30 Ekim 2020 Cuma / 13 RebiülEvvel 1442
Gece modu

300 milyon $’LIK BUTİK yatırım

Nişantaşı, Etiler, Boğaz çevresi ve Bağdat Caddesi gibi merkezlerde ve İstanbul’un gözde semtlerinde butik projeler geliştiren Keten İnşaat, iki yıl içinde toplam 300 milyon dolar yatırıma imza atacak.

Fulya Erdem15 Eylül 2014 Pazartesi 00:04 - Güncelleme: 15 Eylül 2014 Pazartesi 00:05

Gurbetçi bir ailenin yurda döndükten sonra başlattığı inşaat işi bugün, genelin aksine şehrin en gözde semtlerinde ve şehir merkezinde butik projelere imza atıyor. Gayrimenkul yatırımlarının şehir dışına kaydığı bir dönemde yarattığı kaynaklarla Nişantaşı, Levent, Etiler, Boğaz ve Bağdat Caddesi çevresinde konut geliştiren Keten İnşaat’ın ikinci kuşak patronu Ferhat Keten’in halihazırda yürüttüğü projelerin değeri 210 milyon doları buldu. Portföyünde yalı inşaatının da bulunduğu Keten, şimdi toplam yatırım değeri 100 milyon doları bulan projeler için kolları sıvadı.

-İstanbul’un merkezinde yaptığınız konut projeleriyle tanınıyorsunuz. Keten İnşaat’ı anlatır mısınız?

Babam Almanya’da çalışarak belli bir sermaye birikimi edindikten sonra Türkiye’ye dönmüş. 1976 yılında şirketin temelleri 4 ortak olarak atılmış. Memleketimiz Erzurum Aşkale, bölgeden iyi inşaatçılar çıkmış bir dönem, bizimkisi de onları takip eden bir jenerasyon. Ben de 1998 yılında işe dahil oldum. 2002’de de ortaklardan ayrıldık baba oğul devam ediyoruz, ortaklarımız da yine aynı markayla kendi işlerini yapıyor. Şehrin merkezlerinde konut yapma stratejisi hâlâ devam ediyor. Buna ek olarak geçen zaman zarfında ölçeği büyütmek ve kurumsal yapı kurmak dönüşümünü geçirdik. Türkiye’de malzemenin olmadığı bir dönemden geldik bugünlere. Çimento ve demir almak için fabrikalarda kuyruğa girilen bir dönem...

-Çocuk yaşta sektörle tanıştınız, inşaatçı olacağınızı biliyor muydunuz?

Bu işe çivi toplayarak başladım. Tatillerde çalışırdım, biraz büyüyünce hesap maliyet işlerine bakmaya başladım. Üniversiteye girerken 6 tercih yaptım ve hepsi de mimarlık bölümüydü. Babam doktor olmamı isterdi ama ben mimarlık istiyordum. İTÜ Mimarlık Fakültesi’ni bitirdikten sonra yüksek lisans için İngiltere’ye gittim. Çalışmak için Çin’e gitmeyi planlıyordum. Ama babam ihtiyacı olduğu bir dönemde çağırınca onun yanında devam ettim.

-Şimdi ne yapıyorsunuz?

Merkezlerde konut üretmeye devam ediyoruz. 2.5 yıl önce ürettiğimizin 10 katını üretiyoruz. Nişantaşı, Etiler, Cihangir, Beşiktaş, Boğaz ve Bağdat Caddesi çevresinde odaklanıyoruz. Yılda 4-5 portföy yaratabilmek için 1.500 portföy tarıyoruz.

-Mevcut projelerinizle ilgili bilgi verir misiniz?

