24 Kasım 2020 Salı / 8 RebiülAhir 1442
Gece modu

İstanbul Art Show’da sanatçının rolü tartışılacak

Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan İstanbul Art Show, son dönemin en çok tartışılan kavramı post-truth’u ele alıyor ve bu kavramın sanatı nasıl dönüştüreceğine dikkat çekiyor. Fuarda hakikatin askıya alındığı bir dünyada, sanatın ve sanatçının rolünün ne olacağı, tartışmaya açılıyor.

ALİ DEMİRTAŞ13 Aralık 2019 Cuma 17:06 - Güncelleme: 13 Aralık 2019 Cuma 17:07

Bu yıl ikincisi gerçekleştirilecek olan İstanbul Art Show 20 -22 Aralık tarihleri arasında İstanbul Hilton Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenecek. Farklı biçimsel formatlarda birçok sanat eserinin sergileneceği fuara Türkiye ve dünyadan birçok galeri ve sanatçı katılacak. Düzenlenecek canlı performanslar, atölye ve seminerler, paneller, enstalasyonlar ile ziyaretçiler çağdaş sanatın sınırlarında gezinecekler. Fuarın Art Talks (Sanat Sohbetleri) etkinliklerine ise Selim İleri, Mario Levi, Nedim Gürsel, Bedri Baykam, Ergin İnan, Ekrem Kahraman, Emin Alper, Durmuş Akbulut, Prof. Dr. Uğur Batı, Prof. Dr. Aylin Seçkin, Doç. Dr. Ardan Ergüven konuşmacı olarak katılacak. 

İstanbul Art Show’da aynı zamanda Türk sanatına katkı yapan sanatçılar için de bir ödül töreni gerçekleştirilecek ve seçici kurul tarafından belirlenen isimlere ödülleri takdim edilecek. Öte yandan bu yıl fuarda İran sanatına ayrı bir bölüm ayrılıyor. İran’ın en iyi sanat galerileri, sanat yazarları, ünlü koleksiyonerleri ve küratörleri üç gün boyunca Türk sanat dünyasıyla bir araya gelmeyi hedefliyor. 

Güncel sanat alanında güçlü bir merkez olmaya başlayan şehrimize İstanbul Art Show’un neler katacağını fuarın direktörü Yalın Alpay’la konuştuk. Alpay, ilk olarak bu fuarın İstanbul’da gerçekleşen diğer sanat etkinliklerinden ayrıldığı noktalar konusunda bilgiler verdi: “Türkiye dünya sanat piyasası içerisinde ne yazık ki çok gerilerde. Art Basel ve UBS’nin birlikte hazırladığı 2019 Küresel Sanat Piyasası raporuna göre 2018 yılında dünyadaki sanat piyasasının hacmi 67,4 milyar dolar. Bunun müzayede ayağı 29 milyar dolardan oluşuyor. Türkiye’de elimizde sanat piyasasının tamamını ölçmek için veriler yok. Fakat Forbes’un hazırladığı sanat raporu sayesinde ülkemizdeki müzayede hacmini biliyoruz. Bu hacim 2018’de yalnızca 16,3 milyon dolar. Yani küresel hacim 29 milyar dolar iken, Türkiye’nin hacmi 16,3 milyon dolar. Yani arada tam 1780 katlık bir fark var. Bu durum bize Türk sanat piyasasının çok sığ olduğunu gösteriyor.” 

SANATTAKİ NİCELİK NİTELİKTEN ÖDÜN VERMEDEN İYİLEŞTİRİLMELİ 

“Böylesine sığ bir sanat piyasasından, Türkiye’nin milli geliriyle doğru orantılı bir sanat piyasasına yükselebilmek için çok daha fazla sanatsal organizasyonlara, sanat yazarlarına, sanat galerilerine, sanatsal etkinliklere, bilinçli koleksiyonerlere ve nitelikli sanat fuarlarına gereksinimimiz var.” diyen Alpay Türkiye’nin şu an önceliğinin niceliğini, nitelikten ödün vermeden arttırmak olması gerektiğine dikkat çekiyor: “Türkiye’nin yılda on, on beş farklı sanat fuarına ihtiyacı var. İstanbul Art Show, her yıl belirli bir tema çerçevesinde (2018 teması “Posthümanizm”, 2019 teması “Hakikat Askıda: Post-truth Çağında Sanat”) belirli bir sergi açan, galerileri, sanatçıları bu tema doğrultusunda yapıt üretmeye özendiren, fuar boyunca da gerçekleştirilen Art Talks aracılığıyla bu temayı sanat dünyasının aktörleri arasında farklı oturumlarda tartışmaya açan şeffaf bir sanat pazarıdır. İstanbul Art Show sanat fuarının görevleri arasında, üç gün boyunca Türkiye’nin en nitelikli sanatçılarını, sanat yazarlarını, küratörlerini, koleksiyonerlerini, akademisyenlerini ve galeri sahiplerini bir arada tutarak birbirleriyle etkileşime geçmelerini, gelecek yılların sanatsal eğilimleri hakkında tartışmalarını, eğilim belirlemelerini ve ilişki ağları oluşturmalarını önemsemesiyle diğer fuarlardan ayrı bir ödev üstlenmiştir.” 

