Yusufeli Barajı'nın gururu ve yeni Yusufeli'nin endişeleri

Dr. Murat Yılmaz - Dr. Nergis Dama
23.05.2020

Barajların devam ettiği Artvin'de havza kalkınmasını ve bunların birbirine entegre edilmesini esas alan bir seri araştırmanın yapılması elzemdir. Barajların sağlayacağı su ürünleri ve turizm potansiyeli değerlendirilerek istihdam oluşturulması, bölgenin mikro klimasına uygun tarım politikaları Yusufeli başta olmak üzere barajlardan etkilenen birçok ilçeye gelecek perspektifi verecektir.



Coğrafi ve fiziksel yapısının elverişli olmasından dolayı barajlar şehri olarak bilinen Artvin’de, 2013 yılında yapımına başlanan Yusufeli Barajı’nın tamamlanmasına çok kısa bir süre kaldı. 1982 yılında Çoruh Nehri Hidroelektrik Gelişme Planı’nda planlaması yapılan bu baraja başlanabilmesi ancak 31 yıl sonra gerçekleşti. Bu gecikmenin sebeplerinin başında, barajın yapılabilmesi için ön şart olan, ekonomik şartlardaki yetersizlik görülebilir. Ekonomik koşulların yanı sıra Türkiye’nin siyasi ve sosyal dinamiklerinin de belirleyici olduğunu belirtmek gerekiyor. Türkiye’nin 3 Kasım 2002’de AK Parti ile yakaladığı tek başına iktidar ve 18 yıllık siyasi istikrarla yakalanan ekonomik büyüme patikası, büyük yatırımların önünü açmıştır. Büyük yatırımları gerçekleştirmek ekonomik güce bağlı olsa dahi, bu projeleri planlayabilmek ve bu projelerin uygulanabileceğine dair inancın arkasında, siyasi vizyon ve toplumsal destek gerekmektedir. Yusufeli Barajı, bu vadide siyasi istikrar ve kararlılıkla, bu kararlılığa toplumun verdiği desteğin temellerinde yükseliyor.

Yedinci kez taşınacak

Yusufeli zor bir coğrafya olduğu için çok göç vermiş ve halen bu sıkıntıyı hisseden yerleşim yerlerimizden biridir. Çoruh Nehri’nin ve farklı rakımların verdiği iklimle mikro klima özelliği gösteren Yusufeli zengin bir bitki, sebze ve meyve yetiştirme imkanına sahiptir. Coğrafi zorluk ve imkanları kullanma kabiliyeti üzerine gelişen beşeri sermayesi ve kültürü zengin olan Yusufeli, kendine mahsus folklorü, aşıklık geleneği, mutfağı, güreşleri, vatanseverliği, sabrı ve çalışkanlığıyla bölgesinde temayüz etmektedir. Daha önce yedi defa taşınan ilçe merkezinin yeniden taşınacak olması, kamulaştırma ve su altında kalma sebebiyle yaşanan göçler, ilçenin kimliği ve varlığıyla ilgili endişe ve bu endişeleri giderecek çalışmaları gündeme taşımaktadır.

Yusufeli Barajı’nın yapılmasının ekonomik, siyasi ve bilhassa teknik başarıları ortada olmakla beraber, bu tür her büyük yatırımın sosyal yapıda meydana getireceği tahribat ve endişelerin de dikkate alındığı proje odaklı bir yönetim anlayışına ihtiyaç ortaya çıkmaktadır. Bu tür projelerde sadece barajın teknik olarak yapılması ve ekonomik boyutu değil, sosyal boyutunu da dikkate alacak geçmişteki GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) tecrübesini emsal alan bir alan yönetimi düşünülebilir. Aksi halde bütün riskleri alarak bu tür büyük yatırımları gerçekleştiren siyasi irade, sosyal yapıdaki tahribat konusu görev alanına tam olarak girmeyen bürokrasinin, teknokrasinin ve firmaların maliyetini de üstlenmek durumunda kalmaktadır. Bu çalışma, Yusufeli Belediye Başkanı Eyüp Aytekin’in barajın getirdiği sorun ve imkanları bir sosyal politika perspektifiyle tespit ve tartışılması için yaptırdığı ve belediye tarafından yayınlanacak sosyal araştırmaya dayanmaktadır. Yusufeli Belediyesi ve Yusufeliler daha önce de yedi kez taşınan ilçenin bir kez daha taşınmasının, nüfus ve ekonomik sermaye kaybının yeni Yusufeli için doğuracağı sorunları tartışırken, gelecek bakışıyla ortaya çıkacak imkanları sosyal bilimlerin verileri ve politikalarıyla, Yusufeli ve Yusufeliler lehine daha iyi hale getirmek için gayret sarfetmektedirler.

