24 Kasım 2020 Salı / 8 RebiülAhir 1442
Gece modu

Oscar Söyleşileri 1 - Avustralya: Taylandlı balıkçıların diğer yüzü

Star Cumartesi Oscar Söyleşileri’nin ilk konuğu Buoyancy (Batmadan) filmiyle Avustralyalı yönetmen Rodd Rathjen. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olan Batmadan, Taylandlı balıkçıların çalışanlarına yönelik işkenceye varan davranışlarını gözler önüne sererken, bölgede yaşanan insan hakları ihlallerini de gün yüzüne çıkarıyor… 

ALİ DEMİRTAŞ29 Kasım 2019 Cuma 19:30 - Güncelleme: 30 Kasım 2019 Cumartesi 18:23
Star Cumartesi Oscar ödüllerini yakın takibe aldı. Sizler için Oscar Söyleşileri başlığı altında Oscar 2020’de Uluslararası En İyi Film kategorisine aday adayı gösterilen filmlerin yönetmenleriyle yaptığımız söyleşilerden bir dizi hazırladık. İlk konuğumuz Avustralya’nın adayı Buoyancy (Batmadan) filminin yönetmeni Rodd Rathjen. Avustralyalı yönetmen Rodd Rathjen ile bu yıl 9. kez düzenlenen ve En İyi Film Ödülü’nü aldığı Suç ve Ceza Film Festivali’nde bir araya geldik ve hem filmi hem de sineması hakkında konuştuk. 

Sohbetimize geçmeden; bu yıl 92. kez düzenlenecek olan Akademi Ödülleri’nde verilecek olan Uluslararası En İyi Film Ödülü kategorisine 93 ülke başvurdu. Türkiye’den Semih Kaplanoğlu’nun Bağlılık Aslı adlı filminin aday adayı gösterildiği liste 16 Aralık’ta on filme düşürülecek. Oscar Ödülleri adayları 13 Ocak 2020’de açıklanacak, Oscar töreni ise 9 Şubat’ta gerçekleşecek.

FİLMLERDEKİ KÜLTÜR BENİ ÇOK ETKİLİYOR 

Yönetmen Rodd Rathjen Avustralya’nın Victoria şehrinde doğmuş ve Melbourne’de bir sinema okulunda eğitim almış. Rathjen’in sinemaya nasıl başladığını ise kendisinden dinleyelim: “Gençliğimden beri filmleri ve film izlemeyi çok severdim. Filmlerin içinde barındırdığı kültür beni çok etkiliyordu. Yaratıcı bir insan olduğumu da düşündüğümden film yapmaya karar verdim.” Sinemaya kısa film yaparak başlayan başarılı yönetmen kısa filmleri muhteşem olarak tanımlıyor: “Form olarak içinde çok fazla sanatsal ve artistik ögeler barındırabiliyor. Ayrıca deneme ve hata yapmak için çok güzel bir fırsat sunarlar. Bunu ben de çok yaşadım. Kısa filmlerimde hata yapa yapa kendimi geliştirdim. Okulu bitirdikten sonra yaptığım Tau Seru filmim çok beğenildi. Birçok festivalde gösterildi. İnsanların ilgisi ve beğenisi beni çok heyecanlandırdı ve motive etti. Öte yandan Avustralya’da devlet ve bazı kurumlar iyi filmleri destekliyor. Kısa metrajlara da bu destek sağlanıyor. Çünkü devlet de kısa metrajları uzun metraja geçiş için bir basamak olarak görüyor.” 

