10 Temmuz 2020 Cuma / 19 Zilkade 1441
Gece modu

Çivileri katır tırnağından gemiler şeftali ve incir tohumu taşıyordu

Marmaray Tüp Geçit Projesi, Yenikapı’da bir hazineyi ortaya çıkardı. Kazılarda 36 gemi bulundu. Bu dünyada bir ilk! Gemileri inceleyen Prof. Dr. Ünal Akkemik, pek çok ilginç bilgi ortaya çıkardı: “Gemilerin dış yüzeyi kestane ağacından, iskele meşeden yapılmış. Çivi olarak katır tırnağı ve meşe dalı kullanılmış. Gemilerin içinde meyve tohumu ve hayvan iskeleti de bulundu.”

İnci Döndaş/idondas@stargazete.com04 Mayıs 2013 Cumartesi 18:57 - Güncelleme: 04 Mayıs 2013 Cumartesi 19:01

Yenikapı Metro ve Marmaray Tüp Geçit Projesi’nin inşaat çalışmaları sırasında kazılan topraktan adeta gemi fışkırdı. 1600 yıllık Theodosius Limanı ve 36 gemi bulundu. Bu gemilerde hayvan kalıntılarından insan kalıntılarına, meyve tohumlarına pek çok şey çıktı. Gemilerin bulunması dünyanın en önemli olaylarından biri, zira dünyadaki hiçbir kazıda bu sayıda gemi çıkarılmadı!

Gemilerle ilgili çalışmaları İstanbul Üniversitesi Yenikapı Batıkları Projesi Başkanı Doç. Dr. Ufuk Kocabaş ve ekibi yürütüyor. Ama bir isim daha var ki “Ağaçlar tarihi aydınlatmak için gizli birer bilgi hazinesi” diyen Ünal Akkemik. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Botaniği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ünal Akkemik ve ekibi, gemilerin çoğundan parçalar alarak, laboratuvar ortamında inceledi. Bunun ne önemi olduğunu soracaksanız hemen söyleyelim...  Gemilerin yaşından hangi yüzyılda hangi ağacın kullanıldığından bugünkü gemi teknolojisine etkisine birçok bilgiyi Akkemik ortaya çıkardı.

-Yenikapı’daki kazıda kaç gemi bulundu?

Yenikapı’daki Theodosius Limanı’nda kazılarda toplam 36 gemi bulundu. Kazılar, Marmaray çalışması nedeniyle biraz hızlı yapıldı ve şu an tamamen durmuş durumda. Artık kaldırma işlemleri yapılıyor. Dünyada bir kazıda en fazla gemi bulunan yer burası. Boyları 8-10 metre. Gerçek boyutları ise 20-22 metre.

-Kazılar devam etse yeni gemiler de çıkar mı?

İhtimal dahilinde. Biraz daha geniş alanda kazılsaydı, birkaç gemi daha bulunabilirdi. Çünkü alan geniş, dolgular arasındaki bazı katmanlarda gemiler bol miktarda çıkıyor. Mesela 20’den fazla gemi, 11’inci yüzyıla ait katmanda çıktı.

-En eski gemi kaçıncı yüzyıla ait?

4’üncü ve 5’inci yüzyıldan başlıyor, 11’inci yüzyıla kadar geliyor.

-Şimdi 21’inci yüzyıldayız. Bu gemiler, nasıl günümüze kadar ulaşabildi? 

Ağaçlar, daha doğrusu tüm organik maddeler hava almayan ortamlarda yapıları bozulmadan yüzlerce, binlerce sene kalabiliyor. Bataklık ortamı ve oksijen miktarı düşük olduğu için gemiler bozulmamış. Tabii ki ağaçlarda çürümeler var, bazılarına dokunduğunuzda dağılıyor. Ama genel olarak bir geminin bütün iskeletini görebiliyorsunuz; omurgasını, dış ve iç kaplamasını vs.

-Kaç gemiyi incelediniz?

27 geminin tüm ahşap teşhislerini yaptık. Üç yıl içinde yaklaşık 2 bin 800 örnek teşhisi yaptım. Gemilerden bir ya da iki santimetreküp büyüklüğünde örnekler alıp laboratuvarda inceledik. Bunlara bakarak gemilerin hangi cins ağaçtan yapıldığını ortaya koyduk.

-Bunun ne önemi var?

O dönemde gemi yapımında hangi ağaçların kullanıldığını gösteriyor. Bu ağaçlar o bölgede olan mı yoksa dışarıdan mı gelmiş, gemiler nerede yapılmış, yüzyıllar içinde gemi yapımının tekniğinde ne gibi değişiklikler olmuş? Acaba ahşabı bilinçli mi yoksa zorunlu mu kullanmışlar? Bu soruların yanıtlarını buluyoruz. Ayrıca o dönemki yapıları bugünle karşılaştırma imkanı da buluyoruz. 

-Geçmişle bugün arasında gemi yapımında ne gibi değişimler yaşanmış?

Mesela o dönemki savaş gemilerinin gövdesi çınardan yapılmış. Bugün çınar, gemi teknolojisinde hiç bilinmeyen bir ağaç. Bugün bir ustaya sorsanız, çınar ağacını belki tanımaz! Ama uzun boylu ve esnek olduğu için o dönem savaş gemilerinin omurgasıymış. Savaş gemileri uzun ve dardır, küreklidir. Uzun gemilerde esneklik çok önemli. Bir de çınarın işlenmesi kolay. Ama dayanıklı değil. Mesela gemilerden örnek alınırken dağıldığı için zorlandık. Üzerinde bakteriler var, mikroskop altında kocaman yılan gibi görünüyor!

