28 Şubat 2021 Pazar / 16 Recep 1442
Gece modu

Ulusal Alzheimer Planı yapılmalı

Ülkemizde Alzheimer tanısı konulan hasta sayısının 600 binin üzerinde olduğunu söyleyen Nörolog Dr. Sevda Sarıkaya önümüzdeki yıllarda bu rakamın daha da artacağına dikkat çekiyor. Dr. Sarıkaya “Dünyada Alzheimer hastalığının en sık görüldüğü ülke olarak Türkiye gösterildi. Bu çok mühim bir konu. Bir an önce Ulusal Alzheimer Planı üzerinde çalışmalı” diyor.

GÜLCAN TEZCAN 21 Eylül 2019 Cumartesi 07:00 - Güncelleme: 21 Eylül 2019 Cumartesi 07:00

İnsanın zihinsel yetilerinin kaybolması sonucu davranış bozukluklarına yol açan ve kişinin kendi kendine yetemez hale gelmesine sebep olan Alzheimer giderek daha da yaygınlaşıyor. Dünyada tahmini 50 milyon kadar Alzheimer hastası bulunduğunu belirten nörolog Sevda Sarıkaya, “Hastalığının tedavisine yönelik yapılabileceklerimiz şu an için sınırlı. Fakat hastalığın getirdiği davranış bozukluklarının büyük kısmını düzeltebilirsiniz. İnsanlara kısa bir eğitim verilerek bununla baş etmeleri öğretildiğinde hasta ve yakınlarının yaşam kalitesi artabilir” şeklinde konuşuyor.  Dr. Sevda Sarıkaya ile 21 Eylül Dünya Alzheimer Farkındalık Günü’nü vesile ederek Alzheimer’i konuştuk.

Türkiye’de Alzheimer görülme oranı nedir? Türkiye ve dünyada Alzheimer görülme sıklığına dair bir veri var mı? Sizin öngörünüz nedir?

Şu anda dünyada tahmini Alzheimer hastası sayısı 50 milyon kadar. 2050 yılında ise 152 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Ülkemizde ise şu anda Alzheimer hastası sayısının 600 binin üzerinde olduğu düşünülüyor. Maalesef ülkemizin bazı bölgelerinde Alzheimer hastalığının hâlâ yaşlanmaya bağlı normal bir durum olduğunun düşünülmesinden dolayı birçok hasta doktora götürülmüyor. Bu nedenle gerçek rakamları bilmek zor. Daha kapsamlı saha taramaları yapılmalı. Önümüzdeki 20 yıl içerisinde tabi ki sayı çok artacak. Geçen yıl Lancet dergisinde yayımlanan bir makalede dünyada Alzheimer hastalığının en sık görüldüğü bölge olarak Türkiye gösterildi. Bu çok ama çok mühim bir konu. Bir an önce Ulusal Alzheimer Planı üzerinde çalışmalı. Mecliste komisyon oluşturulmalı.

İnsanların aile bireylerinden biri yaşamadıkça bu hastalıkla ilgili bilgiye sahip olmadıklarını görüyoruz. Yıllardır yaptığınız farkındalık çalışmalarına dayanarak sizin gözlemleriniz neler? 

15 yılı aşkın bir süredir Alzheimer konusunda toplumu bilgilendirme çalışmaları yapıyorum. Zamanla özellikle hasta sahiplerinin temel bilgilerden bile yoksun olduğunu gördüm. Hastalığının tedavisine yönelik yapılabileceklerimiz şu an için sınırlı. Fakat hastalığın getirdiği davranış bozukluklarının büyük kısmını düzeltebilirsiniz. Bu sizin elinizde. İnsanların bu tür davranış bozuklukları ile baş etmeyi bilmedikleri ve bu nedenle hayatlarının cehenneme döndüğüne şahit oldum. Halbuki kısa bir eğitimle hasta ve yakınlarının yaşam kalitesi artabilir. Bu eksikliği fark ettikten sonra bir sosyal sorumluluk projesi olarak Alzheimer Okulunu kurdum. Sağ olsun Üsküdar Belediyesi de bize tüm imkanlarını açtı. Başka şehirlerden gelenler olduğu gibi Almanya, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde yaşayan Türklerden bile gelen oldu. Bu beni çok şaşırttı. Yakın zamanda Washington’a taşındım. Bilimsel çalışmalarıma burada devam edeceğim. Ama Alzheimer Okulunu asla bırakmayacağım. Şimdilik online devam edeceğim. Asıl hedefim tüm Türkiye’ye yayılabilecek gerontolog/yaşlı bakım uzmanı usta öğreticiler yetiştirmek. Çünkü tek başına ve kıtalararası sürdürmesi zor ve bir o kadar da önemli bir proje olduğunu düşünüyorum.

