27 Ekim 2020 Salı / 10 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

ABD’nin, İpek Yolu Projesini önleme çabası

05 Haziran 2017 Pazartesi

Son olaylardan akılda kalan esas ana başlıklar şu ki; ABD dünyadaki patronajlık misyonunun 100 sene içerisinde sonlanmaması için, iç kargaşa yolu ile terör örgütleri üzerinden veya darbe girişimleri ile yöntemi dizayn etme niyetinde. 

ABD’nin Suudi Arabistan’a sattığı silahlardan tutun, İran içerisine yönelik planlı programlı girişimler dâhil, bu planın bir parçası olarak okunmalı. 

Almanya bu mevcut durumdan daha da kârlı çıkmanın peşinde ve Müslüman coğrafyada yer kapma gayretinde. Hırçınlığının altında yatan şey de budur!

Çin’i dert edinmiş ABD; muhtemeldir ki, etnik kimlik problemlerinden tutun da, Pasifik çevresinde Kuzey Kore hedefli hamlelerine kadar, tüm adımlarını Çin’i durdurmak ve Rusya’yı dizayn etmek için hedeflediği aşikârdır.

Türkiye'nin mevcut pozisyonu da, bu olaylar konseptinde ciddi okunmalıdır. Hatta bu mevcut durum kullanılarak, daha derin stratejilerin üretilmesi döneminin başladığını söyleyebiliriz.

ABD; Ortadoğu'da, devletleri ortadan kaldırmayı kafaya koymuş. Nedeni basit! Tek renkli ve tek kutuplu dünya için, nizamı olan devletler sorundur. İç savaş, terör ve halktan kopmuş yönetimlerin, uzun yıllar ABD tarafından beslenmesi de, bu günler için idi. ABD; bu yönetimleri, halk isyanları ve demokrasi bayrağı ile devirmeyi deneyecek.

Evet “deneyecek” dedim. Çünkü bunun karşısında bölgelerdeki etkin devletler, mesela Rusya gibi devletler de, kendi alternatiflerini devreye sokmaya gayret edecek. Sonuçta ise al sana “iç savaş”! 

İpek Yolu Projesine fazlasıyla odaklanması lazım! Çin bu proje ile dünyanın diğer ülkeleri ile menfaat ortaklığı yapmak ve ABD yöntemlerini saf dışı bırakmak istemekte. Çünkü savaşmadan kazanma yolunun Çincesi böyledir. 

ABD karşıtı” artan potansiyel giderek pekişmektedir. Darbelere destek vermek, teröre destek veren bir siyasi yöntemle, ABD bayağını kalitesiz bir görünüme sürüklediği de aşikârdır. Evet, güç dengeleri arasındaki savaşın ortasındayız!

Tarihte İpek Yolu; civar devletleri güçlendirmiş ve yeni güç merkezleri oluşturmuştur. 

Bir zamanlar İspanya’yı küresel güç yapan denizlerin hâkimiyeti İngiltere’ye geçtikten sonra, küresel aktiflik de İngiltere’ye geçti. Daha sonra bu misyonu ABD üstlendi. Şu anda, denizlerden karaya yönelen yeni bir trend söz konusudur. Ve muhtemeldir ki; bu savaşta kazanacaklar içerisinde Türkiye başrolde olacaktır. 

Türkiye’yi; iç kargaşadan, dışarıdaki olumsuzluklara kadar, her türlü oyunun içerisinde zapt etmeye gayretin adı tekdir. Türkiye’yi bu yeni düzen içerisinde zayıflatmak, kendine muhtaç duruma sürüklemek ve terör örgütlerine ABD’nin verdiği desteği de, bu konsept içinde yorumlamak lazım. Türkiye'nin eforunu harcatmak ve mümkünse iç kargaşaya tabi tutmak, durmadan terörle mücadelesine baskı yapmak, OHAL için durmadan konuşmak, darbecilere direk ve dolaylı desteklerin verilmesi, top yekûn bu manzara içindeki değerlendirmedir. 

Burada; ABD, Almanya, Rusya, Çin ve İran’ın kendi hesapları söz konusudur.

Trump yönetiminin; Suudi’ye sattığı silah meselesi ise, başlı başına bu coğrafyada savaşın kalıcı hale gelmesine hizmet eder. 

Anlaşılan şu ki; coğrafyada Araplarla Arapları, Araplarla Kürtleri, Kürtlerle Türkleri, Araplarla Farsları karşı karşıya getirme çabası söz konusudur. Maksat ise birdir, İpek Yolu’nun kuruluşuna sadece kendisi mani olsun ve sadece kendisinin belirlediği güzergâh işlesin!

“Ekonomik güç kim olursa, konuya ve coğrafyaya hâkimiyet onun olacak” mantığını işletiyor. 

“ABD’nin, Suriye'deki YPG/PYD gibi terör örgütlerine desteği taktikseldir” demesi ise, “Türkiye’nin güya hassasiyetini dikkate alıyor” görüntüsünden başka bir şey değildir. DEAŞ olayı bittikten sonra dağılan silahlar ve teröristlerin, nerelerde yapılandırılacağı da şimdiden göz önünde bulundurulursa, o zaman “kontrollü silah” konusu, kontrolsüz bir sonuçla ABD kontrolünde yeni savaşların enstrümanı olacağı kuşkusuzdur. Bu coğrafyada savaş ortamı devam ettikçe, küçülen ve mümkünse ortadan kalkan devletlerin yerine, kontrol edilecek küçük kabilelerin kalması, İsrail’e yeni topraklar verilmesi projesi ise, küresel ekonomik gücün tek sahibi olmaları için düşündükleri hedeftir. 

İpek Yolu güzergâhındaki ülkelerdeki kıpırdamalara dikkat edilmeli. Bu ülkelerdeki darbeler ve halk ayaklanmalarına alt yapı oluşturacak, tüm yumuşak karınların ortadan kaldırılması şarttır. 

Sonu belli olmayan meçhul durum; devletler dâhil, büyük medeniyetlerin ortadan kaldırılmasına hizmet etmektedir.