BM Güvenlik Konseyi, "Terör eylemlerinin uluslararası barış ve güvenliğe yönelik tehditleri" başlığı altında toplandı.
BM Terörle Mücadele Ofisi Genel Sekreter Vekili Alexandre Zouev, açılışta yaptığı konuşmada, Afrika, Orta Doğu ve Asya'nın belli bölgelerinde terör örgütü DEAŞ'ın oluşturduğu tehdidin sürekli arttığını savunarak grubun ve bağlı kuruluşların yeni yöntemlerle direnç göstermeye devam ettiğini öne sürdü.
Zouev, "Sürekli terörle mücadele baskısına rağmen yabancı terörist savaşçıları bünyesine katmaya ve yeni ve gelişmekte olan teknolojileri kullanmayı geliştirmeye devam eden DEAŞ, fırsatçı fon toplama, yasa dışı vergilendirme ve fidye yoluyla da finansman kaynaklarına erişimini sürdürebilmiştir." dedi.
Yapay zeka teknolojisinin terörist gruplar tarafından özellikle gençleri ve çocukları hedef almak için giderek daha fazla kullanıldığı uyarısında da bulunan Zouev, bu kullanımın radikalleşme ve insanları örgütlere kazandırma amacı için yoğunlaştığının altını çizdi.
BM Terörle Mücadele Komitesi Yürütme Direktörlüğü İcra Direktörü Natalia Gherman da BM terör izleme ekibinin DEAŞ'ın giderek daha karmaşık hale gelen fon toplama ve propaganda stratejilerini belgeleyerek üye devletlere ilettiğini söyledi.
Gherman, Suriye'nin kuzeydoğusunda tutulan 26 binden fazla DEAŞ üyeleriyle aile bağları olduğu gerekçesiyle kamplarda tutulan kişilere de dikkati çekerek bunların büyük çoğunluğunun kadın ve çocuk olduğuna işaret etti.
Bu kişilerin kendi topluluklarına geri dönemediğini ve adil yargılanma hakkından mahrum bırakıldığını belirten Gherman, bu kampların yakından izlenerek kalıcı çözüm için sürekli uluslararası katılım gerektiğini söyledi.
Natalia Gherman, Afrika'dan Asya'ya terörist şiddetin birçok bölgede yoğunlaştığını ve DEAŞ'ın, aksiliklere rağmen mali ve askeri olarak dirençli olduğunu kanıtladığını öne sürerek BM'nin uluslararası barış ve güvenliği koruma ortak hedefini gözden kaçırmaması gerektiğini kaydetti.
"BM'nin DEAŞ tehdidiyle mücadele çabaları kritik önem taşıyor." diyen Gherman, bu çabalardaki hedefe ulaşmak için yeterli kaynak ve tüm üye devletlerin işbirliğinin şart olduğunun da altını çizdi.




