26 Şubat 2021 Cuma / 14 Recep 1442
Gece modu

ABD işgali sonrası Kerkük Kürtleştirildi

400 yıl Osmanlı şehri kalan ve nüfusunun ezici çoğunluğu Türkmen olan Kerkük’ün demografik yapısı ABD’nin ilk Irak işgaliyle değiştirilmeye başlandı. Tapular yakıldı, yüzbinlerce Kürt yerleştirildi.

HABER MERKEZİ27 Eylül 2017 Çarşamba 07:00 - Güncelleme: 27 Eylül 2017 Çarşamba 07:00

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) tek taraflı bağımsızlık referandumunun ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgede Türkiye’nin tarihsel haklarına gönderme yaparak yaptığı açıklamadaki ‘Belgelerle konuşacağız’ sözünü değerlendiren uzmanlar, bu belgelerin devlet arşivlerindeki kişi ve vakıflara ait tapularla Ankara Antlaşması’ndan kaynaklanan haklarının olabileceğine dikkat çekti. SETA’dan Doç. Dr. Murat Yeşiltaş, Kerkük gibi Türkmen yerleşimlerin, defacto Kürt devleti ile resmi Irak devletine bağlı olması arasında, Türkiye açısından büyük fark olduğuna dikkat çekti. Irak’ta IKBY’nin tek taraflı bağımsızlık referandumu yapması kadar, referandum alanına tarihi Türkmen şehirleri Kerkük ve Musul’u katması da tepkileri daha da artırdı. 

İŞGAL SONRASI DEĞİŞTİ

Irak petrolünün mevcut üretiminin yüzde 40’ının gerçekleştiği için Barzani hükümetinin kendi federal yönetimine dahil etmeye çalıştığı Kerkük, 8.7 milyar varil petrol rezerviyle ülkenin adeta kalbi. Asırlardır Türkmen şehri olarak bilinen Kerkük’te, önce 1950’lilerde Araplaştırma, ardından 2003 yılından itibaren Kürtleştirme politikalarıyla Türkmen etkisi azaltılmaya çalışıldı. Ana unsurunu Türkmenlerin oluşturduğu Kerkük nüfusu, 2003’te 800 bin iken ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından Kuzey Irak’tan kaydırılan 500 bin Kürt ile 1.4 milyona çıktı. Göçlerden önce Irak hükümetinin 1957 yılından itibaren yaptığı nüfus sayımlarına göre ise eyalette Kürtler ve Araplar yoğunlukta olsa da kent merkezinin yüzde 37.6’sını Türkmenler, yüzde 33.3’ünü Kürtler ve yüzde 22.5’ini de Araplar oluşturuyordu. Irak Anayasasının 140. maddesine göre Erbil ve Süleymaniye gibi şehirleri de içeren 40 bin kilometre karelik alan bugün IKBY’ye bağlı olurken, ‘bir bölgeye bağlı olmayan vilayet’ olarak tanımlanan Kerkük ve Musul gibi şehirlerin statüsünün belirlenmesi daha sonraya bırakıldı. 

BM: FEDERASYON OLSUN

Devreye giren Birleşmiş Milletler(BM) heyeti tarafından hazırlanan raporda, ‘Irak’taki tüm sorunların anası’ olarak tanımlanan Kerkük’ün, IKBY’den bağımsız ama tıpkı Irak’taki Kürt bölgesi gibi ‘kendi kendini yöneten federatif yapıyla yönetilmesi’ önerildi. Bunun için de, bölgeye son yıllarda savaş ortamında göç edilenlerin geldikleri bölgelere dönmesinin ardından sayım ve referandum yapılması öngörülmüştü ancak tam tersine bölge yeni göçlerle Kürtleştirilmeye çalışıldı. 

TAPULARI YAKILDI

ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından ‘Tapu ve nüfus kayıtları yakılarak yok edilen’ Kerkük, DEAŞ’la mücadele adı altında IKBY yönetimine bağlı Peşmergenin kontrolüne geçti. Kerkük’te, 14 Mart 2017’de Irak bayrağının yanı sıra Bölgesel Kürt yönetimi bayrağı da asıldı ve tek taraflı referanduma zorla dahil edildi.

TÜRKİYE’NİN KOZU 1926 ANTLAŞMASI

IKBY referandumunu ve Türkiye’nin elindeki olası belgelere ilişkin değerlendirmede bulunan Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ortadoğu uzmanı Doç. Dr. Murat Yeşiltaş, son dönemde Türkiye’de tartışma konusu olan ‘Türkmen şehri Kerkük’ün Arap Bağdat yönetimi ile Kürt Erbil yönetimi altında olması arasında ne fark sorusuna da yanıt verdi. Doç. Yeşiltaş, şunları söyledi: “Ankara Antlaşması, 1926 yılında Türkiye ile Irak arasında yapıldı. IKBY’nin referandumu sonrasında Türkiye-Irak sınırında yeni bir devletin ortaya çıkması durumunda, bu antlaşma ortadan kalkacak. Türkiye bunu nasıl yorumlayacak. 1926 öncesindeki statüyü isteyip, Musul ve Kerkük’ü kendi sınırları içinde mi görmek isteyecek? Türkiye, bu bölgelere askeri müdahalede mi bulunur? Bunları göreceğiz, bu antlaşma, Türkiye’nin elindeki bir koz. Kerkük’ün Kürt veya Arap yönetimine bağlı olması, Türkiye açısından tabii ki önemli. Türkiye, bu bölgenin kendi kendini yönetmesini istiyor. Bağdat yönetimiyle yapılacak görüşmelerle bu mümkün. Türkiye, Kerkük gibi Türkmen bölgelerinin çatışmalara maruz kalmasını da istemiyor.”

Sinsi plana karşı ortak hücum

Şırnak’ın Silopi ilçesindeki Habur Sınır Kapısı yakınlarındaki tatbikatta 3’üncü safha bugün başladı. Tatbikatta, Türk ve Irak askerleri birlikte mevzi aldı. Irak’taki Bölgesel Kürt Yönetimi’nin bağımsızlık referandumu kararı ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri’nce Şırnak’ın Silopi İlçesi ile Habur Sınır Kapısı arasında 18 Eylül’de başlatılan askeri tatbikat devam ederken, tatbikata katılmak için önceki gece askeri uçakla gelen yaklaşık 30 Irak askeri de tatbikata katıldı. Tatbikat alanına getirilen Irak askerlerine önce tatbikat ile ilgili bilgi verildiği belirtildi. 

Tank, zırhlı personel taşıyıcı, hava savunma sistemlerini taşıyan askeri araçların katıldığı tatbikatı 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Karamahmut yönetiyor. Tatbikatta, çadırdaki eğitimden çıkan Irak askerleri, Türk askerleriyle birlikte ellerinde Türk ve Irak bayraklarıyla zırhlı personel taşıyıcılara bindi. Araçların üzerinde Türk ve Irak bayrakları olduğu görülürken, askerler tank ve zırhlı araçlarla manevra eğitimi yaptı. Hem Türk hem de Irak bayrağının dalgalandırdığı tanka binen Irak askerinin zafer işareti yaptığı görüldü.