. Dr. Halit Keskin / Yıldız Teknik Üniversitesi
27.06.2020

Çin ile yapılan swap anlaşması sonrası Çin hükümeti Türkiye'den süt ve süt ürünleri ithalatını serbest bırakmıştır. Böylece dış ticaret açığı verdiğimiz Çin'e karşı bu açığı bir nebze de olsa kapatma ihtimalimiz doğmuştur. Ayrıca alınan ithalat önlemleri her ne kadar genel bir çerçevede olsa bile Çin'den ülkemize yapılan ithalatı sınırlamıştır.



Swap basit anlamıyla değiş tokuş etmek demektir. Finansal bağlamda taraflar arasında kur, faiz ve benzeri değiş tokuşları ifade eden swap kelimesi Merkez Bankasının yaptığı ve başarıyla sürdürdüğü anlaşmalar ile günlük hayatımıza girmiş ve kullanılır olmuştur. Merkez Bankası Katar ve Çin ile swap anlaşmaları yaparak yerel para birimimizi karşı ülkenin yerel para birimiyle faiz ve vade gibi belli koşullar dahilinde takas etmiştir ve etmeye devam etmektedir. Böylece para birimlerinin üçüncü bir para birimine bağlılığı ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Bu tip üçüncü para birimleri genellikle dolar, euro, sterlin veya yen gibi rezerv para birimleridir. Diğer ülke merkez bankalarıyla yapılan swap anlaşmalarının iki öncelikli hedefi bulunmaktadır.

Reel ekonomiye etki

Birinci hedef dolar, euro, sterlin veya yen gibi rezerv para birimlerindeki dalgalanmaların ülke içindeki reel ekonomiye olan etkisinin minimize edilmesidir. Rezerv para birimlerinin kullanımı azaldıkça özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde rezerv para birimlerine gelen şoklar daha kolay absorbe edilecektir. Bu yüzden özellikle siyasi ve ekonomik ilişkilerin yoğun ve güçlü olduğu ülkelerle bu tip anlaşmalara gidilmesi gereklidir. Böylelikle gelişmiş ülkelerdeki sorunlar veya daha geniş anlamıyla ifade edilirse krizler bir ülkeden diğer ülkeye kolayca yayılamayacak ve lokal olarak kalacaktır. Örneğin, ABD’de yaşanan 2008 konut piyasası krizi gibi bir kriz ülke sınırlarını aşmış tüm dünyadaki finansal ve bunun da ötesinde reel piyasaları sarsmıştır. Bu durumun sorumlusu ABD ekonomisi iken faturayı ödeyen dünya ekonomisi olmuş ve dünyada milyonlarca kişi işini ve evindeki aşını kaybetmiştir. Finansal açıdan bakıldığında ülkelerin belli başlı para birimlerine bağlı kalması onları oldukça kısıtlamaktadır. İkili swap anlaşmaları ise her ülkenin diğer ülke parasına değer vermesine yol açmaktadır. Önümüzdeki yıllarda swap anlaşmalarıyla dünya genelinde örülecek bir ağ küresel finans çevreleri tarafından para birimi uluslararası piyasalarda yeterli önem atfedilmeyen Afrika ülkeleri başta olmak üzere tüm gelişmekte olan ülkelere hak ettiği saygınlığı kazandıracaktır.

Rezerv para birimlerinin dünya genelinde diğer para birimlerine karşın çok yüksek düzeyde kabul görmesi bu tip para birimlerine sahip ülkeleri daha avantajlı hale getirmektedir.

Karşılıksız para basımı

Rezerv para birimlerine sahip gelişmiş ülkeler herhangi bir üretim yapmadan karşılıksız olarak para basıp gelişmekte olan ülkelerdeki hammadde ve ürünleri kendi ülkelerine transfer edebilmekte ve bu sayede kazanılan zenginliğin sefasını sürmektedirler. Buna karşın gelişmekte olan ülkelerin çoğu ne yapsalar da yoksulluk girdabından kurtulamamaktadır. Swap anlaşmaları dünya geneline yayıldığı ve tüm ülkeler tarafından yoğunlukla kullanılmaya başlandığı takdirde bu tip adil olmayan koşulların da ortadan kalkmasına neden olacaktır. Kısacası, üretmeden sadece rezerv para basarak zenginliğin nimetlerinden faydalanan ülkeler bu avantajlarını kaybedecek ve gelişmekte olan ülkelerden yapacakları mal, hammadde ve hizmet transferleri için reel olarak ödeme yapma arayışına gireceklerdir.