İŞKENCEYİ GÜNDEME TAŞIMAK İSTEDİM 

Kamboçya’da çekilen ve Avustralya’nın Oscar aday adayı olarak gösterilen Batmadan filminde, 14 yaşındaki Kamboçyalı bir çocuk, daha iyi bir hayat arayışıyla evini terk eder. Ancak Taylandlı bir borsacıya satılır ve bir balıkçı teknesine köle olarak alınır. Etrafındaki diğer köleler işkence görüp öldürülürken, özgürlük için tek umudunun onu esir alan kişiler kadar vahşi olmak olduğuna karar verir. Yönetmen böyle bir filmi yapmaya nasıl karar verdiğini şöyle anlatıyor: “Tayland’daki balıkçılık endüstrisi hakkında birkaç yazı okudum ve orada çalışanların yaşadıkları dramı gördükten sonra onlar adına çok üzüldüm. Bunu gündeme taşıyabilmek için bu filmi çekmeye karar verdim. Tayland’daki balık endüstrisindeki bu zorlu koşullar ve işkenceye varan şartlar on yıllardır devam ediyor. Ve çoğu insanın bundan haberi yok. Ben bunu biraz gündeme taşımak istedim. Bu teknelerden kurtulan ve karada tekrar hayat kuran insanlarla tanıştım ve onlarla sohbet ettim. Onlar bana çok ilham verdiler. Onların seslerini duyurmamız gerekiyordu. Tek başlarına dünyaya kendilerini anlatamıyorlar. Buna yardımcı olabilecek en iyi unsur sinemadır. Keşke bu konuyla ilgili yıllar önce bir film yapılmış olsaydı da insanlar bu durumu daha önce fark etseydi.” 

KAYGIM İNSAN İLİŞKİLERİNİ TARTIŞMAK 

Rathjen çekimler sırasında yaşadıkları sıkıntıları ise şöyle özetliyor: “Çekimler sırasında oldukça zorlandık. İki tekne kullandık. Biri filmde görülen, filmin geçtiği tekne. Diğeri ise farklı bir tekne türü olan baçtı. Seti onun üzerine kuruyorduk. Çekim bittiği zaman oraya geçip dinleniyorduk. Oyuncu değişikliği gibi durumları bu tekneler arasında gerçekleştiriyorduk. Çalışanların birçoğunu deniz tuttu. Bir de bununla mücadele ettik. Ayrıca ekipmanlarımız ıslanıyordu. Öte yandan küçük bir tekne olduğu için de üzerlerinde hareket etmek oldukça zordu. Çoğu zaman cambazlık yapar gibi hareket ediyorduk. Ayrıca tekne sürekli sallanıyordu ve bu nedenle ışık sürekli değişiyordu. Dolayısıyla çok iyi organize olup çok seri bir şekilde çekimleri halletmeye çalışıyorduk. Üç hafta bir adada konakladık ve internet yoktu. Üç hafta izole bir hayat geçirmek zorunda kaldık. Diğer bir zorluk da dil problemiydi. Khmer ve Tay dillerini konuşamadığım için bir tercümanla çalıştık. Bu durum iletişimi bir miktar zorlaştırdı. Ayrıca oyuncularımız da tanındık, ünlü oyuncular değildi. Oyuncularımızın tanınmamış olması bir avantajdı. Öte yandanset çalışanlarının da o yöreden insanlar olmasına özen gösterdik. Ve onlarla beraber aynı duyguları biz de yaşadık.

Hep bu ve benzeri konularda mı çalışacağını sorduğumda ise şunları söylüyor yönetmen: “Açıkçası hep böyle devam etmeyeceğim. Çünkü zor bir filmdi. Biraz daha kolay filmler de yapmayı düşünüyorum. Benim için önemli olan insanlık ve insanların birbirleriyle olan ilişkilerini gündeme taşımak. Bu tür sorunları gösteren filmler elbet olabilir ama ağırlıklı çalışma alanım bu olmayacak.” 

OSCAR KONUSUNDA GERÇEKÇİ DAVRANIYORUM 

Filminin Akademi Ödülleri’ne aday göstermesi hakkında ise şunları söylüyor Rathjen: “Avustralya’nın bu seçimi benim için çok hoş. Fakat filmimi yaparken bu yönde bir beklentim yoktu. Kısa liste aralık ayında belli olacak. Rakiplerimizin arasında çok güçlü filmler var. Zorlu bir yarış olacağı için onların arasında şanslı görmüyorum kendimi. Ben daha gerçekçiyim. Nerede durduğumu biliyorum. Evet, filmim güzel ama onlarla baş etmek zor.”