Şirketten yapılan açıklamaya göre, Avrupa ülkelerinin Kuzey Denizi'ni temiz enerji merkezine dönüştürmek amacıyla imzaladığı uluslararası Hamburg Deklarasyonu'nun hedefleriyle uyumlu ve deniz üstü rüzgar enerjisi desteğiyle daha fazla hidrojen üretiminin amaçlandığı projeyle Avrupa'nın enerji bağımsızlığının güçlendirilmesi amaçlanıyor.
H2DO yanında H2sea, Haskoning, TCI Risk Management ve ECHT Regie in Transitie şirketleri konsorsiyumda yer alıyor.
Söz konusu ortaklık, teknik ve deniz yapıları geliştirmeden sertifikasyon, düzenleme, ticari yapılandırma ve pazar tasarımına kadar tüm değer zincirini kapsıyor.
ELEKTRONLARDAN YEŞİL MOLEKÜLLERE DÖNÜŞÜM SAĞLANACAK
Açıklamaya göre, Kuzey Denizi'nde hızla artan rüzgar kapasitesi nedeniyle Hollanda elektrik şebekesi giderek daha fazla sorun yaşıyor.
Deniz üstü rüzgar santrallerinde üretilen ancak iletim kısıtları nedeniyle karaya aktarılamayan elektrik, santrallere yakın noktalarda hidrojen üretiminde değerlendirilerek "elektronlardan yeşil moleküllere" dönüşüm sağlanacak.
Böylece şebeke üzerindeki yük ve artan maliyetler azalırken hidrojen mevcut boru hattı altyapısı üzerinden taşınabilecek ve bu da enerji sisteminde önemli tasarruf sağlayacak.
Kuzey Denizi rüzgarından yerli olarak üretilen yeşil hidrojen, ithal fosil yakıtlara ve kırılgan tedarik zincirlerine olan bağımlılığı da azaltmaya yardımcı olacak.
Açıklamada görüşlerine yer verilen H2DO Yönetici Ortağı Patrice Hijsterborg, söz konusu çalışmanın Hamburg Deklarasyonu hedeflerinin hayata geçirilmesine yönelik somut bir adım olduğunu belirterek, "Amacımız daha fazla deniz üstü rüzgar enerjisini açığa çıkarmak, kara üzerindeki alan ve su baskısını azaltmak ve dayanıklı bir Avrupa hidrojen değer zinciri kurmak." ifadelerini kullandı.