4 Nisan 2026 Cumartesi / 17 Sevval 1447

Sanata geç kalmak ya da hareket zamanı

Yeni kurulan Türkiye Sanat Kurumu ‘Truva atı’na benzetiliyor. İktidarın sanatı kendi dünya görüşüne göre dizayn edeceğinden kaygı duyuluyor. Oysa bazı şeyleri hatırlamakta fayda var.

Gülcan Tezcan22 Şubat 2014 Cumartesi 07:00 - Güncelleme:
Sanata geç kalmak ya da hareket zamanı

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) adıyla yeni bir yapısal dönüşüm hazırlığına girmesi bazı çevreleri son derece tedirgin etti. Sebep, hükümete karşı güvensizlikleri. TÜSAK ile ilgili itirazlarını temellendirmekte zorluk çekenler ikna edilmekten duydukları endişeyi de bu yapıyı ‘Truva atı’na benzeterek somutlaştırıyor.

İtirazların en temel gerekçesi ise iktidarın sanat alanına müdahil olarak, bu alanı da kendi dünya görüşüne göre dizayn edeceği kaygısı. Bu kaygının ne kadar yersiz olduğunu görmek için Kürt sinemasının hangi dönemde en çok üretim yaptığını ve varlık gösterdiğini bir hatırlamak gerekir. Bu ülkede en çok ötelenen, yok sayılan ve yasaklanan kesim olan Kürtler, bakanlığın sinema desteğinden yararlanıp film çekebildiyse orada baskıcı, tarafgir bir sanat anlayışından söz edilebilir mi? Farklı bir sanat algısı ve anlayışı olsa da ve her ödül töreninde iktidara yapılmadık hakaret bırakılmasa da ülkedeki hemen her film festivaline destek veren yine bu iktidarın Kültür ve Turizm Bakanlığı değil mi? Ha, bakanlığın bütün kurul ve yardım mekanizmasını tekeline almak isteyenler için elbette böyle bir yaklaşım yeterli değil. İnisiyatif kendi ellerinde olmadığı sürece bakanlığın bütün çabaları yanına soru işareti konularak, şüpheyle bakılacak eylemler sınıfında yer alacak.

MUHAFAZAKAR SANAT KORKUSU YERSİZ

Peki TÜSAK ile amaçlanan ne? Kabaca sanat üreten kurumları hantal devlet yapıları olmaktan kurtarmak ve daha eşitlikli bir yaklaşım içinde kültüre hizmet edebilmek adına bu kurumlara proje odaklı işlerlik kazandırmak. Dolayısıyla kurumları ve projeleriyle ortaya iyi iş çıkaranlar böyle bir ortamda eserlerini hayata geçirme imkanı bulacak. Sanat alanında muhafazakarlardan açık ara önde ve avantajlı olanların böyle bir yapıdan neden rahatsızlık duyduklarını anlamak mümkün değil. Gelin bunu biraz açalım... Muhafazakar sanat korkusu yersiz çünkü... ‘Muhafazakar sanat’ konusunda yaptığı açıklamalarla uzun süre tartışılan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen, geçen hafta Türkiye Yazarlar Birliği Yazar Okulu’nun açılış konuşmasında bir kez daha muhafazakar kesimi sanat alanında üretime çağırdı. Organizasyon kabiliyeti olan beşeri sermayenin, dünyada en dikkate değer kıymet olduğuna işaret eden İsen’in, “Biz bu kültürel anlamdaki beşeri sermayemizi ne kadar geliştirebilirsek, ne kadar takviye edebilirsek, ne kadar arzu edilen bir çerçeveye taşıyabilirsek bu coğrafyanın imkânlarını kullanma noktasında o kadar büyük avantajlar elde ederiz” dedi.

Prof. Dr. İsen, hem beşeri sermaye hem özel ve özerk sanat kurumlarıyla kültürel alandaki değişim ve dönüşüme hazırlıklı olmamız gerektiğini söylüyor bir kez daha altını çizerek.

İsen’in söylediklerinden yola çıkıp şu soruları da ekleyebiliriz aynı minval üzere... Devlet tiyatrolarına önerebileceğimiz oyunlarımız, gençleri peşinden sürükleyecek müzik gruplarımız, tarihi ve kültürel birikimimizden beslenip dünyayı etkileyecek filmlerimiz, dünyanın kültürel iklimine maya çalacak festivaller yapabilecek kültür kurumlarımız var mı? Varolanlar nelerle meşgul? Vizyonları ve medeniyet tasavvurlarını bugünün sanat algısıyla ortaya koyabilecek projeleri var mı? Sanat eğitimini ne kadar ciddiye alıyoruz? Neden ‘sanat ve kültür’ü medeniyet inşası için birincil mesele olarak algılama noktasına hala gelemedik de “Sanat bizim neyimize?” deyip ötelemekten vazgeçmiyoruz?

Güncel sanat ve resim konusunda ne zaman bu ürkek ve tutuk tavırlarından kurtulacağız? Muhafazakar burjuvanın sanata bakışı ne zaman ‘göstermelik sanat hevesi’nden çıkıp sanatı himaye ve finans etmenin varoluşsal bir gereklilik olduğuna evrilecek? Bu soruların cevabı ne zaman olumluya evrilirse o zaman korkmakta haklı hale gelir bazı çevreler... Şimdilik endişeye mahal yok, benden söylemesi.

ÖNERİLEN VİDEO

Van'da korkutan deprem: O anlar kamerada

Kapat
Video yükleniyor...