01 Aralık 2020 Salı / 15 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Serdar AKBIYIK
sakbiyik@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Sanat adına çok işe yarar bir şey

28 Ekim 2017 Cumartesi

Bu hafta vizyona giren Pelin Esmer’in yönettiği İşe Yarar Bir Şey 2017’nin en iyi yerli yapımı. Belki iddialı bir söylem oldu ama bence bu tanımı sonuna kadar hak ediyor.

İşe Yarar Bir Şey’i Adana Film Festivali’nde seyrettim. Festivalin seçkisi gerçekten iyiydi. Ve bu iyi seçki içinde bile film diğer yapıtlardan kesin bir şekilde ayırt edilebiliyordu. Bu ayrımı bu kadar rahat yapabilmemizin birçok sebebini sayabilirim. Ama iki sebep bence çok önemli. Birincisi filmin sinemanın gereği ve gücü olan diğer sanatlardan ve edebiyattan yararlanma şekli. İkincisi, mekanları filmin senaryosuyla özdeşleştirmesi ve mekan kullanımının filmin anlamına verdiği güç. Bu ikisi başarılı saydığımız Türk filmlerinde bile zor görebildiğimiz özellikler. Kullanılan şiirlerin filme etkisi örnek alınması gereken bir çalışma. Hemen Yılmaz Erdoğan’ın Kelebeğin Rüyası filmi aklıma geliyor. Behçet Necatigil’in şair iki öğrencisinin dramatik hikayesini anlatan bu filmdeki şiir kullanımıyla Pelin Esmer’in filmindeki uygulamayı karşılaştırdığımızda İşe Yarar Bir Şey’in farkı ortaya çıkıyor. Gelelim mekan kullanımına, bizim sinemamızda mekan demek güzel doğa demektir. Çekersin kamerayı Karadeniz’in veya Toroslar’ın yaylalarına al sana muhteşem mekan kullanımı. Evet görüntüler güzeldir, çünkü doğanın kendisi güzeldir. Çoğunda filmin öyküsünü oradan alıp başka bir mekana taşısanız filmin hikayesinden hiçbir şey eksilmez. Kısacası mekanın hikaye içinde gerçek bir rolü yoktur. Ne filmdeki kahramanın karakterine bir şey katar ne de öykü akışında önemli bir etkisi vardır. Halbuki İşe Yarar Bir Şey filminde mavi tren, istasyonlar, yemekli vagon, hatta istasyonda gözüken bir binanın camının çerçevesi ve rengi bile hikayenin içinde bir şey ifade ediyor. Tabii öyküde yer alan yatalak Yavuz’un evi ve penceresinden gördüğü dış dünya çekimlerini unutmayalım. Kısacası filmin bu iki özelliği benim için çok önemli. Sinematografisinden bahsedebileceğimiz bir film yapması sebebiyle bile Pelin Esmer’i 2017’nin en başarılı yönetmeni ilan edebilirim. Bir gece trende yolları kesişen iki kadının ölmek isteyen bir adama doğru uzanan, gerilim dolu yolculuklarının anlatıldığı filmde sıra oyunculukları konuşmaya geldi. İşe Yarar Bir Şey’de öyle birbirinden üstün ve birbirini dengeleyen üç karakter var ki sanki film çok değerli üç ayaklı bir zigon gibi. Öncelikle Başak Köklükaya’nın canlandırdığı şair-avukat Leyla karakterini konuşmalıyız. Köklükaya çok iyi kadın oyuncu neslinin içinden çıkan bir isim. Sinemadan uzak kaldığı yıllar içinde öyle bir demlenme yaşamış ki şu an onun perdedeki duruşu kadar sinemaya ve öyküye etki eden başka bir duruş düşünemiyorum. Bir de Köklükaya’nın konservatuar ve tiyatro mezunu olduğunu düşünürsek bu filmdeki sinemasal duruşunun değerini daha iyi anlarız. Çok az gördüğümüz gerçek bir sinema oyuncusu performansı. Gelelim ikinci karakter olan Canan’a. Öykü Karayel gençliğinin enerjisini rolünün gerektirdiği kadar bize hissettiren başarılı bir performans göstermiş. Çok rahat sömürülecek ve klişe olabilecek gözü açılmamış ama hayalleri olan genç kız karakterine gerçeklik ve doğallık katmış. Filmin erkek karakteri Yavuz ise bu üç karakter içinde perdede en az görülen isim olmasına rağmen öyküdeki etkisinde ve oyunculuk anlamında hiç geride durmamış. Yavuz karakterini canlandıran Yiğit Özşener Türk sinemasının erkek oyuncu anlamında yaşadığı çölleşme içinde küçük bir vaha oluşturdu bize. Son olarak sinemamızın şehirli insana, burjuvaziye bakışındaki yetersizliği düşündüğümde bu filmin başarı hanesine koskoca bir çentik daha koymam gerekiyor. Sinema varoşlarla, kırsallar arasına sıkışmış bir şey olmamalı. Pelin Esmer sinemamıza bu anlamda da yeni bir soluk getiriyor.

İşe Yarar Bir Şey’de birbirinden üstün, birbirini dengeleyen öyle bir kadro var ki. Üç karakter filmi çok değerli üç ayaklı bir zigon gibi yükseltiyor. 

