Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Serdar AKBIYIK
sakbiyik@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Jedi’lar ölmez

16 Aralık 2017 Cumartesi

Star Wars’un yeni serisinin ikinci filmi olan Star Wars: Son Jedi vizyona girdi. Son Jedi olarak Deisy Ridley perdede fırtınalar estirmeye devam ediyor. Prenses Leila’yı canlandıran ve filmin çekimlerinden sonra vefat eden Carrie Fisher’ı da seyretmek insanda başka duygular oluşturuyor.

Star Wars’un peşini bir türlü bırakamıyoruz. Milyonlarca liralık bütçesi olan, çok ünlü yıldızların oynadığı filmlerin görücüye çıktığı bu piyasada niçin Star Wars bizim için bu kadar unutulmaz? Şöyle açıklamaya çalışayım, Star Wars: New Hope 1977 yılında çekildi. Hatırladığım kadarıyla Türkiye’de 1978 veya 79’da vizyona girdi. Düşünün o dönemlerde internet, bilgisayar, cep telefonu yok hatta televizyonun bile geçmişi beş, altı yıllık. Bütün gençlerin bilimkurgu tecrübesi televizyonda yayınlanan Uzay Yolu ve daha sonra Uzay 1999 ile sınırlı. Bu noktada bir çocuk salona giriyor, koltuğuna oturduktan sonra perde açılıyor. Uzayın derinliklerine doğru yazılar akmaya başlıyor. Muhteşem bir müzik çocuğu kendinden alıyor. Tam o sırada o zamana kadar hiç görmediği koskoca bir uzay gemisi yakın çekimde perdenin içine giriyor. Bu çocuk bendim. O gemiyi gördüğüm anda koltuğa sımsıkı sarıldım. Sonra beyaz maskeli, yüzleri görülmeyen askerlerle isyancıların lazer silahlarıyla savaşına daldım. Anlıyor musunuz o dönem için Star Wars’un ne kadar devrimsel olduğunu? Bugünün gençleri Star Wars’u değerlendirme yetisine sahip olamaz. Onun niye sinemada bu kadar büyük bir devrim yarattığını anlamak için o günleri yaşamak lazım. Bildiğiniz gibi dördüncü bölümden başlayan orijinal seri toplam üç bölümden sonra suskunluğa bürünmüştü. 1999’da ise Episode 1 ile George Lucas’ın yönetiminde tekrar hayata döndü. Yayınlanan serinin öncesini anlatan bu bölümler ben dahil hiç kimseyi tatmin etmedi. Sevilemedi. Lucas bu defteri kapattı. Star Wars serisinin haklarını devretti. Fakat yapımcıların böyle büyük bir efsanenin peşini bırakma niyeti yoktu. Star Trek serisinin de son filmini çeken J. J. Abrahams yönetmen koltuğuna oturdu. Böylece Star Wars Güç Uyanıyor yeni bir serinin başlangıcı oldu. Abrahams iyi bir başlangıç yaptı. Hem orijinal oyuncular Harrison Ford, Carrie Fisher, Mark Hamill gibi kahramanları tekrar perdeye döndürüp o içimizdeki nostaljik sempatıyı yaşattı hem de yepyeni ve başarılı isimleri filme kattı. Daisy Ridley, Adam Driver, Oscar Isaac yeni üçlü kahramanımız oldu. Bu hafta vizyona giren Star Wars Son Jedi filminin yönetmen koltuğunda ise Rian Johnson oturuyor. Braking Bad dizisi ve Looper filmlerinden hatırlayacağımız yönetmen tabii ki bir J.J. Abrahams değil. Film yeni serinin başlangıç filminden bir adım geri kalıyor olsa da ilk kadro o kadar sağlam kurulmuş ki yine de bize bir Star Wars filmi seyretme zevki veriyor. Carrie Fisher bu filmin çekimlerinin hemen bitiminde vefat etti. Bunu bilerek seyretmek insanda garip hisler uyandırıyor. Harrison Ford’un unutulmaz karakteri Han Solo’da 2015 yılındaki filmin finalinde öldüğü için eskilerden elimizde Mark Hamill kalıyor. Neyse ki Daisy Ridley’in değişik fiziği ve sempatisi son Jedi’yi bize yakın düşürüyor. Kötü adam Adam Driver’da rolünün hakkını veriyor. Hatta daha önceki Darth Weder Hayden Christensen’den çok daha başarılı olduğunu söylemeliyim. Star Wars’u çarşamba günü ilk matinede seyrettim. Saat 12:00 gibi erken bir satte bütün salon doluydu. Dikkatimi çeken ise kadın izleyicinin azlığı oldu. Neredeyse koca salon tamamıyla erkek izleyicilerden oluşuyordu. Bu da çok alışık olmadığımız bir şey tabii. Film başlayıp o klasik yazılar uzayın sonsuzluğuna doğru akmaya başlayınca çılgın bir alkış koptu. Kısacası hangi yönetmen yönetirse yönetsin, oyuncular gelsin geçsin Star Wars’un heyecanı hiç bitmiyor. 

