'Mukaddes emanetin dönmez davacısıydı'

Edebiyat ve düşünce dünyasında fikirleri ve eserleriyle derin izler bırakan şair Necip Fazıl Kısakürek, hayatı boyunca çok sayıda kitaba imza attı. Üstad vefatının 36. yılında rahmet ve minnetle anılıyor.

25 Mayıs 2019 Cumartesi 02:23 - Güncelleme: 25 Mayıs 2019 Cumartesi 02:23

Kaldırımlar, Çile, Reis Bey ve Bir Adam Yaratmak’ın da aralarında bulunduğu yüze yakın esere imza atan şair, yazar ve düşünür Necip Fazıl Kısakürek, vefatının 36. yılında yad ediliyor.Türk edebiyat tarihinde Baki’den sonra ikinci “Sultanu’ş Şuara” unvanına sahip Ahmet Necip Fazıl Kısakürek, savcılık ve hakimlik görevlerinde bulunan hukukçu Abdülbaki Fazıl Bey ile Girit muhaciri bir ailenin kızı olan Mediha Hanım’ın çocuğu olarak 26 Mayıs 1904’te dünyaya geldi.Usta edebiyatçı, 1921’de Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Faruk Nafiz, Ahmed Kudsi gibi edebiyatçılarla tanıştığı Darülfünun Edebiyat Medresesi Felsefe Bölümü’ne girdi. İlk şiirleri, Ziya Gökalp’in kurduğu, Yakup Kadri ve arkadaşlarının çıkardığı Yeni Mecmua dergisinde yayımlandı.Maarif Vekaleti’nin 1924’te açtığı sınavı kazanan Kısakürek, Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla 20 yaşında Paris’e gitti. Kısakürek, İstanbul’a döndüğü 1925’te, ilk şiir kitabı “Örümcek Ağı”nı, 1928’de ise “Kaldırımlar”ı yayımladı. Kaldırımlar, okurun büyük ilgisini ve hayranlığını kazandı. 

DEĞİŞİM NOKTASI 

İslam alimi Abdülhakim Arvasi ile 1934’te tanışan Kısakürek, bu tarihi kendisi için bir milat kabul etti. Bu tarihten sonra da Kısakürek’in eserlerinde tasavvufi düşüncenin izleri görülmeye başlandı.Kısakürek’in 1934’te yaşadığı buhranlı dönemini anlattığı “Çile” şiiri 1939’da okuyucuyla buluştu. İlk sayısı 17 Eylül 1943’te yayımlanan Büyük Doğu dergisi, İslami değerleri öne çıkarmasıyla dikkati çekti.Zalime karşı mazlumların gür sesi olan dergi, defalarca kapatıldı, yayını engellendi. 

SULTANU’Ş ŞUARA 

Kısakürek, 1949’da Büyük Doğu Cemiyeti’ni kurdu. Eşi Neslihan Kısakürek ile 1950’de hapse giren şair, aynı yıl yapılan genel seçimlerden sonra seçimi kazanan Demokrat Parti’nin çıkardığı Af Kanunu ile serbest kaldı. Kısakürek, Türk Edebiyatı Vakfınca 1980’de Sultanu’ş Şuara (Şairler Sultanı) unvanını alarak şair Baki’den sonra, Sultanu’ş Şuara unvanına sahip ikinci şair olarak tarihe geçti. Erenköy’deki evinde 25 Mayıs 1983’te vefat eden Kısakürek’in cenazesi, Eyüp Sultan Mezarlığı’nda toprağa verildi.      

ÖZEL EŞYALARI KALICI SERGİDE

Necip Fazıl Kısakürek’in vefatının 36. yılında üstadın çalışma masası, el yazıları, fotoğrafları, bastonu, ve kıyafetlerinin yanı sıra çok sayıda özel eşyası ile evrakının da yer aldığı kalıcı sergi, Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı’nda izlenime sunuldu. Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi de olan Osman Kısakürek, vakfın Ümraniye’de dün ziyarete açılan binasında sergide yer alan eşyaları ve babasıyla yaşadığı anılarını anlattı. Kısakürek’in müthiş bir baba olduğunu aktaran Osman Kısakürek, babasının dünyanın en sert ama aynı zamanda en yumuşak kalpli insanı olduğunu dile getirdi. Osman Kısakürek, Necip Fazıl’ın vefatından birkaç ay önce yine böyle bir sohbet esnasında Abdulhakim Arvasi’yi rüyasında gördüğünü anlattığını söyledi ve bu rüyayı “Demek ki Efendi beni çağırıyor” diye yorumladığına dikkati çekti. 

‘ASLİYETİNİ MUHAFAZA EDİYORUZ’

Necip Fazıl Kısakürek’in oğlu Mehmed Kısakürek de, Üstadın şahsi eşyalarının ve eserlerinin sergilendiği müzeye ilişkin, “Her şeyin dejenere olduğu bu devirde onun bütün asliyetini muhafaza ile mükellef addettik kendimizi” dedi. Babasının eşyalarına emanet nazarıyla baktıklarını dile getiren Kısakürek, “Bunları çok zor şartlar altında koruduk. Apartman dairelerinde, mahzenlerde muhafaza ettik. Yakın bir zamanda belediyenin geçici bir süre için bize tahsis ettiği bir depoda koruduk. Çünkü bütün davamız Üstadın asliyetini muhafaza davasıdır. Biz 36 senedir bu mükellefiyet altında, bu diri şuur içinde  yaşıyoruz” diye konuştu.      

68 yaşındaki adam kalp, şeker ve tansiyon hastalıklarına rağmen Kovid-19'u atlatmayı başardı