Yiğit BULUT

yigitbulut@stargazete.com

29 Ekim için “ana soru”...

29 Ekim 2014 Çarşamba

Sizce TÜRKİYE’yi 2023 yani Cumhuriyetimizin 100. yılına taşıyacak “ana doktrin” neleri içermeli?

Bugün tam günü değil mi?

Cumhuriyetimizin 91. Yıldönümünde birlikte sorgulayalım;

1- Dünya genelindeki büyük değişim ve etkileşim sonucu Türkiye tarihi fırsatların eşiğinde! Böyle bir “kaos” görünümlü gerçeklik içinde, yeni bir “teze” ve değişimi kapsayan yeni bir “paradigmaya” ihtiyacımız var. Ben buna “2023 büyük Türkiye’ye geçiş için ana doktrin” diyorum.

2- Her şeyden önce bu “doktrin” bir net özelliğe sahip olmalı ve Türk devletini-milletini daha doğrusu bu topraklarda ve bu coğrafya üzerinde yaşayan herkesi bağlarından kurtaran, korkularımızı yok eden ve en önemlisi “etnik zenginlik” gibi tehdit algılamalarının-zorlama korkuların aslında “fırsat” olduğunu ortaya koyan bir temele oturmalı. Daha açık yazayım; “etnisite” bir özür değil, doğru değerlendirildiğinde “daha büyük olana düzenli geçiş sağlayabilecek” bir özellik!

3- Peki “etnisite” avantaja çevrilerek yeni kimlik nasıl tanımlanmalı? Net olarak ifade edeyim: “Tek kimlikli-çok kültürlü” yeni ulusal etiketimiz tanımlanmalı ve bu topraklardaki herkesi içine alacak şekilde yapılanmalı! Tekrar ediyorum; ana doktrin ve detayları “HEPİMİZİ” kavrayacak şekilde ol-gunlaştırılmalı!

4- Türkiye’nin bu doktrin içinde “nereye gittiği” net detaylarıyla belli olmalı ve Avrupa Birliği ile üyelik sürecimiz net bir şekilde karara bağlanmalı! Arada KALMA durumu 100. Yıla giderken bu haliyle devam edemez...Bu süreç yaşanırken daha doğrusu Türkiye ANA RAY’a geçerken, kamuoyu ikna edilmeli ve “doktrin” doğru anlatılarak, Türkiye sınırları içinde yaşayan her bireye Avrupa’nın “son durumu” ve en önemlisi BİZİ İLERİ TAŞIYACAK SENTEZ’in kendi geçmişimizden oluşacağı detaylandırılarak çok iyi ifade edilmeli ! Ve sorulmalı; nasıl bir gelecek düşünüyorsunuz?

5- Türkiye yeni rotasını çizerken ortak karar doğrultusunda yeni dünya düzenine de uygun olarak “AB’ye alternatif olarak genleşen” yeni bir yapı olduğu tezi net ortaya konmalı ve kamuoyumuzda tartışmaya açılmalı! Türkiye, YENİ DENKLEMDE 3 “yeni merkez” oluştuğunu analiz ederek yönünü yeniden çizmeli ve Amerika-Rusya Dengesi ve Rusya’nın durumu dikkatle izlenmeli. Amerika ile çok köklü yeni kavramların temelleri atılırken, Rusya ile “yeni açılımlar” ve özellikle bu topraklardaki ORTODOKS tarihi zenginlikler yeni teze eklenebilir.

6- Türkiye, siyasi tezi ve yönünü tanımlarken; savunma, bankacılık-finans-sermaye piyasaları, enerji, telekomünikasyon, medya sektörlerini ileriye dönük olarak “makro planlar” çerçevesinde yeniden yapılandırılmalı. En önemlisi, yabancıların ve “içimizdeki yabancıların” kontrolüne ve insafına terk edilmiş görünen Türk bankacılık sistemi düzenlenmeli ve gerekirse yeni lisanslar verilerek sektörün yapısı ve ağırlığı mutlaka değiştirilmeli. Katılım bankacılığı desteklenerek KAMU kesinlikle öne düşmeli! NEO-LİBERAL KAFALARIN hakimiyetine bırakılan bir Türkiye’nin “YENİ OLAMAYACAĞI” idrak edilmeli...

7- Özellikle sermaye akışlarını Avrupa” ve “IMF-Dünya Bankası” ipoteğinden kurtaracak şekilde ve en önemlisi çevre ülkelere burada yatırım yapma imkânını sağlayacak düzenlemeler hayata geçirilmeli. Rusya, İran, Suriye, Gürcistan, Azerbaycan, Kuzey Irak ve diğer komşu ülkelerle sınırların kalktığı tek bankacılık sistemi geliştirilmeli. “Avrasya Menkul Değerler Borsası” mutlaka hayata geçirilmeli ve “periferik bölge şirketleri” bu borsada işlem görmeli. Finans Merkezi olmak için BİNA YAPMAK haricinde özellikle TÜREV enstrümanların geliştirilmesine yönelik yeni adımlar atılmalı...

8- Enerji politikamız “2013-2023” ilk aşama olmak üzere yeniden yapılandırılıp açık ve net bir şekilde ortaya konmalı. Bölge ülkelerinin doğal kaynaklarını fiyatlayacak borsalar Türkiye’de kurulmalı ve özellikle Anglo-Sakson”küresel enerji kartelleri” devre dışı bırakılarak Amerika-Rusya’nın da işbirliğiyle bölgede yeni “bir potansiyel” planlanmalı.

9- Devlete ve kamu vakiflarına ait olan savunma şirketleri tek tek halka açılıp sermaye piyasalarında “Türk halkı” bu şirketlere ortak edileceği gibi, bütün şirketler ayrıca “tek çatı altında” toplanarak oluşan “HOLDİNG’in hisseleri” Türk ve yabancı yatırımcılara yüzde 49’u geçmeyecek şekilde satılmalı. Oluşacak kaynakla “askeri-endüstriyel” yapımız yenilenmeli ve özellikle “operasyonel kabiliyetimiz” tamamen bağımsız bir hal almalı.

10- Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye zorla uygulattırmaya çalıştığı bize uymayan eğitim politikaları yerine “bölgesel bir ortak eğitim” politikası geliştirilmeli ve Türkiye merkezli “eğitim kurumu çekirdeği” oluşturulmalı. Bölgeye yayılacak “okul DNA’sı için, bu konu hakkında tecrübe sahiplerinden” mutlaka yararlanılmalı.

11- Oluşturulacak “ortak eğitim sistemi” için Türk yazılımları kullanılması ve geliştirilmesi sağlanmalı ve kullanılacak “donanım” Türkiye’de üretilmeli. Fatih Projesi bu yolda önemli bir adım, bölge okullarına “Türk eğitim sistemi” ile birlikte yaygınlaştırılmalı...Yazılımın donanımdan çok daha önemli olduğu her alanda idrak edilmeli...

Sonuç: 91. Yıldönümünde, 100. Yılında BÜYÜK olmayı planlayan Türkiye için “2023 Büyük Türkiye’ye geçiş ANA DOKTRİN’i” kapsamında önemli gördüğüm “ana başlıkları” elimden geldiğince sizlere aktarmaya çalıştım. Siyasetten ekonomiye, ekonomiden savunmaya detaylandırılması gereken daha yüzlerce alt başlık var...Bunlar sadece sorgulama...Birlikte devam edeceğiz... Nice mutlu bayramlara...