Yine İmamoğlu yine bir iletişim krizi

Hilmi Daşdemir / Optimar Araştırma
14.05.2022

Kılıçdaroğlu'nun israf ve elektrik faturaları ile ilgili mesajlar verirken kaldığı otelin yüz bin küsur Türk Lirası üzerindeki faturasının İmamoğlu ekibi tarafından servis edildiği söyleniyor. İmamoğlu'nun balıkçıdaki fotoğrafının da Kılıçdaroğlu ekibi tarafından servis edildiği çokça konuşulmuştu. Nitekim İmamoğlu'nun Doğu Karadeniz gezisini eleştirenler de daha çok Kılıçdaroğlu'na yakın isimler.



"Hiçbir algı, gerçekliğin üzerini örtemez.''

Yerel yöneticiler, belediye başkanları toplumla doğrudan iletişime geçen kimselerdir. Bu sebepten zaman zaman merkezi hükümet tarafından yapılması gereken hizmetleri bile belediye başkanının çözmesi beklenir. Bunu yapılan araştırmalarda sürekli görürüz. Vatandaş, istihdam probleminin de sığınmacılarla ilgili problemlerin de çözümünde belediye başkanından medet umar. Etkin başarılı bir belediye başkanı bu problemleri belli ölçüde çözer de.

Tartışmalı geçen ve tekrarlanan 31 Mart 2019 seçimleri ''hikayesi olmayan Ekrem İmamoğlu'na bir hikaye verdi.'' Bu hikaye 'mağdur' edilmiş, 'hakkı yenmiş' algısı oluşturulan birisinin hikayesi idi. Üstelik hakkını savunuyor görüntüsü de bu konuda Ekrem İmamoğlu'nun pozisyonunu pekiştirdi. Sonraki süreçte İBB Başkanı İmamoğlu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan mukayese edildi. "Erdoğan da okuduğu şiir yüzünden hapse atıldı. Millet sahip çıktı ve onu başbakan, cumhurbaşkanı yaptı. Ekrem İmamoğlu'nun hakkı yenmek istendi. İmamoğlu'ndan bir lider doğdu'' yorumları yapıldı.

Krizler ve liderler

Liderlik bir süreçtir. Kriz anlarında liderler ortaya çıkar, ihtiyaç olan bir alanda fark yaratırlar. Toplumun hayatına dokunur, hayatını değiştirirler ve bu da çok net olarak hissedilir. Tüm belediye başkanları kendi ölçeğinde bir liderlik misyon ve vasfı taşırlar. Küresel bir şehir olan İstanbul'un Belediye Başkanının liderlik vasfı olması daha çok beklenir. İBB Başkanı İmamoğlu ve ekibi seçildiği günden beri kendisini Cumhurbaşkanı olacak şekilde programlamış, konumlandırmış ve o hedefe kilitlenmiş görünüyor. Ancak bir belediye başkanından öncelikli olarak bir süreç yönetimi bir de kriz yönetimi beklenir. Süreç yönetimi nedir? Rutin belediye hizmetlerinin yapılması, yapılmasının sağlanmasıdır. Peki kriz yönetimi nedir? Oluşan bir selde, depremde, olağanüstü yağmur, kar yağışında ekibine ve topluma liderlik etmek ve oluşacak aksaklıkların önüne geçmektir.

Gelinen nokta itibariyle Ekrem İmamoğlu tesadüflerin ya da hataların önünü açarak geldiği İBB Başkanlığını iyi yürütemez bir hale gelmiştir, oluşan hikayesi ve kendisine verilen kredi de bitmek üzeredir.

İmamoğlu, İstanbul'da sel olduğunda Bodrum'da tatilde idi. Elazığ depremi olduğunda Palandöken'e kayağa giderken uğradı. Dolayısı ile Elazığ depreminde kayak tatilinde idi. Son olarak da İstanbul'un yoğun kar yağışı altında kaldığı anda özel kar küreme aracı ile balık yemeğinde idi. Son olarak da İstanbullularla bayramlaşmak yerine Doğu Karadenizliler ile bayramlaşmayı ve orada miting yapmayı tercih etti. İşin garip tarafı da sonrasındaki kriz, o geziyi düzenlemesinden değil de katılan gazeteci Nagehan Alçı üzerinden gerçekleşti. Zaten Nagehan Alçı duruşu, olaylara bakışı belli olan birisidir. Asker eşlerinin takvim yaprağı için soyunmasını öneren, milli meselelerde tamamen küresel sistem tarafında duran birisidir. Özetle, daha çok Cumhur İttifakı ile değil değil, ABD, AB ekseni ile birlikte hareket eden muhalefet bloku ile görüşleri örtüşen biridir. O anlamda eleştiriler de biraz yersizdir. Yani "Nerden bakarsan tutarsızlık.''

