Yiğide, yoğurda ve yiyişe dair

Kâmil Yeşil / Yazar
30.07.2022

Eskiden sofra ortaklığı var... Bazı yemeklerde sıra yoğurda gelince erkekler, damak tatlarına göre istiyorlarmış yoğurdu: "Ben kese yoğurdu isterim. Varsa ben de kurutulmuş yoğurt. Ayran var mı ayran. Taze yoğurt olsaydı ne iyi olurdu" vs. diyerek bunaltırlarmış kadın anayı. "Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var" atasözü buradan kaynak alıyormuş. Anaların dilimize ve kültürümüze katkısı çok büyük. Ninniden ağıta, maniden masal ve halk hikayesine kadar hemen birçok folklor ürünü yani anonim edebiyatımız aslında kadınların eseridir.



-Babam Abdülkadir Yeşil için rahmete vesile olur inşallah-

Atalarımızın dediğine göre "Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var." Folklora bakılırsa kaide hâline gelen bu olguyu Anadolu kadını "ata sözü" haline getirmiş. Bundan dolayı ona "ata sözü" değil de "ana sözü" diyebiliriz. Hikayesi şöyle :

Bilirsiniz eski Anadolu aileleri geniş ailelerdir. Bir obada akraba cinsinden birçok erkek yer alır. Dede, baba, amca, dayı, enişte, kayınpeder, kayınço vs. Bu erkeklerin muadili olarak da teyze, hala, görümce, elti, kayın valide, baldız vs. kadınları da ekleyiniz. Alın size enlemesine ve boylamasına aile ağacı veya şecere.

Sofra ortaklığı var. Bazı yemeklerde sıra yoğurda gelince erkekler, damak tatlarına göre istiyorlar yoğurdu: "Ben kese yoğurdu isterim. Varsa ben de kurutulmuş yoğurt. Ayran var mı ayran. Taze yoğurt olsaydı ne iyi olurdu. Kaymaklı yoğurt isterim. Benimki kaymaksız yoğurt olsun." vs. diyerek bunaltırlarmış kadın anayı.

Bunlardan biri oğluna kız istemeye gitmiş. Her şeyde anlaşmışlar. Söz günü tespit edilip tam ayrılacakları esnada gelin adayı sormuş:

"Hanım Sultan, oğlunuz, yiğidiniz yoğurdu nasıl yer, hangisini sever, demiş. Malum her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır." Buradan anlıyoruz gelin adayımız ilk günden bir mesele çıkmasını istememiş gardını alıyor. Hakkı var.

Ana sözü

Ben bu atasözünün sadece "yiyiş" kısmı ile ilgili değilim. Öncelikle (hikayesini doğru sayarsam) söyleyeni ile ilgilenmeliyiz diyorum. Yukarıda söz "gelin adayına" ait dedim ama 'ana sözü' de diyebilirim pekâlâ. Çünkü o da zamanı gelince ana olmuştur. Dememiz odur ki Atasözleri cins olarak sadece ceddi, atayı yani erkeği ima ve ihsas etmez. Ata tek başına olmayacağına göre "ana"yı da içerir. Sonuç olarak atasözlerinin çoğu kadınlara aittir denilebilir.

Anaların dilimize ve kültürümüze katkısı bu kadar değildir. Ninniden ağıta, maniden masal ve halk hikayesine kadar hemen birçok folklor ürünü yani anonim edebiyatımız aslında kadınların eseridir. Bu eserler içinde atasözlerinin, deyişlerin, deyimlerin olmaması düşünülemez. Ne var ki erkek egemen toplum yapısı folkloru da erkeklere mal etmiş görünüyor. Bu yanlış algıya işaret edelim ve geçelim. (Türk edebiyatına ve halkiyat literatürüne yeni bir tez kattığımın ve de tartışma açtığımın farkındayım.)