18 projemiz var, bunların 8’i aktif bir kısmı devam ediyor, bir kısmı da bürokratik süreci tamamlanıp şantiyeye dönüşmeyi bekliyor. 420 konut üretiyoruz şu anda. Bunun içinde yalı da var, 1+1 daire de var. Kanlıca’da Mehmet Aliağa Yalısı’nı aslına uygun şekilde yapıyoruz. 1905 yılında yapılmış yalı, arsa durumunda olmasına rağmen 5 yılda ruhsatı aldık. Ayrıca Bomonti’de 3.5 metre kat yükselkliği olan yatay ve bahçeli 76 dairelik bir projemiz var. Beşiktaş’ta 30 dairelik, Taksim’de 100 dairelik bir projemiz olacak. Orayı rezidans şeklinde işleteceğiz. Uzatılmış kiralama kontratları olacak. Suadiye’de bir yalı parseli projemiz var, Cihangir’de 3 proje var bürokratik süreci bekliyoruz.

-Bütçe...

Şu anda yürüttüğümüz projelerin toplam değeri 210 milyon dolar civarında. Hayata geçireceklerimizin büyüklüğü için de bunun yarısı kadar diyebiliriz. Projelerin yüzde 70’i 2015 yılı içinde tamamlanacak. Yeni başlayacaklar ise 2016 yılı içinde bitmiş olur.

-Piyasaya bakınca projelerin fiyatlarının çok yüksek olduğunu görüyoruz. Bunlar daha ön talepte satılıyor. Nasıl oluyor?

Büyük projelerde talep yaratmak için sattık söylemleri yapılıyor. Kaçı gerçek satışa dönüşüyor, bence buna bakmak lazım.

-Yunanistan’dan Türkiye’ye göç edenlerin bıraktıkları taşınmazlarla ilgili çalışmalarınız vardı. Oradaki gelişmeler neler?

Yunanistan’dan Türkiye’ye ve Türkiye’den Yunanistan’a göç eden kişilerin arkalarında bıraktıkları varlıkların peşine düştük. Bu varlıklara sahip olanlara hukuki, mühendislik, mimari gibi konularda destek veriyoruz. Bu kişilere gayrimenkullerini geri kazandırma hizmeti de veriyoruz. Bu amaçla Estia Turkey ve Estia Yunanistan adlarıyla iki projeyi hayata geçirdik ve sonuç almaya da başladık. Direkt varislerin temas kurduğu bir sistem bu. Bize gelen 20’nin üzerinde arazi var. Hukuki süreci yürütüyoruz birkaç tanesi üzerine yoğunlaştık. Türkler’in Yunanistan’da bıraktığı gayrimenkullerle ilgili de çalışıyoruz sadece burada kalan gayrimenkullerle ilgili değil çalışmalarımız.

Lüksemburg’da gayrimenkul fonu

PRIMIST adıyla kurduğumuz gayrimenkul yatırım şirketinde uluslararası kurumsal fonların yatırımlarını yönlendiren bir yapıya kavuşmak istiyoruz. Primist gayrimenkul geliştiren, finansmanı sağlayan ve yöneten tüm unsurları içeriyor. Ayda 130 portföy tarıyoruz. Kentin merkezindeki lokasyonlarda arsa ve bina arıyoruz. 140 milyon dolarlık bir proje büyüklüğüne ulaştık. 1.5 yıl sonunda Lüksemburg’ta bir gayrimenkul fonu kurmayı planlıyoruz. Avrupa merkezli yatırımcıların gayrimenkul tarafındaki fonlarını yönetmeye talip oacağız. 4 yıllık kademede 1.4 milyar dolarlık bir fon yaratmayı hedefliyoruz. 

Konutu bilmeyenler elenecek

Konutu yüksek kâr alanı olarak görmekten çıkmalı firmalar. Bu işe bilimsel yaklaşmak gerekiyor. 2015’ten itibaren konutu bilmeyen, inşaat kökenli olmayan firmalar, bu süreci profesyonel olarak yönetemezlerse, ayıklanacaklar diye düşünüyorum. Farklılaşmanın ön plana çıkacağı bir döneme girdik. 42 bin metrekare kiralama alanı olan bir alışveriş merkezi örneğini vereyim. Buranın arsa değeri 14 milyon dolar üzerine 12 milyon dolar bina yatırımı yaplmış. 12 milyon dolara satışa çıkardılar ama alıcı yok. Yanlış pazar analizleri sokağa atılmış yatırımları yaratıyor. Bunlar milli servet, boşa gidiyor.