• $ 5,6237
  • € 6,3511
  • 259.578
  • 101566
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Serdar AKBIYIK

sakbiyik@stargazete.com

Sözde özgürlerin cehennemi

06 Mayıs 2017 Cumartesi

Bu hafta vizyona giren ‘Gerçeğin İki Yüzü-The Last Face’, Batı medeniyetinin bütün iki yüzlülüğünün sergilendiği bir film. ABD’li eski köleler tarafından kurulan Liberya’da yaşanan kıyımın ortasında iki Avrupalı doktorun aşkını seyredeceğiz.

Bazen öyle filmler çıkıyor ki, bütün dünyanın çirkinliğine rağmen kendimi sakladığım sanal dünyamı yıkıp geçiyor. Sinemayla uyuşturduğum iç dünyamı acı gerçeklere çekip, elimdekinin çirkinliğini bana hatırlatıyor. İşte bu hafta vizyona giren ‘Gerçeğin İki Yüzü’ o yapımlardan. Film uluslararası bir yardım organizasyonunun direktörü olan Dr. Wren Petersen ve gönüllü doktor Dr. Miguel Michaeluel arasındaki aşkı anlatıyor. Savaş yıkıntıları arasındaki Liberya’da, onları çevreleyen çatışmanın en iyi nasıl çözülebileceği üzerine ortak bir tutkuyla savaşan Miguel ve Wren, ilişkilerini zor koşullarda canlı tutmanın bir yolunu bulmalıdır. Sanki onların bu macerası bütün dramı oluşturan Batı medeniyetinin günahlarını affettirecek. Benim asıl canımı sıkan Batı dünyasının muhalif isimlerinin bu ayıba ortak olması. Nasıl Sean Penn veya bir kaç muhalif ismin üretimlerinin arkasına saklanıp vicdanlarını rahatlatıyorlarsa biz de farklı durumda değiliz. Batı medeniyetinin kendinden olmayanlara hatta kendinden olup zayıf düşenlere yaptığı eziyetlerden, katliamlardan bıktım. Artık geçmişi irdelemeyip gelecek için umut beslemek kendimize yapacağımız en büyük hainlik. Geçmiş ancak hesaplaşılırsa geride kalır, üstüne bir örtü örtüp hiçbir şey olmamış gibi yola devam ederseniz, yeni sömürülerin, katliamların yolunu açarsınız. Bu haftanın filmi ‘Gerçeğin İki Yüzü’ kesinlikle bizler için yazılması ve düşünülmesi gereken bir coğrafyada geçiyor. Batı Afrika ülkesi Liberya her zaman katliamlarla vahşetle anılan bir ülke. Afrika’nın neredeyse bütünü aynı halde ama Liberya’nın bir özelliği var. Bu ülke Amerikan emperyalizminin kreatiflikte kendi sınırlarını aşıp eski kölelerini geri gönderdiği ve kurdurduğu bir cumhuriyet. ABD’de ekonomi tarımdan sanayiye geçince tarlalarda çalışan milyonlarca siyahi köleyi Afrika’da kuracakları bir ülkeye göndermeye karar verirler. Hıristiyan kilisesi de bunu destekler çünkü o güne kadar Batı Afrika’daki Hıristiyan propagandası istenilen etkiyi göstermemiştir. Böylece dönüştürülmüş kölelerin çocukları sayesinde orada Hıristiyanlık sağlam bir kale bulacaktır. Bu ülkenin adına da Liberya derler yani özgürlük. Başkentine dönemin ABD başkanı olan Monroe’ya ithafen, Monrovia derler. Buraya gönderilen siyahi Amerikalılar yerlileri kendilerinden daha aşağı bir ırk olarak kabul eder, bu ülkenin vatandaşı bile saymazlar. Hatta ABD’li Liberyalılar yerlileri işçi olarak başka ülkelere kiralarlar. Yani dedeleri köle olanlar renkleri siyah olsa da ruhları beyazlaşmış ve emperyalizmin en önde gelenleri olmuştur. Daha sonra kauçuk, kahve ve petrol gibi madenlerin önem kazanması Liberya ve komşuları Gine ve Sierra Leone’nin Batılı ülkeler tarafından tekrar karıştırılmasına sebep olur. Günümüze kadar süren bir iç savaşın her üç ülkeyi de mahvettiğini görüyoruz. Liberya, çocuk askerleri, toplu tecavüzleri, farklı kabilelerin yamyamlığıyla bugüne kadar gelir. Şimdi bütün bu gerçekler ortadayken ben nasıl Charlize Theron ile Javier Bardem’in aşkından etkileneyim? Sean Penn’in muhalif kişiliği ne kadar daha gözlerimi kapatmamı sağlayabilir? Filmin adı ‘Gerçeğin İki Yüzü’ ama bu medeniyetin yüzsüzlüğü karşısında ne yazar bin yüz olsa?

