10 Temmuz 2020 Cuma / 19 Zilkade 1441
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Yakup KÖSE
ykose@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Mursi’nin katilleri demokrasi ihracatçılarıdır

19 Haziran 2019 Çarşamba

Söylediği yalanlarla adı “Yalanoğlu”na çıkan CHP/İP/HDP/PKK/FETÖ birleşenlerinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun yeni yalanları üzerine yazacaktım ki Mısır’dan gelen haber dünya gerçeğini bir kez daha hatırlattı. 

Demokrasinin kuralları çerçevesinde seçim katılıp kazanan Muhammed Mursi Mısır’da halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı olmuştu. “Arap Baharı” adı verilen halk ayaklanmaları Mısır’da netice vermiş ve 30 yıldır ülkeyi yöneten diktatör Hüsnü Mübarek devrilmişti. Hüsnü Mübarek zamanı bölgede ABD/Batı’nın ileri karakolu olan Mısır’da halk devrimi sonrası, İslâm’a nispetle siyaset yapmaya çalışan Muhammed Mursi’nin cumhurbaşkanı olması ABD/Batı’yı ve hususiyetle de İsrail’i oldukça endişelendirdi. 

ABD/Batı’nın ayakta kalması için sürekli para akıttığı, borçlarını sildiği Hüsnü Mübarek’in yönettiği Mısır’da iki şey zirvedeydi: Yolsuzluk ve yoksulluk! 

Bölgedeki kuklalarının halkı yok sayan yönetim tarzlarının daha fazla sürmeyeceğini öngören efendileri dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın diliyle kuklalarını ikâz etmişlerdi: “Amerika, 60 yıldır, bölgede istikrar uğruna demokrasiden ödün vermiştir. Ve bu politikayla ne istikrar ne de demokrasi elde edilmiştir. Artık rotamızı değiştirdik, bütün toplumların demokratik arzularına destek veriyoruz.” 

Rice bu sözleri 2005 senesinde Mısır’da Hüsnü Mübarek’le görüşmesinin ardından Kahire'deki Amerikan Üniversitesi’nde sarf etmişti! 

Halktaki rahatsızlığı ve bunun neticesini görüp ön almaya çalışan ABD/Batı, o çok bildik “demokrasi” sakızını çiğnemeye koyuldu. Başlamasına mâni olamayacakları “Arap Baharı”na yön vermeye kalktılar. Lâkin korktukları başlarına geldi; Rice’ın halefi Hillary Clinton’ın “Arap Baharı’nı kontrol edemiyoruz, devrimler İslâmcılar tarafından çalınıyor” ifâdesi her şeyi açıklıyordu! 

Onların “çalınıyor” dediği şey ülke yönetimlerinin gerçek sahiplerinin eline geçmesiydi. Merd-i Kıbtî şecaat arz ederken sirkatini söylüyordu! 

Muhammed Mursi’nin başta Filistin’e vermiş olduğu destek ve yeni bir anayasa hazırlaması ABD/Batı/İsrail’in tepkisini çekmişti. Seçilmesinin üzerinden 1 yıl sonra ABD/Batı/İsrail destekli darbeyle devrilen Mursi, Filistin adına ‘casusluk’ yapmak suçlamasıyla yargılandığı mahkeme salonunda şehit oldu. 

Ne diyordu Mursi gibi darbeciler tarafından tutsak edilen Mısırlı bir genç çıkarıldığı mahkemede: “Bana verilen elektrik Mısır’ı 20 yıl aydınlatır”! 

İşte başta Mursi olmak üzere Batıcı cuntaya boyun eğmeyen Müslümanlar Mısır’daki zindanlarda hâlâ işkence tezgâhlarından geçiyor. 

ABD/Batı İslâm topraklarında çaldıklarının sahipleri tarafından geri alınmasını darbelerle önlemeye çalışıyor! 

“Ama demokrasi” mi dediniz? 

Okuyunuz, Şubat ayında Mısır’da 7 gencin idam edilmesiyle alâkalı olarak Anadolu Ajansı’nın sorusuna Avrupa Parlamentosu (AP) Başkan Yardımcısı Pavel Telicka’nın verdiği cevabı: “AB'nin bazen ikiyüzlü davrandığını söyleyebilir miyiz? Evet söyleyebiliriz, mükemmel değiliz."  

Sandıktaki örgütlü hırsızlık ortaya çıkınca Ekrem İmamoğlu’nun elinden Yüksek Seçim Kurulu tarafından mazbatanın alınmasını savaş sebebi sayanlar Mısır’daki darbeye de, işkenceye de, idamlara da kör ve sağırlar! Demokrasi dedikleri putlarını işlerine gelmeyince yıkmakta pek mahirler! Her şeyleri yalan!..  

Mursi’nin şehadet haberini, Avukatım Hamza Uçan’la birlikte ziyaretine gittiğimiz gönüldaşım Halil Kantarcı’nın kabri başında aldım. Halil, Mısır’da yapılanın daha kapsamlısının Türkiye’de yapılmaya çalışıldığı 15 Temmuz gecesi işgalciye karşı koyarken şehit düşmüştü. Ümmetin Halilleri, Allah dostları başları dik emaneti teslim ederken bizlere de yalan ne, hakikat ne gösteriyorlar!