Yalçın AKDOĞAN

yalcinakdogan@stargazete.com

Üç parti-üç kongre…

25 Temmuz 2018 Çarşamba

Seçimler bitti, şimdi gündemi kongre tartışmaları meşgul ediyor. 

Seçimin galibi AK Parti önceden olağan kongre takvimini açıklamıştı, 18 Ağustos’ta AK Parti’nin olağan 6. Kongresi yapılacak. 

Seçimin ana mağlubu CHP’de ise Kurultay toplayabilme mücadelesi, imza polemikleri, adı konulmamış genel başkan rekabeti devam ediyor. Kılıçdaroğlu, “CHP’de değişmeyen tek şey değişim” derken kendisinin değişiminden başka her değişime açık olabileceğini (kadroları feda ederek yerini korumak istediğini) gösteriyor. 

Seçimin diğer mağlubu İyi Parti’de ise Genel Başkan Meral Akşener’in siyasi manevra olarak kongreyi gündeme getirdiği görülüyor. 

Kongreler, siyasi partilerin muhasebe, yenilenme, tazelenme, güçlü motivasyonla geleceğe hazırlanma zeminleridir. AK Parti için her kongre yeni bir vizyon demektir, güçlenmiş ekiplerle yola devam dinamizmi demektir. Muhalefet için ise her kongre kaosun, krizin, çekişmenin zemini demektir.

Bunun en güzel örneği İyi Parti’nin Afyon kampıdır. AK Parti’nin istişare toplantıları siyasi yenilenme, partililer arasında kaynaşma ve güçlü bağlar oluşturma fırsatı olurken, İyi Parti için birbirine girme ve kriz üretme zemini oldu. AK Parti için uyuma vesile olan kamp, İyi Parti için ayrışmayı tetikledi. 

Meral Akşener’in rest çekerek Kongre kararı alması, tek atımlık baruttur. Parti içi çatlak sesleri ekarte etmek için rest çeken bir lider, bu hamleyi sadece bir kez ve son kez yapmış olur. 

İyi Parti girdiği ilk seçimde yüzde 10’ları aşmasına rağmen partide sular durulmuyor. Bunun bir sebebi İyi Parti’yi motive eden güçlerin daha büyük bir beklenti oluşturması veya böyle bir yanılsamayla hareket etmesiydi. Sonuç hiç de onların düşündüğü veya köpürttüğü gibi olmadığından, hayal kırıklığının ürettiği sarsıntı bitmiyor. 

İkincisi genel başkanın konumu ve kabulüyle ilişkili. Akşener birkaç isim arasından bir adım öne çıktı, genel başkan ilan edildi, siyasi yarışa girdi ama lider konumu kazanamadı. Kendisiyle birlikte yol yürüyenler hem onun varlığını bir süre için gerekli gördüler hem de çok güçlenmesinden rahatsızlık duydular. Bu yüzden Afyon kampı hem bilinçaltındaki rahatsızlıkları açığa çıkardı, hem de karnından konuşulanları açık etti. Buna karşı Akşener’in çektiği rest otorite inşa etmeyi amaçlıyor. ‘Bırakır giderim’ gibi tavırlarla otorite sağlama çabasının kişinin elini zayıflattığı ve otorite zafiyeti olarak algılandığı da söylenebilir.

İyi Parti’de yaşanan her tartışma, her kriz partinin algısını bozduğu gibi, kısa vadeli bir hareket görünümünü de güçlendiriyor. Özellikle CHP ile yapılan ittifak MHP’den gelen isimlerin ciddi sorgulamasına ve büyük bir hata olarak görülmesine sebep oldu. HDP yedekli CHP ile kurulan bir ilişkiyi MHP tandanslı İyi Partililerin hazmetmesi çok kolay değildi ve ister istemez ideolojik bir travma oluştu. 

CHP’de ise Kongre demek kaos, çekişme ve kriz demek…

Seçimdeki popülaritesini kaybetmemek ve unutulmamak isteyen Muharrem İnce’nin kongre hamlesi yeni tartışmalara sebep oldu. Bir yanda girdiği her seçimi kaybeden Kılıçdaroğlu var, diğer yanda Kılıçdaroğlu’na karşı girdiği her kongreyi kaybeden İnce var. Kaybet-kaybet denkleminin bu iki isminin CHP’nin geleceğine heyecan katması mümkün görünmüyor.

Kılıçdaroğlu da, Akşener de Türkiye’deki seçimler üzerine hesaplar yapan kimi güçler için bir anlam ifade ediyor olmalı. Bu yüzden ne İyi Parti içinden güçlü bir hamle gelebiliyor, ne İnce ortaya çıkıp güçlü bir duruş sergileyebiliyor. 

Siyaset mühendisleri sanırım “eldeki kuş daldaki kuştan evladır” anlayışıyla muhalefetteki statükoyu korumayı tercih ediyor. 

Evet üç parti ve üç kongre gündemde. AK Parti için güçlenme ve motivasyon demek olan olağan bir kongre, muhalefet için kriz ve belirsizlikten başka bir anlam taşımıyor.