-Peki bu gemiler İstanbul’da mı yapılmış?

Marmara ve çevresi diyebiliriz. Ama burada bir soru var, biz de hala çözemedik. 4’üncü yüzyıldan 8’inci yüzyıla kadar gemilerde daha çok iğne yapraklı ağaçlar yani çam ve servi kullanılmış. Sonraki yüzyıllarda bu ağaçlar yerini meşe ve kestaneye bırakmış. Bu tespit ‘Acaba gemilerin yapıldığı yer mi değişti?’ sorusunu gündeme getiriyor. Çam ve servi Marmara’nın güneyinde olan ağaçlar. Acaba orada mı, yoksa Ege ve Akdeniz’de mi yapıldı? Sonra kullanılan meşe ve kestane ise Kuzey Marmara’nın ağaçları. Acaba gemilerin yapım yerleri güneyden kuzeye mi kaydı? Bundan daha büyük olasılık ise kullanılan malzeme miktarı. Çünkü öncekilerde zaten bir gemi yapımı teknolojisi var, o teknolojiyle gemiler Akdeniz kökenli yapılırken Karadeniz’e kayınca o malzemeler de oraya taşınmış olabilir. Gemilerde çok çıkan ağaçlardan biri de fıstık çamı. Marmara’nın güneyinde var ama çok yaygın değil. Meşe ve kestaneye gelince, çok büyük alanları kaplıyor, malzeme sorunu yok. Bu ağaçları taşımak da daha kolay çünkü yakın yerden taşınıyor. Burada maliyet veya dayanıklılık öne çıktı. Suya en dayanıklı ağaç kestane. Gemilerin suya temas eden dış yüzeyde kullanılmış. İç yüzeylerde ve iç kaplamalarda ise meşe tercih edilmiş. Çok zekice. Ahşap kullanımında ne kadar bilinçli olduklarını gösteriyor.

-Çivi olarak ne kullanılmış?

Gemilerde kullanılan ahşap çiviler iki ağaç türünü gösterdi. Birincisi meşe dalları, ikincisi katır tırnağı. Katır tırnağı Akdeniz çevresi ve Marmara’da yaygın. Çalı olduğu için küçük küçük kesip çivi gibi kullanmışlar.

-Dünyanın başka yerlerindeki kazılarda bulunan gemilere gelirsek... Ne kadar eskiler?

Akdeniz’de M.Ö. 6’ncı yüzyıla ait gemiler bulundu. Viking gemileri de çok eski. Yapılan kazılarda en fazla 10 gemi bulunurken, bizdeki kazıda 36 gemi çıkarıldı! Bu muhteşem bir şey. Zaten dünyanın gözü burada. İnanılmaz ziyaretler var. Burası yakın gelecekte müze olursa dünyanın en büyük gemi sergisi unvanını alır.

-Peki restorasyonu nasıl olur?

Hepsinin tek tek çizimi yapılacak, parçalar milimetrik düzeyde çıkarılacak, ayrılan gemiler birleştirilecek. Bunların restorasyonunun tamamen bitmesi birkaç ömür götürür. Ama nasıl kazı işleri kısa sürede bitti, restorasyon da daha kısa sürede tamamlanabilir.

1600 yılllık iskele meşe Ağacı

-Limanlara gelirsek. Yenikapı’daki Theodosius Limanı’nı incelediniz mi?

Oradan da örnekler aldık. Bazı örnekleri ABD’deki Cornell Üniversitesi’ne de gönderdik. Sonra çıkan sonuçları karşılaştırdık. İskelelerin 6’ncı yüzyıldan 11’inci yüzyıla kadar tarihi olduğunu tespit ettik. Hatta 70-80 yıl aralıklarla iskelenin denize doğru genişlediğini görüyoruz. Orada bir dolgu var, muhtemelen doğal bir dolgu.

-İskele hangi ağaçtan yapılmış?

Meşe. Çünkü İstanbul’un ana ağacı ve dayanıklı olduğu için tercih edilmiş. Bugün İstanbul’daki saraylar, kasırlar, tarihi binalardaki ana taşıyıcı meşe.

-Peki bu gemiler nasıl batmış?

İki tartışma var. Birincisi deprem sonrası tsunami, ikincisi Marmara’da patlayan ani fırtına nedeniyle battığı düşünülüyor. şu an ilaçlı suda bekletiliyor

-Peki gemilerde başka neler çıktı?

Bu liman İstanbul’un ticaret merkeziymiş. Gemilerde fıstık çamı, kişniş, şeftali, fındık, kavun tohumu, iğde tohumu, incir, erik, ceviz, zeytin, vişne ve kiraz tohumları var. Üzüm de bol miktarda çıkmış. Buğday tohumu da bulunanlar arasında... Bunlar amforaların içinden çıktı, bu da ticarette kullanıldığını gösteriyor. Ayrıca at, eşek, katır, sığır, koyun, keçi, geyik, deve, domuz, kedi ve köpek kemiklerine rastlandı.

-Gemiler şu an nerede?

Henüz üzerindeki çalışmalar sürüyor. Kaldırma işlemleri bitmedi. İlaçlı sularla dolu havuzlarda bekletiliyor.