5 Nisan 2026 Pazar / 18 Sevval 1447

Nohutlu pilav sevgisi genlerimizde var

Balık ekmek, kokoreç, köfte, simit, midye, mısır... Adım başı karşımıza çıkan ve ayaküstü yenen İstanbul’un seyyar lezzetlerinin izini sürdük.

Bahar Erdoğan9 Ocak 2016 Cumartesi 07:00 - Güncelleme:
Nohutlu pilav sevgisi genlerimizde var

Hayat sokaklarda! Otomobilinizden inip trafik karmaşasından kurtulduğunuz an İstanbul sokakları size her köşesinde ayrı bir lezzet sunar. O kadar kültürümüze yerleşmiştir ki sokak yemekleri, bir tanıtım filmi çekilecek olsa ilk onların görüntüsü yer alır. Hatta kitaplara konu olur İstanbul’un lezzetleri. Bu yemekler sokakta bir tezgâh üzerinde pişirilip servis edilir. Sonra ayaküstü veya portatif tabureler üstünde afiyetle yenir. Nar gibi kızarmış ekmek arası balık, dumanı üstünde tüten kokoreç, sokak köftesi, çıtır çıtır simit, midye, kestane, mısır, nohutlu pilav... En iyisi nerede bulunur? Buyrun beraber gezelim.

Sokağın gözdesi kokoreç

Genellikle gece yarısı tercih edilen bir sokak lezzetidir kokoreç. Kokoreci bağırsağın en lezzetli hali olarak tanımlamak da yanlış olmaz. Beyoğlu balık pazarının girişinde ya da Taksim Meydanı’nda el arabalarında hazırlanan bobin şeklindeki kokoreç, yatık olarak mangalın üstünde döndürülerek pişirilir ve sadece kekik, kırmızı pul biber ilavesi yapılarak ekmek arasında afiyetle yenir.

Kadıköy’ün sandviçleri

İstanbul sokaklarında sandviç satan tezgahlara sık sık rastlamak mümkün. Bunların en ünlüleri Kadıköy Rıhtım’dakiler. Üstelik şehirlerarası otobüs firmalarının acentelerine yakın, gecenin geç saatlerinde veya sabahın erken saatlerinde İstanbul’a gelenlerin ilk durağı. Ezine beyaz peynirden, Erzincan tulumuna kadar çeşit çeşit peynirler bulunuyor.  Bunun yanında kurutulmuş et, pastırma, jambon, salam, haşlanmış yumurta hatta Rus salatası da oluyor tezgahlarda. Sandviçi hazırlarken ekmeğin içine bir tabaka zeytin ezmesi sürülüyor, gerisi isteğinize bırakılıyor. Tatlıya düşkün olanlar için ise son zamanlarda fındık ezmesi üzerine ballı ve kaymaklı sandviçler de hazırlanıyor.

Kestane kebap yemesi sevap

Kışın İstanbul’un hemen hemen her sokağında bir kestaneci bulmak mümkündür. Evinizde ne kadar pişirmeye çalışsanız da közde pişmiş kestanenin tadını hiçbir şey tutmaz. Küçük kese kağıtlarının içinden yavaş yavaş pişmiş kestaneleri yemek basit ama büyük bir mutluluktur. Satıcılarının ‘Kestane kebap, yemesi sevap’ diye bağırarak sattıkları kestanelerin en iyisini Eminönü ve Taksim’de yiyebilirsiniz.

Gevrek gevrek olsa da yesek

Simit bambaşka bir meseledir İstanbul’da. ‘Memurun iskenderi’ de denir etçil ‘Martıların cankurtaranı’ da. Açlığın bastırdığı anlarda üstü susamlı gevrek yetişir imdada. Her köşe başında bulunur ama Karaköy Simitçisi’nin tadı bambaşka...

Mis gibi kokar balık emek

Eminönü İskelesi’ne gelip, arkanıza tarihi yarımadayı aldınız mı önünüzde deniz üzerinde el yapımı oymalarıyla ve tekne başındaki topuyla Osmanlı teknelerini aratmayan balık ekmek tekneleri çıkar. Zaten 500 metre öteden aldığınız balık kokusu kendiliğinden sizi oraya götürür. Ve balıkçıya ‘Bana bir balık ekmek çek’ derken bulursunuz kendinizi. Günün her saati o teknelerin önünde kuyruk vardır. Oturabileceğiniz iskeleye yayılmış küçük tabureler de hep doludur. Bu yüzden teknenin içinde ızgarada pişen balığı beklerken sabırsızlanırsınız. Biraz yeşillik ve soğanla yarım ekmek arasına konan balıktan bir parça aldığınızda her şeyi unutur denizin ve insanların telaşını izlemeye koyulursunuz.

Ünlülerin uğrak yeri

Sokakta nohut pilav, üzerine biraz daha fark ödeyip tavuk pilav yemek yanına bir de ayran açtırmak, neredeyse genlerimize işlemiş durumda. Unkapanı’nın meşhur pilavcısının nohut pilavı da bu lezzeti bu kadar sevmemizin en büyük sebebi. Önünde uzun kuyruklar oluşur, bazen ünlü isimler bile uğrar oraya. Bir gün yolunuz düşerse o tarafa seyyar tezgah önündeki uzun ve kalabalık kuyruğa bakarak doğru yerde olduğunuzu anlayabilirsiniz.

Lokum midye dolma

Saat geç olmuş ama mideler kazınmaya başlamışsa, hiç düşünülmeden yenir midye dolma. Her yerde yenmez tabii ama güzelini buldunuz mu da tadına doyum olmaz. Beşiktaş çarşı ve Beyoğlu balık pazarı girişindeki seyyar tezgah en iyisidir her defasında.

En tükürüklüsünden köfte

Muhakkak herkes tatmıştır bir kez bile olsa. Karnınız tıka basa doluyken bile mis gibi kokusuyla bir başka gelir insana. Genellikle maç öncesi ya da sonrası, stadyum girişlerinde yerlerini alırlar. Konser, festival gibi etkinliklerin de baş satıcısı olmaya başladı seyyar köfteciler. İstanbul’daki en iyi tükürük köftesi Balmumcu Gazi Umur Paşa Sokak’ta yapılan. Buradaki mesele hijyene bakılmadan arkadaşlarla birlikte kalabalıkta yenmesi.

Kışın bardakta yazın közde

Yaz mevsiminin geldiğinin en büyük işaretçileridir mısırcılar. Közde olursa kokusuyla, haşlama olursa tadıyla can çektirir. Son zamanlarda da bardakta satılan süt mısırlar kışın kurtarıcı! Üzerine eklenen tereyağı, sos ya da baharatla daha da cezbedici.