Türkiye’nin en yükseği

Yedi yıldır yapımı süren baraj, tamamlandığında 270 metre gövde yüksekliği ile Türkiye’nin en yüksek, dünyanın ise üçüncü büyük barajı olacak. Baraj sayesinde üretilecek elektrik enerjisi, Türkiye’nin enerji alanındaki en güçlü kaynaklarından birisi olacak. Bu haliyle Yusufeli Barajından enerji ithalatı dolayısıyla cari açık veren Türkiye ekonomisine çok ciddi bir katkı beklenmektedir.

Yusufeli Barajı’nın faaliyete geçmesiyle birlikte ilçe merkezinin tamamı ve bazı köyler tamamen su altında kalacak. Birçok köy ise kısmen etkilenecek. Yusufeli Barajı’nı yalnızca ekonomik fayda sağlayacak, Türkiye’nin enerjisini karşılayacak bir proje olarak değerlendirmekten ziyade, 30 yılı aşkın bir hikâyeye karşılık geldiği için toplumsal etkisini de incelemek gerekir. 1980’li yıllarda başlayan baraj söylemi, Yusufeliler için çocuklukları, gençlikleri, yaşanmışlıkları ve hatıraları demek. 2019 yılı Ağustos ayında Yusufeli Barajı’na dair görüşlerini, sürecin sosyal politika perspektifini öğrenmek için yürüttüğümüz çalışmada, Yusufeli sakinlerinin barajın teknik boyutundan ziyade duygusal olarak daha fazla etkilendiklerini gözlemledik. Tabii ki kamulaştırma, hak sahipliği, baraj inşaatıyla birlikte ilçede görülen ekonomik ve sosyal değişim, vb. konular da ön plana çıktı. Türkiye’nin en büyük projelerinden birisi olan Yusufeli Barajı’na dair ilçe sakinlerinin yüklediği başlıca iki anlam var. Bunlardan birincisi, Türkiye’nin enerjisini sağlayacak barajın kendi ilçelerinde yapılması ve bundan duyulan gurur. İkincisi ise, çocukken duymaya başladıkları “Baraj yapılacak” söyleminin giderek sona yaklaşmasıyla birlikte yeni hayatlarının nasıl olacağına dair duydukları endişe.

Aslında bu iki konu, 2000’li yıllarda büyük projeleri hem teknik altyapısıyla hem de kararlılığıyla somut hale getiren Türkiye’nin gelecekteki yatırımları için önemli bir yol haritası sunuyor. Ekonomik olarak ne denli güçlü olursa olsun, toplumun desteklemediği bir projenin uygulanması, uygulansa dahi sürdürülebilir olması mümkün değil. Yusufelilerin Yusufeli Barajı’na dair algıları ve tavırları, bu gerçeğin altını bir kez daha çizmesi bakımından önemli. Ülke faydasına olacak her proje/uygulamanın vatandaşlar tarafından sahiplenilmesi ne kadar önemliyse, bu projeye olan desteğin devamlılığı vatandaşların projeden olumlu etkilenme düzeyinin arttırılmasıyla da doğrudan ilgili. Yusufeli’nde görüştüğümüz vatandaşlar, küçük bir ilçe olan Yusufeli’nin tüm ülkeye fayda sağlayacak bir projenin merkezi olmasından gurur duyuyor. En fazla endişe ettikleri konu ise, eski hayatı geride bırakırken yeni yerleşim yerinde eskiyi aramamak…