 ABD, ekonomisi tarımdan sanayiye geçince elindeki köleleri Afrika’da kurduğu yeni ülkeye gönderir. Böylece o topraklarda Hıristiyanlık da sağlam kale bulacaktır. Ülkenin adına ‘özgürlük’ anlamına gelen Liberya adı konulur. 

VİZYONDAKİLER

Derinliklere Yolculuk

Kaptan Cousteau’nun Akdeniz’den Antarktika’ya uzanan hikâyesi. Cousteau, karısı ve iki oğluyla Akdeniz kıyısında cennet gibi bir koyda yaşamaktadır. Cousteau, su altında nefes alabilmeyi sağlayan icadı sayesinde bambaşka bir dünyayla tanışmıştır. Her ne pahasına olursa olsun bu harika dünyayı keşfetmeye kararlıdır.

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: The Odyssey

Yönetmen: Jerome Salle

Senarist: Jean-Michel Cousteau

Oynayanlar: Lambert Wilson, Audrey Tautou, 

Pierre Niney, Laurent Lucas

Yapım: 2016, Fransa, 122 Dk. 

Saplantı

Tessa, bitmiş evliliğini aşamamıştır. Eski eşi David, Julia ile nişanlanıp onu geçmişte yaşadıkları eve getirmiştir. Tessa, David’in kızları Lilly ile yeni ve mutlu bir hayat kurmasını problem eder. Üvey anne rolüne alışmaya çalışan Julia ise geçmişine bir perde çekmesine yardımcı olabilecek birini bulduğuna inanmaktadır.

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: Unforgettable

Yönetmen: Denise Di Novi

Senarist: Christina Hodson

Oynayanlar: Katherine Heigl, Rosario Dawson, 

Geoff Stults, Whitney Cumminos

Yapım: 2017, ABD, 100 Dk. 

Eski Sevgili: Kaderin Cilvesi

Senaryonun tamamının İstanbul’da geçtiği filmde Sayışman, Barış karakterine hayat verirken, İşçil ise onun 63 kere ayrılıp barıştığı ve bir türlü unutamadığı eski sevgilisi Feride’yi canlandırıyor. Filmde, 14 Şubat günü yolları tesadüfen kesişen çiftin macera dolu bir günü anlatılıyor.

FİLMİN KÜNYESİ

Yönetmen: Emir Khalilzadeh

Senarist: Emir Khalilzadeh

Oynayanlar: Bade İşçil, Tolgahan Sayışman, 

Sadi Celil Cengiz, Ünal Yeter

Yapım: 2016, Türkiye 

Çılgın Ziyaretçiler 3: İhtilal

Tarihin çeşitli dönemlerinde zaman yolculukları yapan ‘Ziyaretçiler’ adlı komedi serisinin üçüncü filmi. Zaman labirentinde sıkışıp kalan Jean Reno ve uşağı Christian Clavier kendilerini Fransız ihtilalinin içinde bulurlar. Serinin ikinci bölümü ‘Çılgın Konuklar/Just Visiting’ ülkemizde 160 bin kişi tarafından izlenmişti.

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: Les Visiteurs: La Revolution

Yönetmen: Jean Marie Poire

Senarist: Christian Clavier

Oynayanlar: Christian Clavier, Jean Reno, 

Franck Dubosc, Karin Viard

Yapım: 2016, Fransa, Belçika, 110 Dk. 

Umudun Kıyısında

İstanbul’da fotoğraf sanatçısı olan Ufuk, hayatı geldiği gibi yaşayan biridir. Esma adında bir kadınla tanışır. Sık sık karşılaşmaları yakınlaşma sağlar. Ufuk hastalığı sonucu hastaneye kaldırılır. Hastanede yan yatağında yatan Umut ile karşılaşır. Tahlil sonuçlarına göre her ikisinin de beyninde tümör vardır. Ufuk hayatla olan bu son yolculuğunda ona eşlik eden arkadaşı Umut’la güzel günler geçirmek için çalışır.

FİLMİN KÜNYESİ

Yönetmen: Haydar Işık

Senarist: Zeynep Yılmaz

Oynayanlar: Levent Sülün, Burçin Abdullah, 

Ümit Acar, Gülşah Çomoğlu 

Yapım: 2016, Türkiye 

 

Rusya Tor-M2DT hava savunma füzesini test etti

Rusya Tor-M2DT hava savunma füzesini test etti

Van'da katliam gibi kaza: Ölü sayısı 15 oldu

Van'da katliam gibi kaza: Ölü sayısı 15 oldu

Dünyanın en zengini bakın nereye yatırım yapıyor

Dünyanın en zengini bakın nereye yatırım yapıyor

 Jean Michael Seri hakkında bilinmesi gerekenler

Jean Michael Seri hakkında bilinmesi gerekenler