30 Kasım 2020 Pazartesi / 14 RebiülAhir 1442
Gece modu

Yılkı atları Hürmetçi Sazlığı’nı kurtaracak

Şu an Türkiye ve belki de dünyadaki en kalabalık yılkı atı sürüsü Kayseri’deki Hürmetçi Sazlığı’nda yaşıyor. Fotoğraf sanatçısı Nuri Çorbacıoğlu, bir bakıma Sultan Sazlığı’nın devamı olan bölgenin fotoğraf ve binicilik meraklıları tarafından keşfedilmesi için çalışıyor...

GÜLCAN TEZCAN 29 Kasım 2019 Cuma 21:04 - Güncelleme: 29 Kasım 2019 Cuma 21:05

Yılkı atları yularsız, eyersiz alabildiğine ‘özgür’, yemyeşil çayırlarda uçarcasına süzülürken, onları izlemek garip bir ürperti verir insana. Sanki ‘özgürlük’ hissinin ete kemiğe bürünmüş halidir atların başı dumanlı dağların eteklerinde hesapsızca bir hayat sürmeleri… Anadolu’nun pek çok yöresinde çiftçiler kışları bakma imkânı olmadığından yazın kullandıkları atları mevsimi gelince doğada yılkıya bırakır. 

Ne var ki insanoğlu bu hayatı bile çok görmeye başladı onlara. Tarım arazilerine zarar verdikleri için Konya Karaman ve Erciyes’in eteklerindeki Erciyes atları dağıtıldı bir süre önce. Şu an Türkiye ve belki de dünyadaki en kalabalık yılkı atı sürüsü Kayseri’deki Hürmetçi Sazlığı’nda yaşıyor. Öğretmenlik yapmak üzere geldiği Kayseri’de yılkı atlarının varlığını fark eden ve onları fotoğraflamaya başlayan Nuri Çorbacıoğlu, zaman içinde belgeseller de yapmış onlar hakkında. Hürmetçi Sazlığı’ndaki yılkı atlarının da diğer yaban atları ile aynı kaderi paylaşmaması ve varlığını sürdürebilmesi için çaba harcayan Çorbacıoğlu’na yılkı atlarının hikâyesini sorduk.  

Hürmetçi Sazlığı’ndaki yılkı atları ile yollarınız nasıl kesişti? 

Bir arkadaşım sazlıkta otlayan serbest atlar olduğundan bahsetmişti. Fotoğrafın verdiği keşif ruhuyla Kayseri’de dolaşırken bir gün tesadüfen yüzlerce atın bir araya toplandığına şahit oldum. O zaman atlar çok daha vahşilerdi. Köylüler sadece satacaklarında ya da ihtiyaç olduğunda topluyorlardı. Beni hayatım boyunca heyecanlandıran en önemli konulardan biri oldu bu. O atları takip ettim, köyde birinin ahırına girdiler. Kimindir bu dedim, Ali Dayı diye birinden bahsettiler. Dededen beri at tüccarı imiş. Yüz yıldır o köyde bu ailenin çok fazla atı var. Eskiden 100-200 kadarsa şimdi 400-500 tane at var. Son dönemde traktör yaygınlaşıp ata olan ihtiyaç azalınca atların da sayısı artmış. Atlar Hürmetçi Sazlığı’nda yarı vahşi bir şekilde çoğalmaya başlamışlar. Yazın tarım arazilerine zarar vermesinler diye toplanıyorlar ama onun dışında sürekli çayırda otluyorlar. Kış şartları çetin olduğunda Ali Dayı onları besliyor. 

Peki nasıl böyle bir foto safari rotasına dönüştü burası? 

Başta Ali Dayı da atlar bu işe hazır değillerdi. O süreç biraz zaman aldı. Ben sadece Ali Dayı ile ahbaplık etmek ve fotoğraf çekmek için gidiyordum. Sonrasında bir arkadaşım fotoğraflardan etkilenip ‘Biz buraya diğer fotoğrafçıları da getirmeliyiz’ dedi. Bundan Ali Dayı’ya da bahsettik. Atların görsel gücünü fotoğrafla birleştirme fikrinden böyle bir ürün ortaya çıktı. Kayseri turizmi için de bir katma değer oluşturduk. Nuri Bilge Ceylan’ın Altın Palmiye kazanan Kış Uykusu’nda bir sahne vardı. Netflix’e, National Geographic’e işler yaptık. TRT’ye belgeseller çektik. Feridun Düzağaç, Badem grubu gibi müzik gruplarına klipler çekildi. Kars, Yedigöller nasılsa yılkı atları da fotoğrafçılar için öyle gözde bir nokta oldu. Çünkü atlar çok estetik. Türkler için de çok derin anlamlar taşıyor. Şimdi sadece fotoğrafçılar değil keşif ruhunda olanlar da yılkı atları için buraya geliyor. Çünkü 300 atı bir arada görmeniz, onlar tozu dumana katarken, yer yerinden oynarken o heyecanı yaşamanız ancak şanslıysanız denk gelebileceğiniz bir durum. Ben buna ‘bir belgeselin içinde yaşamak’ diyorum. Dünyada bu kadar çok atı bir arada bulabilmek çok zor. Bunu sadece ben söylemiyorum dünyanın farklı yerlerinden gelen fotoğrafçılar da söylüyor. 

Fotoğraflarını çekmek dışında atlarla iletişiminiz nasıl?

Atlar bize alıştı biz de atlara. Şu an benim de 20-30 kadar atım var. Bindiğim atlarım da var üretim için de aldım. Bir süre sonra organik bağınız oluşuyor ve vazgeçemiyorsunuz.

