30 Kasım 2025 Pazar / 10 CemaziyelEvvel 1447

FETÖ ile mücadelenin ilk tanıkları

Aylarca adliyelerde koşturdular, on binlerce sayfalık iddianameleri okuyarak FETÖ gerçeğini kamuoyuyla paylaştılar. Tüm engelleme ve tehditlere rağmen FETÖ ile mücadelede önemli işlere imza atan muhabirler o zorlu süreci anlattı.

KEMAL GÜMÜŞ15 Temmuz 2018 Pazar 07:00 - Güncelleme:
FETÖ ile mücadelenin ilk tanıkları

Fetulah Gülenin talimatıyla on binlerce terörist 40 yıl boyunca istihbarat, emniyet,silahlı kuvvetler  veyargı gibi devlet bürokrasisi ile sivil toplumun her kademesine sızdı.Uluslararası güçlerin himayesinde enformel bir istihbarat teşkilatı oluşturdu. Elinde tuttuğu bu güçler vasıtasıylasinsice ve derinden tüm kurumlarda insanlar tasfiye edildi.İftira ve kumpaslarla sayısız insanın onur ve haysiyetleri zedelenerek toplum nezdinde itibarsızlaştırıldı. Sosyal hayatı, kontrol ettiği medya organları ve dizayn ettiği siyasi figürler vasıtasıyla yıllarca hipnoze etti. FETÖ büyüsü ilk kez 2013’te dershanelerin kapatılmasıyla bozulmaya başladı. Örgütün ülkeyi tamamıyla işgal etmesinin önünde em büyük engel olarak gördüğü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile AK Parti hükümetini yıkmaya dönük çalışmaları yıllar öncesinden başlamıştı. 7 Şubat 2012 MİT’e yönelik kumpas soruşturmasıyla gün yüzüne çıkan bu sinsi faaliyetler, Gezi şiddet eylemleri ve (dershanelerin kapatılmasının ardından başlatılan) 17-25 kumpas soruşturmaları, FETÖ’nün sonunu getirecek operasyonların da başlamasını beraberinde getirdi.

ŞOKE EDEN GERÇEKLER

Bu süreçten sonra FETÖ’nün karanlık, zorba ve acımasız örgüt yapısı çorap söküğü gibi günden güne sökülmeye başlayacaktı. Türkiye’yi şoke eden yasadışı dinlemeler, özel hayata dair mide bulandırıcı görüntüler, havada uçuşan sahte belgeler, ardı arkası gelmeyen kumpas zincirleri gün yüzüne çıktıkça insanlar hayret içinde olup biteni izleyecekti.Ancak o dönem bunları yazmak ve araştırmak hem güçtü hemde cesaret gerektiriyordu. Çünkü attığınız her adımda FETÖ etkisini görmek mümkündü. Bazen bizzat emniyetten, bazen yargıdan bazen de gazetelerin haber merkezleri ile yazı işlerinden engellerle, sosyal medyadan yapılan tehditlerle FETÖ ile mücadeleye niyetlenen her kes çok rahat bir şekilde tehdit ediliyordu. Her kurumda FETÖ militanlarının fişlemeleri,(kim hangi gün ve saatte ne adım attıysa) örgütün sosyal medya tetikçilerine servis edilerek anında pasifize edilmeye çalışıyordu. Fuat Avni (Said Sefa ile Aydoğan Vatandaş) vb yüzlerce FETÖ tetikçisi trol hesabı bir istihbarat havuzundan beslenerek sosyal medya üzerinden tehdit, korku ve nefret kusuyorlardı.

İNANILMASI GÜÇ HABERLER  

Medyanın büyük bir bölümü ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ak Partiye olan nefretlerinden, ideolojik duruşlarından FETÖ’cü olmasa bile FETÖ›ye çanak tutuyordu.Tüm engelleme ve tehditlere rağmen bir kısım muhabir var ki bunlar aslında FETÖ ile mücadelenin gerçek kahramanları arasında yer alıyor.Onlar 15 Temmuz sonrası türeyen gazeteciler değil. 15 Temmuz’a kadar bekle gör garanticiliğine hiç başvurmadılar. Bir avuç gazetecilerin içinde bulunanlardan biri de bendim.Bir çoğumuza”paralel savar” lakabı takılıyor zaman zaman dalga konusu yapıldığımız bile oluyordu. Ancak her şeye rağmen Aylarca adliye koridorlarında, emniyet kapılarında FETÖ’yü ifşa edecek operasyonlara dair bilgileri araştırıp kamuoyuyla paylaşmak için büyük bir överiyle çalıştık. Yıllık izinlerimizi iptal edip o dava bu soruşturma demeden örgütün bilinmeyenlerini araştırırken FETÖ’nün baş tetikçi trol hesabı Fuat Avni tarafından hedef gösterildik. Adliyede örgüte ait gazete ve televizyonlarda çalışan muhabirlerince tehdit edildik. Sosyal medyadan sayısız kere hakaretlere maruz kaldık. Türkiye ve dünya kamuoyu bu özverili haberler sonucu FETÖ gerçeğini tanıyabildi. Gazetemiz Star başta olmak üzere Anadolu Ajansı, Sabah Gazetesi, Yeni Şafak Gazetesi, Haber Türk Gazetesi ve Akit gibi gazetelerde çalışan bu muhabirler tarihe ışık tutacak çok önemli haberlere imza attılar. Şimdi söz bu muhabirlerde...

