Fallada ile anıtlaşan küçük insanlar

Hayatı boyunca hastalıkla ve fakirlikle boğuştuğu halde, yazmaktan, irdelemekten ve hayatı gözlemlemekten başka bir derdi olmayan yalnız adam Hans Fallada’nın arşivden çıkan öykülerini mutlaka okumalısınız.

ELİF DAĞLI09 Mayıs 2019 Perşembe 06:27 - Güncelleme: 09 Mayıs 2019 Perşembe 06:27

Everest Yayınları, Modern Klasikler Serisinde Nisan ayında Herkes Tek Başına Ölür romanıyla tanıdığımız Hans Fallada’nın öykü kitabı Kambur’u yayınladı. Hans Fallada mahlasını kullanan yazarın asıl adı Rudolf Wilhelm. Sıra dışı hayatı olan sıra dışı bir yazar, ama yaşam boyu sayısız toplumcu roman ve öyküye imza atmış. İddialı, heyecanlı, sinirli ve bağımlı bir yazar. 

Fallada, küçük insanları anıtlaştırır; ucuz sokak kadınları, hergeleler, üniforma meraklısı gençler, acımasız Gestapo şefleri, iyi yürekli zengin dullar, yitik Yahudiler, özgürlük uğruna ölümü bile göze almış insanlar, devlet terörüne direnç gösteren insanlar…

ARŞİVDEN OKURA

Kambur kitabındaki seçme öyküler, 2017 yılında Fallada arşivinde bulunmuş, çoğu daha önce kitaplaşmamış. Kitapta yer alan 24 öykü 1920-1940 yılları arasındaki Almanya’yı anlatıyor. Öykülerin genelinde alt tabaka insanının yazgısı irdeleniyor; fakirlik, işsizlik, fiziksel engeller, hastalıklar ve haksızlıkla boğuşma…

Everest Yayınlarından değerlenen bu eseri Ahmet Arpad Türkçe’ye kazandırmış. Thomas Bernhard, Robert Musil, Stefan Zweig gibi birçok dev Alman yazarın eserini Türkçeye kazandıran gazeteci Ahmet Arpad birçok ödül sahibi. Everest Yayınları tarafından yayınlanan Anna Seghers’in Transit adlı roman çevirisiyle İstanbul Kültür Sanat Vakfı, Talât Sait Halman Çeviri Ödülü almış. Kambur kitabının girişine de yazarı ve eseri değerlendiren oldukça bilgilendirici, “O, Suskun İnsanları Uyandırmak İstemişti” ismiyle bir yazı kaleme almış. Daha önce Hans Fallada’nın hiçbir eseriyle tanışmamış bir okur için oldukça faydalı bir yazı.

“Kaçırılan Prenses Blanka”, doğumuna şahit olduğu ineği bir dost olarak kabul edip onunla sohbet eden, ergenliğe geçen bir çocuğun hikâyesi. 

“Lieschen’in Yengisi”nde, iki yaramaz çocuğa bakıcılık eden Lieschen’in şahsında köy ve şehir insanının farklılıkları anlatılıyor. 

“Kambur”, küçük bir gazeteye kapı kapı dolaşıp abone toplamaya çalışan bir adamla, kambur bir kadının oldukça dikkat çekici hikâyesini aktarıyor.

“Günlük Ekmeğimiz” ise ekmek çalan Bremer’in sert bir cezaya çarptırılması ve ardından yaşananları gözlemlememizi sağlıyor.

“Ben, Terk Edilmiş Çocuk”, önce babası, sonra annesi tarafından yalnız bırakılan bir köylü çocuğun hikâyesi dokunaklı bir dille anlatılmış.

“Atalarım” yazısı ise yazarın kendi edebi yolculuğu ve ailesine dair bilgiler sunuyor bize. 

Hayatı boyunca hastalıkla ve fakirlikle boğuştuğu halde, yazmaktan, irdelemekten ve hayatı gözlemlemekten başka bir derdi olmayan yalnız adam Hans Fallada’nın düşündüren öykülerinin yer aldığı Kambur’u mutlaka okumalısınız.

Eşinin geçirdiği kaza, bebeğinin hayatını kurtardı