"Anasözü" ikinci olarak yiğit üzerinde duruyor ki bu da ata(ana)sözününün sahibinin kadın olduğunu gösteriyor. Çünkü evladın, kocanın, yavuklunun yiğit olması gerekir. Erkekler arasında yiğide dair şartlar çoktur. Bundan dolayı her erkek, yiğit denilen kişileri ismi ile müsemma kabul etmez. Erkek için yiğit; "Alp, kahraman, korkusuz, güçlü, yürekli, mert, gözü pek" gibi niteliklerin hepsi ile tarif edilir. Dikkat ederseniz bu hususlar savaşçılıkla yakından ilgilidir. Kadınlar için yiğidin "gösterişli delikanlı ve doğruyu açıkça söylemekten çekinmeyen dobra kişi" olması yeterlidir.

Yiğitten ne anlıyoruz?

Acaba bizler bugün yiğit kelimesinden Türkçe Sözlük'te geçtiği gibi "Alp, kahraman, korkusuz, güçlü, yürekli, mert, gözü pek, delikanlı, doğruyu açıkça söylemekten çekinmeyen kişi"yi mi anlıyoruz? Yoksa bu kelime de sadece özel isim olarak kaldı da anlamı tarihe mi karıştı?

Yiğit, bilek gücü ile cesareti bir arada bulunduran ve bu özellikleri savaşta gösteren biri ise, artık yiğit göremeyeceğimizi söyleyebiliriz. Çünkü artık savaşlar bilek bileğe (kılıç kılıca) yapılmıyor. Yiğidin alp erenler anlamı tarihe karışsa da elimizde kalan yönleri bize kâfidir. Yeter ki er kişi doğruyu söylemekten çekinmesin. Dikkat ederseniz, "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" ve "En büyük cihat, zalim hükümdar karşısında hakkı söylemektir", Hadisişerifi aslında yiğidi tarif etmektedir. Ya da şöyle diyebiliriz; Türkler, yiğidi tarif ederken Hadisişerifi esas almışlardır.

Yiğidi bulduk.

Şimdi yoğurda geçebiliriz.

Türkmenler katık diyor

Ana sözünde geçen "yoğurt" bunun bir atasözü değil "ana sözü" olduğunu gösteriyor. Zira yoğurdu yapan da, sofraya getiren de, yoğurt yiyişe bir anlam ve değer yükleyen de kadındır. Türkçenin Etimolojik Sözlüğü (Hasan Eren) yoğurt için şu bilgileri veriyor;

"Yoğurt 'maya katılarak koyulaştırılmış süt'. Türkmenler "katık" kelimesini de kullanırlar. Orta Türkçede yuğrut olarak geçer. Kıpçakçada yağurt (ve yuğurt) biçimi göze çarpar. Türkçe yuğur- kökünden geldiği anlaşılıyor: yuğurmak, Orta Türkçe suğut 'kesilmiş sütten yapılan peynir'. Türkçe kurut 'kurutulmuş süt ürünü'. Eski Kıpçakça çiğit 'peynir', Türkçeden bir alıntı olarak Avrupa dillerinde de yaygın olarak kullanılır. İngilizce yoğurt; Fransızca yogourt; İspanyolca yoğurt; Almanca Joghurt; Rusça jugurt.

Bu ortak telaffuzdan anlaşılıyor ki varlığa isim koymak hakkı onu icat edene aittir. Buna göre "yoğurt"u Türkler icat etmiştir ve dünya dillerinde yoğurt kelimesinin varlığı da buna işarettir.

Yoğurdun oluş şekli ile ilgili rivayetler değişiktir. Oba kadınının sağdığı süte nisan yağmurunun karışması ve süt kovasının sıcakta kalarak kendi kendini mayalaması hikayesinin yanında yine bir Türk kızının sağdığı süte incir sütünün karışmasına aldırmayıp sütü dökmemesi ve ertesi gün sütün yoğurt olduğunu görmesi hikayesi var. Yoğurttan ayran yapmanın hikayesi de kadınlara aittir. Şu kadarını söyleyelim. Ayran, yiğitlerin (erkeklerin) ölümünden sonra hayır, hasenat için dağıtılır ve ruhuna Fatiha bağışlanır. 18 Temmuz 2022'de vefat eden babam için biz de aynı geleneğe uyduk.

