Yeryüzü nasıl bölündü? Nasıl anlamlandırıldı?

Murat Güzel
25.02.2026

Eserinde yeryüzünün bölünmesini, düzenlenmesini ve anlamlandırılmasını içeren temel ilke konumuna getirdiği nomos kavramını tarihsel bir düşünme eksenine dönüştüren Schmitt, Jus Publicum Europeaum döneminin doğuşundan çöküşüne kadar uzanan tarihi süreci hukukun, savaşın ve egemenliğin anlamına dair yaptığı analizlerle inceler.


Yeryüzü nasıl bölündü? Nasıl anlamlandırıldı?

Murat Güzel

Yirminci yüzyıl siyaset ve hukuk felsefesinde ilk akla gelen isimlerden sayılır hiç kuşkusuz Carl Schmitt. "Siyasal"ı "dost ve düşman ayrımı" olarak tanımlayan ve bu tanımlamayla birlikte yirminci yüzyılda siyaset felsefesini Leo Strauss'la beraber yeniden ayağa kaldırdığı iddia edilen Schmitt, ayrıca kullandığı siyasi ilahiyat, karar, olağanüstü hâl, istisna, partizan, güçlü devlet, normal düzen hukuku, nomos gibi kavramlarıyla da sık sık gündeme gelir. Kendi ifadesiyle "jus publicum europaeum'un son bilinçli temsilcisi" olan Schmitt'in bir anayasa hukukçusu olarak politik felsefeye yönelik ilgisini daha 1920'lerden itibaren göstermeye başladığını biliyoruz.

İlk kez 1950'de yayınladığı Yeryüzünün Nomosu eseriyle Schmitt, 1600'lerden 1900'lere kadar uzanan Jus Publicum Europeaum (Avrupa Kamu Hukuku) döneminin uluslararası hukukun temelini oluşturduğunu ileri sürer. Bu süreçte Avrupa devletleri hem kendi aralarında toprak paylaşımı yaptı hem de Avrupa dışı bölgeleri ele geçirdi; bu da kara ve deniz dengesine dayalı yeni bir küresel düzen yarattı. Ayrıca, ruhani iktidarın sonu ile birlikte bireyler vatandaşlık yoluyla toprağa bağlandı. Devlet ise, merkezi ve rasyonel yapısıyla egemenlik hakkını elinde tutan ve dost-düşman ayrımına karar veren ana otorite konumuna geldi. Schmitt'in anladığı şekliyle devlet, Katolik ve Protestanlık ayrımının yol açtığı mezhep savaşlarının kargaşaya sürüklediği Avrupa'da Kilise'yi ve feodal güçleri etkisizleştirerek düzeni yeniden kurma başarısı göstermiştir. Schmitt'e göre devlet, kendi ülkesi sınırları dahilindeki her konuda kendi üstünde hiçbir otorite tanımadığı ve hükmünü yürüttüğü için egemen olan merkezi ve rasyonel bir iktidardır. Bu nedenle devlet siyasal olanı, yani dost-düşman ayrımını, denetim altında tutan temel aygıttır. Kamusal düşmanı tanımlama yetkisi devlet için birliğini tehlikeye sokmamak adına ortak bir düşman yaratılması anlamına gelir.

Modernliğin siyasal anlamı

Eserinde yeryüzünün bölünmesini, düzenlenmesini ve anlamlandırılmasını içeren temel ilke konumuna getirdiği nomos kavramını tarihsel bir düşünme eksenine dönüştüren Schmitt, Jus Publicum Europeaum döneminin doğuşundan çöküşüne kadar uzanan tarihi süreci hukukun, savaşın ve egemenliğin anlamına dair yaptığı analizlerle inceler. Bu surette Schmitt'in eserinde küresel düzenin köklerini, Batı medeniyetinin sınırlarını ve modernliğin siyasal anlamını da söz konusu ettiği söylenebilir.

Eserinin önsözünde Avrupa merkezli uluslararası hukuk düzeninin sona erme sürecinde olduğunu, dolayısıyla yeryüzünün eski nomosunun da battığını belirten Carl Schmitt, o nomosun masalsı ve beklenmedik bir biçimde keşfedilen Yeni Dünyadan, tekrarı mümkün olmayan tarihi bir olaydan doğduğunu vurgulayarak bu olayın modern tekrarının ancak fantastik paralelliklerle hayal edilebileceğini ileri sürüyor. İnsanların düşüncesinin yeniden dünyevi varoluşlarının temel nizamına yönelmesi gerektiğini söyleyen Schmitt "Biz dünyanın anlam alanını arıyoruz" cümlesini kuruyor. Eserinde göze aldığı riski ve temel amacı bu cümleyle dile getiren Schmitt "Yeryüzü, barışçıl olanlara vadedilmiştir. Yeryüzünün yeni bir nizamı düşüncesi de yalnızca onlara açılacaktır" ifadesine yer veriyor. Eseri Türkçeye çeviren Furkan Şimşek'in kapsamlı açıklama ve notları da eserin okunuşu kolaylaştırıyor.

Yeryüzünün Nomosu

Carl Schmitt

çev. M. Furkan Şimşek

Ketebe, 2025

Filmlerdeki Ortadoğu gerçek mi?

Kitabında Ömer Muhtar'dan Bab'Aziz'e, Arabistanlı Lawrence'tan Argo'ya, Uçurtma Avcısı'ndan Kan Dökülecek'e, Foxtrot'tan Omar'a, Osama'dan Persepolis'e, Babil'in Oğlu'ndan Kaplumbağalar da Uçar'a, İçimdeki Yangın'dan Kefernahum'a geniş bir yelpazedeki filmleri konu seçerek onlar üzerinden bir ülkenin, bir halkın veya bir anlatının peşine düşen yazar bu filmleri çözümlemekten çok onları seyreden bakışı özgürleştirmeye çalışıyor. Böylelikle sinema sektöründe Ortadoğu'nun nasıl tasarlandığına, ona ne yapıldığına dikkat çekiliyor.

Beyaz Perdede Kan Lekesi & Filmlerle Ortadoğu

Sertaç Timur Demir

Çizgi Kitabevi, 2025

Ülkeleri yöneten mekanizmalar rehberi

Gücün nasıl paylaşıldığını, denetlendiğini veya tek elde toplandığını ülkeler üzerinden anlamak isteyenler için temel bir rehber niteliği taşıyan eserlerinde yazarlar Uzak Asya'dan Latin Amerika ülkelerine kadar çeşitli coğrafyalardan seçilen örneklerle, farklı siyasal sistemlerin toplumların kaderini nasıl şekillendirdiğini hükümet sistemlerinin karmaşık yapısını herkes için anlaşılır kılıyorlar. Eserle demokrasiden monarşiye, federalizmden üniter yapıya kadar siyasal sistemlerin tüm renklerini analiz ederek ülkeleri yöneten mekanizmaları anlamak ve geleceğin siyasal trendlerini okumak için kapsamlı bir başvuru kaynağı oluşturuyorlar.

Siyaset Atlası

ed. Halil Peçe-Cihan Necmi Günal

Tezkire, 2025