KARAMAN: FETÖ iLE MÜCADELE CESARET iŞiYDi

FETÖ’nün hedefinde olan ancak tüm tehditlere rağmen bir an geri adım atmayarak yüzlerce özel habere imza atan Sabah Gazetesi Özel İstihbarat Şefi Nazif Karaman da diğer muhabirler gibi adliye koridorlarını mesken tutanlardan biriydi. Ekip arkadaşları Abdurrahman Şimşek ve Ferhat Ünlü ile birlikte ilk kez FETÖ’nün imamlarını deşifre ederek büyük başarılara imza attılar. Nazif o günkü mücadeleyi şöyle anlatıyor...

7 ŞUBAT’TA ANLADIK

- 40 yıldır yapılanan Fetulahçı Terör Örgütü’nün devleti ele geçirmeye yönelik niyeti, 2011 yılının son aylarında ilkkez fark edilmişti. O dönem Beşiktaş’taki özel yetkili mahkemede Sabah Gazetesinde yargı muhabiri olarak görev yapıyordum. Elime iki önemli ifade geçmişti. Bu ifadelerde İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün Milli İstihbarat Teşkilatı’nın haberalma elemanlarını ve çalışmalarını deşifre ettikleri anlaşılıyordu. Mesela Devrimci Karargah Terör Örgütü içine başarıyla sızmış ve MİT’e örgüt faaliyetleri ile ilgili müthiş bilgiler sağlamış bir haberalma elemanının kimliği ve faaliyetleri, dönemin terör polisleri tarafından açık edilmişti.Biz ne olduğunu anlamaya çalıştığımız sıralarda 7 Şubat krizi patladı. Fetulahçı örgüt, 7 Şubat’ta devlete karşı kılıcını açıktan çekmişti.

PARALEL SAVAR DİYORLARDI

17-25 Aralık 2013 ile 30 Mart 2014’e kadar geçen zaman aralığında Fetulahçı terör örgütü ne karşı koyan haberler yazmak cesaret işiydi. Çünkü sürekli tehdit ediliyor sosyal medya üzerinden hakkımızda linç kampanyaları yürütülüyor sanki bu yapıyla mücadele etmek anormal bir durummuş gibi psikolojik harbe maruz kalıyorduk. Bazen en yakın arkadaşlarımız bile bizimle ‘paralel savarlar’ diyerek alay ediyorlardı. Fakat gazetemiz yöneticileri bu yapıyla mücadele edebilmemiz adına bize her türlü imkanı sağladı ve araştırma haberlerimize en iyi şekilde yer açtı. Bu durum neredeyse 15 Temmuz kanlı darbe girişimine kadar devam etti. Kanlı darbe girişimi gününe kadar yaptığımız mücadele inandırıcı bulunmadı. Sanki ‘Fetullah Gülen ile Recep Tayyip Erdoğan arasında şahsi bir mesele varmış biz de bu şahsi meselenin bir tarafıymışız’ gibi muameleye maruz kaldık. Medyada sayımız parmakla gösterilecek kadar azdı. Dik duruyorduk ama dik dururken de çok zorlanıyorduk. 

KIRAN: iLK OLMAK GÜZELDiR

Kenan Kıran FETÖ ile ilgili mücadeleye Selam Gazetesinde başladı. Akit Gazetesi Haber Müdürlüğünde devam etti, kayyuma geçtikten kapanıncaya kadar Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği döneminde ise zirveye çıkardı. Yüzlerce etkili ve çarpıcı habere imza attı. Şimdi de Sabah Gazetesinde bu çalışmalara devam ediyor... 

- Hiç kimsenin konuşmadığı, sustuğu ya da güç olduğu gerekçesiyle gerçekleri söylemediği/yazmadığı dönemde Fetulah Gülen grubunun kanlı yüzünü çalıştığım gazetelerde gözler önüne serdim. Türkiye’de FETÖ’yü ilk deşifre eden gazeteciler Selam gazetesi çalışanlarıdır. Ben de Selam gazetesinde Yayın Kurulu üyesi olarak görev yaptım. Selam 31 Ağustos 1997 tarihinde, “Din ve Devlet arasında Fetulah Gülen” başlıklı inceleme yazısı yayınlandı. 