Kadın eli değmiş

Hangisi olursa olsun bu rivayetler yoğurda "kadın eli" değdiğini göstermektedir.

Kadın eli değmiş yoğurdun serencamından sonra kelimenin yiğit ile niçin yan yana geldiği meselesine geçebiliriz.

Biliyor musunuz Hz. Peygamber aleyhisselam hayatında hiç yoğurt yemedi. O, sütten süt olarak gıdalandı. Çünkü bugünkü anlamda yoğurt daha icat edilmemişti. Nitekim hadis kitaplarında yoğurt ve bu anlama gelecek bir kelime geçmez.

Türklerin bir icadı olarak yoğurt, kırsal hayatın ve hayvancılığın bir sonucudur.

Göle maya çalan Nasreddin Hoca fıkrası bundan dolayı sadece Türklerde vardır.

Yoğurt nasıl yenir?

Kimi kaşıkla yer yoğurdu kimi avuçla.

Kimi bıyığına sakalına bular kimi üzerine döker.

Ayran yapıp içen de vardır kurutup yiyen de. Ve bu yiyişlerin her biri onu yiyen kişi (erkek) hakkında bir bilgi ve kanaat verir. Gelin adayı başta olmak üzere kadınların, çadırın deliğinden yoğurt yiyen delikanlıyı seyrini düşününüz. Yoğurdu üzerine dökerek yiyen, ayranı höpürdeterek içen, bıyığını sakalını yoğurt içinde bembeyaz bırakan yiğit, karizmayı çizdirir.

Bundan olmalı ki bizim çocukluğumuzda ameleler bir arada yemek yerken yoğurtlu aş mesela biber kızartması yemezlerdi. Ne olur ne olmaz üzerimize döker, bıyık sakal beyaza bürünür ve bu da aleyhimize döner, gülünç oluruz diye yaparlardı bunu.

Atasözlerinde, deyimlerde öncelikle mânâ gerçek mânâdır; mecaz sonra gelir. Çünkü mecaz eğreti bir mânâdır. Ana sözündeki yoğurt yiyiş de öncelikle gerçek anlamda düşünülmelidir. Ana sözünün "herkesin kendine göre bir tarzı, iş yapma şekli ve usulü vardır" mânâsına gelmesi veya kullanılması ikincil dereceden bir mânâdır. Bu kadar sözü neden sert ettik.

Kıssadan hisseyi okura bırakmak gerekir fakat bazen yazarın söylemek istediği ya hiç anlaşılmaz ya da yanlış anlaşılır. En iyisi (i)lerin üzerine noktasını koymaktır.

Ammenin yoğurdu

Günümüzde her ne olursa olsun işler tamamen bireyleşti ve birinin iş usulü diğerine uymuyor. Hele ki millet işlerinde... Herkes yiğit söyleminin retoriğine bağlanmış, kendini yiğit sayıyor ve usulü terk ediyor. Oysa millet, yoğurt yiyişi kurallara bağlamıştır. Örf, âdet, gelenek, kültür dediğimiz bu kurallar bize toplum içinde, topluma ait yoğurdu nasıl yememiz gerektiğini söyler ve gösterir. İşler o kurala uygun işlenirse yoğurt düzgün yenmiş olur. Hani nerede o yiğit ki haksızlık karşısında dilsiz şeytan olmaktansa başım kesilsin daha iyi diyor?

'Ben yiğidim ve her yiğit, yoğurdu kendince yer' diyerek millete ait işleyişe (örf, âdet, gelenek, kültür) yeni usuller ekleyenler hem yiğitlikten oluyor hem işleyişi bozuyor. Sonra da bana niçin gülüyorlar diye düşünüyor. Oysa aynaya baksa sakalının bıyığının yoğurt içinde olduğunu görecek ve bunun sebebini anlayacak.

Evet, her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Yaz günlerinde daha çok ayran olarak tüketsek de aslı yoğurttur. Fakat bu yoğurt ammenin yoğurdu olmamalıdır ve dahi amme içinde yenilmemelidir.

Bilmem anlatabildim mi?

[email protected]