Z kuşağına güvensizlik iması ve sonrası

Ali Çelik / Yazar
18.06.2022

Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier'ın gençlerin silahlı kuvvetlerde ya da sosyal bir kurumda zorunlu hizmet yapması gerektiğini açıklamasının ardından eleştirildiği nokta, gençlere yönelik olan 'sorumsuzluk' iması. Bu açıklamalar Z kuşağına karşı genel bir güvensizlik durumu olduğunu ortaya çıkarıyor.



Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier geçtiğimiz günlerde Alman basınına verdiği bir röportajda ülkedeki tüm gençlerin silahlı kuvvetlerde yada sosyal bir kurumda zorunlu hizmet yapması konusunu gündeme getirdi. Almanya'da askerlik hizmeti 1956 yılında mecburi hale getirilmiş ve vicdani itiraz hakkı tanınanlar dışında 18 yaşını dolduran erkeklerin bir yıl askerlik yapması uygulamaya konulmuştu. Askerlik vazifesini vicdani itiraz hakkı dolayısıyla yapmayanlar ise hastahaneler , anaokulları, yaşlı yada engelli bakımevleri gibi sosyal kurumlarda sivil hizmet yapmak zorunda kalıyorlardı. Zorunlu askerlik uygulaması tedricen esnetildi, tasarruf tedbirleri ve Almanya'nın İkinci Dünya Savaşı'na dair suçluluk duygusu neticesinde şekillenen, askerliğe ilişkin ihtiyatlı bakış açısı gerekçesiyle 2011 yılında tamamen kaldırıldı. Soğuk Savaş sonrasında ise kademeli olarak asker sayısı azaltıldı ve 90'larda 500 bin olan asker sayısı 200 bine düşürüldü.Steinmeier ülkedeki tüm gençlerin silahlı kuvvetlerde yada sosyal kurumlarda bir süre zorunlu hizmet yapmasının demokrasi ve sosyal uyumu kuvvetlendireceğini, toplum içerisinde birlik ve beraberliği arttıracağını, önyargıları yıkıp toplum bilincini güçlendireceğini vurgulayan açıklamalarla gündeme geldi.

Önyargıları kırmak için

Steinmeier Zorunlu hizmetin Almanya Silahlı Kuvvetleri'nde, yaşlı bakım evlerinde, engelli tesislerinde veya evsiz barınaklarında yapılabileceğini açıkladı ve "Özellikle şimdi, farklı yaşam tarzları ve dünya görüşlerine karşı anlayışın azaldığı bir zamanda, zorunlu bir sosyal dönem değerli olabilir. Kendi küçük dünyanızdan çıkın, tamamen farklı insanlarla tanışın, ihtiyacı olan vatandaşlara yardım edin. Bu, önyargıları yıkar ve toplum duygusunu güçlendirir" ifadelerini kullandı. Koalisyon hükümetindeki bazı paydaşlar ise bu öneriye pek sıcak bakmıyor. Yeşiller partisinden Aile Bakanı Lisa Paus zorunlu hizmet önerisini reddederek bu teklifin gençlerin bireysel özgürlüğüne müdahale anlamına geleceğini söyledi.

Nesiller arası iletişim

Almanya'da nesiller arası iletişimin bozulduğu şüphesiz vahim bir gerçek ve geçmişte bu tip zorunlu sosyal hizmetleri tecrübe edip hayata başlayan gençlerde toplumun farklı katmanları ile temas etmek olgunluğa ve duyarlılığa alan açmaktaydı. Fakat Steinmeier'ın zamanlaması ve ifade ediş şekli tuhaf, mevcut önerisi pek çok soruyu da beraberinde gündeme getirdi.

Halihazırda Alman ordusu Bundeswehr'e gönüllü olarak askerlik yapmak isteyenlere, devletten 1500 Euro askerlik maaşı, ağır hizmetler ve özel görevler için ayrı bir ödenek veriliyor. Buna rağmen Bundeswehr ihtiyaç duyduğu sayıda asker bulamıyor. Sosyal bir kurumda çalışmayı gönüllü olarak üstlenen gençler ise devletten hiçbir ücret alamıyor. Bu çalışma alanı gönüllü bir hizmet olarak kabul edildiğinden Hizmet Yasası'na göre, ilgili kurumların sorumluları gönüllülere ayda 330 Euro'yu geçmeyecek "makul bir cep harçlığı" ödemek durumunda kalıyor. Bu düşük ödeme marjına rağmen, hastanelerde, gençlik ve sosyal yardım merkezlerinde hala bu koşullar altında çalışan 50 bin civarında genç olması şaşırtıcı bir durum. Alman basınında bu gençlerin haksız bir şekilde maaş almalarına rağmen uzun zamandır topluma önemli bir hizmet sundukları gündeme getiriliyor ve devletin her yıl 50 bin sosyal hizmet görevlisini ücretsiz alıp buna ek olarak daha fazlasını istemesi konusu eleştirilen önemli bir husus. Ayrıca, çoğunlukla kötü yönetilen bu sosyal kurumlarda ihtiyaç duyulandan çok daha az gönüllü olduğu biliniyor. Aynı zamanda, sosyal hizmet alanındaki mesleklerin Almanya'daki gençler için bir cazibesi söz konusu değil. Bu alanlarda çalışan insanların fiziksel ve zihinsel olarak sürekli yorgun olmaları, düşük maaş almaları, çoğunlukla vardiyalı çalışmaları ve olası enfeksiyon riskinden dolayı kısmen kendi sağlıklarının tehdit altında olması, eleman bulma noktasında sıkıntıya sebep oluyor.

Gönüllülük esası

Almanya'da sosyal hayatın önemli bir bölümü gönüllülük esaslı çalışmalar üzerinden yürüyor ve bu durumun sürekliliğinin sağlanması oldukça elzem bir husus. Özellikle coronavirüs pandemisi döneminde Almanya'da gönüllülük esaslı işlerin dayandığı derneklere ve sivil insiyatiflere olan rağbetin azaldığı gözlemlenmektedir. Bu yönüyle sistemi domine eden bu çalışmaların sürekliliğini vurgulayarak zorunlu hizmet gibi bir konuyu gündeme getirmek anlaşılabilir bir durum. Ama burada Cumhurbaşkanı Steinmeier'ın eleştirildiği nokta gençlere yönelik olan sorumsuzluk iması. Bu açıklamalar Z kuşağına karşı genel bir haksız hayıflanma ve güvensizlik durumu olduğunu ortaya çıkarıyor. Oysaki bu çalışmaları daha cazip hale getirmenin en önemli anahtarı ödemelerin en azından gönüllü askerlik düzeyine taşınması. Kamuoyunda ve Alman basınında bu konu sıkça gündeme getiriliyor. Zorunlu sosyal hizmet düşüncesi genç ve tecrübesiz gençleri hizaya getirmeyi amaçlayan bir motivasyon ile teklif ediliyor ise bu yaklaşım bu faydalı işin etik meşruiyetine de gölge düşürür. Şayet topluma ortak yarar sağlamanın zorunlu sosyal hizmet yoluyla geliştiğine inanılıyorsa, bunun için bir sistem geliştirilmelidir.

Şüphesiz gönüllülük esaslı işlerin sürekliliğinin sağlanması ve sistemdeki boşlukların doldurulması gerekiyor ama bunu yaparken teşvik ve ödüllendirme metotları da böyle bir teklife entegre edilmek durumunda...