Serdar AKBIYIK

sakbiyik@stargazete.com

Şeytanın avukatı geri döndü

27 Şubat 2016 Cumartesi

Hesaplaşma-Misconduct suç gerilim filmi olarak türdaşlarından çok farklı değil. Yine de Anthony Hopkins ve Al Pacino gibi iki efsane isim için izlenir.

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: Misconduct

Yönetmen: Shintaro Shimosawa

Senarist: Simon Boyes

Oyuncular: Anthony Hopkins, Al Pacino, Josh Duhamel, Malin Akerman

Yapım: 2016, ABD, 106 Dk.

Bu hafta vizyona giren filmlere baktığımızda pek de bir şey göremiyoruz. Bu kısır seçki içinde Hesaplaşma-Misconduct, kadrosundaki önemli isimlerle bir adım öne çıkıyor. Filmin kadrosunda Al Pacino ve Anthony Hopkins gibi 70 yaşını aşmış iki efsane isim yer alıyor. Onların yanında ise genç jenerasyondan Josh Duhamel ve iki sarışın güzel Malin Akerman ile Alice Eve yer alıyor. Filmin en zayıf halkası ise yönetmen Shintaro Shimosawa. Shimosawa’nın ilk yönetmenlik denemesi. Daha önce senarist ve yapımcı olarak ismini duyuran yönetmenin bu ilk denemesi kendi adına hiç de iç açıcı değil. Yönetmen zayıf olunca  iki yaşlı kurt da filmi kurtaramıyor.

Aşk, intikam ve yolsuzluk

Filmin konusuna gelince... Arthur (Anthony Hopkins) çok ünlü bir ilaç firmasının CEO’sudur. Bu firma yeni ürettiği ilacın piyasa sürülmesi için büyük yolsuzluklar yapmış, ilacı kullananlar ise hayatlarını kaybetmiştir. Fakat yozlaşmış sistem bu skandalın suçlularının hak ettiği cezayı almalarına imkan vermemektedir. Arthur’un genç sevgilisi Emily ise ilgisizlikten yakınmaktadır. Bu garip çiftin ilişkisi sonlanmak üzeredir. Ama Emily intikam almak için değişik bir yol düşünür. Arthur’un şirketinin yolsuzluklarını kanıtlayan belgeleri öğrencilikten eski aşkı ve avukat olan Ben’e verir. Ben ise özel hayatında yeni bir dramdan çıkmıştır. Ben’in eşi çocuğunu düşürmüş ve her ikisi de bu acıyı işlerine yüklenerek unutmaya çalışmaktadır. Ben eski sevgilisinin kendisine gösterdiği kayıtları alarak çalıştığı avukatlık şirketinin patronu Charles’a gider. Charles daha önce de Arthur’un peşine düşmüş ama onu alaşağı etmeyi bir türlü becerememiştir. Belgeleri görünce Ben’e destek verir. Ama bütün bu karmaşanın içinde Emily’nin ölümü hiç beklenmeyen olayların doğmasına sebep olur.

Yıldızları yönetmek zor

Anthony Hopkins ve Al Pacino efsane isimler olsalar da oyunculukları daha teatral ve eski döneme ait olduğunu kabul ederim. Onları yönetmek gerçekten zor iş. Hem filmin dramatik yapısının gerçekliğini bozmayacaksınız hem de bu iki ismin teatral performanslarını değerlendireceksiniz. Yönetmen zaten burada çuvallamış. Öyküye gelince Hollywood’un özellikle bu tür filmlerde kullandığı bir klişe var. Sürekli oyun içinde oyun çıkaran olayların çözümünde iki sürpriz sonuç barındıran bir sistem. Bu tarzın en büyük handikabı ise Olağan Şüpheliler veya Crying Game’deki gibi çok gerçekçi ve akıllıca yazılmış bir öyküye sahip olmanın zorluğu. Senarist ve yönetmen öyküyü öyle kurgulamalı ki izleyici sürpriz finalin gerçekliğinden şüphe duymasın. Yoksa bütün iş ucuzluyor. Filmde kimi oynatırsanız oynatın izleyici kandırılmış hissediyor. Filmi izlerken olayların çözümü sırasında en az iki kere bu ucuzluğu hissettim. Bu kandırmacanın izlerini takip etmek canımı sıktı. Hele bir final yapmış ki yönetmen yok artık dedirtiyor. Anthony Hopkins ile Al Pacino olmasa film vasat bir televizyon filmi olarak sınıflandırılabilir. Bu hafta vizyona giren filmlerden biri gerçekten de televizyon filmi. Yani şaşıracak çok da bir şey yok. İnsan düşünüyor Osman Pazarlama gibi büyük gişe yapacak bir film vizyona girdiğinde elde kalmış filmler ile hafta şişiriliyor mu? Bu hafta sanki biraz öyle.