Sinemaya gitmeyen öğrenci kalmayacak 

Türkiye’de sinemaya gitme imkanı bulamayan 1 milyon öğrenci, ‘Sinemaya Gitmeyen Öğrenci Kalmasın Projesi’ ile beyazperdenin büyülü dünyasıyla tanışıyor. Proje kapsamında Çankırı’da 300 öğrenci Ertuğrul 1890 filmini izlemenin keyfini yaşadı.

Çankırı genelinde ortaöğretim öğrencilerine sinema salonlarında ücretsiz olarak film seyretme olanağı sunacak proje Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Belediyeler Birliği ve Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği ortaklığıyla yürütülüyor. Çankırı genelinde 5, 6, 7 ve 8’inci sınıf öğrencilerinden oluşan toplamda 3 bin 300 öğrenci belirlenen filmleri ücretsiz olarak izleyecek. Çankırı’da start verilen proje kapsamında 300 öğrencinin katılımı ile Ertuğrul 1890 filmiyle başladı. Film öncesi açıklamalarda bulunan Çankırı Vali Yardımcısı Abdullah Aslaner, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Belediyeler Birliği ve Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği’nin sinemaya gidemeyen öğrenciler için proje geliştirdiklerini söyledi. Projenin Çankırı ayağını başlattıklarını aktaran Aslaner, yıl sonuna kadar 3 bin 300 öğrencinin sinema ile buluşmasını planladıklarını ifade etti. Aslaner, gösterilecek filmlerin bakanlıklar tarafından belirlendiğini vurgulayarak, “Bu filmler seçilmiş filmlerdir. Bugün sizler Ertuğrul 1890 filmini seyredeceksiniz. Sizden sonra gelecek arkadaşlarınız İksir, 120, Evliya Çelebi ve Son Mektup filmlerini izleyecekler. Bugün sizler bu projenin ilk uygulayıcıları olacaksınız. İnşallah filmi beğenirsiniz” diye konuştu. Sinemaya ilçelerden de öğrencilerin geleceğini dile getiren Vali Yardımcısı Aslaner, “Öğrencilerin seçimi, getirilmesi ve götürülmesini Milli Eğitim Müdürlüğü organize ediyor. Çankırı merkez ve ilçelerden de öğrenciler gelecek. İlçelerden gelen öğrencilere yemek ikramı da olacak” dedi.  

Ayla

Kore savaşında Süleyman Astsubay yetim bir kız bulur, Ayla adını verir. Baba kızın  hayatı birliğin Türkiye’ye dönme kararı sonrası büyük bir hikayeye dönüşecektir. 

FİLMİN KÜNYESİ

Yönetmen: Can Ulkay

Senarist: Can Ulkay

Oynayanlar: İsmail Hacıoğlu, Kim Seol, Çetin Tekindor, 

Ali Atay

Yapım: 2017, Türkiye

Korkusuzlar

2013’te Arizona eyaletinin Prescott bölgesine bağlı Granite Mountain Hotshots’ta korkunç bir yangın başlar. Kısa sürede iyice yayılan yangın birçok hayatı tehdit etmektedir. Yangınla mücadele için Granite Mountain Hotshots yangın departmanında çalışan 19 itfaiyeci göreve başlarlar. 

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: 

Only The Brave

Yönetmen: Joseph Kosinski

Senarist: Sean Flynn

Oynayanlar: Josh Brolin, Miles Teller, Jeff Bridges, James Badge Dale

Yapım: 2017, ABD, 133 Dk.

Yol Arkadaşım

Başarısız bir ilaç mümessili olan Onur’un kurban bayramına üç gün kala üç zor hedefi vardır: Ayvalık’taki kız arkadaşının ailesiyle tanışmak; kovulduğu işini geri kazanmak ve ilk iki hedefi, yol arkadaşı Şeref’e rağmen başarmak. Bir telefon uygulamasıyla tanışan ve tek ortak noktaları gidecekleri istikamet olan Onur ve Şeref’in macera dolu yolculuğu, izleyen herkese kurduğu hayal ile yaşadığı hayat arasındaki farkı sorgulatacak.

FİLMİN KÜNYESİ

Yönetmen: Bedran Güzel

Senarist: İbrahim Büyükak

Oynayanlar: İbrahim Büyükak, oğuzhan Koç, Emre Kınay, Eda Ece

Yapım: 2017, Türkiye

Thor: Ragnarok

Thor serisinin 2017 yılında izleyiciyle buluşacak olan üçüncü filminde, yaklaşmakta olan Norse kıyametine tanık olacağız. Asgard’tan uzakta, evrenin öbür ucunda hapsolmuş olan Thor çıkış yolu bulamamaktadır. Üstelik güçlü çekici de yanında değildir ve Asgard bir yıkımın eşiğindedir. Ragnarok zamanı gelmiştir, eğer gerçekleşirse bütün Asgardlıları yok edecek olan yıkımın sorumlusu ise acımasız Hela’dır.

FİLMİN KÜNYESİ

Yönetmen: Taika Waititi

Senarist: Eric Pearson

Oynayanlar: Chris Hemsworth, Tom Hiddleston, Cate Blanchett

Yapım: 2017, ABD, 130 Dk.