22 Ekim 2021 Cuma / 16 RebiülEvvel 1443

Dünya 'Türkleri' izliyor! ''Bu çok önemli bir güç unsuru''

Diplomasi Vakfı tarafından düzenlenen 'Türkiye'nin Yumuşak Gücü: Türk Dizi Sektörü Sempozyumu' başladı. Bilgin, 'Türkiye, kültürel hinterlandının yanı sıra Latin Amerika ve Uzak Asya gibi aslında kültürel hinterlandımızda yer almayan ülkelerde bile diziler vasıtasıyla çok önemli kültürel etkiler bırakabiliyor. Bu çok önemli bir güç unsurudur.' değerlendirmesini yaptı.

AA17 Eylül 2021 Cuma 11:17 - Güncelleme: 17 Eylül 2021 Cuma 14:06

Türkiye'de dizi sektörünün sorunlarının tanımlanması ve çözüm önerilerinin geliştirilerek bu sorunların giderilmesi için bir yol haritasının çıkarılmasının hedeflendiği sempozyum, Conrad İstanbul Bosphorus'ta gerçekleştiriliyor.

Sempozyumun "Türk Dizileri ve Kültürel Diplomasi" başlıklı ilk oturumunu Diplomasi Vakfı Direktörü Doç. Dr. Oğuzhan Bilgin yönetti.

Oturumda konuşan TRT Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Oğuz Göksu, yabancı halklar arasında kültürel bir geçişkenlik yaşandığını, bunun işlevsel bağlamda da karşılık bulduğunu söyledi.

Dijitalleşmenin ve sosyal medya platformlarının öne çıktığı bir dönemde güvenin en temel mesele haline geldiğini vurgulayan Göksu, "Diziler de bunu sempatik bir şekilde gerçekleştirebiliyor, sosyal değişimin tetikleyicisi oluyor. Ancak en önemli unsur, dizilerimizin Türkiye'yi cazip kılması, merak edilen ve ilgi duyulan ülke olarak konumlandırması ve benim en önemli gördüğüm konu, kalıp yargıları kırması." şeklinde konuştu.

Yapımcı Mehmet Bozdağ, dizi sektörünün temsilcilerinin bir araya gelerek ortak bir sinerji oluşturması gerektiğini söyledi.

Sinema ve dizi sektörünün ticari ve finansal yöntemlerle daha da büyümesinin mümkün olduğunu ifade eden Bozdağ, "Türkiye'de başka yapım şirketleri kurularak özellikle yabancılar, sistemin dengesini de bozdular. Müthiş derecede fiyatlar arttı, kaşeler arttı, gelir oranlı olmadığı ölçüde onlar iflas etti, çekip gitti, sektörde güven problemi oluştu ve benzer sorunlar yaşandı." dedi.

Bozdağ, yapımların dijital platformlarda yer almasının yurt dışına satılacağı anlamını taşımadığını, dizi ihracatı için bir strateji belirlenmesi gerektiğini belirterek, "Biz zaten dünyada ikinciysek biz neden yabancı ülke platformlarına iş yapar hale geliyoruz ki? Biz zaten dünyanın her yerine dizi satabiliyoruz." ifadesini kullandı.

- "DOĞRU BİR İŞ YAPTIĞINIZDA BİRİLERİNİ RAHATSIZ EDİYORSUNUZ"

Oyuncu ve yazar Bahadır Yenişehirlioğlu, "Payitaht Abdülhamid" dizisinin yayına başladığı andan itibaren çeşitli eleştiriler aldıklarını anlatarak, "Biz yayına başladıktan ve yol aldıktan sonra bir bakıyorsunuz Fransız entelektüelleri televizyonda güya 'Payitaht Abdülhamid'in ne kadar şovenist bir dizi olduğu ve ne kadar tehlikeli olduğuna' dair görüşler bildirdi. Avrupa Birliği raportörleri bir araya gelerek Türkiye'ye baskı yapılması ve bu 'şovenist dizinin' yayından kaldırılması gerektiğine dair programlar yaptılar." dedi.

Dizilerin etkili olmaya başlamasıyla önünün kesilmesi için de karşıt çabaların ortaya çıkabildiğini ifade eden Yenişehirlioğlu, "Biz doğru bildiğimiz işi yapmak mecburiyetindeyiz ama kreatif değerlere sonuna kadar bağlı kalarak, görsel bir şölen ortaya koyarak. İster günümüz işi yapalım, ister tarihi diziler çekelim. Bunun karşılığı öyle ya da böyle mutlaka alınacak." şeklinde konuştu.