Binicilik de yapılabiliyor yani sazlıkta…

Evet, bir binicilik ekibimiz de oldu. Herhangi bir çiftlikte binmiyorsunuz yüzlerce mandanın, at ve koyun sürüsünün içinde bir sazlıkta ata biniyorsunuz. Bu anlamda Hürmetçi Sazlığı çok bâkir bir yer. Bizim niyetimiz şu; özellikle yurtdışında Avrupa’da binicilik turizmi de çok keyifli ve ilgi görüyor. İnsanlara şunu anlattığımızda çok hoşlarına gidiyor: “Her yerde at binmiş olabilirsiniz ama biz size şunu vaat ediyoruz; 300 tane vahşi atı önünüze katacaksınız, dört nala koşturup geleceksiniz. At biniyorsanız bunu keyifle yapabilirsiniz.” Dolayısıyla gerçekten yılkı atlarının çok büyük bir geleceği var ben öyle ümit ediyorum. Bu atlar özgür yaşadıkları ve çalıştırılmadıkları için uzun ömürlü oluyorlar. Yılkı atları çok şanslılar çünkü doğalarına uygun yaşıyorlar. Serbestler. Kapadokya Güzel Atlar Ülkesi diyoruz. O atlar emin olun Erciyes’in eteklerinde yetişen güçlü, vahşi atlardı. Bu topraklarda binlerce yıldır bu atlar hep vardı. Biz buna sahip çıkabilirsek bu hikâyeyi bütünleştirebilirsek ülkemiz için büyük bir kazanım olur. Benim en çok hayal ettiğim şey ise Hürmetçi Köyü’ne bir Türk At ve Atçılık Müzesi kurmak. Biz Türkler için at bu kadar kutsal iken bugüne kadar bir Türk At ve Atçılık Müzesi kurmamışız.

Bu bölge ve yılkı atlarının bilinmesi bölgenin tahrip edilmesine yol açmaz mı?

Hürmetçi Sazlığı’nın belirli alanları, çorak olan bölgeler turizm için insanların girebileceği statüde olabilir. Ama hayvanlar, kuşlar, börtü böceğin yaşadığı alanlara insanları dahil etmemek lazım. Yoksa bir anda orada at ve mandadan çok insan olabilir. Ama insanlar gelip orayı görsünler ve gördüklerinde hassasiyet de göstersinler. Hürmetçi Sazlığı 13 milyon yıllık bir iç deniz. Sultan Sazlığı’nın hemen yakınında, şehre de yakın. Ama ne yazık ki insanlar tarafından verilen zararlar sonrası korunması, farkındalık oluşması gereken de bir alan. 

Neden sazlıkla ilgili farkındalık oluşturmak istiyorsunuz?

Şu an bir tehlike yok ama olmayacağı anlamına gelmiyor. Şöyle bir yanlış yapılmış; Kayseri Organize Sanayi Bölgesi Hürmetçi Sazlığı’nın bir kısmı kurutularak yapılmış. Sazlık kurutuldukça yeni fabrikalar eklenmiş. İki yıl önce bu durduruldu. Bölge ulusal öneme haiz ikinci derece sit alanı ilan edildi. Ama o statü üç yıl daha geçerli. Üç yıl sonra ‘Burası kurumuş zaten bir önemi yok. Hadi buraya fabrika yapmaya devam edelim’ de diyebilirler. Bizi tedirgin eden de bu. İşte bu atlar sazlığa sahip çıkmış olacaklar. Çünkü orada 2 bin kadar manda, yüzlerce koyun var. Orada bir gerçek köy hayatı devam ediyor. Binlerce kuş barınıyor. Sultan Sazlığı’nın devamı bir bakıma. Dolayısıyla Hürmetçi Sazlığı dikkat çekilmesi gereken noktalardan. Ümit ederim atlar başrolde olmak üzere o sazlığın kıymeti bilinir.

Öğretmenlik yapmak üzere geldiği Kayseri’de yılkı atlarının varlığını fark eden ve onları fotoğraflamaya başlayan Nuri Çorbacıoğlu, sazlığın ve yılkı atlarının bilinirliğini arttırmak için Hürmetçi Köyü’ne Türk At ve Atçılık Müzesi kurmak istiyor.

Rahvan atlara sahip çıkmamışız

Yılkı atlarını evcilleştirmek ne kadar zaman alıyor? 

Atın karakterine göre değişir. Birkaç günde evcilleşen at da var, birkaç ayda evcilleşen de. İki üç yaşlarında bir tayı yakalıyorlar, yaklaşık bir ay sonra binilebiliyor. Bazılarının karakteri çok farklı, yıllardır binilmeyen çok zor atlar var. Bunlar rahvan at. Türk rahvan atının özelliği çapraz yürüyüşü. Bu yürüyüş tarzı atı da biniciyi de yormuyor. Arap ve İngiliz atları dört nal yaptıklarından sizin senkronize olmanız lâzım ve yorucudur. Rahvan atların rahat oluşundan dolayı biz Orta Asya’dan buraya bu atları getirdik. Uzun yol alabiliyorduk, daha dayanıklıydı. Rahvan atları konforlu olduğu ve sarsmadığı için eskiden “Üzerinde Türk kahvesini köpüğünü dökmeden içebilir ve yol alabilirsiniz.” denilirmiş. Fakat biz bunu sahiplenmemişiz. Bulgarlar sahiplenmiş ve Bulgar rahvan atı diye bir şey çıkmış.