Alpay, fuara katılacak olan galerileri ya da sanatçıların nasıl belirlendiğini ise şöyle anlatıyor: “Katılım yapmak isteyen galeriler ve sanatçılar, Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği Türkiye Başkanı Dr. Fırat Arapoğlu, Fransız resim eksperi Marc Ottavi, Şekerbank Açık Ekran Sanat Galerisi Direktörü Dr. Kumru Eren, Sanatçı Hanefi Yeter ve İran Galeriler Birliği Başkanı Lili Golestan’dan oluşan İstanbul Art Show Seçici Kurulu tarafından titizlikle seçiliyorlar. Bu titiz seçim, İstanbul Art Show’a gelen ziyaretçileri, belli bir seviyenin üzerindeki sanat yapıtlarından başka eserlerle karşılaşmalarını önlemiş oluyor.”

DEVRİM ERBİL’DEN ART SHOW’A ÖZEL İSTANBUL ÇALIŞMASI

Fuarda pek çok yan etkinlik var. Bunların ilki, fuarın 19 Aralık’taki VIP açılış gecesinde Devrim Erbil tarafından gerçekleştirilecek. Devrim Erbil’in İstanbul Art Show için özel olarak hazırladığı 2,5 x 4 m boyutlarındaki 10 m2’lik tablosu dev bir yekpare resim olmakla birlikte, Erbil’in hazırladığı alt yapı sayesinde 40 ayrı parça olarak tasarlandı. Bu parçaların her birisi ayrı ayrı da birer kompozisyona sahip. Devrim Erbil ilk gece bu tabloyu postmodernizmin ve post-truth’un parçalanma, saçılma, bütünün dağılması izleklerine gönderme yaparak parçalara ayıracak ve resmin parçaları kendi başlarına satışa çıkacak. Bu parçalardan dileyen bir adet alabileceği gibi, dileyen koleksiyonerler de birkaç tane alarak panoramik bir görüntü, kare bir görüntü ya da dikey dikdörtgen görüntüler elde edebilecekler. Böylece koleksiyonerlerin de resmin gerçekleştirilmesinde katkıları meydana gelecek.

Sanat ve Post-Truth ilişkisi irdelenecek

Yalın Alpay, fuarda gerçekleşecek diğer özel etkinliklerden ise şöyle bahsediyor: “İkincisi Doku Tıp Merkezi’nin üç yüz parçayı aşan dev koleksiyonundan İstanbul Art Show Sanat Direktörü olarak benim ve İstanbul Art Show Seçici Kurulu’nun seçtiği 30 parçalık çok güçlü bir sergi. Bu sergi Türkiye’nin, Kıta Avrupası’nın ve Büyük Britanya’nın önde gelen sanatçılarının enstalasyon, tablo, heykel ve rölyeflerinden meydana geliyor. Doku Tıp Merkezi Koleksiyonu, Doku Tıp’ın kurucu ortakları Serkan Aygın ve Melda Aygın’a ait. Aygın çifti bu dev koleksiyon için ciddi zaman, bütçe ve emek harcamışlar. Böylesine güçlü yapıtların İstanbul Art Show’da sergilenecek olması, İstanbullu sanatseverler için de büyük bir kazanç olacak. Üçüncüsü Mercan Dede tarafından hazırlanan Post-truth Odası. Sanatçının ürettiği heykellerden, tablolardan ve müzik enstalasyonlarından oluşan bu odada dışsal gerçeklik ile bağlantının kopmasını ve ziyaretçilerin bu odanın içerisinde kendilerini bütünüyle başka bir evrende hissetmelerini amaçladık ve öyle sanıyorum ki bunu başardık. Çok ilgi çekeceğini düşünüyorum. Dördüncü etkinliğimiz de iki gün boyunca sürecek olan sanat sohbetlerimiz. Türkiye’den, Fransa’dan ve İran’dan çok çeşitli akademisyenler, sanatçılar, küratörler ve sanat insanları tarafından gerçekleştirilecek oturumlarda sanat ile post-truth arasındaki ilişkiler masaya yatırılacak. Tüm bu etkinlikler ücretsiz gerçekleştirilecek.”