FETÖ’YÜ DEŞİFRE ETMEYE ÇALIŞINCA...

28 Şubat döneminde Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından düzenlenen toplantıda Fetulah Gülen’e soru sormam korumaları tarafından engellendi. Gülen yapılanmasını deşifre etmemiz aralarında Uğur Mumcu’nun da olduğu 18 faili meçhul cinayetin Selam gazetesi yöneticilerine yıkılmasına neden oldu. FETÖ’nün, 2000 yılında Selam gazetesi yöneticileri üzerinden başlattığı Umut davasını 2010 yılında yeniden devam ettirdi. Bu kumpaslar 17 Aralık 2013 tarihine kadar sürdü. 

MUHABİR ÜZERİNDEN SORUŞTURMAYI BİLDİRDİLER

Akit gazetesinde haber müdürü olarak görev yaptığım dönemde, FETÖ’nün Gezi kalkışmasını desteklediğini delilleriyle ilk yazan gazeteciyim. 14 Temmuz 2013 tarihinde “Polis mi, yargı mı?” başlıklı manşet haberimin ardından FETÖ’cü polisler hakkımda terör örgütlerine yardım ettiğim iddiasıyla soruşturma başlattı. Başlattıkları soruşturmayı gazetemiz muhabiri tarafından şahsıma iletmekten de geri dönmediler.

KPSS HIZRSIZLARINI GÜN YÜZÜNE ÇIKARTTIK

2010 KPPS soruşturmasında soru hırsızlarını isim isim yazdım. 20 Ocak 2015 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapan subay ve astsubayların eşlerinin soruların tamamını yapmasına dikkat çekmiş, soru çalan subay eşlerinin kocalarını “İşte TSK’daki paralel” manşetiyle kamuoyuna duyurdum.15 Temmuz darbe girişimi, 1.5 yıl sonra söz konusu manşet haberimin doğru olduğunu belgeledi. 

FETÖ GAZETESİNDE FETÖ’NÜN GERÇEK YÜZÜNÜ YAZDIK

FETÖ’nün amiral gazetesi Zaman’a kayyum atandığında Genel Yayın Yönetmeni olarak görevlendirilmem hayatımın en büyük günleridir. FETÖ’nün kanlı yüzünü kendi amiral gazetesinde manşetlere taşıdım. Ergenekon davasının temelini oluşturan Danıştay saldırısında FETÖ’cü polis amiri Bayram Özbek’in olduğunu deşifre ettim. 

CAN: FETÖ, YENi NESiL DiJiTALTERÖR ÖRGÜTÜ

Muhammed Enes Can, Anadolu Ajansı Çağlayan Adliyesi muhabiri. Enes Can ile Çağlayan Adliyesinde dershane sürecinden bu yana FETÖ soruşturmalarını takip ettik.İstanbul merkezli en önemli FETÖ soruşturmalarını Türkiye onun yazdığı haberlerden okudu. Şimdi söz Can’da...

- “FETÖ, “yeni nesil dijital terör örgütüdür.” Davranışları, söylemleri, taktikleri ve bunun sonucundaki eylemlerini sıralayınca dünyada eşi ve benzeri olmayan bir örgüt olduğunu görürüz. Bu mankurtlar, aslında birer canlı bomba ve ne yazık ki içimizde geziyor. Aslına bakılırsa, en küçük rütbedeki bile tehlikeli! Örnek mi?Büyükelçi suikastı… Örgüt mensubu olan emniyet teşkilatına sızdırılmış bir polis memurunun ne yapabileceğini hepimiz gördük…

15 TEMMUZA KADAR ERDOĞAN YALNIZDI

15 Temmuz’a kadar örgütle mücadele edensayın Cumhurbaşkanı’nın yalnız kaldığı gibi örgütle mücadele eden devletin kamu görevlileri, STK temsilcileri, düşünürleri, gazetecileri bir elin parmağını geçmediğini söylemek yanlış olmaz.Bu kişilerin çoğu ya örgütten korkuyor yaideolojik olarak bakıyor, ya da örgütün uzun vadede kazanma ihtimalini düşünüyor. O dönemki deyimiyle kimse «paralel»i yazamıyor veya yazmak istemiyor veya yazsa da haber olarak kullanılmıyordu. Tam aksine paralelin ses kayıtları, eylemleri servis ediliyordu. Konjektür böyle idi…