Yoğun kar yağışı sürecinde meteorolojinin günler öncesinden uyarmasına rağmen yoğun kar yağışı altında kalmış bir İBB yönetimi ve belediyenin başkanı Ekrem İmamoğlu var. Zira kar günü ne karla mücadele yönetilebilmiş ne de iletişim süreci yönetilebilmiştir. Üstelik bu süreçte oluşan iletişim krizi de yönetilememiştir. Oluşan süreçte de kendisine destek verenlere yalan haber ve fotoğraflar servis edilerek hem kendi itibarları hem de o yalan fotoğraflarla algı oluşturmaya çalışanların itibarları zarar görmüştür.

Fotoğrafı kim servis etti?

Bir belediye başkanı bir büyükelçi ile yemeğe çıkabilir. Ancak yemeğe çıkılan yer olarak özellikle gözlerden uzak bir yer tercih edilmiş durumda. Neden gözden uzak bir yer tercih edilmiş? Özellikle üzerinde durulması gereken mesele ise şu: Çekindikleri bir şey mi vardı? Ayrıca Balıkçıdaki fotoğrafı kim servis etti?

Birileri olaydaki suiistimal ve öngörüsüzlüğü mobese kamerası gibi çarpıtmalarla başka yöne çekmeye çalışsa da burada başka bir sürecin işlediği de akıllara geliyor.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun israf ve elektrik faturaları ile ilgili mesajlar verirken kaldığı otelin yüz bin küsur Türk Lirası üzerindeki faturasının İmamoğlu ekibi tarafından servis edildiği söyleniyor. İmamoğlu'nun balıkçıdaki fotoğrafının da Kılıçdaroğlu ekibi tarafından servis edildiği çokça konuşulmuştu. Nitekim İmamoğlu'nun Doğu Karadeniz gezisini eleştirenler de daha çok Kılıçdaroğlu'na yakın isimler.

İmamoğlu'nun geçmişte seldeki Bodrum tatilini savunanlar, Palandöken'e tatile giderken Elazığ'daki deprem alanına gitmesini görmeyenler, karla mücadele etmesi gerekirken İngiliz Büyükelçi ile balıkçıda buluşmasını problem etmeyenler; Doğu Karadeniz gezisi esnasındaki verilen fotoğraftan rahatsızlık duyarak geçmişteki hatalarını da görmeye ve eleştirmeye başladılar.

Sosyal medyadaki destek büyük oranda azaldı. Bu olay öncesinde Twitter takipçisi yedi milyon yüz bin iken, yedi milyon kırk bine kadar düştü. Eleştirilere bakılacak olursa da birçok seçmeni ve taraftarı ile arasındaki bağ kopmuş görünüyor.

Bununla da kalmadı; adaylık sürecinde de en büyük destekçilerinden olan Koç ailesi ile de problem yaşadı. Nezaket kurallarına uymayarak, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç'un ve tüm Fenerbahçelilerin gözüne Trabzonsporlu olduğunu soktu. Ali Koç ''Umarım Fenerbahçeliler, Ekrem İmamoğlu'na hangi şehrin belediye başkanı olduğunu hatırlatma günleri gelmez'' şeklinde açıklama yaptı.

Siyasal iletişim ve nezaket

İmamoğlu sonrasında özür dilediği "Vız gelir, tırıs gider.'' açıklaması ile ne kadar kibir sahibi olduğunu, siyasal iletişim ve nezaketten de uzak olduğunu göstermiş oldu. İmamoğlu'na Trabzonlular İBB Başkanlığını kazandırmış olabilir ama bu durum ona Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de kazandıracakları anlamına gelmez. Türkiye'nin üç büyük takımından birisi olan Fenerbahçe taraftarlarını üzmüş ve kırmıştır. Bir belediye başkanı toplumun tüm kesimlerini kucaklamak zorundadır. Bugün yapılan tüm araştırmalarda Türkiye'nin en büyük takımı Galatasaray iken sonra Fenerbahçe üçüncü olarak Beşiktaş ve dördüncü sırada da Trabzonspor geliyor.

Gelinen noktada "Hiçbir algı gerçekliğin üzerini kapatamaz.'' diyebiliriz. Oluşturulan algılar ve dezenformasyonlar da bir yere kadar. Ortada 'buz' gibi bir gerçeklik var. Ekrem İmamoğlu, ne karla mücadelesini ne karla mücadele ile ilgili iletişim sürecini ne de bu konuda oluşan iletişim krizini yönetebilmiştir. Aynı şekilde, bayramdaki Doğu Karadeniz gezisi de hem oluşan algı hem de süreç olarak kendisine faydadan çok zarar getirmiştir. Ekrem Bey, kriz yönetiminde çok kötü olduğunu, hele hele iletişim krizinde çok daha kötü olduğunu göstermiş oldu bir kez daha. Bu Ekrem Bey için ilk değil görünen o ki son da olamayacaktır.

[email protected]