Medyayı okumak ya da okuyamamak...

Finlandiya, Avrupa’da sahte haberlerle mücadele konusunda en dirençli ve bilinçli vatandaşlara sahip ülke oldu. Eğitim sistemini dönüştürerek bu başarıya imza atan Kuzey Avrupa ülkesinde, öğrencilere okullarda eleştirel düşünce ve araştırma yöntemleri öğretilirken aynı zamanda halk eğitim merkezlerinde yetişkinlere yönelik benzer eğitimler veriliyor.  

ALİ DEMİRTAŞ21 Haziran 2019 Cuma 19:02 - Güncelleme: 22 Haziran 2019 Cumartesi 09:40

Medya Okuryazarlığı Endeksi‘nin açıklanan son raporuna göre sahte haberlere en dirençli toplum Finlandiya iken en dirençsiz toplum ise Makedonya’dan sonra Türkiye. Finlandiya’nın bu durumu dünya medyasının da dikkatini çekti. BBC, CNN ve Dünya Ekonomik Forumu son haftalarda bu başarıya dikkat çeken haberler yayımlarken farklı ülkelerden heyetler bu durumu incelemek üzere Finlandiya’yı ziyaret etti. (Raporun tamamına şu adresten ulaşabilirsiniz: https://osis.bg/)

Sahte haberler 2010’lu yılların başından beri tüm dünyanın ortak sorunu. Özellikle Rusya’nın, ABD ve Avrupa’daki seçimlere dijital manipülasyon kampanyalarıyla müdahil olup seçime etki ettiği iddiası epeyce tartışılmıştı. Bu olaydan bir müddet sonra yani 2014 yılında Rusya’nın sınır komşusu olan Finlandiya sahte haberlerle mücadele inisiyatifini başlatmıştı. Bu doğrultuda vatandaşlar, gazeteciler, siyasetçiler ve öğrenciler, toplumu yanıltmaya ve ayrıştırmaya yönelik asılsız bilgileri tanıyıp buna karşı direnç kazanmayı öğrenmeye başladılar… 

İLK ÖĞRETİLEN ELEŞTİREL YAKLAŞIM 

Finlandiya’nın başlattığı bu program, ülkenin her yerinde, neredeyse her vatandaşın hayatına dokunuyor. Özellikle 2016 yılında yenilenen eğitim müfredatıyla birlikte okullarda eleştirel düşünce teşvik ediliyor. Örneğin öğrenciler, ulusal veya uluslararası basında yer alan haberler konusunda tartışmaya davet edilip, sonrasında ortaya atılan bilgilerin hangilerinin asılsız hangilerininse gerçek olduğunu birlikte araştırıyorlar. İmkânı yüksek bazı okullar ise teyit ajanslarıyla birlikte çalışıyor ve dijital okuryazarlık konusunda materyaller ile öğrencileri donatıyor. Bütün bunlarla beraber öğrenciler, örneğin YouTube veya Facebook’ta rastladıkları bir komplo teorisi videosundaki iddiaları nasıl teyit edebileceklerini öğreniyor. Finlandiya’nın sahte haberlerle mücadelesi sadece çocuklarla veya öğrencilerle sınırlı değil. Ülkenin pek çok şehrinde kurulan ‘Yetişkin Eğitim Merkezleri’nde büyükler de uzmanlardan benzeri eğitimler alıyor. 

Finlandiya’nın bu alandaki başarısının pek çok nedeni olabilir. Ancak iki temel başlık öne çıkıyor. İlki ABD’deki seçim sonuçlarına etki ettiği ileri sürülen Rusya’nın Finlandiya’daki seçim sonuçlarını etkileyebileceğini uzun vadede kimse düşünmüyor. Öte yandan ülkede 14 Nisan’da yapılan genel seçimlerde her parti tarafından dillendirilen seçim sloganı bile halkı eleştirel düşünceye teşvik ediyor ve sahte haberlere karşı uyanık olunması gerektiğini vurguluyor: “Finlandiya dünyanın en iyi seçimlerine sahip. Düşünün bakalım neden?” Bir diğer başarı göstergesi ise birçok Avrupa ülkesinin yanı sıra Singapur gibi uzak ülkelerden bile heyetlerin gelip burada inceleme yapması. 

DARISI TÜRKİYE’NİN BAŞINA 

Medya Okuryazarlığı Endeksi’nin açıklanan son raporu da gösteriyor ki Türkiye medya okuryazarlığı konusunda hiç iyi bir durumda değil. Ve eğer bir mucize olmazsa uzun vadede iyi bir noktaya da ulaşacak gibi görünmüyor. Aslında rapora bakmadan dahi durumun vahametini gözlemleyebiliriz. Çünkü siyasi atmosferin tüm ülkeye hâkim olduğu dönemlerden geçiyoruz ve sahte haberler sürekli dolaşımda. Asıl sorun bu sahte haberlerin ayırt edilememesi ve toplumun bunu yapabilecek donanımda olmaması. Çözümü ise medyayı okumak, anlamak… Bu da hemen olacak bir şey değil. Medya okuryazarlığının ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından bir eğitim olarak ele alınması ve genel müfredata dâhil edilmesi gerekiyor. Medya okuryazarlığı ilkokuldan itibaren zorunlu bir ders olarak öğrencilere verilmeli. Şu an sadece özel okullarda o da sanırım seçmeli ders olarak öğrencilere sunuluyor. Bütün bunlarla beraber bu noktada başka bir sorun doğuyor ki o da bu dersleri kimin vereceği. Sınıf öğretmeni veya farklı bir branşa sahip bir eğitimcinin bu dersi vermesi eğitimin amacına ulaşmasına pek de hizmet etmez. Dolayısıyla bu eğitimleri alanında uzman ve formasyonunu almış iletişimcilerin vermesi gerekiyor. Nasıl ki Matematik veya Edebiyat dersi uzmanlık gerektiriyorsa iletişim de bir bilim olarak ele alınmalı ve söz konusu dersler de bu uzmanlara bırakılmalı. 

DSÖ'den Türkiye'ye büyük övgü: Uygulamaları emsalsiz

Türk bilim insanları geliştirdi! Koronavirüsü 15 saniyede öldürüyor
Türk bilim insanları geliştirdi! Koronavirüsü 15 saniyede öldürüyor

Türk bilim insanları geliştirdi! Koronavirüsü 15 saniyede öldürüyor

Türk doktor açıkladı: Başarılı oldu, onay bekleniyor
Türk doktor açıkladı: Başarılı oldu, onay bekleniyor

Türk doktor açıkladı: Başarılı oldu, onay bekleniyor

İHA ve İKA üreten firmanın yüzde 40'ını aldı
İHA ve İKA üreten firmanın yüzde 40'ını aldı

İHA ve İKA üreten firmanın yüzde 40'ını aldı

Elektrik ve doğal gaz faturalarıyla ilgili flaş karar
Elektrik ve doğal gaz faturalarıyla ilgili flaş karar

Elektrik ve doğal gaz faturalarıyla ilgili flaş karar