Evliliklerde “ev işlerinin kimler tarafından ve nasıl yapılacağı?” meselesi sık yaşanan sorunlardan biri. İyi evliliklerde eşler ev işleri meselesinde iki tarafında kabul ettiği bir denge bulurken, bazı evliliklerde ise eşler ev işleri üzerinden çatışıp duruyorlar.

Ailenin yapı ve işleyişi değişmeye devam ediyor

Son yüzyılda, erkeğin dışarıda çalışıp ekmek getirdiği,  kadının ev işlerini yaptığı geleneksel düzen önemli oranda değişti. Kadının ev dışında çalışması ve bulunması önemli oranda arttı ve halen artmaya devam ediyor. İki eşin de kendi kariyerini gerçekleştirme peşinde olduğu evliliklerde, kadın erkek rolleri ile ilgili beklentiler ve kültürel kodlar da değişmiş oldu.

Kadın hem dışarıda çalışsın hem de annem gibi iş yapsın!

Ev işleri meselesinde en büyük zorluğu geçiş dönemi yaşayan aileler yaşıyor. Halen erkeğin dışarıda çalıştığı kadının ev hanımlığı yaptığı ailelerde ev işlerini kimin yapacağı daha az sorun. Esas sorun, hem kadın hem erkeğin çalıştığı evliliklerde. Annesinin çalışmadığı bir düzende büyümüş erkekler, eşleri çalıştığı halde anneleri gibi davranmalarını beklediğinde sorun çıkıyor.

İki eşin de çalıştığı durumlarda, kadınlar erkeklerden ev işlerinde kendilerine yardım etmelerini bekliyor. Eğer, evliliklerde bu makul beklenti karşılanmadığında, kadınlar eşlerini suçluyorlar.

Hatta çalışmayan kadınların da ev dışında aktiviteleri artmış durumda. Çalışmayan kadınlar eşlerinin ev işlerini paylaşmasını beklemese de, “işlere el atmalarını” bekliyorlar. En azından arkalarında bir dağınıklık bırakılmasını istemiyorlar.

Ev dışında da ev içinde de beraber çalışmak

İki eşin de çalıştığı evliliklerde, “ev işleri sorununu” idare edebilmenin tek yolu erkeklerin ev işlerinin yükünü paylaşmaları. Hemen hemen hiç bir kültürde %50 ye %50 ev işi paylaşımı yaklaşımı pratikte işlemiyor. Halen, tüm dünyada kadınlar evin içindeki işleri ağırlıklı yaparken; erkekler alışveriş, fatura ödemeleri, tamiratlar gibi evin dış işlerini yapıyor.

Ev işlerini beraber yapanlar

Mutlu evlilik çalışmamda iki eşin de çalıştığı bir evlilikte kadın ev işleyişini şöyle anlattı: “Beraber yapıyoruz ev işlerini. Örneğin akşam ben ondan bir saat önce evde oluyorum. Gelince hemen yemeği hazırlarım ki erkenden yiyelim bize daha çok vakit kalsın diye. Eşim gelir, yemeği yeriz, beraber bulaşıkları makineye atarız. Ben koltuğa yığılırım. O çay koyar ya da meyve servisi yapar. Sabah ben kolay uyanamam. Eşim erken kalkmayı sever. Bana da ona da sandviç hazırlar. İşyerinde onları yeriz. Kimse yaptığı bir işi yük olarak görmez. Çok yoğun iş dönemlerinde, Pazar gününden dolabı yemeklerle doldururuz. Daha da baş edemezsek akşam yemeğini evin yanındaki yemekçilerde yeriz. Çoğu zaman “en kolay nasıl bize daha çok vakit kalır” sorusunu sorarız kendimize. Cevaplar hep ortaktır”.

Ev işlerini kadının yaptığı evlilikler

Kadının ev hanımı olduğu bir evlilikte erkek şöyle dedi: “Tabi ev işleri hanıma ait bir iştir. Ama ben de mümkün olursa destek olurum. Bazen evin derlenmesine toplanmasına yardım ediyorum. Bir tamirat işi olduğunda elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum. Evin Pazar alışverişlerini de genelde ben yapıyorum. Evin yemek işlerine ise eşim bakıyor”

Ev hanımı bir kadın şöyle dedi: “Ben yapıyorum. Onun dışında yardımcımız var, o yapıyor. Ama mesela Pazar günü misafirimiz geleceği zaman hep yardım eder eşim. Beraber, kurar, kaldırırız sofrayı. Servise yardım eder, alışverişi yapar. Sonrasında da yemek biter, misafir gider, bana sevgi gösterir. Ama aktif olarak kadın işine girmez. Çamaşır yıkamaz mesela, ya da cam silmez. Ben de istemem zaten öyle bir şey”.

Sonuç olarak, mutlu/iyi evlilik çalışmamın sonuçlarından biri de şu: Mutlu evliliklerde eşler ev işleri konusunda kendilerine özgü bir tarzda bir uzlaşı ve denge buluyorlar.