Bunun için de izlenecek başlıca yöntemler var. Kamulaştırma sonrasında ilçeden göçün artması, Yusufeli’ndeki baraj sonrasında sessizleşeceğine dair bir veri olarak sunuluyor. Özellikle kamulaştırma sonrasında alınan paranın yatırıma dönüşmeyerek harcanması, göçü tetikleyen en önemli faktör. Halbuki, kamulaştırma yapılırken mülkün karşılığının belirlenmesi ve ödenmesi kadar, bu ödemeden sonra paranın nasıl değerlendirileceği, farklı bir ilçede ya da şehirde gelecek aranmasını önleyebilir. Kamulaştırma sürecinin yalnızca maddi boyutuyla ilerlemesi, vatandaşların ihtiyaç duyduğu finansal yönlendirme ya da rehberliğin eksik kalmasına yol açmaktadır. Tabi ki, kamulaştırmada temel mesele vatandaşların sahip olduğu mülklerin bedelinin eşit ve adil biçimde ödenmesidir, ancak sürecin yalnızca maddi ödenmesine indirgenmesi, barajın yalnızca ekonomik boyutuna odaklanılması doğru değildir. Göçü engelleyecek, beşeri ve ekonomik sermayeyi yeni yerleşim yerine aktaracak yol ve yöntemler üzerinde düşünmek lazım.

Sosyal politika perspektifi

Baraj yapımıyla birlikte ilçede hareketlenen ekonomik faaliyetler olumlu karşılanırken, barajın tamamlanmasıyla birlikte ilçeden ayrılacak olan çalışan nüfus geleceğe dair ekonomik endişeleri arttırmaktadır. Bu durum, Yusufeli Barajı da dahil olmak üzere, bu tür büyük projelerinin yalnızca tamamlanması ya da faaliyete geçmesinin değil, aynı zamanda sonrasının da ekonomik ve sosyal politika perspektifiyle planlanması gerektiğini göstermektedir. Zira hizmet sektörüne dayalı ekonominin devamlılığı, nüfusla doğrudan bağlantılıdır. Proje sonrasında iş kollarının nasıl değişeceği, hangi istihdam alanlarının açılacağı veya açılması gerektiği, projelerin kapsamına alınmalıdır.

Teknik özelliklerinin yanı sıra ekonomiyi ve sosyal yaşamı nasıl etkileyeceğine dair planlama yapılması ekonomik refahla birlikte sosyal refahı da ön planda tutacaktır. Çünkü ilçe sakinlerinin baraj sonrasındaki asıl beklentisinin, yeni yerleşim yerlerinde ekonomik ve sosyal dinamiklerini korumak olduğu gözlemlenmiştir.

Sosyal perspektif

Yusufeli Barajı gibi büyük projelerde, iki özne olarak kamulaştırma sürecini yöneten Devlet Su İşleri (DSİ) ve vatandaş gibi görünse de, sosyoekonomik etkisi dikkate alındığında çevre, tarım, hukuk, sağlık, eğitim, istihdam, vb. alanlarda sorumlu olan aktörler de süreçte yer alıyor. Sürecin yönetilmesinde bu aktörler arasındaki koordinasyon önemli. Burada Artvin bölgesindeki diğer barajlar da dikkate alınarak GAP İdaresi benzeri bir yapı dahi düşünülebilir. Koordinasyonun yanı sıra, vatandaşları bilgilendirecek, kurumsal iletişimi sağlayacak, sorunlarda çözüm geliştirecek ve talep/şikâyetlerde vatandaş ve kurumlar arasında köprü olacak kurumsal bir yapıya ihtiyaç var. Her kurumun kendi görev ve sorumluluklarını öncelemesi ve kurumsal hassasiyete göre davranması rasyonel bir tavır. Ancak kurumların kendi öncelikleri arasında, çözümsüz kalan vatandaşların iletişim kurabileceği bir kurumsal iletişim yapısı, sorunların kısa sürede çözülmesine katkı yapacağı gibi sorumlu kurumların işlerini de hızlandıracaktır.

Yusufeli’nin özel durumu ve Yusufeli Barajı’nın ülke ekonomisi için değeri, ilçede yapılan kamulaştırmada diğer bölgelere göre pozitif ayrımcılık yapılmasını gerekli kılmıştır. Bu pozitif ayrımcılığın yanı sıra, yeni yerleşim yerinde ev/dükkân alınabilmesi için devletin sağladığı faizsiz kredi, vatandaş lehine uygulamalardır. Bu uygulamaların içeriğinin ve katkısının vatandaşlara anlatılması için, kurumsal iletişim yapılanması gerekmektedir. Aksi takdirde tüm bilgi akışı, kulaktan kulağa fısıltı haberleriyle gerçekleşmektedir. Bu sistem devlet ve vatandaş arasındaki iletişimi güçlendireceği gibi, doğru olmayan bilginin yayılmasını önleyecektir. İlgili resmi kurum ve işi alan firmanın iletişim kanalları üzerinde daha fazla durması elzemdir.