Oyuncu İsmail Filiz, Türkiye'de çekilen dizilerin yurt dışına satılabildiğinin fark edilmesiyle hem yapımcıların hem de kanalların dizilere daha fazla yatırım yapmaya başladığını dile getirdi.

Dizilerin artık "Yurt dışında, hangi ülkeye, hangi oyuncuyla, nasıl satarız?" düşüncesiyle hazırlandığını belirten Filiz, şunları kaydetti:

"Türkiye'deki reklam fiyatlarının düşüklüğü sebebiyle kanalların yapımcılara vermiş olduğu bütçeler gerçekten sınırlı. Dolayısıyla diziler 'Türkiye'de satılan fiyatlar dizinin maliyetini karşılasın, yurt dışına satalım, oradan daha büyük miktarda para kazanalım' düşüncesiyle çekiliyor. Bu zaten hem yapımcının hem de kanalın işine gelen zaten olması gereken bir şey. Maddi manevi fayda sağlamadıktan sonra bu işlerin daha iyisini, daha büyük bütçesini, daha büyük projesini yapamayız."

"Diriliş Ertuğrul" dizisiyle başlayan tarihi projelerin "Payitaht Abdülhamid" ve "Kuruluş Osman" gibi yapımlarla devam ettiğini belirten Filiz, dün akşam izleyiciyle buluşan "Barbaroslar: Akdeniz'in Kılıcı" dizisinin büyük bir bütçe ve yatırımla kurulan özel bir platoda çekildiği bilgisini verdi.

Sempozyum kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda "Türk Dizileri ve Kültürel Diplomasi", "Türk Dizileri: Sorunlar, İmkanlar ve Türk Dış Politikası", "Küresel Kültür-Milli Kültür Denkleminde Türk Dizileri" konuları ele alınıyor.

Dizi sektöründeki oyuncu ve yapımcıların sektörle ilgili görüş ve önerilerinin yanı sıra konuyla ilgilenen akademisyenlerle durum analizi yapılarak sektörün geleceği tartışılıyor.

- "TÜRK DİZİLERİ ÖNEMLİ BİR GÜÇ UNSURU"

Türkiye'de dizi sektörünün sorunlarının tanımlanması ve çözüm önerilerinin geliştirilerek bir yol haritasının çıkarılmasının hedeflendiği sempozyumun açılış konuşmasını yapan Diplomasi Vakfı Direktörü Doç. Dr. Oğuzhan Bilgin, vakfın yeni teşkilatlanan ve Türkiye dış politikasını çalışan bir düşünce kuruluşu olduğunu söyledi.

Yeni yola çıkmış vakfın ilk etkinliklerinden birinin "Türk Dizi Sektörü Sempozyumu" olduğunu dile getiren Bilgin, Türkiye'nin ihraç ettiği diziler vasıtasıyla önemli bir kültürel diplomasi yürüttüğünü vurguladı.

Bilgin, "Türkiye, kültürel hinterlandının yanı sıra Latin Amerika ve Uzak Asya gibi aslında kültürel hinterlandımızda yer almayan ülkelerde bile diziler vasıtasıyla çok önemli kültürel etkiler bırakabiliyor. Bu çok önemli bir güç unsurudur." değerlendirmesini yaptı.

Sempozyumda hem akademik olarak hem de sektörden katılımcılarla konunun ele alınacağını belirten Bilgin, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin bu gücü ne kadar kullanıp kullanmadığını, Türk dizilerinin dünyada Türk ve Türkiye imajına nasıl katkı yaptıklarını, Türk kültür, tarih ve değerleri ile Türkiye'nin milli duruşunu, meselelerini, pozisyonunu ve bunların Türk milletine ne kadar yansıdığını tartışmak istiyoruz."

Konunun hem küresel hem de yerel boyutu olduğuna dikkati çeken Bilgin, TRT 1'de izleyiciyle buluşan "Barbaroslar: Akdeniz'in Kılıcı" dizisinden de örnek vererek, Türkiye'nin kültürel güç unsurunu daha fazla kullanma iradesi gösterdiğini vurguladı.