Alzheimer bir insana neler yapar?  

Bir defa şunu öncelikle söyleyeyim ki Alzheimer hastalığı insanın özünü almaz. Huylarını değiştirebilir. Daha hassas ya da tam tersi daha vurdum duymaz olabilirler. Hatta daha ileri evrelerde hezeyan dediğimiz düşünce bozuklukları geliştirip olmadık ithamlarda bulunabilirler. Ama öyle bir an yakalarsınız ki sanki hiç hasta değilmiş gibi hissedersiniz. Derinde bir yerlerde özü korunmuştur. Bu yüzden sizi anlamadığını, artık sizi tanımadığını düşünerek karamsarlığa kapılmayın. Adınızı söyleyemese de o sizin kim olduğunuzu çok iyi biliyor.

Henüz tedavisi bulunabilmiş bir hastalık değil. Ancak zaman zaman bu tür vaatlerle çeşitli ürünler ve tedavi yöntemleri dolaşıma sokuluyor. Siz bu iddialara nasıl bakıyorsunuz? 

Maalesef ortada çaresiz bir hastalık varsa hemen bundan faydalanmaya çalışanlar çıkıyor. Bunu buradan vurgulayarak tekrar söylemek istiyorum. Alzheimer hastalığının henüz kesin bir tedavisi yok. Tedavi ettiğini söyleyen varsa düpedüz sahtekârdır. Çok acıdır ki bunu yapan hekimler de var. Sağlık Bakanlığı ve Türk Tabipler Birliğine lütfen şikâyet edin. Siz inanmasanız da çaresiz başka insanlar bu tuzağa düşebilir. Bir de yine bu çaresiz insanlardan faydalanmak için bir grup daha türedi. ‘Alzheimer koçu’ yetiştiriyoruz diye ortaya çıkan, konunun uzmanı olmayan hasta yakınları, hemşirelerden oluşan, alan tecrübesi olmayan psikiyatrist ve nörologların adını kağıt üzerinde kullanan kişiler bunlar. Üstelik Ankara gibi bir yerde Milli Eğitim Bakanlığı bu insanlara nasıl onay veriyor aklım almıyor. Ciddi olarak gözden geçirilmesi gereken, sonuçları çok kötü yerlere varabilecek işler bunlar. Bu nedenle ABD’de de olsam Alzheimer Okulunu devam ettirmek istiyorum. Zaten Alzheimer konusunda çalışan hekim bulmak Türkiye’de çok zor. Olana da ulaşmak maddi açıdan biraz zorlayıcı olabilir. Tamamen ücretsiz tüm halka açık bir platform üzerinden konunun uzmanından kıtalararası da olsa bu eğitimleri vermeye devam edeceğim. Alzheimer hastalığını, hastaları ve yakınlarını hep kendi davam olarak gördüm. Tutkuyla yaptığım bu işin maddi çıkarlar için sömürüldüğünü görmek beni kahrediyor.

ABD’de Alzheimer tedavisi ile ilgili çalışmalar ne durumda?  

Alzheimer hastalığının nedeni henüz net olarak bilinmiyor. En çok üzerinde durulan hipotez anormal protein katlantıları olan beta amiloid ve fosforilize taunun beyinde birikmesi sonucu beyin hücrelerinin ilerleyici ölümü. Bu iki proteini yok etmeye yönelik çalışmalara ağırlık veriliyor. Başka olası sebeplere yönelik çalışmalar da var. Burada benim de bir parçası olacağım ekiple birlikte güzel sonuçlar elde edileceğimize karşı inancım sonsuz. 