Swap anlaşmalarının ikinci önemli hedefi ise dış ticaretin yerel para birimleri cinsinden yapılmasıdır. Dış ticaret işlemleri daha çok ABD doları ile yapılmaktadır. Bu durum hem ihracat hem de ithalat yapan şirketlerin yüksek düzeyde kambiyo işlemi yapmasına neden olmaktadır. Örneğin, Türkiye’de bulunan bir firma Çin’e sattığı ürünü için TL yerine ABD doları cinsinden ödeme almaktadır. Çin’de bulunan alıcı bu durumda elindeki Yuan’ları ABD dolarına çevirmekte Türkiye’deki firmaya ABD doları ödeme yapmakta, Türk firması ise ABD dolarını ülkemizde bozdurup işçi ücretlerini, fabrika giderlerini ve faturalarını ödemektedir. İşlem bir Çin firması ile Türk firması arasında geçmesine rağmen ABD doları işlemin başat aktörüdür. Aynı zamanda ABD dolarının gönderildiği Swift sistemi ABD kontrolündedir. Ödemeler direkt olarak Çin hesaplarından Türkiye hesaplarına yapılamamakta ödeme ABD tarafında muhabir bankadan geçmektedir. Bu durumun nedeni hem Türk hem de Çinli firmanın işlem yaptığı bankaların sadece ülke dışında çeşitli muhabir bankalarda dolar hesaplarının bulunması ve bu hesapların ortak bir sistemde eşleştirilmesi gerekliliğidir. Bu sayede ABD yapılan para transferlerini denetleme, kontrol etme ve hatta engelleyip el koyma hakkına sahip olmaktadır.

Artan kambiyo işlem maliyetleri, sürekli denetim ve ülkeler arasındaki ticarete üçüncü bir ülkenin karışmasının engellenmek istenmesi swap anlaşmalarını gün geçtikçe ön plana çıkarmaktadır. Yüksek seviyede ticaret yapan ülkelerin dış ticaret dengelerini de koruyarak swap anlaşmaları yapmaları ülkeler arasındaki ticaret hacmini arttırmakta ve hatta bu durumun pozitif siyasi yansımaları olmaktadır. Ayrıca ülkeler dış ticarette hakkaniyetli bir dağılıma da kavuşacak adımlar atmaktadırlar. Örneğin, Çin Halk Cumhuriyeti ile yapılan swap anlaşması sonrası Çin hükümeti Türkiye’den süt ve süt ürünleri ithalatını serbest bırakmıştır. Böylece dış ticaret açığı verdiğimiz Çin’e karşı bu açığı bir nebze de olsa kapatma ihtimalimiz doğmuştur. Ayrıca alınan ithalat önlemleri her ne kadar genel bir çerçevede olsa bile Çin’den ülkemize yapılan ithalatı sınırlamıştır. Bu durum da Çin ile olan dış ticaret açığımızı kapatıcı etki göstermektedir. Aslında, swap anlaşmalarından önce her iki ülke arasında her ülkenin de çıkarlarını gözeterek bir dış ticaret anlaşması yapılması, swap anlaşmalarının dış ticaret anlaşmalarını izlemesi daha etkili ve etkin bir yöntem olacaktır.

Tamamlayıcı ülkeler

Merkez bankasının yaptığı swap anlaşmaları sadece Çin ile sınırlı değildir. Katar ile de swap anlaşması yapılmış ve daha sonra bu anlaşmanın limiti arttırılmıştır. Genel olarak bakıldığında Katar ve Türkiye tamamlayıcı ülkelerdir. Katar enerji kaynakları bakımından zengin, fakat tarım ve savunma sanayi sektörlerinde oldukça zayıftır. Ülkemiz ise enerji kaynakları bakımkından oldukça kısıtlı imkanlara sahiptir, fakat tarım ve savunma sanayi sektörlerinde oldukça güçlüdür. Bu iki ülke para otoriteleri güç birliği yaparak bir swap anlaşması imzalamışlar, iki ekonominin birbirini tamamlayıcı olgusunu fırsata çevirmişlerdir. Böylece Katar gıda ve savunma kapsamında ülkemiz ile ilişkilerini arttırırken ülkemiz özellikle doğalgaz konusunda ticareti geliştirmiştir. Katar riyali Türk lirası cinsinden yapılan ticaret hacmi oldukça artmıştır.

Özetle, swap anlaşmaları ülkeleri yurt dışı kaynaklı kur şoklarından ve kur spekülasyonlarından korumaktadır. Ayrıca bu anlaşmalar daha adil bir düzlemde hakkaniyet çerçevesinde yapılacak dış ticaretin kapısını aralamaktadır. Gelecek yıllarda bu tip anlaşmaların rezerv para birimlerinin tahakkümlerinin kırılması amacıyla yaygınlaşması beklenmekte ve hatta blok zincir ve dijital para gibi mekanizmaların bu sistemlere entegre edilmesiyle ülkeler arası ikili ticaretin daha çok kolaylaştırılması ve ticaret hacminin arttırılması öngörülmektedir.

keskinhalit@gmail.com