Son film Star Wars Son Jedi’ın ilk matinesinde,  o klasik yazılar uzayın sonsuzluğuna doğru akınca çılgın bir alkış koptu. Star Wars’un ne kadar devrimsel olduğunu bugünün gençleri anlayamaz.

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: 

Star Wars: The Last Jedi

Yönetmen: Rian Johnson

Senarist: Rian Johnson

Oynayanlar:Mark Hamill, Carrie Fisher, Adam Driver, Daisy Ridley

Yapım: 2017, ABD, 152 Dak.

VİZYONDAKİLER

Somali Korsanları

Gazetecilikte kendini göstermek için bir tercih yapmak zorunda kalan Jay, kendi ailesinin yanında yaşadığı bodrum katını dünyanın en tehlikeli suçluları arasında bir hayat için terk eder. Tüm olanaksızlıklara rağmen, doğal cazibesi ve saflığı sayesinde hayatını tehlikeye sokan tüm durumlardan kaçmayı başarıp dünyaya tüm gerçekleri aktaran ilk gazeteci olabilecek midir?

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: The Pirates of Somalia

Yönetmen:Bryan Buckley

Senarist: Jay Bahadur

Oynayanlar: Al Pacino, Evan Peters, Melanie Griffith

Yapım: 2017, ABD, Somali, 116 Dak.

Poyraz Karayel: Küresel Sermaye

2014 yılında geçen hikâyede, o zamanların mafya babalarından Kulaksız Adnan’ın kızı Yasemin, kirli işler yapan Makber’in oğlu Semih ile birliktedir. Tüm olaylar, bu ilişkiyi istemeyen Kulaksız Adnan’ın, Bahri Umman’dan kızını Semih’ten ayırmasını istemesi ile başlar. Bahri bu görevi Sadrettin ve adamlarına vermesiyle tehlikeli ama bir o kadar da komik ve heyecanlı maceranın pimini çekmiş olur.

FİLMİN KÜNYESİ

Yönetmen: Osman Taşçı

Senarist: Etham Özışık

Oynayanlar:Musa Uzunlar, Celil Nalçakan, Ali İl, Cem Cücenoğlu

Yapım: 2017, Türkiye

Godard ve Ben

Yıl 1967, yer Paris. Yönetmen Jean Luc Godard, Çinli Kız filmini çekmektedir. 20’li yaşlardaki başrol oyuncusu Anne Wiazemsky ve Jean Luc Godard aşk yaşıyorlardır. Mutlulardır ve evlenirler. Ancak filmin gösteriminden sonra aldığı eleştiriler, yönetmenin kendini sorgulamasına yol açar. 1968 olaylarıyla birlikte sanatını ve varlık nedenini yeniden inşa sürecine giren Godard, değişen yargılarıyla kırılma noktasına varır.

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: Le Redoutable

Yönetmen:Michel Hazanavicius

Senarist: Anne Wiazemsky

Oynayanlar:Louis Garrel, Stacy Martin, Berenice Bejo, Micha Lescot

Yapım: 2017, Fransa, İtalya, 107 Dak.