15 TEMMUZ ÖNCESİNDE YAZMAYIN DİYORLARDI

Sayın Cumhurbaşkanını o dönem destekleyen medya kuruluşlarının çoğunluğu, aydınlar, yazar-çizer tayfası bu konuya sadece laf kalabalığından giriyor, iş icraata geldiği zaman ortalıkta kimse görünmüyordu. Ne yazık ki bu mücadele ülkesini, memleketini, ümmetini seven ve elini taşın altına koyan sayısal olarak küçük diyebileceğimiz kişilere kalıyordu. 15 Temmuz’a kadar giden süreçte bu örgütü yazmamı istemeyen çok kişi oldu hatta dostlarım akrabalarım da buna dahil…

FETÖ TEHDİT EDİNCE İNSANLAR BİZDEN KAÇMAYA BAŞLADI

Örgütün kara propagandacısı olan ve bir dönem ne hikmetse kendini muhalif zannedenlerinde hayran hayran okuduğu Fuat Avni, bu fakir ile bir grup gazetecinin adını yazarak hedef aldı. O günden sonra günler bizim için daha zordu. İnsanların bizden kaçtığını bile fark ettik. Peki, ne zamana kadar? 15 Temmuz gecesi uçaklardan bomba yağana kadar… Devletin her kademesinden haber veren Fuat Avni, darbe girişiminin hemen ardından sessizliğe gömüldü. Çünkü kamudan ihraç edilen, hakkında soruşturma ve davalar açılan örgüt mensupları, artık bilgi sızdıramıyordu… İşte bu nedenle örgüte mensup polis memuru, aşçı, adliyede memurdan ne olacak ya dememek gerekiyor. 

DARBEDE HİÇBİR GRİ ALAN KALMADI

FETÖ gerçeğini anlayamayan veya anlamak istemeyenlere küçük bir çocuğa anlatır gibi tek tek tane tane anlatmamız gerekiyor. Bu konuda en büyük görev biz gazetecilere düştüğü kanaatindeyim. 15 Temmuz kalkışmasının FETÖ tarafından gerçekleşmediğine dair sözde “gri konuların” hala bulunduğu gibi bir algının yerleştirilmek isteniyor olması en büyük tehlikedir. 

ÇAKIR: BiR iHANETiN ANATOMiSi

FETÖ ile mücadelenin öncü muhabirlerinden biri de Haber Türk Gazetesinin Ankara yargı muhabir Fevzi Çakır idi. Çakır da birçok zorlukla mücadeleden, asla geri adım atmayarak önemli haberlere imza attı. İşte Çakır’ın o günlere dair izlenimleri...

- Kimileri ta en başından kimileri 7 Şubat MİT krizi sonrası, kimileri 17-25 Aralık süreci sonrası ama çokları 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası kani oldu. Maskeler, takiye, yalan... Hainler gerçek yüzlerini bir şekilde gizlemesini sağladı. Oysa elebaşı Fetulah Gülen mensuplarına ‘devletin kılcal damarlarına kadar sızın’ diyordu. Amaçlarını gerçekleştirme yolunda önceliği eğitime verdi. Binlerce genci devletin de bir dizi ihmali sonucunda ağına düşürdü.

İLK BAŞKALDIRI

FETÖ’nün 7 Şubat 2012’de asıl hedefi Recep Tayyip Erdoğan’dı. Devlet o tarihte bu operasyona engel oldu. Örgüt 17 Aralık 2013 tarihinde bazı bakanları da kapsayan yargı darbesini gerçekleştirdi. Son derece başarılı şekilde kurgulanmış bu operasyonda kendi medyası dışında ancak yine kendi mensubu olan isimleri kullandı. Ancak bu isimler de takındıkları maskeler nedeniyle ilk etapta deşifre olmadı. Her şey en ince ayrıntısına kadar planlanmış, 25 Aralık operasyonu ile de darbe tamamlanmak istenmişti. Tüm bürokrasi hatta Bakanlar Kurulu üyeleri bile suspus olmuşken Erdoğan ilk günden tavrını koydu.

ENGELLERLE KARŞILAŞTIK

Cumhurbaşkanı Erdoğan uzun bir süre mücadelede kendi ifadesiyle ‘yalnız’ bırakıldı. Mücadelenin ilk günden beri haklılığına inan biri olarak ben de sürece kalemim ile destek verme amacıyla var gücümle çalıştım. Ancak bu süreçte kendi adıma birçok dirençle karşılaştım. Çokları ‘cemaat ile hükümet kavgası biz taraf olmayız› derken ben ‹devletin beka sorunu› diyerek, engelleri aşa aşa mücadeleyi sürdürdüm.

ÖNERİLEN VİDEO

Çöp kamyonu binaya girdi: 3 yaralı

Kapat
Video yükleniyor...