29 Haziran 2022 Çarşamba / 30 Zilkade 1443

Tufan: Yemeği İslam’ın gücüyle birleştirdik

Merkezi Türkiye olan Dünya İslami Gastronomi Birliği kuruldu. 18 İslam ülkesinden aşçılar ve federasyon başkanlarının katıldığı bu kuruluşun başkanlığını Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonu Genel Başkanı Şef Gökhan Tufan üstleniyor. Tufan “Müslüman şefler olarak yemeği İslam’ın birleştirici gücü ile buluşturmak istedik” diyor.

Bahar Erdoğan27 Mayıs 2017 Cumartesi 07:00 - Güncelleme:

İslam ülkelerinin yemek kültürlerinin dünyada tanıtılması ve Müslümanlara karşı oluşturulan olumsuz imajı yok etmek için Dünya İslami Gastronomi Birliği (World Islamist Gastronomy Association) kuruldu. Bu birliğe üye ülkeler arasında Azerbaycan, Bangladeş, Bosna Hersek, Fas, Gambia, Kazakistan, Kırgızistan, Katar, Lübnan, Maldivler, Mısır, Nijerya, Özbekistan, Pakistan, Singapur, Tunus, Ürdün ve Türkiye bulunuyor. Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonu (TAŞPAKON) Genel Başkanı Gökhan Tufan ile bir araya gelerek bu birliğin amacını, hedeflerini ve faaliyetlerini konuştuk.

Türkiye’nin İslami ülkeler arasındaki liderliğini ve hükümetimizin gücünü kullanarak İslam ülkeleri arasında gastronomi çatısı altında birlik ve beraberlik oluşturmak istediklerini söyleyen şef Gökhan Tufan “Dört yıldır bu proje aklımda. Ancak şartlar yeni olgunlaştı ve kendimizi hazır hissettik. Dünya İslam İş Birliği Teşkilatı’nı baz alarak araştırma yaptık. Dini İslam olan ya da nüfusunun yüzde 60’ı Müslüman olan ülkelerin gastronomi alanındaki derneklerini, federasyonlarını İslam çatısı altında toplamak istedik. Böylece 60 ülke bulduk. Ancak hepsinde bu birliğe üye olabilecek oluşum yoktu. 24 ülkeye bir davette bulundum. Bunlardan da 17’si katılım gösterdiler. Suriye ve Filistin kaostan ötürü katılamadı. Yani Türkiye ile birlikte 18 kurucu ülke olarak birliğimizin faaliyetlerine başladık” dedi.

Dünya İslami Gastronomi Birliği’nin merkezinin Türkiye olmasına karar verdiklerini açıklayan Tufan “Bu birliğin başkanlığını ilk dört yıl ben yürüteceğim. Sonra sırası ile her ülkenin başkanlık yapmasını istiyoruz. Ama ağırlıklı olarak Türkiye her zaman daha çok rol üstlenecek” diyor. Neden böyle bir oluşuma ihtiyaç duyduklarını ise şöyle açıklıyor: Dünyada 1 milyar 600 milyon Müslüman yaşıyor ve bu dinin kendine has birçok birleştirici unsuru var. Yemek de bunlardan biri. Müslüman şefler olarak bu dine nasıl hizmet edebiliriz sorusuna cevap ararken aklıma bu fikir geldi. Çünkü yemek de tıpkı inandığımız dinimiz gibi birleştirici. Tufan bu birliğin amaçlarını ise şöyle sıralıyor: Helal gıda yanlış biliniyor. Helal gıda, insan sağlığına faydalı ürünler. Yani üretiminden beklediği rafa ve evinize gelene kadar insan sağlına zararı olamayan içeriklerinden üretilmesi demek. Biz Gastronomi İslam Birliği olarak helal gıdanın yaygınlaşmasını, desteklenmesi ve bilincinin oluşturulması için çalışacağız. İnsanların helal yolla beslenmesi konusunda çalışmalar yapmayı hedefliyoruz. Özellikle helal gıdanın evlerde tüketiminden ziyade otellerde, restoranlarda tüketimini yaygınlaştırmak için çalışacağız. Bir de İslam mutfak kültüründe her ülkenin birinin kendine özel durumları var. Dünya genelinde aroma ve çeşitlilik bakımından farklılık taşıyan mutfakların başında Müslüman ülkeler yer alıyor. Bu ülkelerde sunumlar otantik lezzetler karakteristik. İşte İslam ülkeleri olarak bu yemekleri toparlayacağız. Belli bir kaynak oluşturarak kayıt altına alacağız. Yarışmalar, fuarlar, yöresel lezzetlerimizin tanıtımlarını yapacağız. Her ülkenin kendine özgü lezzetlerini sertifikalandırmaya çalışacağız. 

Dini İslam ya da nüfusunun yüzde 60’ı Müslüman olan ülkelerin gastronomi alanındaki derneklerini, federasyonlarını İslam çatısı altında toplamak istedik... 

Şefler islamofobiyi yok etmek için çalışacak

Şef Gökhan Tufan “Dünya genelinde Müslümanlıkla alakalı negatif bir algı var. Hatta islamofobi var. Müslümanlar teröristmiş, dünyada yaşanan terör olaylarını onlar çıkarıyormuş gibi bir algı oluşturulmak isteniyor. Tabii dünya bir taraftan da bu durumun siyasi bir oyun olduğunu da biliyor. Ancak biz gastronomi ile de bu algıyı değiştirmek için üzerimize düşen görevi yerine getirmek istiyoruz. Bu noktada da birliğimizdeki diğer 17 ülke ile hem fikir olmuş durumdayız. Çünkü bu durum tüm Müslüman ülkeleri rahatsız ediyor. Böyle bir misyonu yüklenerek de dünyadaki diğer gastronomi birliklerinden ayrılıyoruz. Tabii bir de ülke ekonomilerimize destek olmak istiyoruz. Mesela dünyanın her yerinde İtalyan restoranları var ya da her yerde Suşi satılıyor. Düşünsenize Japonya her gün dünyanın farklı bölgelerine yosun yaprağı ya da soya sosu satıyor ve ülke ekonomisine destek oluyor. Biz de kendi ülkelerimizin mutfak kültürünü tanıtarak yaygınlaşması ve pazarlaması için de uğraşacağız” diyor.