Alzheimer teşhisi konulan hastaların aile bireylerine neler tavsiye edersiniz? 

Öncelikle hastalarıyla iletişim konusunda kendilerini geliştirmeliler. Onlara hasta olduklarını kabullendirmeye asla çalışmamalılar. Bunu önce hasta yakınları kabullenmeli daha sonra da hastalarının hayata katılımlarını devam ettirebilmek için çaba göstermeliler. Onlara sürekli hasta olduklarını hatırlattıklarında sadece hayattan kopmalarına ve ölüme yaklaşmalarına sebep olurlar. Halbuki Alzheimer hastalığı, yaşam beklentisi uzun olan bir hastalıktır. Alzheimerli anne/babalarınıza hâlâ onlara ihtiyacınız olduğunu hissettirin. Ufak işler verin ve sonra yaptıkları için teşekkür edin. İletişiminizi sürekli aktif tutun. Sosyal aktivitelere katılmasını sağlayın. Üsküdar Belediyesinin Alzheimer Hobi Merkezi var mesela. Kendi çevrelerinde böyle merkezler varsa mutlaka değerlendirsinler. 

BAKIM VERECEK OLANLAR ÖNCE EĞİTİM ALMALI 

Bu tür hastaların evde bakımı hayli meşakkatli. Bakım kurumlarında da çoğu kez hastalar kötü muameleye maruz kalabiliyor. Aileler, Alzheimer konusunda eğitimli hasta bakıcı bulmakta zorlanıyor. Sosyal devlet Alzheimer hastalarının bakımı için ne tür çözümler üretmeli sizce?  

Hastaya bakım verecek olanların Alzheimer Okulunda verdiğim eğitimler gibi bir programa katılımları zorunlu kılınmalı. Ama tabi ki bu eğitimleri Alzheimer konusunda yüksek tecrübeli akademisyenlerin eğittiği gerontolog/yaşlı bakım uzmanları vermeli. Bu kadar önemli bir alanda MEB sertifika yetkisini yetersiz kurumlara vermemeli. Alzheimer hastalığı konusunda ülkece başarılı bir savaş verebilmemiz için mecliste bir komisyon oluşturulmalı, hem Sağlık Bakanlığı hem de Aile Bakanlığı bu konuya dahil olmalı ve Ulusal Alzheimer Planı yapılmalı. 

ALZHELMER DOSTU HASTANELERE İHTİYAÇ VAR

Alzheimerli hastalar farklı sağlık problemleri yaşadığında hastanelerde tedavi süreçlerinde çok ciddi sorunlar yaşayabiliyorlar. Farklı branşlardaki hekimlerin Alzheimer tanılı hastalar konusunda yaklaşımları nasıl olmalı? Bu tür hastalara sağlık hizmeti veren kurumlarda kolaylaştırıcı uygulamalar mümkün müdür? 

Bundan 5 yıl önce ortaya attığım bir proje vardı. ‘Alzheimer Dostu Hastane’ projesi. Tabi ki ilgilenen olmadı. Burada tam da sizin sorduğunuzun çözümü vardı. Nasıl ‘Bebek Dostu Hastane’ler var, aynı şekilde Alzheimer dostu hastaneler de olmalı. Alzheimer hastalarının rahat edebilecekleri dinlenme odaları, uğraşları, eğitimli personelleri olmalı. Hastalar kesinlikle fazla beklememeli. Verilen saatte muayeneye alınmalı. İşin acı tarafı hekimlerin çoğu da bu tür hastalara yaklaşımı bilmiyor. Hizmet içi eğitimlerle işin uzmanlarından destek alınmalı. Bir de bu hastaların rapor almaları için hastaneye gitmeleri, gün boyu polikliniklerde dolaşmaları hiç uygun değil. Tüm davranışsal bulgularını tetikler böyle durumlar. Rapor gibi sebepler için evde değerlendirilebilecekleri bir sistem inşa edilmeli.