İhsan KABİL

ikabil@stargazete.com

Filistin-Haydarabad

25 Temmuz 2014 Cuma

Hazırlanmakta olduğumuz 2. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali’nin seçmelerini yaparken, üzerinde durduğumuz yörelerden biri olan Hindistan bağlantılı bir yapım bizi tarihin az bilinen dehlizlerinden birine götürdü ve bugünlere dair tespit ve konumlarımızı bir kez daha canlandırdı. Ramazan ayının şu sıcak günlerinde yaşadığımız acı olaylar hepimizin yüreğine taş bastırdı, içinde yaşadığımız garip dünyada eli kolu bağlı çaresizliğin yüzünü bir kez daha göstermiş oldu. Müslüman insanlığın maruz kaldığı insanlık dışı muamelelerin güçten düşüldüğü dönemlerdeki seyri hakikaten birbirine çok benzemektedir. Şu sıralar İstanbul Şehir Üniversitesi İletişim Fakültesi, Sinema-Tv Bölümü’nde öğretim görevliliğini sürdürmekte olan Kaz Rahman’ın 2012’de çektiği Deccani Souls (Dekkan Ruhları), Haydarabad’ın bugün artık neredeyse bir gizeme dönüşmüş tarihi gerçekliğine farklı bir dilden yaklaşıyor. Basit gibi görünen ama son derece itinalı bir çekimle gerçekleştirilen film, şiirin ve geçmişe dönük araştırma ruhunun incelikli dünyasını birlikte sunuyor. Filme adını veren Dekkan, Haydarabad’ın da içinde yer aldığı Hindistan’ın güneyinde geniş bir plato. Şiir ve rüyanın iç içe geçmiş diliyle başlayan filmin başlangıcında, Haydarabad’a ait silik görüntülerin yeraldığı bir belgesel görünüyor. Daha sonra fantastik bir anlatıma bürünerek, Kuzey Amerika’da olduğu farzedilen Haydarabad Başkonsolosluğu’nda yapılacak işlemlerle gidilen ülkede, geçmişin izlerinde bir arayışa çıkılıyor. Haydarabad Nizamlığı’nın 1947’de Hindistan üzerindeki İngiliz egemenliğinin sona ermesinden sonra, isteyen bölgelerin bağımsızlıklarını ilan edebileceklerinin bildirilmesine rağmen, 1948’de 200 bine varan bir katliam neticesinde ortadan kaldırılması, aynı yıla denk düşen Keşmir bunalımı ve yine İngilizlerin çekilmesiyle 1948’de zora dayanan bir tarzda kurulan İsrail’in varlığı ilginç şekilde örtüşüyor. Bu denklemden çıkarılacak siyasi sonuçlar sanatın diliyle böylesi nitelikli çalışmalarla desteklendiğinde, siyasi çözümlere gidilemese de bir bilinç uyanmasına ve insanın vicdanında özel bir duyarlılığa yol açıyor.

***

Bir sanat sineması örneği olan film, kendi de eserde oynayan ve senaryo ve kurguyu da üstlenen yönetmenin canlandırdığı şairin izleğinde, mekan-insan-tarih üzerine bir meditasyon şeklinde gelişiyor. Zaman zaman sinema verite havasına giren çalışma, şehrin sokaklarında çıkılan gezintilerle zamanın mekansallaştığı bir farklı katmana dönüşüyor. Eski mimarinin peşinde dolaşırken, eskinin hala yeni olmaklığını koruduğunu, mekanın ruhunu, mekanın giderek ruhun mimarisine dönüştüğünü, anın yaşantılanmasında hepsinin bir gergef gibi içiçe geçtiğini hissediyoruz. Tarihi anlatımla güncelin anlatımının gelgitleri arasında, eski nizamlığın, müslümanlar azınlıkta olmasına rağmen, hoşgörüsünde yaşayan geniş toplulukların Hintlilerin vahşeti sonucu ortadan kaldırılması, yönetmenin aidiyet duygusunu hiç eksiltmiyor, aksine kökenlerinin verdiği bir bağlanımla besliyor. Filmin sinema verite atmosferi, kimi zaman gerçekliğin birebir yaşanmasına yol açıyor; açığa çıkan duygunun paralelliğinde ölümün (sonrasının) ebediliğine, yaşamın uçuculuğuna tanık oluyoruz. Bir ülkeye, toprağa, eve bağlı olma hissi yetkin bir şekilde Tarkovski’nin Nostalghia’sında görselleştirilirken, bu filmde de benzer bir duyarlılığın ziyadesiyle yer aldığını, artık bir hayalet duyguya dönüşmüş olan Haydarabad nizamlığının sanal varlığını her şeye rağmen sürdürdüğünü görüyoruz. Müslüman ortak inancımızın olmasının yanında bizimle bağlantılı bir başka olguysa, son halife Abdülmecid Efendi’nin kızı Dürri Şehvar Sultan’ın, son Haydarabad nizamı Mir Osman Ali Han’ın büyük oğlu Nevvab Azam Şah’la evli olması.

Sinema, tarih, şiir, geçmişin ölmeyen varlığı, mimarinin insan hayatıyla örtüşen değişik katmanlarını kendine has dilinin üst estetiğini kurarak yansıtma yoluna gittiğinde, kişinin duygu ve ruh dünyasını yapıcı ve yükseltici bir şekilde besleyen önemli bir faktör haline geliyor. Malayani ve ortalama bir dilden sakınan sinema anlayışı seyircinin sinema kültürünün artmasına ve serpilmesine de yol açacaktır.

 Cumhurbaşkanı Erdoğan Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması finaline katıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması finaline katıldı

Akciğerinizdeki o hastalık için bol bol tüketin!

Akciğerinizdeki o hastalık için bol bol tüketin!

500 yıllık mumya şaşkınlık içinde bıraktı

500 yıllık mumya şaşkınlık içinde bıraktı

64 gramlık dünyanın en küçük uydusu bugün fırlatılacak

64 gramlık dünyanın en küçük uydusu bugün fırlatılacak