Çünkü proje her ne kadar tüm ülkeyi etkileme potansiyeline sahip olsa dahi, etki alanındaki ilk halka Yusufeli ilçesi sakinleridir.

Araştırma kapsamında dikkat çeken diğer bir husus, vatandaşların kurumsal aktör olarak ilk başvurdukları aktörün Yusufeli Belediyesi olmasıdır. Projenin asıl sorumlusu olmamasına rağmen, tüm şikâyet ve taleplerin ilk adresi belediye olmaktadır. Bu durum, vatandaşların belediyelere yüklediği anlamı göstermektedir. Vatandaşın erişebildiği ve muhatap alındığı ilk kurum olarak görülen belediyelerde, projeyle ilgili tüm sorular, şikâyetler ve talepler toplanmaktadır. Ancak, belediyelerin bu soruları cevaplayacak, şikâyetlere çözüm bulacak ve talepleri karşılayacak sınırlı yetkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla, bu tür büyük projelerde belediyelerin süreçte görev ve sorumluluk alanlarının vatandaşların beklentilerine göre güncellenmesi gerekmektedir.

Yeni Yusufeli’nin havza kalkınması

30 yıllık bir söylemin gerçeğe dönüşmesine çok kısa bir süre kaldı. Araştırma kapsamında görüşülen mühendislerden birisi, 20 yıl öncesinde üniversite öğrencisiyken oda arkadaşının Yusufelili olduğunu ve Yusufeli’nde baraj yapılacağını söylediğini, seneler sonra bu barajda mühendis olarak çalıştığını anlattı. Bu tecrübe aslında, Yusufeli Barajı’nın ilçe sakinleri için anlamını gösteriyor. Çok uzun yıllar söylemde kalan, söylemde kalmasından dolayı da hep bir belirsizlikle zamanın geçtiği ilçede baraj inşaatının yükselmesi, ömürlük bir hayalin gerçeğe dönüşmesi demek. Bu durum ülke ekonomisine katkı sağlarken, ilçe sakinleri için de refah değeri üretmeli. Büyük projelerin planlanmasında, projenin hayata geçmesi sürecinde ve sonrasında ekonomik potansiyel ve sosyal politikalarla entegre projelerin hazırlanması ve hayata geçirilmesi elzemdir.

Özellikle yeni yerleşim yerinde “komşuluk ilişkisi”ni devam ettirecek şekilde yerleşimlerin yapılması, yaşlılar için vazgeçmek zorunda kaldıkları bağ, bahçe ve tarlaları karşılayacak arazilerin verilmesi ve tarımsal üretimin desteklenmesi, gençlerin barajın faaliyete geçmesinden sonra istihdam sağlayacak alanların açılarak göçün önlenmesi, projenin ekonomik başarısının yanı sıra sosyal başarısını da sağlayacaktır. Bu bakımdan Yusufeli özelinde ve barajların devam ettiği Artvin vilayetinde havza kalkınmasını ve bunların birbirine entegre edilmesini esas alan bir seri araştırma ve çalışmanın yapılması elzemdir. Barajların sağlayacağı su ürünleri ve turizm potansiyeli değerlendirilerek istihdam oluşturulmasının yanında, bölgenin mikro klimasına uygun tarım politikaları Yusufeli başta olmak üzere barajlardan etkilenen birçok ilçeye gelecek perspektifi ve ümit verecektir.

Yusufeli Barajı’nın teknik ve ekonomik başarılarının, Türkiye ve Yusufeli için kısa süre içinde müspet neticeler vereceği şimdiden söylenebilir. Yusufeli ilçesinin tarihi, kültürel ve sosyal kimliğinin muhafaza edilerek gelişmesi ve yeni yerleşim yerine geçiş sürecinin iktisadi, sosyal ve kültürel problemlerinin çözümü ise Yusufeli Belediyesinin yanında hükümetin her bakanlığının vereceği güçlü destekle beraber Artvin Valiliği, Yusufeli Kaymakamlığı ve bilhassa DOKA sayesinde mümkün olabilecektir. Bu başarı ve motivasyon için Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış Yusufelilerinin, Yusufelilik bilinci ve geleneksel çalışkanlığıyla memleketlerine sahip çıkmaları, Yusufeli sakinlerine destek olmaları hayati derecede ehemmiyetlidir.

muratyilmaz67@yahoo.com