10 Mart 2026 Salı / 22 Ramazan 1447

Küresel panik Akkuyu NGS'nin önemini öne çıkardı! Türkiye'nin güvenliğinde kritik rol üstlenecek

Türkiye'nin ilk nükleer enerji santrali olacak Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin (NGS) devreye girmesiyle ülkenin elektrik üretiminde önemli kapasite artışı sağlanması ve enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Kritik rol üstlendiğini belirten uzman isim, 'Akkuyu NGS de bu açıdan Türkiye'nin enerji sistemine önemli katkı sağlayacaktır.' dedi.

AA10 Mart 2026 Salı 12:00 - Güncelleme:
Küresel panik Akkuyu NGS'nin önemini öne çıkardı! Türkiye'nin güvenliğinde kritik rol üstlenecek

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından küresel enerji piyasasında yaşanan "panik havası" ve artan fiyatlar ülkelerin enerji portföyünü çeşitlendirmesinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.

Yapımı tamamlandığında Türkiye'nin elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 10'unu tek başına karşılayacak Akkuyu NGS bu yönüyle enerji arz güvenliğini güçlendiren stratejik yatırımlar arasında gösteriliyor.

Türkiye ile Rusya arasında 12 Mayıs 2010'da imzalanan hükümetlerarası anlaşma kapsamında Mersin'in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli bölgesinde inşası süren Akkuyu NGS, her biri 1200 megavat gücünde dört reaktörden oluşacak ve toplam 4 bin 800 megavat kurulu güce sahip olacak.

Türkiye'nin en büyük enerji yatırımları arasında yer alan santralin tam kapasite devreye girmesiyle yılda yaklaşık 35 milyar kilovatsaat elektrik üretmesi ve doğal gaz ithalatının azaltılmasına yıllık yaklaşık 1,5 milyar dolar katkı sağlaması bekleniyor.

"AKKUYU TÜRKİYE'NİN ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİNİ GÜÇLENDİREN STRATEJİK BİR ALTYAPI YATIRIMIDIR"

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Akkuyu NGS'de düzenlenen etkinlikte AA muhabirine konuşan Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün, Türkiye'nin enerji portföyünün çeşitlendirilmesinin enerji politikalarının temel hedeflerinden biri olduğunu söyledi.

Ergün, bu hedef doğrultusunda nükleer enerjinin kritik rol üstlendiğini belirterek,"Nükleer santraller yüksek kapasite faktörüyle yılın büyük bölümünde kesintisiz elektrik üreten baz yük santralleridir. Değişken üretim yapan rüzgar ve güneşin aksine, nükleer enerji sistemi dengeleyen düşük karbonlu bir kaynak olarak öne çıkar. Akkuyu NGS de bu açıdan Türkiye'nin enerji sistemine önemli katkı sağlayacaktır." dedi.

Santralin tam kapasite devreye girdiğinde ülkenin elektrik talebinin yüzde 10'unu tek başına karşılayacağını anımsatan Ergün, "Bu da özellikle ithal doğal gazla üretilen elektriğin bir kısmının yerini alabileceği anlamına geliyor. Dolayısıyla Akkuyu yalnızca yeni bir elektrik üretim tesisi değil, aynı zamanda Türkiye'nin enerji arz güvenliğini güçlendiren stratejik bir altyapı yatırımıdır." diye konuştu.

Ergün, nükleer santrallerin işletme sırasında çok düşük karbon emisyonuna sahip olduğunu ve sürekli elektrik üretimi sayesinde iklim hedeflerine katkı sağlarken elektrik sisteminin güvenilirliğini de desteklediğini vurgulayarak, "Türkiye açısından bakıldığında nükleer enerji, yenilenebilir enerji yatırımlarını tamamlayan bir teknoloji olarak görülebilir. Mesele yenilenebilir veya nükleer arasında bir tercih yapmak değil, düşük karbonlu ve güvenilir bir elektrik sistemi oluşturmak için bu teknolojilerin birlikte çalışabileceği dengeli bir üretim portföyü kurmaktır." değerlendirmesinde bulundu.

ENERJİ SİSTEMİ GELECEKTEKİ TALEP ARTIŞINA GÖRE PLANLANMALI

Ergün, Türkiye'nin enerji talebinin uzun vadede artmaya devam edeceğine işaret ederek, enerji sisteminin yalnızca bugünkü ihtiyaçlara değil, gelecekteki talep artışına da cevap verecek şekilde planlanması gerektiğini ifade etti.

Gelecekte ülkede kurulması planlanan ikinci ve üçüncü nükleer santral projelerinin yalnızca yeni elektrik üretim kapasitesi anlamına gelmediğini vurgulayan Ergün, bu projelerin aynı zamanda Türkiye'nin enerji teknolojileri alanında birikim kazanması açısından önemli fırsatlar sunduğunu kaydetti.

Ergün, birden fazla nükleer santral projesinin hayata geçirilmesinin tedarik zincirinin gelişmesine, yerli sanayinin belirli ekipman ve hizmet alanlarında uzmanlaşmasına ve insan kaynağının büyümesine katkı sağlayabileceğinin altını çizerek, bunun zaman içinde Türkiye'de nükleer teknoloji ekosisteminin oluşmasına yardımcı olacağını aktardı.

Nükleer enerji alanında eğitim veren üniversiteler açısından gerçek bir santral projesinin varlığının büyük önem taşıdığını dile getiren Ergün, "Akkuyu sayesinde Türkiye'de nükleer mühendislik eğitimi çok daha uygulama odaklı bir yapıya dönüşme potansiyeline sahip. Öğrenciler artık yalnızca kitaplardan veya simülasyonlardan değil, gerçek bir nükleer santral projesinin ihtiyaçlarından ve deneyimlerinden de öğrenebilecekler." ifadelerini kullandı.

Ergün, Türkiye'nin uzun vadede nükleer enerji alanında kendi teknolojik ekosistemini oluşturmasının mümkün olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bir ülkenin kısa sürede sıfırdan tam bir reaktör tasarımı geliştirmesi kolay değil. Bunun yerine daha modüler bir yaklaşım benimsenebilir. Üniversiteler temel araştırma ve insan kaynağı yetiştirme açısından önemli rol oynar. Araştırma merkezleri deneysel altyapı ve teknoloji geliştirme konusunda katkı sağlar. Sanayi ise kalite güvencesi, üretim kapasitesi ve mühendislik uygulamaları açısından sürecin vazgeçilmez parçasıdır. Bu üç aktörün birlikte çalışmasıyla zaman içinde Türkiye'de nükleer teknoloji alanında güçlü bir ekosistem oluşabilir."

  • nükleer enerji
  • enerji güvenliği
  • elektrik üretimi